# Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim
- **Tarih:** 30 Mayıs 2006
- **Gündem:** NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-05-30-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle

> Muharrem İnce (CHP), 30 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: NAZIM HİKMET'İN ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE); konuşma 576 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Nazım Hikmet'in 43 üncü ölüm yıldönümü üzerine söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.

Nazım Hikmet'e geçmeden önce, yine Anadolu'nun bir büyük şairi Necip Fazıl'ın da, 25 Mayıs, 23 üncü ölüm yıldönümü, onun da anısı önünde saygıyla eğiliyorum ve her ikisinin de oğlunun adı Mehmet, her ikisi de zindanlardan çocuklarına mektuplar yazmışlardır.

"Zindan iki hece, Mehmedim lafta.

Baba katili ile baban aynı safta!" diyen Necip Fazıl'ı da,

"Dört nala gelip Uzak Asya'dan

Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan

Bu memleket bizim!

Bilekler kan içinde, dişler kenetli,

Ayaklar çıplak

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak

Bu cehennem, bu cennet bizim!" diyen Nazım Hikmet'i de saygıyla anıyoruz.

Sayın milletvekilleri, Nazım Hikmet'i anlatmak, onun üzerine konuşmak herkes için zordur; hele bu konuşmayı Meclisin kürsüsünden yapmak çok daha zor ve çok daha anlamlıdır. Eğer bugün siyasetçiysem, bu Meclisin kürsüsünde konuşuyorsam, bunda Nazım Hikmet'in payı büyüktür; çünkü, siyasete ilgi duymamı sağlamıştır. Ne diyordu Nazım Hikmet: "Bu ülke bağımsız olsun, bu ülkenin insanları okuryazar olsun, bu ülkenin askerleri parayla savaşmasın, bu ülkenin siyasîleri başka ülkelerdeki otel odalarında ülkenin kaynaklarını pazarlamasınlar." Biraz elimizi vicdanımıza koyarsak, yüreğinde birazcık vatan sevgisi, birazcık yurtseverlik kırıntısı olan hangi yurttaşımız bunlara itiraz edebilir?! Bir söz vardır "hak bir, yol bin bir" diye. Nazım Hikmet kendince bir yol seçmiştir ve samimîce o yolda yürümüştür. Onun yolundan yürümesem de, hak bildiği şeyleri sonuna kadar sahiplenmekteyim. Onun samimîce yürüyüşü, beni heyecanlandırıyor, yüreklendiriyor, kendisine hayran olmamı sağlıyor; umurumda değil onun vatandaşlıktan çıkarılması, hakkının iade edilmeyişi veya vatan haini ilan edilişi.

Sayın milletvekilleri, bizi bize anlatan birini başkalarına anlatmanın zorluğunu yaşıyorum. Onun savunulmaya ihtiyacı yoktur; çünkü, onun eserleri, bizleri, bu ülkeyi, insanlığı ve kendisini yeterince savunmaktadır. O, şiirlerinde, bu ülke insanının sevdalarını, aşklarını, tutkularını, yoksulluklarını, acılarını, savaşlarını, sevinçlerini, şarkılarını, türkülerini, ümitlerini anlatmaktadır. Kendisi ümitlerin ve özlemlerin şairi olarak tanımlayan Nazım Hikmet şöyle diyor:

"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

Dünyanın en güzel sesinden

En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…

Fakat artık ümit yetmiyor bana,

Ben artık şarkı dinlemek değil,

Şarkı söylemek istiyorum."

O, hep bu ülkenin şarkılarını, türkülerini söyledi, acılarını paylaştı yoksul insanların, ayna tuttu halkımıza kendisini görmesi için, bu ülkenin geçmişi ile geleceği arasında bağ kurdu şiirleriyle. Kendi ulusunun dilini, Türkçeyi en güzel o kullandı. Vatandaşlıktan çıkarıldığında ise, "beni Türklükten, halkımın evladı olmaktan, milletime ölümsüz bağlı bulunmaktan hiçbir kuvvet çıkaramaz" dediğini bugün anımsıyor muyuz acaba?

Bugün neden hâlâ Nazım Hikmet düşmanlığı yapılmakta ve ondan korkulmaktadır?

SONER AKSOY (Kütahya) - Yok öyle bir şey yahu!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Gerçekte iki nedeni vardır bunun: Nazım Hikmet'in eserleri, ülkesinin insanını, onların heyecanlarını ve yaşamını anlatan karşı bir iddianame gibidir ve bu iddianame, ona saldıranların işledikleri suçları içerir. İkinci bir nedeni ise, sadece psikiyatrinin kavramlarıyla ifade edilebilir. Bu düşmanlık nevrotik takıntılardan ibarettir.

Nazım Hikmet, Türk kültürünün bütün insanlığa armağan ettiği uluslarüstü bir değerdir. İngiliz şair Shakespear ne kadar İngiltere'ninse, Türk şairi Nazım Hikmet de o kadar Türkiye'nindir.

Sizlere, yurt dışında, Yunan Parlamentosunda Nazım Hikmet'le ilgili bir anımı anlatıp sözlerimi tamamlamak istiyorum Sayın Başkanım. Yunan Parlamentosuna girerken, kapıda görevli bayan polis, bana, Türk yazarları, Türk şairleri okuduğunu söyledi. Kimleri okudunuz dedim. "Duygu Asena'yı okudum, Yaşar Kemal'i okudum, Kemal Yalçın'ı okudum" dedi ve saymaya başladı. Bayan polise sordum: Nazım Hikmet'i okumadınız mı? "Nazım Hikmet'i saymadım" dedi. "Diğerlerini Türk şairi, Türk yazarı olarak tanıyorum; ama, Nazım Hikmet bir dünya şairi olduğu için onu sadece Türklere mal etmedim, onu bu şekilde saymadım" dedi.

Dünyanın tanıdığı bu şairimizi 43 üncü ölüm yıldönümünde bir kez daha saygıyla anıyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Nazım hikmet'in ölümünün yıldönümü nedeniyle”. TBMM Genel Kurulu, 108. Birleşim tutanağı, 30 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-22-2006-05-30-nazim-hikmet-in-olumunun-yildonumu-nedeniyle (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
