# (10/432) esas numaraları meclis araştırma önergesinin görüşülmesi hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mücahit Daloğlu (AK Parti, Erzurum)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim
- **Tarih:** 10 Nisan 2007
- **Gündem:** (10/432) ESAS NUMARALARI MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNİN GÖRÜŞÜLMESİ HAKKINDA
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b086/tbmm221530860034.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mucahit-daloglu-22-2007-04-10-10-432-esas-numaralari-meclis-arastirma-onergesinin-gorusulmesi-hakk

> Mücahit Daloğlu (AK Parti), 10 Nisan 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/432) ESAS NUMARALARI MECLİS ARAŞTIRMA ÖNERGESİNİN GÖRÜŞÜLMESİ HAKKINDA); konuşma 1.585 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MÜCAHİT DALOĞLU (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; başka ülkelerin tarih ve kültürleri konusunda kararlar almak, başka ulusları yargılamaya kalkmak ne milletvekillerinin ne senatörlerin görevi değildir diyerek sözüme başlıyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

NURETTİN SÖZEN (İstanbul) - Kendi elçilerini soruşturmak, yabancı ülkeyi soruşturmak mı?

MÜCAHİT DALOGLU (Devamla) - Biraz evvel konuşan değerli konuşmacı arkadaşlarıma da saygılarımı buradan iletiyorum. İfade ettikleri önerilerin tümüne de katılıyoruz. ,

Değerli arkadaşlar, elbette, burada tarihî süreci on dakikada yargılamamız ve irdelememiz imkânsızdır. 2005 Nisanında da bu kürsüden milletvekillerimiz, ayrıca şahsım da uzun bir zaman diliminde görüşlerimizi ifade etmiştik. Soykırım, inkarcılık yasası, bununla ilgili çıkarılan Batı parlamentolarının kararları, hepsi önümüzde durmaktadır. Ancak, Türk milleti olarak ve Büyük Millet Meclisi olarak bizler ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız, onun stratejilerirıi belirlemek adına da bugün Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuzun vermiş olduğu Meclis araştırmasıyla ilgili söz almış bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, öncelikle sözlerime başlarken şunu bilhassa vurgulamak istiyorum: Konuşmamızın birçoğunda Ermenilerle ilgili sözlerimiz olacağı için, vatansever, Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı, gayretli, namuslu, çalışkan Ermeni vatandaşlarımızı, sanatkârlarını, bilim adamlarını, bu cümlelerimizi kullanırken onları tenzih ediyoruz ve buradaki iddiaların dışında tutuyoruz. Onların sözde soykırım iddialarına karşı Türk milleti arşivleriyle ve 128 toplu mezarıyla - maalesef çok acı bir şey, ama gerçek, keşke hiç olmasaydı bu toplu mezarlar- belgeleriyle cevap verecek bir konumda olmasına rağmen, onların sözde soykırım iddialarının bir diaspora -sanayisi diyoruz artık, endüstriyi de geçti- sanayisi hâline dönüştüğünü ifade etmek istiyoruz.

Bir örnek vermek istiyorum: Kanadalı bir firma "Ararat" isimli yaptığı filmden 3 milyon dolar para kazanıyor, ama, bu film için harcadığı para 15 milyon dolardır. Demek ki arkadaşlar, siyasetçisiyle, diaspora, sanatçısıyla, sanatıyla, birçok kurumlarıyla tamamen bu sözde soykırım iddialarını bir endüstri ve sanayi hâline dönüştürmüş ve bunu suistimal etmektedir. Onlara da şurîu soruyoruz buradan, diyoruz ki: Ey diaspora, bizi sözde soykırımla suçlarken şuhlara dikkat edebiliyor musunuz? Bir, hiçbir mesnedi olmayan bu ağır ithamlar bir insan haklan ihlali değil midir muhatabı için? İki, konuyu tamamen siyasallaştırma çabası gösteriyorsunuz. Üçüncüsü, hukuka uygun dav- ranmıyorsunuz ve en önemlisi de, bir ulusu doğrudan suçluyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; Türk milleti, dün veya bugün tarih sahnesine çıkmış, tarihi olmayan, medeniyeti olmayan uyduruk bir toplum değil ki, sen çıkmış bana bu soykırımı iddia ediyorsun. İki bin beş yüz yıllık yazılı tarihi olan ve bu iki bin beş yüz yıllık tarih mecrası içerisinde -sembolize edilen 16 devlet ama, tarihçilerimiz bilirler- yüz küsur devlet kurmuş," Çin Sed- di'nden Roma'ya kadar fetihler yapıp medeniyetler yaratmış ve binlerce kavimle -ifade etmek istiyorum- yani, Medleriyle, Persleriyle, Çin'iyle, Hint'iyle; ondan sonra, Ortodoks Balkan ülkeleriyle, Slavlarla ve en son Roma'yla, Bizans'la, Araplarla muhatap olan bu millet saysan bir yüzlerce millet ve binlerce tarih, iki bin beş yüz yıllık tarihte hiç böyle bir mesnetsiz iddia yok da, hiçbir sabıkası yok elhamdülillah Türk milletinin ve bin yıllık Ermeni vatandaşlarımızla yaşadığımız süreçte de bir problem yok, "Milleti sadıka" demişiz. Ermeni vatandaşlarıma da buradan ben tebşir ediyorum, yani o kardeşlerimiz de Selçuklu döneminde, Osmanlı döneminde, Cumhuriyet döneminde Türk milletine, Türk devletine sadakatle bağlı insanlar var ve musikimize, bestelerimize, güftelerimize imza atan Ermeni sanatçılar var, onları burada minnetle ve şükranla anıyoruz; mimarimize katkısı olan insanlar var. Ama, Türk milleti de onları bakan yapmış, onları müsteşar yapmış, büyükelçi yapmış. Yani, sayılarını saysam binlerce, yüzlerce, ama aklıma gelen Birinci Meşrutiyet Meclisinin Dışişleri Bakanı, Hariciye Nazırı Gabriel Noradukyan Efendidir. Niye? O da bir Türk vatandaşı, seçimle gelmiştir. Burada, izninizle rakamlarını ifade etmek istiyorum: Osmanlı döneminde 29 paşa, 22 bakan -ben birini söyledim- 33 milletvekili, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos ve tercüme odasında binlerce çalışan insan, bestekârlar, mimarlar, ziraatçılar vesaire, vesaire. Elbette biz bununla iftihar ediyoruz, bizim tarihimize de zenginlik katmış bu kardeşlerimiz, bu vatandâşlanmız. ""•

Biz bunları bilirken ve kadirşinas davranırken, bunu bilmeyen Ermenilere ne oluyor? Bu kürsüden bizim mesajımız onlara olsa gerek. Yoksa, sade Ermeni vatandaşlarımızın da bizimle aynı duyguları paylaştığından da eminiz. '••>.'- •••..' *; / Değerli arkadaşlar, geçen seneler gündeme gelen ve popülist olan bu Mavi Kitap, -Blue Book adıyla yayınlanan Mavi Kitap- Arnold Toynbee gibi çağımızın çok büyük bir tarihçisi tarafından yazılmıştır, ama hiç kimse hafızasını karıştırmasın, Arnold Toynbee'nin hakkını teslim etmemiz gerekir. Çağımızın en değerli tarihçilerinden birisidir. Ancak kendisi de ölümüne yakın yıllarda ifade etmiştir, "Bunlar bilgi notlarıdır, devşirme notlardır." Bazılarına istatistik ve rakam verememiştir. "Böyle söylenmiştir" diyerek kendisi de bunu bir şekilde ifade etmiştir.

Bu Mavi Kitap'taki isnatlar tamamen İngilizlerin ve o zamanki Avrupa'nın, Amerika'yı savaşa sokmak ve kendilerini masum ve mazlum konuma düşüren Ermenilerin de acaba, bir bağımsızlık koparabilir miyiz sevdasıyla ortaya atmış oldukları bir ifadedir. Hâlbuki -biraz evvel, Sayın Şükrü Elekdağ ifade ettiler, katılıyorum- biz, bu konularda geç kaldık. Hangi konuda? Ermeniler, 1829 yılında değerli arkadaşlarım, Yunanistan'ın bağımsız olduğu yıl, acaba, biz de bağımsız olabilir miyiz diye, Rus Genelkurmayını ziyaret ederek Papaz Nerses Efendi komutasında bağımsızlık sevdasına düşmüşlerdir. Ee tabii, hepinizin malumu, yani, İngiltere, Orta Doğu'da ve Uzak Asya'da kendine sömürgeler ararken Osmanlı'yı bir şekilde meşgul etmek istiyor. Elbette, Ermeniler, onlar için fevkalade müsait bir konum. Dolayısıyla, Tiflis'te ve Cenevre'de kurdurulan Hınçak ve Taşnak terörist teşkilatlarıyla, Osmanlı Devleti'nde, bir sürü anarşist ve terörist olaylara katılıyorlar. Osmanlı Devleti yedi cephede savaşırken özellikle, Suriye, Basra, Galiçya ve Kafkasya cephesinde yoğun savaşlar varken ve seferberlik ilan edilmişken, Rus ordularının Doğu Anadolu Bölgesi'nin işgalini kolaylaştırmak, akabinde de Türkleri katlederek bağımsız bir Ermenistan devleti kurmak çabasıyla burada çeşitli katliamlara girişmişlerdir. Acıdır, Erzurum'da, üç tane de papazı kilisede öldürmüştür Taş- nakçılar, çünkü, onlar, "biz, bu Türklerle, Müslümanlarla bin yıllık komşuyuz, yapmayın, etmeyin" diyerek, Ermenilerin Türkleri öldürmesine müdahale etmişler, ama, kendi soydaşlarını da öldürecek kadar gözleri kararmış çetelerdir.

Şimdi, Avrupa parlamentolarındaki, bire bir, milletvekillerine ve parlamentolarına sesleniyoruz: Madem, siz, bu kadar araştırmayı seviyorsunuz, ne olur, bunları bir araştırın o zaman. Hâlbuki, sorulduğunda, bizim komisyondaki arkadaşlarımız tarafından sorulduğunda, yahu, bize böyle denmişti, pek de bilmiyormuşuz... Bir milletvekiline, bir parlamentonun manevi şahsiyetine böyle bilgisizlik yakışmaz, başkalarından duyma bilgilerle, üç bin yıllık tarihî geçmişi olan bir milleti ka- ralayamazsınız zaten. Ama, bu, onların yanına kalmaz tabii, çünkü, iftirayla, bühtanla ve bu tip yanlış bilgilerle bir milleti üzebilirler, ama, hiçbir dayatmalarını kabul ettiremezler.

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekili arkadaşlarım, bu diaspora konusunda bir şeyi de ifade etmek istiyorum. Şimdi "inkâr yasası" adı verilen bir yasayı çıkardılar. Bu inkâr yasasında -tabii ki, Batı ahlakında güzel bir şey- inkârı çok büyük ayıp ve suç sayıyorlar, yaptığın bir şeyi inkâr etmeyi. Bu, doğrusu Yahudilerle ilgili çıkarılan bir yasaydı ve 1948 yılında çıktı soykırım yasası, evvelinde böyle bir durum da yoktu. Soykırımın tanımını yeniden yapmayalım, ama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Daloğlu, lütfen, toparlayınız.

Buyurun.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim.

...bir milletin, bir ırkın, bir dinin planlı olarak ve sistemli olarak başka bir ırkı, milleti doğumundan, çocuğundan, bütün yaşıtlarına kadar planlı bir şekilde yok etme uygulamasıdır. Böyle bir şeyi nasıl düşünebiliyorlar ve nasıl isnat ediyorlar, anlamak güçtür.

O hâlde, değerli arkadaşlar, diaspora olsun, Ermenistan'daki Ermeniler olsun, Türkiye Cumhu- riyeti'yle komşu oldukları için şunu hatırlatmak istiyoruz: Sovyet Cumhuriyetlerinden bağımsız olduklarında, belki -birinci demeyeyim ama- ilk defa onlan komşuluk hukuku açısından tanıyan ve onlara Azerbaycan'la savaşta bulunmalarına rağmen insani yardım noktasında ilaç, gıda takviye eden bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi onurlu bir komşularının olduğunu, kendine güvenen, böyle duygusal davranışlardan arınmış bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümeti olduğunu unutmasınlar. Onlara her türlü dostluk elini uzatıyoruz. O bakımdan, kendileri de, lütfen, bu şekilde davranırlarsa, her iki toplumu da üzmemiş olurlar.

Daha geçtiğimiz aylarda, Van Akdamar Adası'nda, onarımı Kültür Bakanlığımız tarafından yapılan ve aslına uygun bir şekilde restore edilen anıt kilise olarak kabul edilen Akdamar Kilisesi açıldı. Türk milleti olarak hepimiz bundan mutlu olduk. Bir cemaatin, bir dinin eseri, kültürü kendilerine kazandırılmış oldu. Bu bir dostluk, kardeşlik adımı değil midir?

Onun için, diasporaya ve Ermenistan Cumhuriyeti'ne sesleniyoruz: Siz de, gücünüz varsa, moraliniz varsa ve hakikaten kendinizi aşmışsanız, Türk kültür ve eserleriyle ilgili bir jestte bulunun bakalım. Onun için, komşuluk ilişkilerimizin bu şekilde geliştirilmesini de biz arzu ediyoruz.

Değerli arkadaşlar, son olarak, Cumhuriyet Halk Partimizin bu konuda Meclis araştırması açılmasıyla ilgili önerisini de saygı ve muhabbetle karşılıyorum, çünkü, bir millî konu, ancak, zamanlama olarak, strateji olarak da yanlış olduğuna inandığımız için, kanaatlerine katılmadığımızı ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Daloğlu, lütfen, teşekkür için, buyurun.

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim.

Çünkü, araştırma komisyonunun asgari çalışma süresi üç ay. Önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim atmosferini düşünürsek, hepimiz komisyonlarda çalışıyoruz, buraya mesai bile veremeyiz. Şu anda, bağlı olduğumuz komisyonlara bile zaman zaman devamsızlık yaptığımızı biliyoruz. Onun için, bunun zamanlaması yanlıştır.

Daha evvel, hem iktidar hem muhalefet partilerimiz, 2005 Nisanında Ermenistan'a ve Ermenilere, bu konuda açık yüreklilikle "Arşivlerinizi açın; bu iş, siyasetçilerin, parlamentoların işi değil, arşivlerin ve tarihçilerin işidir, onlara bırakalım." dedik ve biz adımımızı attık, gene de atacağız. Onun için, bunu, yine biz tarihçilere bırakacağız, ama, elbette, işin siyasetini burada oluşturacağız.

Ayrıca, bugün, değerli arkadaşlarım, Millî Güvenlik Kurulu toplantısı devam ediyor, Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız da bu Kurulda toplantıdalar. Yani, konunun uygulayıcıları, yürütme organının muhatapları şu anda yanımızda değiller ve bu konudan haberdar değiller. Onun için, aslında onların da bulunabileceği... Örneğin, yarm da yapılabilirdi, bu teklif de getirildi, ama, Cumhuriyet Halk Partisi kabul etmedi her nedense.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALUK KOÇ (Samsun) - Yani, yarın olsa kabul mü edeceksiniz?

BAŞKAN - Sayın Daloğlu. Lütfen...

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Son sözüm Sayın Başkanım.

Türkiye Cumhuriyet Hükümeti ve Parlamentosu, Ermeni meselesini, evet, ayranımız kabardığında değil, saman alevi gibi değil -Sayın Elekdağ'a da teşekkür ediyorum, burada ifade etmişlerdir, katılıyorum- sistemli ve sekreteryalı bir şekilde, kurumunu oluşturup bunu ilanihaye ve geçmişte de geç başladığımız için, o mesafeyi de ikmal ederek, Türk milletine ve devletimize bu hizmeti hayırlı yapacağımıza inanıyorum.

TUNCAY ERCENK (Antalya) - Sonuç olarak, araştırma önergesine ne diyeceksiniz?

MÜCAHİT DALOĞLU (Devamla) - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mücahit Daloğlu (AK Parti, Erzurum). “(10/432) esas numaraları meclis araştırma önergesinin görüşülmesi hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 86. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mucahit-daloglu-22-2007-04-10-10-432-esas-numaralari-meclis-arastirma-onergesinin-gorusulmesi-hakk (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c153/b086/tbmm221530860034.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
