# Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim
- **Tarih:** 12 Mayıs 2004
- **Gündem:** YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-6

> Muharrem İnce (CHP), 12 Mayıs 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KANUNU VE YÜKSEK ÖĞRETİM PERSONEL KANUNUDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.441)); konuşma 1.581 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, dünden kalma olduğumuz için, bugün tıraş olmadan geldik. Sayın Bakana önce şunu hatırlatmak istiyorum. Tabiî ki, milletvekillerinin mesai kavramının olmadığını ben biliyorum: Ben memurlar için söylemiştim zaten, ILO standartlarına uygun mu arkadaşların çalışmaları diye. Ben kendimiz için söylemedim.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Onlar mesai alıyor; bir şey olmaz...

MEHMET SOYDAN (Hatay) - Böyle Meclise böyle memur olur.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben, tahmin ediyorum ki, bu ülkede birçok genç, üniversite sınavına girecek öğrenci, sabaha kadar bizi izledi. Onlara diyorum ki -tahminimi söylüyorum- bu yasa bu seneye uygulanamaz; gece sabahlara kadar televizyon izleyip, gazetelerde bu sınavla ilgili, sınav sistemiyle ilgili haberleri izleyeceklerine, günde 300 soru çözmeye devam etsinler, sınava iyi hazırlansınlar.

Bu katsayının yönetmelikle değil de yasayla belirlenmesine neden karşı çıkıyoruz? Bakın, ben, size birkaç örnek vermek istiyorum. Yanılmıyorsam, Sayın Bakanımız, cumhuriyetin 60 ıncı Millî Eğitim Bakanı ve Millî Eğitim Bakanlığı, 2 Mayıs 1920'de 3 numaralı Kanunla kurulmuş; seksendört yıllık sürede 60 bakan. Talim ve Terbiyeye bakıyorum; 1926'da kuruluyor; 1926'dan 1980'e kadar, yani ellidört yılda 7 kişi başkanlık yapıyor; ellidört yılda 7 kişi. 1980'den 2003'e kadar yirmiüç yılda 13 başkan değişiyor; yani, burası, 1980'den sonra siyasallaşmış bir yerdir. Onun için, millî eğitim kadrolarına olan bu güvensizlik, sadece Hüseyin Çelik'e olan, Sayın Bakana olan güvensizlik değil; ortada bir partizanlık söz konusu, burası yıpranmış bir kurum.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sayın Hüseyin Çelik...

MUHARREM İNCE (Devamla) - Sayın Hüseyin Çelik tabiî ki.

Şimdi, burada, ortada böyle bir problem var.

Yüzüme bakamadığı için Sayın Bakan, arkaya geçiyor.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Arkaya geçince 2 puan alıyor!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Değerli hemşerilerim, sevgili Yalovalılar diye başlayacaktım az kalsın; artık, akıl mı bıraktınız; sabaha kadar burada bekledik.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Sana bir şey olmaz.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakın, ben, size, birkaç konuda daha bilgi vermek istiyorum. 1999'da bu sınav sistemi değiştiğinde, binlerce, yüzbinlerce öğrenci yanlış tercih yaptı; o zaman katsayılar 0,2; 0,5'ti. 2002'de katsayıları 0,3; 0,8 olarak değiştirdiler; yine, yüzbinlerce öğrenci yanlış tercih yaptı.

Bakın, bilmeniz açısından, belki gözden kaçıranlar vardır diye söyleyeyim. Şu andaki sınav sistemine göre üniversiteye yerleştirme işlemi şöyle yapılıyor: Önce sınava giriyorsunuz, puanınız size geliyor, siz, bir önceki yılın puanlarına bakarak, kendi puanınızı kıyaslayarak tercih yapıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri...

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - O zaman, sistemi değiştirmeyelim.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Hayır... Bir dakika; anlatayım. Bir anlatayım... Bir anlatayım da dinle bak...

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) - Dinleme kardeşim, dinleme!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Şimdi, çocuk, 2004 yılı sınavına girdi; sonuç geldi, kendi puanı elinde, geçen yılın puanları da elinde, onlara bakarak tercih yapacak.

Değerli arkadaşlarım, siz, katsayıları değiştirdiğiniz zaman yılın ortasında, öğrencinin elindeki veriler, farklı katsayılara göre. Geçen yılın katsayıları farklıydı. Bakın, ağustos ayında size çok beddua edecekler.

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - Hataları düzeltiyoruz, hataları.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bakınız, benim ne dediğimi bu işten anlayanlar çok iyi anlıyor. Tercihlerde müthiş hatalar olacak. Bunu çözmenin yolu, o yıl bunu uygulamamaktan geçer. Demedi demeyin diye söylüyorum.

Bir diğeri, yine, Trabzon Milletvekili arkadaşımız Cevdet Bey iddia ediyor, diyor ki: "Bu ortaöğretim başarı puanının içinde ÖSS ortalaması, okul, takım çalışmasının puanı yoktur." Bu var. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanımız da var olduğunu söylüyor. Bunu herkes kaldıralım diyor; kaldırmıyorsunuz ki.

Süper liseler yeni çıktığında, puanlar 4'e, 3,5'e kadar düştü. Anladılar ki sınav yok; notlar şişirildi; 5'le çocuklar müracaat etti, kura çekmek zorunda kaldılar.

Bu ülkede objektif bir not verme sistemi yoktur. Aynı okulun iki matematik öğretmeninden birisi bir imtihan kâğıdına 100 verirse, öbürü 70 verir. Objektif bir sınav değerlendirme sisteminin olmadığı bu ülkede, okul notlarını bu kadar öne çıkarırsanız ve bu değişikliği yapmazsanız, yanlış yapmış olursunuz.

Yine, bu ülkede, yılda 20 000 öğrenci idare mahkemesi yoluyla sınıf geçiyor. Bu yanlışlığı düzeltmiyorsunuz burada.

Öyle büyük bir kaos yaşanacak ki bu yaz, Cumhurbaşkanına gitti geldi, Anayasa Mahkemesi iptal etti... Sayın Hüseyin Çelik öyle yıpranacak ki... Aklımdan şu geçiyor: Sayın Başbakan, Hüseyin Çelik'ten, Sayın Bakandan kurtulmanın yolunu böyle yıpratarak mı buldu acaba diyorum. Kesin böyle olacak; bunu ben görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, şunları söylemek istiyorum: Birtakım bilimsel yanlışlıkları, milletvekili oylarının çokluğuna dayanarak doğru diye kabul ettiremezsiniz. Biz iktidarız, çoğunluğumuz var, katsayıyı böyle belirledik arkadaşlar, kaldırın bakalım parmakları. Neye parmak kaldırdığını ister bil ister bilme; madem bizim arkadaşlar böyle istiyor, biz de kaldıralım... Doğru kabul ettiremezsiniz bunu. Şundan dolayı ettiremezsiniz; bizi dinleyeceksiniz tabiî ki, dinlemek zorundasınız; çünkü, iktidar her yerde var; ama, muhalefet sadece demokrasinin olduğu yerlerde var; yani, krallıklarda da iktidar var. Muhalefet, sadece, demokrasilerde var; onun için muhalefetlerin ayrıcalığı daha önemlidir.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Başımızın tacısınız.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Burada benim aklıma, hep, 58 inci Hükümetin Başbakanı Sayın Abdullah Gül'ün sözleri geliyor. Sayın Gül -Sayın Başbakan o zaman- şöyle demişti: "Biz, bu ülkeyi aritmetik çoğunluğa dayanarak yönetmeyeceğiz, ortak aklı egemen kılacağız, uzlaşacağız, tartışacağız, sonucu bulacağız." Burada hiç de böyle bir ortak akıl görmüyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada, biz, ısrarla ve ısrarla şunun arkasındayız; bizi izleyen ticaret meslek lisesi öğrencilerine söylüyorum, diyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi, sizin, iktisat, işletme gibi bölümlere, alanınızla ilgili bölümlere gitmenizdeki kaybın önlenmesinde taraftardır. Getirsinler böyle bir düzenleme, ona hiç karşı çıkmayalım. Endüstri meslek lisesinin makine bölümünde okuyan çocuğun makine mühendisliğine gitmesine de karşı değiliz; getirsinler bu düzenlemeyi ona evet diyelim;. ama, isteyen istediği yere gitsin; hadi bakayım arkadaşlar, serbest bıraktık her şeyi...

Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: "Bu ne yaman çelişki." Yine, Suat Kılıç arkadaşıma söyleyeceğim; bu ne yaman çelişki. O güzel ses tonunla, o yakışıklılığınla, o çağdaş görünüşünle, o etkili hitabetinle anlatıyorsun; ama, şu benim anlattığımı da çok iyi anlayacağını düşünüyorum.

Sayın Bakanımız "yöneltmeyi ilköğretime getiriyorum. Rehberlik servisleriyle ilgili yeni düzenlemeler yapıyorum" dedi. Arkadaşlar, şu andaki sistemde, lise 1'i bitirdiğiniz zaman karar verirsiniz, tıbba gidecekseniz, mühendisliklere gidecekseniz sayısal bölüme kayıt olursunuz; hukuk, siyasal, işletme gibi yerlere gidecekseniz eşit ağırlığa gidersiniz; başka yere gidecekseniz sözele gidersiniz. Şimdi, siz "lise 2'deki bu seçimi ilköğretime çekeceğim" diyorsunuz; diğer taraftan da "torna ve tesviye eğitimi almış çocuk eczacı olabilir arkadaşım" diyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?!

AHMET KÜÇÜK (Çanakkale) - Bu ne yaman çelişki!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu ne yaman çelişki! Bu olabilir mi?!

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakınız, samimî olarak söylüyorum -Sayın Başkanım benim tavırlarımı bilir- ben, öğretmen mantığıyla yaklaşırım, art niyetle asla ve asla... Ben, imam-hatip liselerinde ikibuçuk sene öğretmenlik yaptım. Belki de, sizden fazla katkı sağladım o çocukların üniversiteyi kazanmasına; hafta sonlarında gittim, onlara ekstradan ders verdim. Size 3 tane bilgi vereyim.

HİKMET ÖZDEMİR (Çankırı) - Ama, oranın ruhunu alamamışsınız.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Almadım, Allaha şükür almadım oranın ruhunu.

Şimdi, bakınız, değerli arkadaşlarım, Sayın Adalet Bakanımız, açıklıyor:"Çocuklarını oraya gönderiyor, adam ölünce, kendisine bir fatiha okusun diye." Biz, anamıza babamıza, dedemize ninemize fatiha okumasını bilmiyor muyuz?! Okumadığımızı mı zannediyorsunuz?!

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Öyle demedi.

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Öyle demedi.

ZEKERİYE AKINCI (Ankara) - Aynen öyle dedi.

MUHARREM İNCE (Devamla) - Yani, sadece oraya gidenler mi yapıyor bunu. (CHP sıralarından alkışlar) Yapmayın arkadaşlar böyle!

Hiç kimsenin, bu vatanı benden daha çok sevmeye hakkı yok. Hiç kimsenin, benden daha fazla Müslüman olmaya da hakkı yok. Hiç kimsenin de sizden daha fazla demokrat olmaya hakkı yok. Kimse kimseyi böyle bir kalıp içerisine sokmasın; ama, bakın, ben, size üç örnek vereceğim. Şu andaki mevcut duruma göre, imam hatip liselerinden yılda 5 000 öğrenciyi mezun etsek -diğer okullara gitmediğini düşünüyorum, gider, gitmez, o ayrı mesele, onu tartışmıyorum- imam ihtiyacımız için yetiyor.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Ziraat fakültelerini de kapatalım!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Tabiî... Tabiî... Ziraat fakültelerinde de çok müthiş fazlalık var; kesinlikle kapatmalıyız; doğru söylüyorsunuz. 25 000 ziraat mühendisi işsiz. Doğru söylüyorsunuz, kapatmalıyız; aynen katılıyorum.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Fen-edebiyat bölümleri de kapatılsın!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Kanun gereği fen-edebiyat fakülteleri kuruluyor.

Yine, mesela...

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) - Beden eğitimi bölümleri de kapatılsın!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Evet, 1 000 beden eğitimi öğretmenine ihtiyaç varken, 13 000 mezun veriyorlar. Evet, planlamalıyız, kapatmalıyız. Ne lazımsa, onu açmalıyız.

MAHMUT GÖKSU (Adıyaman) - Siyasalı da kapat!..

MUHARREM İNCE (Devamla) - Lazım olanı açmalıyız. Ne gerek var?! 1 000 beden eğitimi öğretmeni lazımken, yılda 12 000-13 000 mezun veriyoruz. Tabiî ki, kapatmalı... Değiştirelim... Bilgisayar öğretmeni açığımız var; onu kapatalım. İngilizce öğretmeni açığımız var; onu kapatalım. O kadar beden eğitimi öğretmeni mezun edeceğimize, bilgisayar ve İngilizce öğretmenlerinin sayısını artıralım. Ben, art niyetle bakmıyorum. Doğru yapalım, ülkenin kaynaklarını doğru kullanalım diye söylüyorum.

Meslek liselerinin sınavını ayıralım -hiç fark etmez, imam hatipler de dahil buna- kontenjan verelim, getirelim. "Arkadaş, lisans programlarına meslek liseleri de girer" diyelim. Önce, meslek liseleri sınavına girer; yüzde 50'sini alan bilgisi sorusu sorarız. Yani, makine bölümünde okuyan bir çocuk, makine mühendisliğini tercih edeceği zaman, soruların yarısı fizik, kimya, biyoloji, matematik konularında olsun, diğer yarısı da makine bilgisinden olsun. Sonra, bunları kendi arasında bir sıraya dizelim ve bunlara bir kontenjan verelim -5, 10, 15, neyse- gitsin, makine mühendisi olsun. İmam-hatipte okuyan çocuğa bir kontenjan verelim, önce ayrı bir sınava girsin, hiç fark etmez; ama, bunları doğru düzgün yapalım diyorum.

Bakın, şöyle bir şey doğru değil: Ben, 1998 yılının verilerini aldım. İmam-hatip lisesi mezunları için üç örnek vereceğim dedim. 3 285 çocuğumuz öğretmenlik programlarına yerleşmiş, 1 420 çocuğumuz da ilahiyat programlarına yerleşmiş. Ortada bir çelişki var, yanlışlık var; yani, asıl mesleğini daha çok tercih etmesi lazım. Diğerini de tercih etmesin demiyorum, yanlış olmasın; ama, asıl mesleğini birincil olarak tercih etmeli kişi.

Diğer okullarda İngilizce nasıl öğretilemiyorsa, bu çocuklara da Arapça öğretilemediğini biliyor musunuz; gerçi, ben saydım, Meclis albümünde, 130 kişinin falan Arapça bildiği yazılı. Bakın, bir şey söyleyeyim; Arapça muafiyetini geçme oranı imam-hatip mezunlarında yüzde kaçtır biliyor musunuz; yüzde 12'dir. Arapçayı bilme oranı kaçtır biliyor musunuz; yüzde 10'dur. Bunlar, resmî rakamlar...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Yükseköğretim kanunu ve yüksek öğretim personel kanunuda değişiklik yapılması hk.(s.s.441)”. TBMM Genel Kurulu, 88. Birleşim tutanağı, 12 Mayıs 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2004-05-12-yuksekogretim-kanunu-ve-yuksek-ogretim-personel-kanunuda-degisiklik-ya-6 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
