# Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim
- **Tarih:** 24 Kasım 2009
- **Gündem:** MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici

> Muharrem İnce (CHP), 24 Kasım 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA GEÇİCİ MADDE EKLENMESİ (S.S.428)); konuşma 2.174 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun teklifi nereden çıktı? Ne oldu da 10 bin öğretmenle ilgili bir kanun teklifini bugün burada görüşüyoruz? Bunun IMF’yle bir bağlantısı var mı? Şöyle bir geçmişe dönüp baktığımda, henüz gömlek değiştirmediğiniz, IMF’ye “ay-em-ef” dediğiniz günler, Avrupa Birliğini Batı kulübü olarak gördüğünüz günler, “Hak geldi, batıl zail oldu.” dediğiniz günlere yakın günlerdeydi. 2001 Bütçe Kanunu’nda şöyle bir madde var: “2000 yılında emeklilik, ölüm, istifa sonucu ayrılan personelin yüzde 80’ini geçemez.” diyor yani 2001’de 100 kişi emekli, istifa ya da ölüm olayı olmuşsa 80’i geçemez 2002’de alınacak personel. Siz bunu eleştiriyorsunuz o günlerde. Diyorsunuz ki: “İşte, IMF politikaları bunlar.”

2003’ten itibaren ise siz bu yüzde 80 oranını düşürmeye başlamışsınız. 2006’da yüzde 50, 2008’de yüzde 25, 2009’da yüzde 25, 2010’da yüzde 25. Yani bir önceki yılda 100 kişi emekli olmuşsa, alınacak personel sayısı 25’i geçemez.

Plan ve Bütçe Komisyonunda İzmir Milletvekili Sayın Harun Öztürk size bir önerge veriyor, diyor ki: “Bakın, bunu çözelim, çok basit.” 2010 sayılı Bütçe Kanunu’nun 21’inci maddesine… Orada istisnai durumlar var. Örneğin, emniyet mensupları bu kanuna tabi değil. Diyor ki: “Bunu böyle tek tek uğraşmayalım. O emniyet mensuplarının dâhil olmadığı bu kanuna öğretmenleri de dâhil edelim. Zaten on binlerce öğretmen açığımız var.” Onu reddediyorsunuz. Amacınız burada tribünlere oynamak. Ne yazık ki, Öğretmenler Günü’nde öğretmenleri kandırıyorsunuz.

Kamuoyuna ve basına sesleniyorum: Bu kanun teklifi 10 bin öğretmen alımı değildir. Bu, düpedüz bir palavradır. Bu, 3 bin öğretmen alımıdır. Bunu şöyle açıklayayım: Şu anda görev başındaki sözleşmeli öğretmenler buraya müracaat edecek mi? Edecek. Yani yaklaşık 10 bin öğretmenin 7 bini şu anda görev başındaki sözleşmeli öğretmenlerden olacak. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Bunu geçmişe dayanarak söylüyorum. 2007 yılında kadrolu atanan öğretmen sayısı 19.029, sözleşmeliyken kadroya geçen sayısı 4.330. 2008, 20.093 kadrolu öğretmen, 7.255 tanesi sözleşmeliyken kadroluya geçmiş. 2009’da 12.003 öğretmen atanmış kadrolu olarak, 7.037 tanesi sözleşmeliyken geçmiş. Bu kadar basit bir matematik işlemiyle bile insanları, halkımızı, öğretmenlerimizi kandırmanın yolunu seçiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, biraz sonra bir önerge vereceğiz. Orada, öğretmenlerimizin sorunlarının, atanmamış öğretmenlerimizin sorunlarının çözümü için bakalım ne kadar sözünüzün arkasındasınız onu hep birlikte göreceğiz. Sayın Hüseyin Çelik bütün sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçireceğinin sözünü verdi. Sayın Nimet Çubukçu tarih verdi, dedi ki: “Kasım sonuna kadar bütün sözleşmeli öğretmenler kadroya geçecek.” Sayın Bakan bugün ayın 24’ü, kaldı altı gün. Eğer siz görüşlerinizde samimiyseniz bizim önergemizi desteklersiniz.

Değerli arkadaşlar, bu önergeyi biraz sonra tartışacağız. 2009 öğretmenler için yapılan KPSS’ye 244 bin aday müracaat etti. 20 bin sözleşmeli, 12 bin kadrolu atadınız. Dolayısıyla atama 32 bin değil 25 bindir, 7 bin tanesi sözleşmeden kadroya geçti.

Eğitim fakülteleri her yıl 50 bin mezun veriyor. 2005’te mezun sayısı 44 bin, KPSS’ye müracaat 173 bin. 2009’da mezuniyet 49 bin, KPSS’ye müracaat 244 bin. Birikim artıyor ve üç-beş yıl sonra işin içinden çıkılmaz bir hâle gelecek. Üniversite kontenjanları arttı, yeni üniversiteler kuruldu. Bunları da dâhil ettiğimizde beş yıl sonra bu sorunun içerisinden kimse çıkamayacak sayın milletvekilleri.

Son yedi yılda kadrolu atanan öğretmen sayısı 147 bin yani yılda ortalama 21 bin kişi atamışsınız. Son yedi yılda emekli olan, istifa eden ya da ölen öğretmen sayısı 133 bin yani 147 bin kadrolu öğretmen atamışsınız, 133 bin kişi Bakanlıktan ayrılmış. Yani siz 10-15 bin civarında, 16 bin civarında bir öğretmen ataması yapmışsınız yedi yılda.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Muharrem Bey, Hükûmet yerinde yok.

MUHARREM İNCE (Devamla) - 2002’de 42 bin atama var, sizin döneminizde, ortalama, yılda 21 bin atama yapmışsınız. Ortalama, sizden önce, 10 bin kişi emekli oluyordu her yıl, sizin döneminizde ortalama 20 bin kişi emekli olmuş her yıl.

Değerli arkadaşlar, ne oldu da AKP’den önce yılda 10 bin öğretmen emekli olurken neden şimdi yılda yaklaşık 20 bin emekli oluyor? Çok basit. İş barışını bozdunuz, liyakati kapı dışarı ettiniz, hukuksuzluğu öne çıkarttınız, ekonomilerini daha da bozdunuz, öğretmenler arasındaki ayrımcılığı öyle güçlendirdiniz ki “Lanet olsun.” diyorlar insanlar, Bakanlıktan, ayrılıyorlar.

Öğretmen adayları, öğretmen gençlerimiz, atanamamış öğretmenlerimiz meydanlarda. Her gün ülkenin bir başka kentinde eylem yapıyorlar, bugün Bakanlığın önündelerdi. Biz de değerli milletvekili arkadaşlarımla birlikte oraya gittik, o çocuklara destek olmaya çalıştık, o gençlere destek olmaya çalıştık.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Başbakan bu kürsüden “Siz bunları bilmezsiniz, bu ülkenin sorunları size gelmez; onlar bize gelir, iktidar biziz.” diyordu. İşte bu kürsüden söylüyorum: Değerli öğretmen adayı kardeşlerim, günde üç yüz tane maili bana göndermeyin, CHP milletvekillerine göndermeyin, AKP milletvekillerini mesaj bombardımanına tutun. Madem bize gelmiyor. Her gün sayıyorum, üç yüz tane e-mail geliyor bana bu konuda. Bilmiyorum, size geliyor mu.

Değerli arkadaşlarım, siz 220 bin atanamamış öğretmenimizi görmezden geliyorsunuz, AKP vicdanı bu gençlerin işsizliğini görmüyor ama İmralı’daki arkadaşın canı sıkılıyor diye yanına arkadaş gönderecek kadar da vicdanlısınız Allah için yani!

Değerli arkadaşlarım, yine bir başka örnek vermek istiyorum…

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Ne alakası var? Ne alakası var, onu karıştırıyorsun?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ali, sen traktör satmana devam et. Karışma, bu işlerden anlamazsın sen.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Satarız biz…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakınız, ben Silifke Millî Eğitim Müdürlüğünün bir duyurusunu okuyorum: “İlçemiz okullarında ücretli çalıştırılmak üzere lisans veya ön lisans mezunu okul öncesi öğretmenine ihtiyaç duyulmaktadır. İlgililere duyurulur.”

Yani 220 bin öğretmen işsiz gezecek, siz, hangi meslekten olursa olsun, insanları öğretmen yapacaksınız. Bunun çok güzel bir örneği var: Van Başkale. Van Başkale’de 130 ücretli öğretmen ataması yapılmış. Ne yazık ki bunların 100’ü öğretmen değil. Elektrik mezunu, motor mezunu, bilgisayar programları mezunu, süt ürünleri mezunu, otomotiv öğretmeni gibi…

Değerli arkadaşlar, son günlerde de bir moda başladı, bu ücretli öğretmenlerin branşlarını yazmıyorlar artık. İşte, elimde, Necmettin Yalçın imzalı Bakan adına bütün valiliklere gönderilmiş bir genelge var. Tarihini istiyorsanız söyleyeyim: 14 Kasım 2008.

Türkçesi şu: “İnternet sitelerinizde öğretmen açığınızı yazmayın.” diyor. “Gizleyin insanlardan.” diyor. “İnsanlar bunu bilmesin.” diyor. Genelge de burada. Sayın Bakan sanırım bundan haberdardır.

Yine, çok ilginç bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Değerli arkadaşlarım, Siirt Millî Eğitim Müdürü görevden alınıyor ve Siirt’te bir İnternet sitesi Siirt milletvekilleriyle röportaj yapıyor, diyor ki: “Ne oldu da bu alındı?” Milletvekilinin açıklaması: “İl Millî Eğitim Müdürümüz Atalay ile ilgili uyum konusunda çeşitli şikâyetler bize ulaşmıştır. İl encümenlerimizin de ittifak etmesi üzerine böyle bir görev değişikliğine karar verilmiştir.” Ne zamandan beri il genel meclisleri karar veriyor millî eğitim müdürleri değişiyor? Cumhuriyet tarihinde böyle bir olay var mı?

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Var var, sizde var.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bu ne basiretsizlik!

Bakın, yine bir başka milletvekili diyor ki: “Kendisinin aynı zamanda Memur-Sen ile de uyum problemi bulunuyordu. Herkesin ittifakıyla böyle bir karar alınmıştır.” Yani “Memur-Sen’le uyum sorunu varmış, il encümeninde bunu görüştük, görevden aldık.” diyor. Bu kadar pervasızlığın siyaset arenasında bir başka örneği yoktur değerli arkadaşlarım.

Sayın milletvekilleri, neden bu çocuklarımızı, bu gençlerimizi ücretli çalıştırıyorlar? Çok basit. 15 saat derse girse ayda yapar 60 saat, 6 liradan ayda yapar 360 lira. Yani bu bir kölelik düzenidir. Bu, insanlara angaryadır. Geçen yıl 55.786 kişiyi ücretli çalıştırdınız. Sadece Antalya’da görev yapan ücretli öğretmen sayısı 1.200’dür.

Yine, atamayla birlikte sorunlar bitmiyor. Atanıyor, sorunlar devam ediyor. Sayın Bakan diyor ki: “Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını hiçbir zaman yitirmediği görüşündeyim.” Bir öğretmen sendikası da araştırma yapmış. Öğretmenlerin yüzde 93’ü saygınlığını yitirdiğini düşünüyor. İzmir İl Disiplin Kurulunun yaptığı bir araştırma var; disiplin suçlarının birinci sırasında öğretmene saygısızlık ve hakaret yer alıyor.

Millî Eğitim Bakanlığında öğretmenlerde aranan özellikler: Beceri, tutum ve özellikleri kâğıda dökmüş Bakanlığımız. Çok ciddi bir çalışma yapmış, “6 ana yeterlik, 31 alt yeterlik, 233 performans göstergesi istiyorum.” demiş. Yani 270 özellik istiyor bir öğretmenden. Ama Millî Eğitim Bakanlığının üst düzey yöneticilerinde 3 özellik yetiyor: Bakana sadakat, tarikata bağlılık, sünnete uygun bıyık. 3 tane özellik var. (CHP sıralarından alkışlar) 270’e 3. Böyle bir adalet olur mu? Bu adaletle kalkınma olur mu? 270 özellik istiyorsun, üst düzey yöneticilerden 3 tane istiyorsun.

Değerli arkadaşlarım, yine öğretmen arkadaşlarımızın yüzde 60’ı kirada oturuyor, yüzde 70’i kredi kullanıyor, yüzde 34’ü “Ekonomik sorunlar nedeniyle endişe duyuyorum.” diyor. 21 çeşit öğretmenlik yaptınız; stajyer öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen, sözleşmeli öğretmen, usta öğretici, aklınıza ne geliyorsa artık. O kadar çok işin içinden çıkılmaz hâle getirdiniz ki, sizden istenen, öğretmenlerin çeşidini artırmak değildi, öğretmenlerin kalitesini, yaşam kalitesini yükseltmekti, çalışma koşullarını iyileştirmekti. Ne yazık ki bunların hiçbirini yapmadınız.

Türkiye’de -yıllık- öğretmen 1.832 saat çalışıyor. OECD ortalaması 1.652 saat. Türkiye’de yeni başlayan bir öğretmen yıllık 14 bin dolar ücret alıyor, AB ortalaması 29.500 dolar. Türkiye’de yeni göreve başlayanla yirmi beş yıllık öğretmen arasındaki fark, biri 14 bin dolar alırken diğeri 17 bin dolar alıyor. OECD ortalamasında ise yeni başlayan 28 bin dolar alırken yirmi beş yıllık bir öğretmen 54 bin dolar alıyor. Daha çok çalışıyor Türkiye’deki öğretmen, daha çok öğrenciyle uğraşıyor ama ne yazık ki daha düşük ücret alıyor, daha çok cop yiyor.

Değerli arkadaşlarım, yarın bütün kamu çalışanlarının eylem günü. Grevli, toplu sözleşmeli, gerçek sendika talepleri için iş bırakacaklar, alanlara çıkacaklar. Şimdi, Sayın Başbakanın açıklaması var dün ve bugün, “Sonucuna katlanırlar.” diyor, “Bu yasal değil.” diyor, “Yasal olmayan, hak olamaz.” diyor. Sayın Başbakana bu kürsüden öğretmenler adına soruyorum: Silopi’de PKK bayrağıyla meydana dökülenler yasal mıydı, hak mıydı? Onlar hangi sonuca katlandılarsa öğretmenler de yarın o sonuca katlanırlar. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yine bir başka örnek, yoksulluk örneği: 2002’de öğretmen maaşı 551 lira, 2002’de yoksulluk sınırı 1.054 lira, maaşın gideri karşılama oranı yüzde 52. 2009’da öğretmen maaşı 1.176 lira, yoksulluk sınırı 2.446 lira, maaşın gideri karşılama oranı yüzde 46. 52’den 46’ya düştü sizin döneminizde. İşte yoksulluğun en büyük göstergesi budur.

Bakın, bir de bir şey yaptınız, öğretmenleri bir genelgeyle zenginleştirdiniz. Ne yaptınız biliyor musunuz, bilmiyorum farkında mısınız yaptığınızın ya da: 10/07/2008 tarihinde Parasız Yatılılık, Burs ve Sosyal Yardımlar Yönetmeliği’ni değiştirdiniz. Ailedeki kişi başına yıllık gelir toplamı 5.400 lira yani 4 kişilik bir aile düşünün, kişi başına 5.400 lira yıllık. Bunun altında olanlar burs alıyordu, devlet parasız yatılılıktan yararlanıyordu, yüzde 15’i de öğretmen çocuklarına kontenjan olarak ayrılıyordu. Yani bu 5.400 lira çok yüksekmiş gibi, bunu aldınız 4.353 liraya düşürdünüz. Ne yazık ki öğretmen çocuklarına kontenjan hukuken var ama uygulamada yok çünkü bir öğretmen, tek başına geliri dahi olsa yıllık 5 bin liranın üstüne çıkıyor kişi başına. Yani şunu demek istediniz öğretmenlere: “Üç çocuk yaparsan çocuğunu burslu okuturum, yatılı okuturum, yoksa okutmam.” Orada bile Ali Cengiz oyunu var. Öğretmenleri bu yoksulluğun içerisinde üç çocuk yapmaya mahkûm ettiniz. Böyle bir proje olabilir mi? Yani 5.400 lirayı…

Bence Sayın Bakan bu kürsüye gelsin, kendisinden önceki Bakanın 5.400 lira olan sınırını nasıl oldu da 4.353 liraya düşürdüler, bunu gerçekten anlatsınlar. Ben de matematikten birazcık anlayan birisi olarak gerçekten bunu öğrenmek istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünü Sayın Bülent Arınç’a ithaf ediyorum.

MUHARREM VARLI (Adana) – Aman ha ağlar!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Tekrar söylüyorum, tutanaklara geçsin: Konuşmamın bu bölümünü Sayın Bülent Arınç’a ithaf ediyorum. Kendisine ithaf ediyorum…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Burada olmayanlara ithafta bulunulur mu?

MUHARREM İNCE (Devamla) – “Sayın” diyorum, bir saygısızlıkta bulunmuyorum, bu ülkenin Başbakan Yardımcısıdır.

Geçtiğimiz günlerde Sayın Arınç bir konuşma yaptı, dedi ki: “Bu ülkede tuzu kuru olanlar Güneydoğu’da askerlik yapmaz.” Arada Başbakana da “Civan”, “Delikanlı” falan deyip, bir iki duygusal konuşma yapıp, biraz da ağlayıp, biraz da böyle mikrofonu güzel kullanma, ses tonu falan da güzel… Güzel de, içeriğe bakalım, içeriğe.

Şimdi, ben Sayın Bülent Arınç’a bu kürsüden söylüyorum: Ben tuzu kuru olanların da bu ülkede Güneydoğu’da askerlik yaptığını biliyorum ama sizin döneminizde bürokrat olup da, bakanınızın danışmanı, genel müdür yardımcısı olan bir kişinin Kahramanmaraş’ta çavuş olarak askerlik yaparken İLKSAN Yönetim Kurulundan maaş alındığını ilk kez duyuyorum. İlk kez duyuyorum… (CHP sıralarından alkışlar)

Ekim ayında aldığı para… “Almadı” demesinler, belgeleri dökerim ortaya.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Dök ya, niye dökmüyorsun?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Muharrem İnce boşa konuşmaz Fikri.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Dök kardeşim, dök!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sayın Işık, hemşehrim, bak, Muharrem İnce konuşuyorsa boş konuşmaz.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Niye dökmüyorsun? Dökeceksin… Dökeceksin…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Ver, ver! Ver, ismini ver!

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – İsmini ver…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bak, diyorum ki: Sayın Hüseyin Çelik’in danışmanı, Millî Eğitim Bakanlığında Personel Genel Müdür Yardımcısı, Kahramanmaraş’ta çavuş olarak asker, öğretmenlerin sosyal yardımlaşma sandığının, İLKSAN’ın… (AK PARTİ sıralarından “İsmini söyle.” sesleri, gürültüler) Burası “Çavuşsan” mı, İLKSAN mı? Burası İLKSAN, öğretmenlerin sandığı. Var mı yok mu?

SUAT KILIÇ (Samsun) – Gizli tutma, ver ismini, saklı tutma!

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Kimseyi şaibe altında bırakamazsın, ismini söyle!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ekim ayında 2.770 lira huzur hakkı aldı mı almadı mı? Ha, ayrıca bunun, bir de bunun Genelkurmay ayağı var, Millî Savunma Bakanlığı ayağı var. Millî Savunma Bakanlığı da… Kahramanmaraş’taki çavuşun nasıl olmuş da atlamış, gelmiş, ekim ayında toplantıya katılmış, parayı da cebe atmış, bu nasıl olmuş? Millî Savunma Bakanı da gelsin burada bilgi versin. Gelsin…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Bunu kayırmayız, ismini ver!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Kayırmıyorum ben. Gerisini de sen bul. Yani, ben personel genel müdür yardımcısı diyorum, Kahramanmaraş’ta çavuş diyorum, İLKSAN’da yönetim kurulu üyesi diyorum, yani lafın tamamını söyleyemem ki ben, buradan anlaşılır zaten.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – İsmini söyle, niye ismini söylemiyorsun?

VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Bülent Arınç’la ne alakası var?

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Yiğitlik, kelime oyunlarının arkasına sığınmak değildir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – İsmini söyle, ismini!

SUAT KILIÇ (Samsun) – Vermedin ismini Muharrem!

MUHARREM İNCE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bakın yine bir matematik dersi verelim biraz, matematik: Şimdi, 2010 yılı Bütçe Kanunu, diyor ki, 2010 yılı Bütçe Kanunu bakın arkadaşlar: “Okul öncesi eğitim, çıraklık yaygın eğitimi…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında kanuna geçici madde eklenmesi (s.s.428)”. TBMM Genel Kurulu, 22. Birleşim tutanağı, 24 Kasım 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2009-11-24-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanuna-gecici (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
