# 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAYINDIRLIK VE İSKâN BAKANLIĞI, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU, YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI VE 85 ÜNİVERSİTE) DOKUZUNCU TUR

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim
- **Tarih:** 9 Aralık 2007
- **Gündem:** 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAYINDIRLIK VE İSKâN BAKANLIĞI, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU, YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI VE 85 ÜNİVERSİTE) DOKUZUNCU TUR
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2007-12-09-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-bayindirlik-ve-iskan

> Muharrem İnce (CHP), 9 Aralık 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAYINDIRLIK VE İSKâN BAKANLIĞI, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU, YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI VE 85 ÜNİVERSİTE) DOKUZUNCU TUR); konuşma 999 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamım hiçbir bölümünde demagoji olmayacak. Sayın Bakandan da sorularıma net yanıtlar istiyorum.

Bu öğretim yılının açılışında Sayın Başbakan Balgat’ta bir okulda şöyle dedi: “Şemdinli’de ne varsa, Şişli’de de o vardır.” Şimdi, ben de aradan biraz zaman geçsin dedim. Bir soru önergesi verdim Bakanlığa, acaba Şemdinli’yle Şişli aynı mı diye. Bana verilen cevap Bakanlığın yanıtlarıdır: Şemdinli ortaöğretimde derslik başına öğrenci 66, Şişli’de 36. Bilgisayar öğretmeni Şemdinli’de 3 tane, öğrenci 11.000 tane, 3.750 öğrenciye 1 öğretmen düşüyor. Şişli’de 60 bilgisayar öğretmeni, 52.000 öğrenci, 900 öğrenciye 1 öğretmen düşüyor. Şemdinli Lisesi 2003 ÖSS’de 1.375’inci, liseler klasmanında, 2006 ÖSS’de 1.577’nci. Şişli Nuri Akın Lisesi 2003’de 280’inci, 2006’da 146’ncı. Demek ki Şemdinli’yle Şişli aynı konumda değil.

SIRRI SAKIK (Muş) – Ortak paydaları ş’dir, ş!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Bu bilgiyi Sayın Başbakana vererek, Sayın Başbakanı yanılttınız, Sayın Başbakan da Türkiye’yi yanılttı. Bu sizin rakamlarınız, soru önergesine sizin verdiğiniz cevap bu.

Yine Sayın Bakan, 8/8/2007 günü, Bugün gazetesi “80 öğrencinin eğitim gördüğü sınıflar tarih oldu.” diyor. Bir örnek, İstanbul’un Esenler ilçesi: Toplam ilköğretim okulu sayısı 30; 932 derslik var, 77.034 öğrenci; derslik başına öğrenci 82,6. İstanbul’da bu.

İlköğretimde okuyan öğrencilerimizin yüzde 54,2’si ikili öğretimde, yüzde 5,7’si birleştirilmiş sınıflarda. 1 milyon 111 bin ilköğretim çağındaki çocuğumuz okula hâlâ gitmiyor.

Şimdi Sayın Bakan, sizin karnenizi vereceğim buradan. Siz çocuklara, öğretmenler çocuklara karne veriyor, ben de size karne vereceğim. Bakınız, 2002 ÖSS’de Türkçe net ortalaması 19,4; 2006 ÖSS’de 14,7’ye düşmüş. 2002 ÖSS’de matematik ortalaması 8,73; 2006 ÖSS’de 8,5’e düşmüş. 2002 OKS Türkçe ortalaması 10,48; 2006 OKS’de 8,95’e düşmüş. 2002 OKS matematik 3,12’den 1,70’e düşmüş. 2002’de OKS’de sıfır çeken öğrenci sayısı 2.273, 2006 OKS’de sıfır çeken öğrenci sayısı 71.054.

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Sıfır çeken, Bakanın kendisi.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Şimdi Sayın Bakan, siz, demek ki sınıfta kaldınız.

Bakın, bir özel okulun müdürü olsaydınız, ben de patron olsaydım, bu verilere bakarak sizi derhal görevden alırdım, derhal… Hemen görevden alırdım. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakınız, yurt içinde böyle. Peki, uluslararası yarışmalarda nasıl, bir de ona bakalım. Bakanlığın 2003 basın bildirisinden okuyorum. Diyor ki: “İlk kez, PISA 2003 sonuçları doğrultusunda eğitim sistemimizde yapılan yeniliklerin, 2006 ve 2007 yıllarında öğrenci başarısının yansımaları yine diğer ülkelerle karşılaştırmalı olarak izlenecek, bu yolla eğitimimizde yapılan yeniliklerin ilk sonuçlarının uluslararası perspektif açısından görülmesi mümkün olacaktır.” Yani diyor ki: “Türkiye, 2003’te PISA projesinde başarısız oldu. Siz bizi 2006, 2007’den sonra görün. 2003’teki bu başarısızlıkta Sayın Çelik’in suçu yok.” diyor, bence de doğru söylüyor.

Şimdi “2006’da, 2007’de bizi görün.” diyor Bakanlık kendi açıklamasında. 2006’yı görüyoruz, 2007’yi görüyoruz… Bakanın açıklaması; “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Yerimizi korumak bile başarıdır.”

Şimdi, Sayın Bakan, bu sefer de müfredat değişikliğinden medet umuyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Bakın, müfredatları değiştirdik, ileride meyvelerini göreceğiz.”

Sayın Bakan, siz, beş günlük Bakan değilsiniz, beş yıllık Bakansınız! Bu beş yılda bir şeyleri görmüş olmamız lazımdı. Ne OKS’de ne ÖSS’de ne uluslararası sınavlarda, hiçbirinde başarımız bir arpa boyu yol gitmedi.

Ama, öğretmen açığı ve sorunları konusunda sizinle burada uzun bir tartışma yapacak değilim, dokuz dakikaya sığmaz, ama öğretmen açığı konusunda da toplumu yanıltıyorsunuz. Sizin istediğiniz bir kanalda, sizin istediğiniz bir saatte, öğretmen açığı konusunda, size belgelerle bunu ispatlayamazsam milletvekilliğinden istifa ederim. Hodri meydan diyorum, bir televizyon kanalına benimle birlikte katılın diyorum. İspatlayamazsam ben milletvekilliğinden istifa ederim, siz de Bakanlıktan istifa edeceksiniz. Anketlere bırakacağız -gelen mesajlara- bakalım hangimiz haklı çıkacak. Bu konuda da yüce Meclisin önünde size bunları söylüyorum.

Şimdi değerli arkadaşlarım, bir de hukuksuzluk boyutu var, bir de yolsuzluk boyutu var. Bakanlığınızın kendi Teşkilat Kanunu’na uymuyorsunuz. 7 müsteşar yardımcısı varken 8 müsteşar yardımcısıyla çalışıyorsunuz. Şu anda bir tane müsteşar yardımcısı -burada oturan- asaleten burada değil, biliyor musunuz? İki yüz on beş gündür Millî Eğitim Bakanlığına müsteşar atanamıyor. Müsteşar da vekil, müsteşar yardımcıları da vekil, bir tane asil yok.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakan, hukuksuz uygulamalarıyla bürokratlara müthiş tazminatlar ödüyor. Örneğin, üst düzeyde kendi getirdiği 13 bürokratı yeniden kendisi aldı. O kadar çok tazminat ödedi ki… Bakın, Erzurum Millî Eğitim Müdürüne, yanılmıyorsam, 19 milyar civarı tazminat ödedi. 9 milyarını peşin… Bitti para. Daha devamı gelecek.

Biz Bakanla aynı maaşı alıyoruz. Herhalde, benden 200 milyon lira fazla alıyordur. Bakanın milletvekilinin maaşı aynı. Ben bu kadar tazminat ödeseydim, iflas ederdim, geçinemezdim. Sayın Bakan, diyorum ki, acaba, sizin Bakanlığınız döneminde Sarar bayiliği alan, Volkswagen bayiliği alan, ÇAYKUR bayiliği alan, özel hastane kuran akrabalarınız mı yardım ediyor size? Yoksa, bunlar maaşla ödenmez. Kim ödüyor bu tazminatları, merak ediyorum.

Yine, değerli arkadaşlarım, bürokratları haksız yere görevden alıyorsunuz. Mahkemeye gidiyor, geri dönüyor. Giderken yolluk, gelirken yolluk… Sadece Bakan tazminat ödemekle kalmıyor, devlet de bu şekilde zarara uğratılıyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, çok ilginç bir örnek: Ticaret Turizm Genel Müdürünü, Sayın Bakan kendisi göreve getirdi, görevden aldı. Mahkeme kararıyla geri dönünce, odasını işgal etti. Resmî yazı yazdı -hepsi elimde, belgeler elimde- “Bu odada oturamazsın, bu odada şu oturacak.” diye. Araştırdım, kendi getirdiği bürokratı bir insan niye görevden alır diye. Olay ne biliyor musunuz? Van’ın merkezinde bir okulu satmak istiyorlar şehir merkezinde kaldı diye. Vali de “Satılabilir.” diyor. Ama, Ticaret Turizm Genel Müdürü olan arkadaşımız -ondan Allah razı olsun, devletin malını koruduğu için- “Satamazsın burayı.” diyor, karşı çıkıyor. Vay, sen misin “Satamazsın…” Görevden alıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, seçim öncesinde 14.470 yönetici atadınız. Danıştay, hem yönetmeliği hem atamaları iptal etti. Bu sefer, 2/10/2007 tarihinde Sayın Bakan bir genelge yayınladı ve gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Gerekli tedbirlerin alınmasından kasıt nedir? O, çok basit, valiler görevlendirme yaptı bu sefer. Yani, valiler suç işledi suç. Ama, bazı devletin valileri var ki, onlar bu suçu işlemediler. O valilere de buradan sesleniyorum, bu milletin kürsüsünden: “Siz AKP’nin valisi değilsiniz, siz devletin valisisiniz” diyorum ve bu suçu işlemeyen valilerimin de hepsine saygılarımı sunuyorum bu kürsüden.

Değerli arkadaşlarım, yine, ben, Sayın Bakana birkaç soru sormak istiyorum: Bürokratlarınızı göreve getirirken, kendilerinden istifa veya emeklilik dilekçesi alıyor musunuz? Bakın, bilerek konuşuyorum, göreve getirirken önce istifa dilekçesi alıyor. Peki, böyle bir usul bizim yönetim sistemimizde olmadığına göre istifa dilekçesini peşin almanızın nedeni, acaba hukuka uygun olmayan işleri ona yaptırmak için mi alıyorsunuz?

Bir ilin millî eğitim müdürü raporluyken kendisiyle ilgili emeklilik işlemi yaptınız mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (BAYINDIRLIK VE İSKâN BAKANLIĞI, TAPU VE KADASTRO GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, MİLLî EĞİTİM BAKANLIĞI, YÜKSEK ÖĞRETİM KURULU, YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI VE 85 ÜNİVERSİTE) DOKUZUNCU TUR”. TBMM Genel Kurulu, 34. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2007-12-09-2008-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-bayindirlik-ve-iskan (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
