# Trt ve türkülerimiz hakkında

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mart 2006
- **Gündem:** TRT VE TÜRKÜLERİMİZ HAKKINDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-03-30-trt-ve-turkulerimiz-hakkinda

> Muharrem İnce (CHP), 30 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TRT VE TÜRKÜLERİMİZ HAKKINDA); konuşma 501 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; TRT ve türkülerimiz üzerine gündemdışı söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, TRT, halkın malıdır; tabiî, türküler de öyle. Ne yazık ki, son yıllarda, halkımız ile türküler arasındaki bağ koparılmıştır. Bu halk, türküsüyle varlığını ortaya koymuş, binlerce yıldır geleneklerini, öğretilerini, dertlerini, acılarını, isyanlarını, aşklarını, sevdalarını, umutlarını türkülerde saklamıştır; yani, bu halk susmamış, tam tersine, müzikal bir edayla konuşmuştur.

Türküler, sadece mırıldanıp geçtiğimiz sıradan melodiler değildir. Türküler, birer gerçek sosyal belgedir. Antep'te Karayılan Destanıyla, Ege'de zeybekleriyle, Ankara'da misketiyle, Karadeniz'de horonuyla, Trakya'da karşılamasıyla yurdun her bir yanında türküleriyle cumhuriyetini kurmuş bir halkız biz.

Türküler, genç cumhuriyetimizin ulusal bilincini TRT Kurumu aracılığıyla pekiştiren önemli kültürel zenginliğimiz olmuştur. Halk türkülerindeki incelik ve çeşitlilik, aslında, halkımızın yaratıcı gücünün, güzel duygularının ve soylu felsefesinin bir göstergesidir.

Dağlardan etkilenip;

"Dağlar siz ne dağlarsınız,

Kardan kemer bağlarsınız,

Gül sizde sümbül sizde,

Siz ne derde ağlarsınız" diye dağlara türkü yakan bir insanımız var.

Sorarım size ve çok merak ediyorum: Bir İsviçre köylüsü, Alp Dağlarına böylesine yalın, böylesine lirik bir şarkı yakmış mıdır ya da bestelemiş midir?! Ya da;

"Güzelliğin on para etmez,

Bu bendeki aşk olmasa,

Eğlenecek yer bulaman,

Gönlümdeki köşk olmasa" diyen Aşık Veysel'in bu dizeleri, felsefenin yaşamla buluşması değil midir?!

Yine, türküler;

"Kainatta bir zerreyim,

Ben kendimi bilmez miyim,

Zerre içinde zerreyim,

Ben kendimi bilmez miyim" diyerek bu toprağın mistik öğretilerini yüzyıllarca saklamamış mıdır?! Ya da;

"İkilik kinini içimden atıp,

Özde ben bir insan olmaya geldim,

Taht kuralı ariflerin gönlüne,

Sözde ben bir insan olmaya geldim" diyerek, evrensel bir bakışta, tüm dünyaya gerçek insan olmayı öğütlemez mi?!

Biz, bu türküleri, Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun önce radyolarından hep birlikte dinledik. Bazen bir köy çeşmesinin üzerine radyoyu koyarak, sesini sonuna kadar açarak bütün köy birlikte dinledik. Bazen, şehirlerde evimizde yalnızlığımızı türkülerle paylaştık. Bazen, asker ocağında tüm tabur, hep bir ağızdan söyledik. Yani, Yurttan Sesler'le aynı duygularla, aynı türkülerle buluştuk. Muzaffer Sarısözen'in kurduğu Yurttan Sesler Topluluğu sayesinde, Erzincan'da insanlar, Konya türküsünü öğrendi; Egeli, Karadeniz türküleriyle coştu; doğudaki Zeybek öğrendi; batıdaki deyişleri dinledi; çünkü, türküler, bizi biz yapan, bir yapandır. Bildiğiniz üzere, türküler, halktır, halkındır; Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da halkındır.

Peki, TRT Kurumunda neler oluyor? Halkın kurumu olan TRT, halkın sanatçılarını neden halkına sunmuyor? TRT Radyoları bünyesindeki Yurttan Sesler nerede, neden televizyonda izleyenlerine ulaşamıyor? Biz, bu zengin ve köklü kültürümüzü, yeni nesillere neden aktaramıyoruz? Neden Türk halk müziği programları üretilmiyor?

TRT'deki programlar, kurum dışındaki belli düşünce temsilcilerine peşkeş çekiliyor. Birbirinden değerli ve kendi yörelerini ustalıkla icra eden radyo sanatçıları pasifize ediliyor. TRT Kurumundaki bu yaygın politikalar sorgulanmalıdır; çünkü, kimsenin, gelecek nesilleri bu zengin mirastan yoksun bırakmaya hakkı yoktur.

Türkülerimizi yitirmek, gittikçe renkleri yok edilen, grileşen dünyada bizim de rengimizi yitirmek demektir. Türkülerimizi yitirmek, bu ince ruhlu, yüce duygulu halkı hiçe saymak demektir. Türküler o kadar güçlüdür ki, bizi tam olarak ancak onlar anlatabilirler dünyaya. "İnsan kısım kısım, yer damar damar" diyen, "biz de Mevlana'nın kuluyuz, yetmişiki dil bizdedir" diyen, "Kainatın aynasıyım, mademki ben bir insanım./Hakkın varlık deryasıyım, mademki ben bir insanım" diyen bir halkız biz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Trt ve türkülerimiz hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 82. Birleşim tutanağı, 30 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-03-30-trt-ve-turkulerimiz-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
