# Dokuzuncu kalkınma planı hakkında (s.s.1214)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Doğan (Anavatan Partisi, Mardin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2006
- **Gündem:** DOKUZUNCU KALKINMA PLANI HAKKINDA (S.S.1214)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b121/tbmm221251210363.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-06-28-dokuzuncu-kalkinma-plani-hakkinda-s-s-1214

> Muharrem Doğan (Anavatan Partisi), 28 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOKUZUNCU KALKINMA PLANI HAKKINDA (S.S.1214)); konuşma 1.738 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dokuzuncu Kalkınma Planı üzerinde görüş belirtmek üzere, Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; öncelikle, sizleri ve Aziz Milletimizi şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına dönük amaçlan olan planlar, kamu yönetimi için emredici, özel sektör açısından ise yol gösterici nitelik taşırlar. Görüşmekte olduğumuz yedi yıllık Dokuzuncu Kalkınma Planında ekonomik, sosyal ve kültürel alanlara bütüncül bir yaklaşım esas alınmamıştır. Dokuzuncu Kalkınma Planında insan odaklı bir gelişme ve yönetim anlayışı ciddî anlamda dikkate alınmamıştır. Kamusal hizmet sunumunda şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, verimlilik, esas hedef alınmamıştır. Kalkınma Planlarının Yürürlüğe Konulması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkındaki Kanunun 2 nci maddesi, kalkınma planlarının komisyonda en çok yirmi gün içinde görüşülüp karara bağlanacağı hükmünü getirmektedir.

Ancak, Dokuzuncu Kalkınma Planının alelacele Genel Kurula indirilmesi ve birkaç saat içinde geçiştirilmesi, cumhuriyet tarihimizde bir ilktir. Dokuzuncu Kalkınma Planında "istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçüde rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen ve AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye hedeflenmiş" demek doğru değildir, fotoğraf bunu göstermemektedir.

Dokuzuncu Kalkınma Planı, Hükümet kanadına göre tam anlamda pembe bir tablo; ama, ben, katılmıyorum; çünkü, reform niteliğinde bir vizyonu yoktur. Bölgelerarası gelişmişlik farkının giderilmesi, verimliliğin artırılması, istihdam büyütme, işsizliği ve yoksulluğu yenecek, özkaynak- larımızı kullanabilen, kalkınmış, zengin bir Türkiye, maalesef, hedeflenmemiştir.

Değerli milletvekilleri, önümüze koyduğunuz Dokuzuncu Kalkınma Planında, GAP gibi dünya projesi yok, Ihsu Barajı yok, kırsal kalkınma planı yok, tarım sulaması yok, organik tarım yok, mayınlı alanların organik tarıma kazandırılması projesi yok.

MEHMET CEYLAN (Karabük) - Olmaz olur mu...

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Dokuzuncu Kalkınma Planı, planlama anlayışı açısından ilkleri içinde barındırmaktadır. Çözüm önerileri ve yatırım programlan getirmek yerine, sadece sorunları ve hedefleri ortaya koymasıdır; bu hedefler gerçekçi değildir.

Dış piyasadaki gelişmeler hesaba katılmamıştır. ABD Doları 2006 yılının ilk yarısında 1,7 YTL'nin, cari açık 28 milyar doların üzerine çıkmış, işsizlik, Türkiye İstatistik Kurumunun rakamlarına göre yüzde 11'i aşmıştır.

Dokuzuncu Kalkınma Planına siyasî müdahale söz konusudur. Öngörülen cari açığın nasıl finanse edileceği belli değildir. AB'yle uyum kaygısı, Devlet Planlama Teşkilatı işlevini tartışmalı hale getirmiştir.

Türkiye'nin ekonomik can damarı olan, dünyanın 8 inci büyük projesi arasında sayılan GAP'ı Dokuzuncu Kalkınma Planına almamak, ülkenin gelişimini görmezlikten gelmektir; bölgelerarası gelişmişlik farkının devam etmesini kabul etme anlamına gelir.

Değerli milletvekilleri, GAP'ın kısa bir özetini yapacak olursam, barajlar dahil GAP için harcanan miktar 16,6 milyar dolarken, 2004 yılı sonu itibariyle 280 milyar kilovat/saat hidroelektrik enerjisi üretimi yapılmıştır; parasal değeri 17 milyar dolardır. Başka bir örnek verecek olursam, 2004 yılında ülkemizde üretilen 46 milyar kilovat/saat hidroelektrik enerjisinin 22,4 milyar kilovat/saati bu bölgede elde edilmiştir; oran yüzde 49'dur, parasal değeri 1,3 milyar dolardır. Yine, 2004 yılında, Türkiye'nin 150 milyar kilovat/saatlik enerji üretimi içinde GAP'm payı yüzde 15'tir. O halde, GAP'a, güneydoğu değil, Türkiye projesi gözüyle bakmalıyız. GAP'ta tarım yüzde 12 gerçekleşme oranıyla yerinde saymaktadır; ancak, bu gerçekleşme oranı yüzde 80'lere ulaştığında 4 000 000 işsize iş imkânı sağlayabileceği TOBB tarafından hazırlanan raporda belirtilmiştir. Bu sözler bana ait değildir, sivil toplum kuruluşlarımızın sözleridir. Buna rağmen, ülkemizin en kârlı projesi olan GAP'ı kapattınız; bence, cumhuriyet tarihinde alman en talihsiz karardır. Sözümona ülkenin önünü açmak için, ülkeyi zenginleştirmek için Dokuzuncu Kalkınma Planı yapıyoruz. Bana göre, kalkınma planı demek, ülkenin gelişimini önceden görmektir.

Değerli milletvekilleri, özkaynaklanmızla ilgili konuya gelince; Türkiye'nin fosfat rezervleri 518 000 000 ton civanndadır. Bunun yüzde 98'e yakın bölümü güneydoğudadır. Bunun dörtte l'i Mazıdağı Fosfat Tesislerinin bir ruhsat alanından elde edilmektedir. 100 yıllık hammadde stoku hazır olan ve 450 000 000 dolara mal olan fosfat tesisleri, güneşin ve yağmurun altında çürümeye terk edilmişken, özelleştirme kapsamına alınmış, Hükümet sadece seyirci kalmaktadır. Gübre fabrikası hayallerimiz suya düştü. Ülkenin en önemli doğalgaz kaynaklan Diyarbakır'ın Hazro İlçesinde mevcuttur. Suriye-Türkiye sınırında, hem petrol hem doğalgaz sahaları mevcut. Suriye'yle petrol ve doğalgaz aramalarında bir işbirliği için sözleşmeler yok. Devlet elini taşm altına koymadan, özel teşviklerle, doğu, güneydoğu desteklenmeden, bölgelerarası gelişmişlik dengesi sağlanmadan kalkınma planından bahsetmek, bence, adil bir yaklaşım değildir. Cazibe merkeziyle ilgili, bu Planda hiç dikkate alınmamıştır. Sayın Maliye Bakanımız, bundan bir sene önce, Mardin Mazıdağı Fosfat Tesislerini gezdiğinde, aynen şu sözleri kullanmıştır: "Fosfat dolu dağ bize, biz ona bakıyoruz. Biz, buraları işleteceğiz ve cazibe merkezi haline getireceğiz." Ben, şimdi, Sayın Bakanıma soruyorum: Aynı Bakanlar Kurulunda çalışıyorsunuz; Sayın Bakanım, bu konuda bir çalışmanız var mı? Neden Kalkınma Planında yer almamıştır? Lütfen, bunu bize izah ederseniz memnun olurum.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Özel olarak cevap verir...

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Ülkemizde, ortalama, her 55 dakikada bir trafik kazasının meydana geldiği ve bir can kaybının olduğu trafik kazalarında, yüzde 28 oranında yol ve çevre faktörlerinin etkili olduğu tespit edilmiştir.

ABD'de ve Avrupa ülkelerinde, baktığımızda, yol ve çevre faktörlerinin yüzde 28 oranında etkili olduğu trafik kazası yok. Trafik kazalarında kaybettiğimiz her 100 vatandaşımızdan 28'ini yol ve çevre faktörlerinden dolayı kaybettiğimiz halde, Dokuzuncu Kalkınma Planında, kalıcı ve önleyici hiçbir tedbir alınmamıştır. Trafik kazalarında her yıl yaşamını yitiren 5 000 vatandaşımızın geride bıraktıkları yüzbinlerce dul ve yetimleri düşünülmemiştir. Ölüm sıralamasında trafik kazaları birinci sıradadır. Bu durum, Amerika Birleşik Devletlerinde ve Avrupa'nın bazı ülkelerinde dördüncü sıradadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemizde bugün, yolcu taşımacılığının yüzde 95'i, yükün yüzde 92'lik bölümü karayoluyla gerçekleştirilirken, demiryolunun payı yolcuda yüzde 2, yükte yüzde 4'tür. Ülke boyutlarına ve nüfus yoğunluğuna baktığımızda, mevcut ağ çağın çok gerisindedir. Yapılması gereken önemli bir husus, demiryollarını tekrar ayağa kaldırmaktır. Özverili çalışmaları nedeniyle, Sayın Ulaştırma Bakanıma buradan teşekkür ediyorum. Karayolu taşımacılığının büyük bir kısmını demiryoluna ve denizyoluna aktarmak gerekir. Turizm sektörünün odağı Antalya ve çevresidir. Burdur-Antalya demiryolu yıllardır sürüncemededir, neden Kalkınma Planında yer almamıştır? Hızlı tren projeleri, ağırlıklı bir şekilde hayata geçirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, bölünmüş yollarda hız limitinin 110 kilometreye çıkarılması bir ihtiyaçtır; ancak, bölünmüş yolların fizikî koşullan, hız limitinin 110 kilometreye çıkanlması için uygun değildir. Yollarda kaliteyi getirmeliyiz. Dokuzuncu Kalkınma Planında hissedilen en büyük eksiklik, otobanın olmamasıdır. Türkiye'de, Edirne'den Habur'a kadar otoban, Avrupa ile Asya'yı birbirine bağlamah ve zarurîdir. Dokuzuncu Kalkınma Planındaki eksikler şunlar:

İnanç ve kültür turizminin canlandırılması ve desteklenmesi için çalışma yok.

Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmasına dair bir çalışma yok. Taşımalı eğitimle ilgili olarak Dokuzuncu Kalkınma Planında yer verilmemiştir. Ortaeğitimde meslekî eğitimin payı artmlmamış- tır. Kalkınmada öncelikli yörelerde eğitim standardı sağlanamamıştır.

Türkiye'nin en önemli bir bölümü geçimini hayvancılıktan temin etmektedir. 1970'li yıllarda ülkenin nüfusu 40 000 000'larda iken, küçük ve büyükbaş hayvan, varlık olarak 80 000 000'un üzerindeydi. Bugün ise ülkenin nüfusu 70 000 000'un üzerinde; küçük ve büyükbaş hayvan, varlık olarak 40 000 000'un altına düştü. İktidar bunu görmemezlikten gelemez. Bu durum dikkate alınmamıştır. Dokuzuncu Kalkınma Planında hayvancılık konu bile edilmemiştir, desteklenmemiştir.

Değerli milletvekilleri, 2003 sonrası dönemde birincil enerji tüketimi yıllık ortalama yüzde 5,7; elektrik tüketimi yüzde 6,7 oranında büyümüştür; yani, elektrik tüketimi elektrik üretiminden daha fazladır. Enerji Bakanımız, Genel Kurulda, defalarca 2007, 2009 yıllarında Türkiye enerji darboğazına girebilir, bunun için baraj yapacak su anyoruz dediğim hatırlamaya çalışınız. Barajlarla elektrik üretimiyle ilgili, Dokuzuncu Kalkınma Planında yer yok. 1 milyar euroya mal olacak, 11 milyar metreküp su tutacak, yılda 3 833 000 000 kilovat/saat enerji üretecek, 3 000 kişiye iş imkânı sağlayacak, bölgenin çehresini değiştirecek Ilısu Barajı, Dokuzuncu Kalkınma Planında yok. Ancak, bölge milletvekillerimizin "bugün yarın Ilısu Barajının temeli atılacaktır" şeklindeki söylemleri vatandaşımızı umutlandırmaktadır, hayal kırıklığına uğratmaktadır. Biz, Anavatan olarak, geçmişte, 7 tane büyük barajı yapıp hizmete sunan bir partiyiz. Ilısu Barajının yapılmasını istiyoruz. Bölgenin çehresinin değişmesiyle, bölgede kırsal kalkınmanın, bölgelerarası gelişmişlik farkının daha kolay ortadan kalkacağını biliyoruz. Bundan dolayı, Ilısu Barajı yapılmalı ve Dokuzuncu Kalkınma Planına derhal konulmalıdır; ancak, hayalî temel atma töreni istemiyoruz.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin Suriye sınırı boyunca uzanan toplam 210 000 000 metrekare ve 943 kilometre büyüklüğündeki araziler mayınlıdır. İki Kıbrıs büyüklüğündeki bu arazilerin mayınlardan temizlenmesi ve organik tarıma dönüştürülmesi gerekmektedir. Mayınlar, devlet tarafından temizlenmeli ve eski sahiplerine ucuza satılabilir. Temizle-işlet-devret modeli, müteahhit işi değildir; çünkü, mayın temizleme işi, ihtisas isteyen bir iştir, askerin işidir; mutlaka, bu işin ihtisasını yapmış birileri tarafından temizlenmelidir. Elli yıldır kullanılmayan bu topraklar, yüksek verim alınabilecek araziler durumundadır. Topraklan kullanacak yerli ve yabancı girişimcilerin açacağı modern tanm işletmeleri, bölge halkına ciddî bir istihdam kapısı açacağı gibi, doğu, güneydoğu bölgelerinin ekonomisini de canlandıracaktır. GAP kadar faydalı olabilecek bu projenin Dokuzuncu Kalkınma Planında yer almaması, Türk tanmı için bir kayıptır.

Değerli arkadaşlar, Sayın Bakanımızın birinci bölüm üzerinde yaptığı konuşmasında bu kitapçığın kısa olduğunu ve 101 sayfaya sığdığının nedenlerini anlattı, şöyle söyledi: "Kısa oluşu, etkin olmadığı anlamına gelmez; üstelik, daha kısa olması, daha dinamik bir yapı kapsadığı için 101 sayfa olmuştur" demiştir. Ben burada Sayın Bakanıma soruyorum: Sayın Bakanım, GAP yok, barajlar yok; doğu, güneydoğuda fabrikalar yok, özkaynaklar işletilmiyor, mayınlı alanlar bir çözüme kavuş- turulmamıştır, hayvancılık yok, bölgelerarası gelişmişlik farkı kaldınlmamıştır, eğitimde fırsat eşitliği sağlanmamıştır. Eğer, siz bunlan bu Plana dahil etmiş olsaydınız, bu kitapçık, bu Kalkınma Planı 101 sayfa değil, 201 sayfa olacaktı.

MEHMET CEYLAN (Karabük) - Var, var... Siz görmemişsiniz.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, özellikle AKP'li milletvekillerine seslenmek istiyorum. Değerli milletvekilleri, duvarda görmüş olduğunuz söz Ulu Önder Atatürk'ün sözüdür: "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir." Bu söz, duvan süsleyen bir söz değildir. Siz, İktidar olarak, bu sözü, birinci göreviniz, buradan alıp hayata geçirmektir. Dolayısıyla, yaptığınız işler millet için ve devlet için olmalıdır diyorum.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Aynen öyle yapıyoruz.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Yapın da görelim, size de teşekkür edelim. Ama, bakın, sayın Mardin milletvekillerimiz de burada. Gerek yerli basında gerekse de bölgesel basında "her gün, işte, Ilısu Barajının temeli atılıyor, Sayın Başbakan geliyor, temeli atılıyor" diye beyanattan vardır.

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin) - Aybaşında atıyoruz.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Bakınız "aybaşında" diyor. Değerli arkadaşlar ben şundan korkuyorum: O bölge insanı çok temiz ruhlu ve çok saygıdeğer insanlar; bunları aldatmayalım. Yapabileceklerinizden bahsedin, onları anlatın. Lütfen...

Devlet Su İşlerinin yapmış olduğu Ilısu Köyü ile Dargeçit arasındaki 13 kilometrelik stabilize yolu şimdiden hazırlattınız. Helikopter pistini de hazırlattınız ve Sayın Başbakanı oraya indirtip daha müteahhitler gelmeden konsorsiyumu alan 3 tane büyük firma ve 3 tane de yurt dışındaki 3 firma henüz daha işyerine gelmemiş, şantiyelerini kurmamış, makine parklarını getirmemişler. Siz, hayalî bir temel atma töreni düzenleyebilirsiniz; ama, ben buradayım, sizin peşinize, hiçbir zaman sıkılmadan ve yılmadan arkanızda sizi takip edeceğimizi unutmayınız. Biz, yatırımlar için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırız. Biz, Anavatan Partisi olarak geçmişimizde çok büyük başarılar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Doğan, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız; sadece 1 dakikalık süre...

MEHMET BEŞİR HAMİDİ (Mardin) - Mardin içmesuyu gibi, bunu da yapacağız Sayın Milletvekilim.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Otoban işi, baraj işi, telekomünikasyon işi, telefon işi, her köye elektrik, su, yol, Anavatan Partisinin işidir. Yine, Anavatan Partisi gelecek ve bunları yapacaktır.

Bütün olumsuzluklara rağmen, Dokuzuncu Kalkınma Planının, milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, beni dinlediğiniz için sevgi ve saygılarımı arz ediyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Doğan (Anavatan Partisi, Mardin). “Dokuzuncu kalkınma planı hakkında (s.s.1214)”. TBMM Genel Kurulu, 121. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2006-06-28-dokuzuncu-kalkinma-plani-hakkinda-s-s-1214 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c125/b121/tbmm221251210363.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
