# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Doğan (Mardin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim
- **Tarih:** 16 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Muharrem Doğan, 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.043 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1066 sıra sayılı yasa tasarısının 8 inci maddesi üzerinde görüş belirtmek üzere, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısının bir getirisi yok ve sosyal boyutu da yoktur; çünkü, burada, bu yasa tasarısıyla, bürokratlarımıza bir prim verilmiş, ama, borçlulara da boyun eğdirilmiş bir yasa tasarısıdır. Şimdi, değerli arkadaşlar, 31 Mart 2005 tarihine kadar, Bağ-Kur alacakları 16,7 milyar YTL'dir; yani, 16,7 katrilyon; SSK alacakları da bu tarih itibariyle 4,6 milyar YTL, toplam 21,3 milyar YTL; yani, 21,3 katrilyondur. Ben, Sosyal Güvenlik Bakanına bir soru sormuştum; dedim ki: Getirmiş olduğunuz bu yasa tasarısındaki yeni yapılandırma bu borçları tasfiye edecek midir; bu sorun çözülecek midir? Maalesef, bana doyurucu ve mantıklı bir cevap verebilmiş değildir.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısı, yine, borç yapılandırılırken borca esas gecikme zamlarını TEFE ve ÜFE oranları esas alınarak düzenlenmiş bir tasarıdır. Buna da karşıyım. Ben, size şöyle bir şey hatırlatmak istiyorum: Halen, AK Parti Grup Başkanvekili olan Sayın Eyüp Fatsa'nın, 14.8.1999 tarihinde, bu Yüce Meclisin çatısı altında bununla ilgili yaptığı bir konuşmayı arz edeceğim: "Hepimiz biliyoruz ki, Devlet İstatistik Enstitüsünün fiyatları belirlemede sık sık kriter değiştirdiği gözlemlenmektedir. Bu durum, Türkiye gerçekleriyle ne derece uygunluk arz etmektedir." Bu söz, Sayın Fatsa'ya aittir. O halde, Türkiye gerçekleriyle uygun olmadığını beyan ettiğiniz Devlet İstatistik Enstitüsünün -veya Türkiye İstatistik Kurumunun- TEFE ve ÜFE oranlarını nasıl esas alıyorsunuz?! Geçmişte söylediklerinizin şimdi tersine icraat yapıyorsunuz. Böylelikle, kendi kendinizi eleştirmiş oluyorsunuz. Üstelik, TÜİK'in istatistikleriyle, enflasyonun tek haneli rakamlara düştüğünü, gayrî safî millî hâsılanın, 2005 yılının üçüncü çeyreğinde 7,3 oranında arttığını iddia edebiliyorsunuz. Ama, vatandaş, nedense, bu artışı cebinde bir türlü hissedemiyor. Oysa, siz, iktidar olduğunuzda "ilk iki sene bizden bir şey beklemeyiniz; ama, iki sene sonra elinizi cebinize attığınız vakit her şeyi hissedeceksiniz" dediniz.

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Üç seneydi o.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Şimdi, başka bir örnek vereceğim değerli arkadaşlar. Benim bu örnekleri vermekte ne kadar haklı olduğumu görüyorsunuz. Bakıyorum, AKP milletvekilleri, ön sırada oturmakla, burada konuşan hatiplere engel olmakla, sanki gelecek seçimde, onları, şehirlerinde birinci sıraya koyacaklarını anlıyorlar.

HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin) - Gelecekleri yok zaten.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Ben bunu anlıyorum. Lütfen, bu şeyinizden vazgeçin; konuşacak bir şeyiniz varsa, bir icraatınız varsa, lütfen, buraya gelin, gerçekleri konuşun, icraatlarınızı söyleyin, projelerinizi söyleyin; halk da inansın size, biz de inanalım.

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - Onları yapıyoruz da, yanlışları düzeltmemiz lazım.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Şimdi, Sayın Ergün Dağcıoğlu, yine 14.8.1999 tarihinde, Genel Kurulda yaptığı bir konuşmasında, sigortalının sağlık yardımından yararlanabilmesi için 120 gün hastalık primi ödemiş olması şartını eleştirerek "yeni bir sigortalı ve ailesi, 120 gün prim ödemeden hastalanmayacak ve iş kazası geçiremeyecektir; bu, çok hazin bir durumdur arkadaşlar" demiştir. Bu da, Sayın Dağcıoğlu'nun sözleridir.

ABDULLAH ERDEM CANTİMUR (Kütahya) - İş kazasında 120 gün şartı yok.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Evet, hazin bir durum vardır, katılıyorum, sonuna kadar katılıyorum; ama, sigorta borcu yeniden yapılandırılan bir sigortalının, borcun belli bir oranını ödemiş olmasını, sağlık sigortasından yararlandırılması için bir önşart olarak kabul edilmiş olması da, aynı derecede hazin bir durum değil midir? Bunu da ben size soruyorum. Bu şekilde, sigortalı ve Bağ-Kurlu ailesi âdeta kaderiyle baş başa bırakılıp, ölüme terk edilmiştir. Sayın Dağcıoğlu'na katılıyorum; ama, AK Partinin bunları çabuk unuttuğuna da şaşırıyorum.

Bir başka örnek vereceğim. Yine 16.8.1999 tarihinde... Değerli arkadaşlar, bu 16.8.1999 tarihi, o gün, 57 nci hükümetin, Fazilet Partisi milletvekilleri tarafından topa tutulduğu bir tarihtir herhalde, tarihe geçecektir.

Yine, Sayın Mehmet Altan Karapaşaoğlu arkadaşımızın sözlerini aynen buradan okuyorum: "Şimdi, düşünün, bir ülkede -grup adına konuşuyor- ekonomik birtakım sıkıntılar var ve birtakım bozukluklar var. İnsanların bir kısmı işlerini kaybetmişler, iflas etmişler. Ekonominin genel gereğidir bu; ama, tekrar işe başladıkları zaman, zaten zor olan imkânları veya olmayan imkânları içerisinde işe başlayacaklar ve bu defa 'ancak, bundan evvelki borcunu kapat' denilmek suretiyle, tekrar sağlık sigortasına kavuşturuluyor" demektedir Sayın Karapaşaoğlu. Burada da inkâr ediyorsunuz, burada da söylemlerinize maalesef sahip çıkamıyorsunuz.

Ayrıca, tasarının genel gerekçesinde, aktuaryel dengenin korunmasının öneminden bahsediliyor ve hükümet, sosyal güvenlik kurumlarının içinde bu-lunduğu acıklı durumun sorumlusu olarak, ne yazık ki, işçilerimizi, esnaf ve sanatkârlarımızı görüyor. Her zamanki gibi, sorumlu, vatandaştır. Neden; sigortasız çalışıyorlar ya da primlerini zamanında ödeyemiyorlar. Bunun sorum-lusu kim; vatandaş mı, yoksa hükümet mi? Yaklaşık üçbuçuk yıldır iktidardasınız ve Anayasayı dahi değiştirebilecek bir gücü sahipsiniz. Siz, milyonlarca işsiz insana iş gösterdiniz de, gelin, burada iş var dediniz de gelmediler mi?! Yoksa, ücreti az bulup da gelmediler mi?! Bugün, işsiz vatandaşlarımız, asgarî ücretin altında ve sigortasız çalışmayı kabul etmek zorunda kalıyorlar; çünkü, aç ve çaresiz olan bu insanlar, evine ekmek götürebilmek, eşinin ve çocuklarının yüzüne bakabilmek istiyorlar, huzurlu yaşamak istiyorlar. Bunları da biliyor musunuz; bunlar için bir projeniz, ürettiğiniz bir şeyiniz var mı, allahaşkına söyleyiniz.

Değerli arkadaşlar, 57 nci hükümeti kastederek "sosyal güvenlik kurumlarının çıkarları mı var, kim bunun sorumlusu; hükümete göre sorumlular işçiler, sigortalılar; siz, milyonlarca işsiz insana işyeri gösterdiniz, gelin, şurada sigortalı çalışın dediniz de bu insanlar gelip çalışmaktan mı kaçtılar..."

Sayın milletvekilleri, bu sözler bana ait değildir. Bu sözler kimindir biliyor musunuz; ben şimdi size söylüyorum: Bu sözler, Sayın Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e aittir ve bu sözleri yine bu Yüce Meclisin çatısı altında 16 Ağustos 1999 tarihinde söylemiştir. Şimdi, 2000 ve 2001 krizlerinden önce yapılmasına inandığınız işleri şimdi neden yapmaktan kaçıyorsunuz? Buna bir sayın grup başkanvekilimiz mi açıklama getirecek, bir başka milletvekili mi getirecek, bekliyoruz.

Değerli arkadaşlar, söyleyecek çok şeyler vardır; ama, bir teşekkürü de borç biliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Doğan.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, seçim bölgem Mardin'le ilgili bir şey söyleyeceğim, izin verirseniz. Mardinimiz dünya kenti, Süryanilerin ve Müslümanların bir arada yaşadığı, çanın ve ezanın paylaşıldığı hoşgörü diyarıdır. Bugüne kadar, bu ilimizde, ne yazık ki, ne bir üniversite ne bir fakülte yoktu. Ancak, YÖK Başkanı ve YÖK kurul üyeleri Mardinimizi ziyaret ettiler. O tarihî kültürümüzü gördükten sonra burada iki fakültenin kurulmasına karar verdiler. Tavsiye kararını aldılar. Dicle Üniversitesine bağlı olarak mimarlık mühendislik fakültesinin kurulması ve güzel sanatlar fakültesinin kurulmasına karar verdiler. Millî Eğitim Bakanımız da 21.1.2006 tarihinde Bakanlar Kuruluna sevk ederek çıkmasını sağlamıştır. Kendilerine teşekkür ediyorum. Burada emeği olan herkese teşekkür ediyorum; ancak, takdir edersiniz, bu fakültelerin sadece kâğıt üzerinde kalmasını da istemiyorum. Lütfen, buraya da ödenek gönderilsin. Bu fakültelerimiz eğitime başlasın ve cehalet zincirindeki halkaları eksiltmeye çalışsın diyorum, saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Doğan (Mardin). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-02-16-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
