# Bürokasiyle mücadele konusunda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Karslı (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim
- **Tarih:** 30 Nisan 2003
- **Gündem:** BÜROKASİYLE MÜCADELE KONUSUNDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-karsli-22-2003-04-30-burokasiyle-mucadele-konusunda

> Muharrem Karslı (AK Parti), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜROKASİYLE MÜCADELE KONUSUNDA); konuşma 819 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM KARSLI (İstanbul)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bürokrasiyle mücadele konusunda gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bildiğimiz gibi, memleketimiz iktisadî olarak büyük sıkıntılar içinde. Bu sıkıntılarla baş etmek üzere, gerek siyasî partilerin gerekse devletin iktisatçı uzman kadroları gece gündüz çalışıyorlar ve bunlar birtakım ince hesaplar yapıyorlar, iktisadî dengeleri kurmaya çalışıyorlar; fakat, memleketimizde öyle durumlar, öyle meseleler var ki, bunları görmek, bunlara çözüm bulmak, bunları çözmek için iktisatçı olmaya da pek gerek yok. Bunlardan birisi, bizim seçim kampanyasında seçmenlerimize hep söylediğimiz gibi, yolsuzluklardır. Türkiye'de sadece batan bankaların iki üç sene içinde götürdüğü 20 milyar dolar olarak söyleniyor.

Ayrıca, ikinci kalem olarak, birtakım devlet israfları var; yersiz yatırımlar, isabetsiz yatırımlar... Geçen gün televizyonda gördüm; muazzam bir hapishane binası yapılmış, yarım kalmış; hastane binaları yapılmış, yarım kalmış. Bunların da memleket ekonomisine verdiği zarar en az bir o kadar daha; belki bir 20 milyar dolar da onlar tutar.

Nihayet, üçüncü kalem olarak, bürokrasinin ekonomiye verdiği zararı söyleyebiliriz ki, bunun da rakamsal değeri -belki hesaplanması çok zor ama- onlardan aşağı değildir.

Bürokrasi deyince, biliyorsunuz, Türkçede iki manası var. Ben, devlet bürokrasisini kastetmiyorum; bürokrasi demek, bir anlamda, devlet teşkilatı demektir; ama, diğer anlamda da, kırtasiyecilik anlamını taşıyor. Benim üzerinde duracak olduğum, kırtasiyecilik anlamındaki bürokrasidir. Benim gördüğüm kadarıyla, bu bürokrasinin, yani, kırtasiyecilik anlamındaki, işleri yavaşlatan, ağır bürokrasi diye anlattığımız bürokrasinin üç kaynağı var. Bunlardan biri, bürokraside yetkilerin hep tepelerde toplanmış olması, her şeyin üst makamlara gitmesidir.

Ben size kendimden örnek vereyim: Yazlık evimin önünde 10 metre boyunda küçük bir iskele yapmak için, mahallî liman başkanlığına başvurdum; mahallî liman başkanlığı, Çanakkale'deki bölge müdürlüğüne dosyamı gönderdi; benim dosyam, oradan, Ankara'daki Denizcilik Müsteşarlığına havale edildi; Denizcilik Müsteşarlığından da bir sayfalık bir ruhsat geldi ve bu da 6 ay sürdü. Yani, bir evin önünde denize atlamak için yapılan 10 metre boyundaki küçük bir iskelenin ruhsatı Ankaralardan isteniliyorsa, işte orada böyle bir problem var demektir.

Bürokrasinin ikinci kaynağı, devlet teşkilatında gereksiz ara kademelerin kurulmasıdır. Biliyorsunuz, sevk ve idare tekniğinde "Parkinson Kanunu" diye bir şey var. Bu Parkinson Kanunu gereğince, siz bir yerde bir bürokrasi kurduğunuzda, o bürokrasi mantar gibi ürer, birtakım kademeler çıkar, araya başka kademeler girer ve en alt kademe ile en üst kademe arasında gereksiz bir sürü kademe ve dolayısıyla bir sürü formalite ortaya çıkar.

Nihayet, bürokrasinin üçüncü kaynağı da, gereksiz belge ve doküman talepleridir. Genellikle bürokratlar, kendi sorumluluklarını düşünerek, kendilerini sorumluluktan korumak amacıyla, iş sahiplerinden gereksiz belgeler isteler -git Tarım Bakanlığından bir belge getir, git filan yerden bir belge getir- o belgelerin hepsi dosyaya konulduğunda bürokratın sorumluluğu azalmış, belki de asgariye inmiş olur diye.

Şimdi bu anlattığım üç kaynaktan ilk ikisi, idarî reformla çözülecektir ve gerek partimizin gerekse hükümetimizin idarî reform konusunda, yerel yönetimler konusunda geniş çaplı çalışmaları vardır.

Fakat, benim üzerinde durmak istediğim nokta, daha ziyade, gereksiz belgelerin ve gereksiz iş akımlarının yaratılmasıdır ve bu da, devlet teşkilatında iş ve iş akımı analizleriyle çözülecek bir konudur.

Rahmetli Turgut Özal, biliyorsunuz, iktidara geldikten bir süre sonra bürokrasiyle uğraşmaya başladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Karslı.

MUHARREM KARSLI (Devamla) - Teşekkür ederim.

Ehliyet ve pasaport işlemlerini basitleştiren birkaç işlemden sonra -ki, onlar faydalı olmuştur, ama- unutuldu gitti. Demek ki, bürokrasiyle mücadelede kurumsal çalışmak lazım, bir de süreklilik lazım.

Kurumsallık için benim önerim, Türkiye'de bir bürokrasiyle mücadele enstitüsünün kurulmasıdır. Şimdi, bana diyeceksiniz ki, hem bürokrasiyle mücadele ediyorsun hem de yeni bürokrasi kuruyorsun. Aslında böyle değil, kurulacak bürokrasiyle mücadele enstitüsünün 10-15 kişilik bir çekirdek kadrosu vardır. Bu, başka memleketlerde uygulanmıştır. Bu çekirdek kadroyla, artı, hangi kurumun, hangi kuruluşun, hangi bakanlığın bürokrasisiyle ilgileniliyorsa, onun analizleri yapılıyorsa, o teşkilattan genç müfettişler davet edilir, kadro bunlarla takviye edilir. Onlar kendi bakanlıklarındaki ya da kurumlarındaki işlemleri gayet iyi bilirler; ayrıca, genç oldukları için bürokrasiye şartlanmış değillerdir ve ayrıca da bu işin heyecanını duyarlar. Ben, vaktiyle bankacılık yaptığım sıralarda böyle bir çalışmanın içinde bulundum. Bir de o teşkilatlara otokritik bültenleri dağıtılır, herkesin kendi kendini tenkit etmesi, kendi teşkilatında yapılacak iş basitleştirme işlemlerine ait öneriler vermesi istenir. Bunlardan da çok geniş çapta yararlanılmıştır.

Fakat, önemli olan sürekliliktir; çünkü, bürokrasi ayrıkotuna benzer; siz bahçenizi ayrıkotundan temizlersiniz, bir ay başka yere gidersiniz, döndüğünüz zaman bir de bakarsınız ki, bahçeyi ayrıkotları tekrar sarmış. Bürokrasi de aynen böyledir. Siz, bürokrasiyi temizlediğinizi zannederken, aradan geçen zaman içinde bir de bakarsınız, bürokrasi yeni yeni bürokrasi üretmiş!.. Dolayısıyla, bürokrasiyle mücadelenin kurumsal bir şekilde yapılması halinde, bu, süreklilik de temin edecektir; aynı zamanda, bilimsel metotlarla iş analizleri yapılacaktır, iş akımı analizleri yapılacaktır. Bu iş akımı analizleri sayesinde, hangi işlemlerin gerekli, hangi formalitelerin gereksiz, hangi dokümanların lüzumsuz olduğu kararına varılacaktır ve bunlar azaltılacaktır. Nitekim, rahmetli Turgut Özal'ın yaptığı bu müdahale ki, hem kurumsal değildi hem sürekli değildi; fakat, palyatif de olsa, ehliyet almayı, iki fotoğraf ve bir form doldurmaya, pasaport almayı da yine iki fotoğraf ve bir form doldurmaya kadar indirgemeye muvaffak olmuş bir çalışmaydı. İşte bu çalışmaların, iş analizleriyle, sürekli ve kurumsal hale getirilmesi halinde, Türkiye'de, bürokratik formalitelerin asgarîye indirilmesi ve bu yüzden ekonominin gördüğü zararların azaltılması mümkün hale gelebilecektir.

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Karslı (AK Parti, İstanbul). “Bürokasiyle mücadele konusunda”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-karsli-22-2003-04-30-burokasiyle-mucadele-konusunda (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
