# Gecekondu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:1266)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Doğan (Anavatan Partisi, Mardin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim
- **Tarih:** 22 Mart 2007
- **Gündem:** GECEKONDU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:1266)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b079/tbmm221500790562.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2007-03-22-gecekondu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1

> Muharrem Doğan (Anavatan Partisi), 22 Mart 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GECEKONDU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.:1266)); konuşma 1.942 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHARREM DOĞAN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1266 sıra sayılı Gecekondu Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Anavatan Grubunun görüşlerini belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (x) 1266 S. Sayılı Basmayazı 21/3/2007 tarihli 78'inci Birleşim Tutanağına eklidir. Değerli milletvekilleri, söz konusu yasa tasarısıyla 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri uyarınca Gecekondu Kanunu uygulamalarında Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verilmiş olan hak, yetki ve görevlerin Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmesi, Gecekondu Kanunu kapsamında kullanılacak hazineye ait taşınmazların Toplu Konut İdaresi Başkanlığına bedelsiz olarak devri ve tescili ile bu işlemlerin yerine getirilmesi için Toplu Konut İdaresi Başkanlığında yeter sayıda kadro ihdas edilmesi öngörülmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde, maalesef, en büyük sorunlardan biri, plansız, salaş ve çarpık yapılaşmadır.

Değerli arkadaşlar, devletin temel görevleri bellidir. Devlet toplum için vardır; çünkü, devleti oluşturan toplumdur. Devlet, vatandaşın güvenliğini sağlamakla, adaleti temin etmekle, eğitim ve sağlık imkânlarından eşit bir şekilde faydalanmasını sağlamakla mükelleftir.

Görüşmekte olduğumuz yasa tasarısıyla 775 sayılı Gecekondu Kanunu uygulamalarına TOKİ Başkanlığınca devam edilmesi öngörülmektedir. Ancak, bizlerin milletvekili olarak üzerinde durmamız gereken husus şudur: Türkiye'de neden mesken ve gecekondu sorunu vardır? Temel sorun budur, bunun üzerinde durmamız lazım. Her şeyden önce, seksen dört yıldır kredi ve teşvikler büyük şehirlere verilmiştir ve verilmeye devam etmektedir. Halk, Anadolu'da iş bulamamakta, büyük şehirlere göç etmekte, devletin verdiği kredi ve teşviklerle yapılan fabrika ve atölyelerde çalışmaktadır. Ama, bu fabrikalarda çalışanlara ise ev değil, arsa bile verilmemektedir. Bu nedenle, gariban vatandaş, kendi kendine çözüm üretip başını sokacak bir yer yapmak zorunda kalmaktadır. Vatandaş, Anadolu'da işsiz ve aç olduğu için, İstanbul'dadır, Ankara'dadır, İzmir'dedir, Adana'dadır veya Bursa'dadır. Bu şehirlerin merkezinde değil, ama varoşlarında zor ve sağlıksız şartlarda barınmak ve yaşamak zorunda kalmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatınca yapılan bir araştırmaya göre, gecekonduda yaşayanların yüzde 40'ı 75 ve 99 metre kare, yüzde 35'i ise 50 ve 74 metre karelik sağlıksız konutlarda ikamet etmektedir. Halk olmazsa, bu fabrikalar ve atölyeler nasıl çalışacak, gereken emeği nereden bulacaktır? Fabrikalar açtırıyoruz, ama, fabrikaların işçilerinin mesken ihtiyacını karşılayamıyoruz.

Sayın Erdoğan şimdi Başbakandır, eskiden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken elinde KİPTAŞ vardı. Şimdi, KİPTAŞ ile birlikte TOKİ vardır ve bütün hazine arazileri vardır, başta hükümet vardır ve sonsuz kredi ve teşvikler vardır. Beş yıldır iktidarda olan sayın AKP İktidarı, bugüne kadar bu çözümü bulmuş değildir. Ancak, çözüm üretmeyip, sadece yapılanlar için "Acımayın, yıkın" emri veren Sayın Başbakanımızın insafsızca sözleriyle gecekonduların hayalleri yıkıldı. Sayın Erdoğan'ın haykırdığı talimatları belediyeler dinleseler ve buraları yıkmaya başlasalar, yıkamazlar. Çünkü, mevzuat buna müsait değildir. İstanbul'da 12 milyon insanı ne yapacaklardır? Marmara Denizi'ne dökecek değiller ya. Zira, İstanbul'un dörtte 3'ü gecekondudur ve ruhsatsızdır.

İstanbul Valiliğinin belirlemelerine göre, İstanbul'da ruhsatlı konut sayısı 850 bindir. İmar af- larıyla yasalaşan konut sayısı 750 bin civarındadır. Ama, salaş yapılarda, gecekondularda yaşayan 400 bin konut sahibi vardır. Görülüyor ki, en büyük sorun İstanbul'dadır. Yani, en az 12 milyon insan buralarda barınmaktadır. Hâlbuki, kendisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, eski belediye başkanlarının yaptığı gibi, o da, kaçak inşaatlara göz yumdu, ruhsatsız yapılan gecekondu evlerine veya apartmanlara elektrik, su verdi, yol yaptı ve sonra onlardan oy aldı. KİPTAŞ'ı, halkın mesken ihtiyacını karşılayan değil, zenginlere lüks konut üreten bir yapıya soktu.

Hükümet, her konuda olduğu gibi, İstanbul'daki gecekondu sorununda da başarılı olamamıştır, sorunları çözemez hâle gelmiştir. Herhalde, Sayın Başbakan, gecekondular için vize ve ayakbastı parası almayacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecekondulaşma, belediye ve polisiye tedbirlerle önlenemez. Gecekondulaşmanın önüne geçilmek isteniyorsa topyekûn mücadele edilmeli ve yapısal tedbirler alınmalıdır. Bunun için, öncelikle, köyden kente, küçük kentlerden büyük kentlere göçün ya- pısal tedbirlerle önlenmesi gerekmektedir. İnsanımızın göç nedenlerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, terörden dolayı köyünü, mezrasını terk edip büyük şehirlere göç eden vatandaşlar neden göç etmişlerdir? Bunları hiç düşündük mü?

Değerli arkadaşlar, köyde ve mezralarda altyapı sorunları iyileştirilmemiş, insanca yaşam koşulları iyileştirilmemiş, büyük şehirlerde televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi kullanmasını öğrenmiş köylü vatandaşımız köyüne geldiğinde bu imkânlar verilmemiştir. Bu nedenle göç etmek zorunda kalmış ve bugünkü bu yasa tasarısını görüşme zarureti doğmuştur. Vatandaş, geçim derdi için, daha rahat şartlarda yaşamak için köyünü bırakıp kentlere taşınmaktadır.

Değerli arkadaşlar, Anavatan Partisi döneminde köylerimiz teknolojiyle tanışmış ve tüm imkânlardan yararlanmıştı, ama, maalesef, daha sonrasında bu atılım devam edememiştir. Bugün, köylerimizin büyük çoğunluğunda hayat standartları olması gerekenin altındadır, konutlar standartlara uygun değildir, sağlık koşulları oluşmamıştır, çünkü birçoğunun altyapısı yoktur.

KÖYDEŞ projesi yeterli değildir. Bu projeyle birlikte sağlık, eğitim ve haberleşme hizmetlerinin de mutlaka hayata geçirilmesi gerekir; aksi takdirde, gecekondulaşmayı ve göçü önleyemeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, Toplu Konut İdaresi, gecekondulaşmayı önleyecek şekilde imar planlarına uygun, planlı, programlı ve sağlıklı konutlar üretmelidir. Bunu yapabilmesi için Toplu Konut İdaresinin yeni kaynaklar bulması gerekmektedir. Anavatan iktidarı döneminde TOKİ için ayrılan kaynaklar, zamanla yok edilmiştir. Yurt dışına çıkan herkesten Toplu Konut Fonu için 100 dolar alınmakta idi, ithal edilen sigaralardan pay alınmakta idi. Hâl böyleyken, fon tasfiye edilmiş ve bu kaynaklar kurutulmuştur. Anavatan Partisi tekrar iktidara geldiğinde, TOKİ'nin kaynaklarını artıracak tedbirleri alacak, sağlıklı, depreme dayanıklı konut üretimine başlayacak ve bu konut artırımını yapacaktır.

İthal sigaranın dumanıyla fakir fukaranın bacasının tüttürülmesi modeli Anavatan Partisine aittir, Anavatan olarak bu modeli yeniden getireceğiz.

Anavatan iktidarları, kaçak giren sigaraları yasal yolla yurda sokarak, fakir fukaraya konut yapmıştır, TOKİ'yi TOKİ yapmıştır. Ama, şimdiyse Gecekondu Kanunu ile Bayındırlık ve İskân Bakanlığına verilen yetkilerin TOKİ'ye devredilmesi tek başına bir mana ifade etmemektedir.

Çözüm olarak şunu öneriyorum: Gecekonduları ortadan kaldırmak için ıslah projelerinin hayata mutlaka geçirilmesi gerekmektedir. Önemli olan, TOKİ'ye, Anavatan döneminde olduğu gibi, yeni ve değişik kaynaklar bulmaktır; TOKİ'yi, yapsatçı değil, ucuz ve depreme dayanıklı konut üretebilen, kamucu bir kurum hâline getirebilmektir. Ancak, bugün, TOKİ'ye baktığımızda, TOKİ, rant sağlayan, ihale dağıtan bir kurum hâline getirilmiştir; şehircilik planlarına uygun, ucuz, sağlam, sağlıklı, depreme dayanıklı konut yapan ve yaptıran bir kurum anlayışı gitmiş, yerine başka bir anlayış gelmiştir. Halbuki, TOKİ, altyapısı tamamlanmış, ucuz arsa üreterek, kooperatiflere ve müteahhitlere sunabilen bir kurum olmalıdır. TOKİ, yapsat anlayışını bırakmalı, salaş yapılaşma ve gecekonduların önüne geçerek, planlı, sağlıklı ve şehircilik planlarına uygun arsa ve konut üretmelidir; ayrıca, konut üretimini teşvik etmelidir.

Konut yaparken çevre dostu projeler üretmelidir. Nasıl olsa dar gelirliler oturacak diye beton yığınlarından oluşan konut alanları yaratılmamalıdır. Yeşil alanların, parkların, spor sahalarının, sosyal tesislerin ağırlıklı olduğu, sağlıklı, yaşanabilir, çevre dostu konutlar planlanmalıdır. Örnek verecek olursak, tüm şehirlerde olduğu gibi, Ankara'da da kaldırımlarda mantar gibi dizilmiş otomobillerden, yayaların, caddelerde ve sokaklarda rahatça yürümeleri mümkün olmamaktadır. Nereye bakarsak parklar, otoparklar, kültür binaları, spor sahaları ve yeşil alanlar gün gün yok olmaktadır, yeni konut üretim sahaları ranta kurban edilmektedir. Eski milletvekili lojmanlarının yeri halk için, geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz için değerlendirilmemiştir. 400 villa yerine 30 bin metrekare alışveriş merkezi, 10 bin adet iş yeri, 1.800 adet konut yapılıyor. Tam bir yapsatçı zihniyeti hâkim, ama sosyal alan namına hiçbir şey yok. Hani parklar, hani yeşil alanlar, kültür ve spor alanları, nerede? Maalesef yok!

Değerli milletvekilleri, AK Partinin bu anlayışına bir bakmamız lazım; kamudan yana mı, yapsatçı mı; önce bunu bilmeliyiz.

Ben, bu durumu, aziz milletimizin ve aziz Ankaralıların dikkatine sunmak için örnek verdim.

İkinci bir örnek verelim: Sıradan bir vatandaş ilköğretim, lise, üniversite, yüksek lisans derken yirmi iki-yirmi beş yıl eğitim için emek sarf eder ve sonrasında eğitimine uygun bir işe yerleşir. Bu vatandaşın elde ettiği gelirle Çankaya'da veya Gaziosmanpaşa'da bir daire sahibi olabilmesi için ne kadar çalışması gerekir? Belki de bütün bir zamanı da buna yetmeyecektir. Ama büyük sermaye sahipleri veya rantçılar veya gecekondu mafyası diye tabir ettiğimiz illegal yapılanmalar, gecekondu alanlarını kapatarak imara açtırırlar ve büyük rantlar sağlarlar. İşte, bu durum, vicdan ve hukuk açısından bize ıstırap vermektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler, vatandaşın sağlıklı, güvenli konutlarda, geleceğinden emin bir şekilde hayatını devam ettirebileceği yarınların umudunu vermek zorundayız.

Gecekondu bölgelerinde yapılan bütün saha araştırmaları ve gözlemlerden bazı detaylar vermek istiyorum:

1) Gecekondu nüfusunu, kırsal bölge ve köylerden şehirlere göç edip gelen insanlar teşkil etmektedir.

2) Bu insanlar, geldikleri bölgelerde daha çok tarıma dayalı işlerde çalıştıkları için, vasıfsız işçi özelliği taşımaktadırlar.

3) Gecekondu aileleri, şehir ve bölgelere göre, meslek bakımından farklı hususiyetler göstermektedirler. Örneğin, İstanbul'da, Zeytinburnu gecekondu bölgesi aile reislerinin genelde işçi olduğu yapılan araştırmalarla belirlenmiştir.

4) Gecekonduda yaşayan ailelerin yüzde 63'ünün çekirdek, yüzde 25'inin geleneksel aile özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir.

5) Gecekondu ailelerinde ebeveynler, genel olarak ilkokul mezunudur. Bu tip ailelerde eğitime bakış gelenekseldir.

6) Çocuklarını zorla okutmak isterler. Ancak, çoğu zaman, bu istek gerçekleşmez.

7) Ekonomik durum iyileştikçe, lüks ve gösterişe yönelim artmaktadır.

8) Kitap okuma oranı yüzde 5'tir. Meslek seçiminde anne ve baba mesleğinin önemli bir etkisi yoktur.

9) Çocukların yüzde 47'si kendi isteğiyle mesleğini belirlemektedir.

10) Gecekonduda yaşayan ailelerin çocuklarının yüzde 10'u kaymakam, savcı ve hâkim olmayı; yüzde 68'i doktor, mühendis ve avukat olmayı istemektedir.

Görülüyor ki, çocuklar serbest meslek sahibi olmak istiyorlar. Bu meslekleri tercihlerinde mesleğin prestijini ve yüksek gelirini, etkileyici faktör olarak ifade edebiliriz.

11) Gecekondularda yaşayan 181 çocuktan ancak 4'ü üniversite eğitimi alabilmektedir.

12) Bazı gecekondu mahalleleri, zamanla, suç üreten merkezlere dönüşmüştür.

Tüm bu faktörler göz önünde bulundurularak çözüm üretilmesi gerekmektedir.

Anavatan Partisi olarak önerimiz: Hâlen işgal altında bulunan hazineye ait araziler üzerindeki gecekondular, belli bir program içinde boşaltılmalıdır. Gecekondu sahiplerine birkaç yıl süreyle ki- ra yardımı yapılmalı ve yeni imar düzenlemelerini yaparak, çağdaş konutlar ve kültür alanları, spor sahaları ve okullar kazandırılmalı ve gecekondularda yaşayan aileler, bu şekilde, yaşanabilir ortamlarda konut sahibi yapılmalıdır. Kalan daireler ise satılarak TOKİ'ye gelir yaratılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, gecekondulaşma, sağlıklı ve planlı yapılaşmanın önündeki en büyük engeldir.

Gecekondular, vatandaşımızın sağlıklı koşullarda yaşamasını, gençlerimizin sağlıklı koşullarda yetişmesini engelleyen en büyük etkendir.

Japonya'da 8,3 şiddetinde deprem olduğunda kimsenin burnu kanamazken, ülkemizde 6 şiddetinde depremlerde bile birçok can kaybı olması, hâlâ, vatandaşımıza, sağlıklı ve güvenli barınma olanağının sağlanmadığı manasına gelmektedir.

Bu nedenle, gecekondulaşmanın ve çarpık yapılaşmanın ve salaş kentleşmenin önlenmesi gerekmektedir.

Bunun önlenebilmesi için de, öncelikle, Hükümette ve bu tedbirleri alacaklarda bu bilincin oluşması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Başbakan Tayyip Erdoğan, 1986 yılında, Sultanbeyli'de ormanlık araziye kaçak villa yaptırmaktan dolayı yargılanmış ve Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından "devlet ormanından açma yaparak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Sayın Başkan, bir de sözümü kesmiştiniz, onu da dikkate alırsanız...

Bir üç dakika verir misiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN - Bugün, gelenek değişti, hep pazarlıkla gidiyor işler.

Buyurun.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Sağ olun Başkanım.

...gecekondu inşa ettiği" gerekçesiyle 1990 yılında on ay hapis cezasına çarptırılmış ve bu ceza paraya çevrilmiştir, diye ana muhalefet partisi yöneticileri tarafından defalarca gündeme getirilmiştir.

Eğer bunlar doğruysa, villa inşaatını hukuka uygun olarak yapmayan bir Başbakan ve onun iktidarının gecekondu önlemede ne kadar başarılı olabileceğini tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

Değerli arkadaşlar, başka bir noktaya geçmek istiyorum. Tabii, biz, bu yasa tasarısı üzerinde görüşme yaparken kadrolaşma olduğunu da söylüyoruz, ama kimse bize inanmıyor. Ama, elimde bir belge var. Ben, bu belgenin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben, bunu, bir soru önergesiyle Meclise taşıdım. Milliyet gazetesi köşe yazarı Sayın Melih Aşık da bunu yazdı, kendilerine teşekkür ediyorum.

Bakın "EİEİ'de aile saadeti" diyor.

"Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğünde, gelinler, kızlar, oğullar, yeğenler bir arada çalışıyor. İşçilerden Nermin Seda Büyükmıhçı, Genel Müdür Kemal Büyükmıhçı'mn gelini, Timur Ulaş ise yakını. EİEİ'nin genel müdür yardımcıları Çağlar'ın dört yakını, Gürbüz'ün kayınbiraderi, Personel Dairesi Başkanı Değirmencioğlu'nun kızı ile birçok yöneticinin yakını da aynı kurumda işe alındı."

Devam ediyor: "EİEİ'nin diğer bir Genel Müdür Yardımcısı Atilla Gürbüz'ün kayınbiraderi Adem Doğan ile bir başka yakını Aykut Doğan'ı işe aldırdığı öğrenildi. Personel Daire Başkanı Süha Değirmencioğlu'nun ise kızı Tuba Değirmencioğlu ile yakını Alper Oltulu'yu işe aldırdığı tespit edildi. Strateji Daire Başkanı Murat Dalgıç da kızı Elif Dalgıç'ı kendi kurumunda işe yerleştirdi..."

BAŞKAN - Sayın Doğan, son cümlenizi... Üç dakikanız oldu zaten...

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, bir başka maddede bu konuya devam edeceğiz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

MUHARREM DOĞAN (Devamla) - Ben, konuyu, zaten aziz milletimizin ve yüce Meclisin dikkatlerine arz ettim. Takdir aziz milletimizindir, sizlerindir.

Bana bu fırsatı veren başta Sayın Başkanıma teşekkür ediyorum, sizleri de saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Doğan (Anavatan Partisi, Mardin). “Gecekondu kanununda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı (s.s.:1266)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-dogan-22-2007-03-22-gecekondu-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-tasarisi-s-s-1 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c150/b079/tbmm221500790562.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
