# Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP, Bartın)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim
- **Tarih:** 15 Ocak 2008
- **Gündem:** TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhammet-riza-yalcinkaya-23-2008-01-15-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap

> Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP), 15 Ocak 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TEMEL CEZA KANUNLARINA UYUM AMACIYLA ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.: 56)); konuşma 940 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 56 sıra sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın on beşinci bölümüyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, on beşinci bölüm, madde 421’den başlamakta ve madde 450’de bitmektedir. Bu bölümde yer alan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu; 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 2841 sayılı Zorunlu İlköğretim Çağı Dışında Kalmış Okuma-Yazma Bilmeyen Vatandaşların Okur-Yazar Duruma Getirilmesi veya Bunlara İlkokul Düzeyinde Eğitim-Öğretim Yaptırılması Hakkında Kanun, 2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklikler yapılmıştır.

Yukarıda bahsi geçen kanunların değişen maddelerinde para cezaları ve hapis cezalarının güncelleştirilmesi, temel ceza kanunlarına uyumlu hâle getirilmesinin hedeflenmesine karşın, yasanın gerek hazırlanış tekniği gerekse içeriğinde bulunan hatalar nedeniyle arzu edilen amaçlara ulaşılamamıştır.

On beşinci bölümün kapsadığı maddelerin içeriğine baktığımızda bu durum daha somut bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’na baktığımızda, bu Kanunla amaçlananın, çalışma barışını sağlamak, işçi ile işveren ilişkilerini düzeltmek, güçlü sendikacılık ilkesine uygun olarak işçi haklarını güvence altına almak, buna karşılık hakkın kötüye kullanılmasını engellemek olması gerekir. Bu nedenle, grev yasaklarının tamamen kalktığı, Avrupa Birliği standardına, Uluslararası Çalışma Örgütü ILO standardına uygun grev ve lokavt kanununun çıkması için gerekli olan çalışmaların desteklenmesi gerekmektedir. Ülkemizdeki sendikal mevzuat, çalışanları, yapay olarak, kamu çalışanı, memur ve işçi diye ayırmış olup bu iki çalışan grubu ayrı sendika yasalarına ve prosedüre tabi tutmuştur. Kamu çalışanlarının gerçek anlamda toplu iş sözleşmesi yapma, uyuşmazlık çıkması hâlinde grev uygulaması hakkı bulunmamaktadır. Çalışanların ortak örgütlenmesini ve mücadelesini engelleyen, aralarında yapay ayrılıklar yaratan mevzuatlar da değiştirilmelidir.

2841 sayılı Zorunlu İlköğretim Çağı Dışında Kalmış Okuma-Yazma Bilmeyen Vatandaşların Okur-Yazar Duruma Getirilmesine veya Bunlara İlkokul Düzeyinde Eğitim-Öğretim Yaptırılması Hakkında Kanun’un genel amacı, zorunlu ilköğretim çağı dışında kalmış, okuma ve yazmayı bilmeyen veya çok az bilen bütün vatandaşların Türk millî eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak devletin gözetim ve denetimi altında okuma ve yazma öğrenmelerini veya ilkokul düzeyinde öğrenim yapmalarını sağlamaktır. Ülkemizin önünde temel iki büyük problem bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi yoksulluk, diğeri de eğitimsizliktir. Yoksulluk ve eğitimsizliğin birleştiği yerde ülke problemlerinin çözümü zorlaşmaktadır. Ülkemizde ilköğretim çağında 667 bin kız, 444 bin erkek çocuk çeşitli nedenlerle okula gidememektedir. Eğitimin temel bir hak olduğundan yola çıkıldığında, yaklaşık 1 milyonu aşkın insanımızın kendi temel hak ve özgürlüklerinden habersiz yaşamlarını sürdürmekte olduğu açıkça görülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığınca asıl yapılması gereken, okuma-yazma bilmeyen gerçek nüfusu tespit ederek onlara gerekli eğitim imkânını sunmak ve ülkemizin okuryazarlık düzeyini yükseltmek olmalıdır. Her okula bilgisayar ve İnternet bağlandığını her yerde ifade eden Sayın Millî Eğitim Bakanına, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayan insanlarımızın eğitim problemlerini çözmek için, töreler karşısında ezilen, ikinci sınıf insan muamelesi gören, okuma yazma bilmeyen kız çocuklarımız için ne yaptığını ve ne kadar da başarılı olduğunu sormak gerekir.

Türkiye genelinde okuryazarlık oranı yüzde 85 iken, bu oran, bu bölgede yüzde 68’e düşmüştür. Ülke genelinde yüzde 9,8 olan okul öncesi eğitim oranı, bölgede yüzde 2’ler seviyesindedir. Hükûmetin herkes için okuryazarlığı yaygınlaştırması, yetişkinlerin ve ailelerin katılımını teşvik etmesi için gerekli tüm adımları atması gerekmektedir.

2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi Hakkında Kanun’la da fındık üretiminin en uygun alanlarda yapılmasının ve üretiminin talepteki gelişmelere göre yönlendirilmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir. Türkiye’de, yirmi iki ilde, yaklaşık 400 bin çiftçi ailesi, toplam yaklaşık 625 bin dekar arazide fındık üretimi yapmaktadır. Bu tarımsal faaliyet, yaklaşık 3 milyon insanın geçim kaynağını oluşturmaktadır. Yıllık ortalama üretilen 500 bin ton kabuklu fındığın yüzde 6’sı yurt içerisinde tüketilmekte, yüzde 94’ü ise ihraç edilebilmektedir. Dünya fındık üretiminin yaklaşık yüzde 75’ini sağlayan Türkiye, fındık üretiminde gerçek bir tekel konumundadır.

Son üç yıldır, FİSKOBİRLİK’in AKP İktidarından özellikle bağımsız davranarak üreticiyi tatmin edecek düzeyde alım fiyatı belirlemiş olması, bazı ihracatçıları, aracıları ve bu çıkar çevrelerinin etkisinde kalan siyasal iktidarı rahatsız etmiştir. Bu uygulama sonucu ihraç fiyatları artmış, cari işlemler açığının daha da büyümemesine katkı sağlamıştır. Ancak 2002 yılından itibaren destekleme fiyatlarının kaldırılmasıyla, kırk yıldır fındık alımını gerçekleştiren FİSKOBİRLİK, Hükûmet tarafından cezalandırılarak alımlarda yalnız bırakılmıştır. Kaynak yetersizliği sebebiyle FİSKOBİRLİK piyasada regülatör görevini yapamadığından, üretici fındığını değer fiyatlardan satma imkânı bulamamıştır.

Hükûmet tarafından Toprak Mahsulleri Ofisinin devreye sokulmasıyla, Ofis yetmiş noktada 67.610 ton fındık alımını üreticiden maliyet fiyatlarının çok çok altında almayı becermiştir. Bu durumda kazanan yine fındığı ucuz kapatanlar, kaybedenler ise her zaman olduğu gibi üreticiler olmuştur.

2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun amacı, yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşları ve bunların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek, yardımın toplanmasına, kullanılmasına ve denetlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanunun 28’inci, yardımın devlet malı sayılması maddesi ve 29’uncu “Cezalar” maddesi değiştirilerek, cezalar artırılmıştır.

Kamu yararına uygun olarak amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek veya destek olmak üzere, gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergiler yardım toplayabilmektedir.

Bu toplanan yardımların denetimlerinin Hükûmet tarafından sıkı bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde herkesin insani duygularla bağışlarda bulunduğu Deniz Feneri Derneğine ilişkin basında yer alan haberleri örnek olarak vermek isterim. Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızdan, yardım amacıyla, 2002-2006 yılları arasında, Deniz Feneri Derneği tarafından toplam 14 milyon euro toplandığı, bu paranın 8 milyon eurosunun başka bir özel TV kanalı olmak üzere çeşitli firmalara aktarıldığına yönelik basına yansıyan haberleri hepimiz izledik ve gazetelerde okuduk. Bu örnek, denetimlerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyması açısından oldukça önemlidir.

Bunun dışında, makbuzsuz, nereye ne topladığı belli olmayan şahıslara, gruplara da tolerans tanınmamalı, kanunun maddeleri uygulanmalıdır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun amacı, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarıyla ilgili tanımları belirlemek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muhammet Rıza Yalçınkaya (CHP, Bartın). “Temel ceza kanunlarına uyum amacıyla çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.: 56)”. TBMM Genel Kurulu, 49. Birleşim tutanağı, 15 Ocak 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhammet-riza-yalcinkaya-23-2008-01-15-temel-ceza-kanunlarina-uyum-amaciyla-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yap (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
