# Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem İnce (CHP, Yalova)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2010
- **Gündem:** BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509

> Muharrem İnce (CHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 1.927 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Bakan, Mescidi Aksa’ya giderken beni de çağır, beraber gidelim!

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI (Devam)

1.- Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen’in, Kırgızistan ve Özbekistan halkları arasında çıkan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, Kırgızistan’da yaşanan olaylara ilişkin gündem dışı konuşması ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun cevabı (Devam)

DIŞİŞLERİ BAKANI AHMET DAVUTOĞLU – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben her şeyden önce dost, soydaş ve kardeş ülke Kırgızistan’da hayatlarını kaybedenlere ve dün şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine başsağlığı temenni ediyorum.

Gündem dışı söz alarak Kırgızistan’daki olayları huzurunuza getiren iki değerli milletvekilimize de teşekkürü bir borç biliyorum. Bu vesileyle huzurunuzda Orta Asya’daki genel gelişmeler ve Kırgızistan bağlamında Türkiye'nin atmış olduğu adımları, Hükûmetimizin takip ettiği politikayı size arz etme imkânı buluyorum.

Her şeyden önce, dış politikamızın en temel, omurga konularından birisi Orta Asya’daki stratejik gelişmelerdir ve Türkiye hem ata yurdu olarak gördüğü hem de Asya dengeleri açısından, dünya dengeleri açısından birinci derecede önem atfettiği Orta Asya’daki her gelişmeyi yakından takip etmektedir. Burada takip ettiğimiz dış politikanın belli ilkeleri var. Buradaki bütün ülkeler bizim kardeşimizdir, bu ülkelerde yaşayan bütün topluluklar, hangi kökenden gelirlerse gelsinler bizim aile fertlerimiz gibidir. Bu ilkeleri öncelikle vurgulamakta fayda var.

Birincisi: Soğuk savaştan sonra, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan dost ve kardeş ülkelerin siyasi istikrar, ekonomik kalkınma ve kültürel kalkınma bağlamında en üst düzeye, gelişmişlik düzeyine ulaşması için bu ülkelere her türlü desteği veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devletinin en öncelikli hedeflerinden birisidir. Bu desteği verirken, bu ülkelerde çıkabilecek muhtemel ihtilaflarda Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Hükûmet olarak bizler her zaman, dost, kardeş, soydaş gruplar arasında taraf olmamaya özen gösterdik. Bu ülkelerin siyasi istikrarı için bu çok önemliydi. Bu politikamız değişmeyecek ve sürecek.

İkincisi: Bu ülkeler arasında, Türki cumhuriyetler arasında, Orta Asya cumhuriyetleri arasında ikili ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz ve bu ikili ilişkiler bağlamında… Sadece Türkiye ile bu ülkeler arasındaki ikili ilişkileri kastetmiyorum, Azerbaycan ile Türkmenistan arasında, Kazakistan ile Kırgızistan arasında, Özbekistan ile Kırgızistan arasındaki ilişkilerin iyi olması Orta Asya stratejimiz bakımından büyük bir önem taşıyor. Bu bağlamda da Türkiye bu kardeş ülkeler arasında çıkabilecek muhtemel ihtilaflarda taraf olmamaya, aksine, bu ihtilafları çözüme büyük önem vermektedir. Son olarak Azerbaycan ile Türkmenistan arasında Cumhurbaşkanımızın girişimiyle üçlü bir mekanizma çerçevesinde yapılan toplantılar buna güzel bir örnek teşkil etmiştir ve Azerbaycan ile Türkmenistan arasında çıkabilecek ihtilafların çözümünde Türkiye çok ciddi roller oynamıştır.

Üçüncüsü: Bölgesel işbirliği ve Türkçe konuşan cumhuriyetler arasında işbirliği bağlamında daha kuşatıcı politikalar takip ediyoruz. Geçmişte birçok çalışmalar yapıldı ancak kurumsallaşmış bir yapı olarak bir Türk dünyası yapısı ortaya çıkmamıştı. 3 Ekim 2009 tarihinde, Türkiye'nin girişimiyle Azerbaycan’ın, Kazakistan’ın, Kırgızistan’ın aktif katılımıyla Türk Dünyası Konseyi kuruldu. Bu, kurumsal yapı olma anlamında, kurulması anlamında atılan ilk büyük ciddi adımdır. Türk Dünyası Konseyi Genel Sekreterliği de İstanbul’da faaliyetlerine başlayacak ve böylece Türk dünyası, kurumsal bir çerçevede ortak hareket etme kabiliyeti kazanacak. Bu Genel Sekreterlik önümüzdeki aylarda hayata geçecek.

Dördüncüsü: Bu dost, kardeş, soydaş ülkelerin bütün uluslararası platformlarda etkin bir rol almasına büyük önem veriyoruz. Birkaç örnek vermek gerekirse, geçen sene Kazakistan, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatının Dönem Başkanlığına müracaat ettiğinde en büyük desteği biz verdik, biz teşvik ettik ve Dışişleri Bakanlığı olarak biz, Kazakistan Dışişleri Bakanlığıyla birlikte, Kazakistan’ın başarılı bir AGİT Dönem Başkanlığı geçirmesi ve 1999’da İstanbul’da yapılan zirveden sonra yapılacak ilk zirveyi Astana’da gerçekleştirmesi için de şu anda, fiilen, iki bakanlık tek bakanlık gibi çalışıyor ve ben Sayın Kanat Saudabayev’le, değerli kardeşim, dostumla neredeyse her gün konuşurum, sırf bu sebeplerle. İstiyoruz ki Kazakistan AGİT Dönem Başkanı olarak dünyaya örnek bir performans sergilesin.

Bu yıl bu anlamda, Avrasya ölçekli örgütlerde “Türk Yılı” diyebileceğimiz bir yıldır. AGİT Dönem Başkanlığını Kazakistan üstleniyor, CICA Dönem Başkanlığını yani Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Teşkilatı Başkanlığını da Türkiye üstlendi geçen hafta. Ayrıca Türkiye önümüzdeki kasım ayında da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığını üstlenecek. Yani 2010-2011 yılı, Avrasya ölçekli bütün önemli uluslararası örgütlerde Türklerin ve Kazakların idarecilik yaptığı bir Türk yılı olacak.

Yine bu çerçevede, Azerbaycan’ın ve son olarak da Tacikistan’ın İslam Konferansı Örgütü Dönem Başkanlıklarını almalarında aktif destek verdik, katkı sağladık ve onlarla birlikte de neredeyse bir bakanlık gibi çalıştık. İstiyoruz ki Türki cumhuriyetler, Orta Asya cumhuriyetleri, bütün uluslararası platformlarda en güçlü şekilde temsil edilsinler ve dünyaya yeni bir Türk sesi duyulabilsin.

Bu perspektifler açısından bakıldığında, gerçekten Kırgızistan’daki son gelişmeler, hepimizi üzen, Orta Asya stratejimiz bakımından da dikkatli bir şekilde ele almamız gereken sonuçlar doğurmuştur. Bildiğiniz gibi Kırgızistan’da son beş yıl içinde bu ikinci önemli halk ayaklanmasıyla rejim değişikliğine yol açan önemli gelişmelerin ikincisi oldu. 6-7 Nisanda Bişkek’te başlayan çatışmalar, gerginlikler sonucu Bakiyev yönetimi devrildi ve yerine geçici bir yönetim ihdas edildi. Bu gelişmelerin paralelinde hemen biz bu Geçici Yönetimle temas kurduk. Bu Geçici Yönetim Başkan Birinci Yardımcısı Sayın Atambayev’i Türkiye’ye davet ettik. Bişkek Büyükelçiliğinde yirmi dört saat çalışan bir kriz masası kurduk. Bütün vatandaşlarımızla temasa geçtik. Bakın, o günden bugüne, nisan ayından haziran ayına kadar sürekli gerginlik ve çatışma olmasına rağmen sadece bir tek vatandaşımız yaralandı. Her bir vatandaşımızı tek tek, isim isim takip ettik, -nerede oldukları, nerede bulundukları- yardıma ihtiyaçları olduğu anda anında yetişmeye özen gösterdik. Ayrıca, bu Geçici Yönetimin bir an önce sağlıklı bir yapıya kavuşması için çok yoğun temaslarda bulunduk. Ancak, tabii ki bir geçiş dönemi olduğu için ve çatışmalar bir anlamda devam ettiği için, bu çatışmalarda taraf olmamak adına da Geçici Yönetimle ilişkilerimizi sürdürürken özellikle kuzey-güney gerilimi anlamında Kırgızistan’da çıkacak çatışmalarda, gerginliklerde taraf olmamak için Celalabat ve Oş’taki gelişmeleri de yakinen talep ettik, o gruplarla da ilişkilerimizi sürdürdük. O günlerde, 6-7 Nisandaki temel kaygımız, Kırgızistan’ın fiilen kuzey-güney şeklinde bölünmesine yol açacak fiilî bir bölünmenin önüne geçmekti. Bunun için yoğun çaba sarf ettik ve Geçici Yönetime destek verirken Celalabat ve Oş’taki Geçici Yönetime muhâlif grupları da sükûnete davet ettik. Bu konuda çok yoğun çaba sarf ettik. Daha sonra, Atambayev’i ikinci kez Türkiye’ye davet ettik ve kendisine, özellikle siyasi istikrarın sağlanması ve Geçici Yönetimin bir an önce halk nezdinde meşruiyetinin tescili anlamında referanduma gitmesi ve seçimlere gitmesinin telkininde bulunduk. Nitekim o istişareler sonrasında, Sayın Atambayev, 27 Haziranda referandum tarihini ilan etti. Kendisiyle görüşmemizde bu referandumun Celalabat ve Oş’ta da sağlıklı şekilde yapılmasını teminen alınabilecek güvenlik tedbirlerini de konuştuk. 24 Hazirandaki referandum sağlıklı bir şekilde yapılabilmiş olsaydı, bu Geçici Yönetim halktan da meşruiyeti aldığı için ilişkileri ve şeyi yürütmek çok daha kolay olacaktı.

Bu arada, Asya Güven Artırıcı Önlemler ve İş Birliği Konferansı Türkiye’de tertip edildiği için bu konferansa Geçici Yönetimin Dışişleri Bakanı Ruslan Bey’i davet ettik. Bu konuda birtakım sıkıntılar yaşandı, bu Geçici Yönetimin meşruiyeti konusunda fakat bunları aşarak davet ettik. İstedik ki Asya İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Teşkilatında Kırgızistan Bayrağı eksik olmasın. Kazakistan’la, Azerbaycan’la konuşarak, onların da rızasını alarak davet ettik. Birtakım itirazlar vardı, onları aştık ve bu zirve esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımız, gerek Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Nursultan Nazarbayev’le gerek Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’le bu konuları kapsamlı şekilde ele aldık, birlikte neler yapabileceğimizi düşündük, konuştuk. Bu çerçevede, adımlarımızı daha da seri şekilde atabilmek için bazı hazırlıklara giriştik. Ancak özellikle 10 Haziran cumartesi günü başlayan ve gerçekten çok üzücü şekilde seyreden ancak başlangıcı itibarıyla bine yakın, karşılıklı gruplardan gençlerin ihtilafları şeklinde başlayan, sonra süratle yayılan olaylar karşısında hiçbir vakit kaybetmeksizin çok aktif tedbirler aldık. Şöyle diyebilirdik, 10 Haziran cumartesi günü, olayların ilk haberleri geldiğinde “Bunlar gençler arasında, bir İnternet kafede çıkan sonra da özellikle Kırgız ve Özbek kardeşlerimiz arasında çıkan ihtilaflardır, biraz bekleyelim, gelişmeleri takip edelim” diyebilirdik, demedik.

O gün ben, gelişmeler başladığı anda Kazakistan Dışişleri Bakanı Sayın Kanat Saudabayev’i aradım ve AGİT Dönem Başkanı olarak Kazakistan’ın, CICA Dönem Başkanı olarak Türkiye'nin birlikte geliştireceği bir inisiyatifle Kırgızistan’a müdahalede bulunma teklifinde bulundum. Kendisi de bu konuyu değerlendireceğini, Sayın Nursultan Nazarbayev’le değerlendireceğini ve bize döneceğini ve birlikte bir eylem planı geliştirmemiz konusunda karar verdik.

Yine aynı gün Sayın Atambayev’i aradım. Daha önce Roza Otunbayeva’yla görüştük ve Sayın Atambayev’le yaptığımız görüşmede, bir taraftan özellikle Oş’taki, Celalabat’taki ilahiyat fakültesi başta olmak üzere eğitim kurumlarındaki öğrencilerin, Türk öğrencilerin ve Özbek öğrencilerin güvenliğini teminen -öğretim üyeleriyle birlikte- diğer taraftan bu yükselmekte olan kardeş kavgasının önüne geçmek için Türkiye'nin yapabileceklerini kendisiyle istişare ettim ve bir eylem planı çıkardık. Bu eylem planında ana unsurlar şunlar oldu:

Birincisi: gerek bizim Bakanlığımızda, Ankara’da Dışişleri Bakanlığında gerekse Büyükelçilikte yirmi dört saat aralıksız çalışan bir kriz masası kurduk.

İkincisi: Celalabat ve Oş’ta bulunan vatandaşlarımızın yerlerini tek tek tespit ettik. Bizzat bunları, Büyükelçiliğimizde ve Bakanlığımızda tek tek isimlerini tespit ettik. 14 Haziran günü ilk uçağı gönderdik, 15 Haziran saat 10.20’de 151 vatandaşımızı taşıyan ilk uçak İstanbul’a ulaştı. 15 Haziranda ikinci uçağı gönderdik, yaralı vatandaşımızın intikalini de dakika dakika takip ederek, yaralı vatandaşımızı da alarak 156 vatandaşımız da Oş’tan, önce Bişkek’e, sonra Sabiha Gökçen Havaalanı’na geldi. Yani bir gün içinde 302 vatandaşımız salimen Türkiye’ye intikal etti, şu anda Kırgızistan’daki gelişmelerden olumsuz anlamda etkilenecek bir vatandaşımız bulunmamaktadır. 5 tır şoförümüz vardı, tek tek o şoförleri takip ettik ve ulaşarak, öncelikle vatandaşlarımızın tahliyesine önem verdik çünkü vatandaşlarımızın orada karşılaşacağı bir problem, tabii ki bu kardeş çatışmasının içine hiç arzu etmediğimiz şekilde bizim vatandaşlarımızın kanının da bulaşması olabilecekti ki bu, tabii olumsuz sonuçlar doğururdu.

Üçüncüsü: Sayın Atambayev’in talebi doğrultusunda acil yardım uçağı gönderdik, 15 ton malzemeyi, değişik yardım malzemesini hemen Kırgızistan’a ulaştırdık.

Dördüncüsü: Cumartesi günü, 10 Haziranda yaptığımız kurumlar arası toplantı sonrasında bir kurumlar arası heyet oluşturduk. Başkanlığına Orta Asya Genel Müdürü Sayın Fatih Ceylan’ın üstlendiği güvenlik, istihbarat, ekonomi, diplomatik temsilcilerden oluşan bir heyetimiz şu anda Kırgızistan’da, Bişkek’te ve Celalabat ve Oş’ta çalışmalarda, araştırmalarda bulunuyor. Onların yapacağı tavsiyeler doğrultusunda gerek Kırgızistan Geçici Yönetimiyle gerek Kazakistan’la birlikte gerek diğer uluslararası kuruluşlar nezdinde hemen müdahil olarak harekete geçeceğiz. Şu anda bu çalışmaları heyetimiz sürdürüyor.

Beşincisi: Özellikle Kırgız-Özbek çatışması şekline zamanla dönüşmesi dolayısıyla bundan mağdur olan, etkilenen Özbek kardeşlerimize yardım için Özbekistan’a resmen teklifte bulunduk gerek Türkiye’de gerek Özbekistan’da ve Kızılayımızı harekete geçirdik. Özbekistan’dan gelebilecek talepler doğrultusunda Kızılayımız her an Özbekistan’a intikal eder durumda hazır beklemektedir.

Altıncısı: AGİT ve CICA Dönem Başkanlıkları olarak Kazakistan’la birlikte bir eylem planı geliştiriyoruz. Ben aslında bugün şu saatlerde Kazakistan’da olacaktım ancak Sayın Nursultan Nazarbayev’in ani gelişen bir mazereti dolayısıyla geziyi pazar gününe erteledik. Pazar ve pazartesi günü Kazakistan’la birlikte çalışacağız ve bu heyetlerimizin oluşturacağı raporlar doğrultusunda… Bir AGİT heyeti de şu anda Kırgızistan’da, bir Birleşmiş Milletler heyeti de Kırgızistan’da. Her ikisinin gönderilmesinde Türkiye aktif rol oynadı. Bu heyetlerin hazırladığı raporlar doğrultusunda, AGİT ve CICA olarak, harekete geçeceğiz ve daha kapsamlı bir eylem planı oluşturacağız.

Yedincisi: Uluslararası toplum nezdinde ciddi teşebbüslerde bulunduk. AGİT ve Birleşmiş Milletler heyetlerinin gidişinden bahsettim. Dün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi danışma toplantılarında konu gündeme geldi ve Birleşmiş Milletlerin bütün insani yardım kuruluşlarıyla acilen Kırgızistan’a yardım ulaştırılması konusunda yapılan bu danışmalar sonrasında, Birleşmiş Milletlerde bir eylem planıyla, özellikle Mülteciler Komiserliği, hem Özbekistan’da hem Kırgızistan’da şu anda bir plan çerçevesinde harekete geçirildi.

Şimdi bütün bunlar ele alındığında yüce Meclisimize şu hususu bir kez daha teyiden söylemek isterim: Orta Asya ve Orta Asya’daki soydaşlarımız, bizim için, tarihi, kaderi, geleceği aynı gördüğümüz, hiçbir zaman ihmal edemeyeceğimiz topluluklardır. Her zaman gönlümüz, yüreğimiz onlarla. Çok kapsamlı bir şekilde, Türkiye, son dönemde Orta Asya’da kurumsallaşmış yapılar çerçevesinde ciddi bir stratejik ağırlık ortaya koymuştur. Hiçbir zaman bunlara kayıtsız kalmadık, kalmayacağız ancak kardeş ülkelerde çıkan bu tür ihtilaflarda teenniyle hareket etmenin gerektiğini hepiniz takdir edeceksinizdir. Teenniyle hareket etmememiz durumunda, kardeşler arasındaki ihtilafları istemediğimiz şekilde derinleştirebiliriz. O bakımdan, yaptığımız faaliyetlerin çoğu, yoğun bir şekilde, bu kardeşlerimizi ikna ve bu kardeşlerimiz arasındaki bağları güçlendirme yönünde olmuştur. Bundan sonra da Orta Asya her zaman dış politikamızın ana gündem maddesi olmaya devam edecektir.

Önümüzdeki dönemde de Kırgızistan’ın istikrara, refaha, güvenliğe ulaşabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti olarak hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağız ve hem ülke olarak yaptığımız eylem planı hem Kazakistan’la birlikte geliştirdiğimiz inisiyatifler çerçevesinde, inşallah, kısa zamanda Kırgızistan’ı sükûnete ve huzura kavuşturacağız.

Saygılarımla arz ederim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem İnce (CHP, Yalova). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-ince-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
