# Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan tas.( s.sayısı:180 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 19 Haziran 2003
- **Gündem:** ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN TAS.( S.SAYISI:180 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2003-06-19-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kan-tas-s-sayisi-1

> Muharrem Kılıç (CHP), 19 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KAN TAS.( S.SAYISI:180 )); konuşma 816 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısının, kamuoyundaki adıyla Altıncı Uyum Paketinin 4 üncü maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

4 üncü maddeye değinmeden önce, izninizle, tasarının geneli hakkında birkaç söz söylemek istiyorum.

Tasarının genel gerekçesinde, bu değişikliğin Avrupa Birliğine uyum için gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Oysa, bu değişikliklerin Avrupa Birliği için değil, demokratikleşme, temel hak ve hürriyetlerin Türk insanının ihtiyacı olduğu için yapıldığının vurgulanması gerekirdi. Demokratik hukuk devleti normlarında görülen eksikliklerimiz, Anayasamızdaki ve yasalarımızdaki antidemokratik hükümler nedeniyle, bireylerdeki ve ulustaki aydınlanma ve atılım yeteneği tam anlamıyla ortaya çıkamamaktadır. Bir anlamda, temel hak ve hürriyetlerdeki eksiklikler, bireyler ve ulus için ayakbağı olmaktadır. Bu bağları çözdüğümüz ölçüde, bizim de, aydınlığa, uygarlığa koşmamız daha kolaylaşacaktır. Bu nedenle, 12 Eylül rejimince yapılmış bulunan Anayasadaki, başta dokunulmazlıklar olmak üzere demokratikleşmenin önündeki tüm olumsuzlukların giderilmesi ve yine, tüm yasalarımızın elden geçirilerek, demokratikleşmeyi engelleyen, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan antidemokratik düzenlemelerin ortadan kaldırılması için, iktidarıyla, muhalefetiyle çalışmalara hemen başlamalıyız; ancak, bu düzenlemeleri yaparken, hukuk kurallarını oluşturma aşamasında da hata yapmamalıyız.

Öncelikle, yapılacak düzenlemeler, kamuoyuna sunularak tartışılması sağlanmalı, sivil kitle örgütlerinin ve özellikle muhalefetin de görüşleri alınarak olgunlaştırılmalıdır. Şu anda yapılmakta olduğu gibi, kamuoyunda tartışılmadan, sadece iktidarın getirdiği şekliyle hemen komisyona gönderilip, komisyondan çıktığında da, milletvekillerinin yeterince hazırlık yapmasına dahi fırsat verilmeden Genel Kurula sevk edilerek "nasıl olsa yeterli çoğunluğumuz var" anlayışıyla yasaların oluşturulmaya çalışılması yerinde değildir.

Mevcut hukuk sistemimiz, büyük bir kargaşa içerisindedir. 1920 yılından günümüze kadar çıkarılan kanun sayısı 12 730'dur. Durum böyleyken, yapılan yeni düzenlemelerin, Türk hukuk sistemini iyice çıkmaza soktuğu, bütünlükten uzaklaştırdığı da ortadadır. Bu yasa tasarısında olduğu gibi, Türk Ceza Kanunu, Vakıflar Kanunu, özel radyo ve televizyonlarla ilgili kanun, Seçim Kanunu, Nüfus Kanunu, İmar Kanunu, Adlî Sicil Kanunu, İdarî Yargılama Usulü Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu gibi birbiriyle alakasız yasalardaki değişiklikleri birlikte düzenlemek, uygulayıcılar için içerisinden çıkılmaz yeni durumlar yaratacaktır.

Bir hukuk tasarrufu, bir yasaya ihtiyaç duyulduğunda kolaylıkla bulunabilmelidir. Mevcut mevzuatımız zaten yeterince karmaşıktır; yapılan bu düzenlemelerle, karmaşıklık iyice artmaktadır. Böylesi bir karmaşa ve 12 730'a ulaşan kanunlar silsilesi içerisinde, vatandaşımızın "yasayı bilmemek mazeret sayılmaz" kuralı çerçevesinde, tüm mevzuatı biliyor kabul edilmesi beklenmemelidir. Böyle bir ortamda, sade vatandaşın değil, yasanın uygulayıcısının bile mevzuata kolayca ulaşması mümkün değildir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi ise, tasarının 4 üncü maddesi hakkındaki düşüncelerimizi açıklayacağım.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 149/A maddesinde yapılan düzenlemenin sadece ilk genel seçimlerde uygulanması hüküm altına alınmışken, bu tasarıyla, düzenlemenin sürekli olarak uygulanması öngörülmüştür. Ayrıca, daha önceki düzenlemeyle, Yüksek Seçim Kurulunca belirlenen esaslara aykırı olarak yayın yapılması halinde, belirli sürelerle yayınların durdurulacağına karar verileceği belirtildiği halde, bu tasarıyla, doğrudan yayın durdurma yerine, aşamalı bir düzenleme getirilmektedir.

Bu aşamalardan birincisinde, belirlenen esaslara aykırı yayın yapılması halinde, bu yayını yapan özel radyo ve televizyon kuruluşu, bu kuruluş Türkiye genelinde yayın yapıyorsa Yüksek Seçim Kurulu, yerel yayın yapıyorsa ilçe seçim kurulunca uyarılır ve aynı yayın kuşağında özür dilemesi talep edilir; ancak, bu birinci aşamadaki uyarıdan sonra yapılması gereken özür dilemenin mahiyeti açık değildir. Bu özrü kuruluşun temsilcisi mi, yayıncısı mı dileyecek; özür dilemenin metni nasıl oluşacak; bu hususlar açık değildir. Kaldı ki, mevcut hukuk sistemimizde özür dileme diye bir cezaî müeyyide de bulunmamaktadır. Bu nedenle, bunun yerine, uyarıyı yapan Yüksek Seçim Kurulu veya ilçe seçim kurulunca hangi konularda aykırı yayın yapıldığının yazılı metin haline getirilerek özel TV ve radyo kuruluşunda yayınlattırılması, hukuk mantığına daha uygun bir çözüm olacaktır.

Ceza düzenlemesinin ikinci aşamasında, birinci aşamadaki uyarıya ve özür dileme sistemine uyulmaması veya aykırılığın devamı halinde, ihlale konu programın yayını 1 ilâ 12 kez arasında durdurulur hükmü yer almaktadır; ancak, bu düzenleme de yeterince açık değildir. "1 ilâ 12 kez arasında durdurulur" denilmekle, 1 ilâ 12 kez arasında, 1 kere mi, yoksa 12 kereye kadar mı durdurulacağı açık değildir. Uygulamada, bu düzenleme pek çok karışıklığa neden olabilecektir. Oysa, yasa dili, cümle yapısı, herkesin çok kolaylıkla anlayabileceği bir açıklıkta olmalıdır. Bu nedenle, bu düzenlemeye de bir açıklık getirilmesi gerekir.

Ceza düzenlemesinin üçüncü aşamasında ise, aykırılığın tekrarı halinde, bu kez, daha önceki düzenlemede olduğu gibi, yayının durdurulmasına karar verileceği belirtilmektedir. Yayın durdurma aşamasında özel radyo ve televizyon kuruluşlarının sorumlularına verilecek para cezaları da bu tasarıyla artırılmıştır. Daha önceki düzenlemede, genel yayın yapan özel TV ve radyolara verilecek para cezası 1 000 000 000 TL'den 5 000 000 000 TL'ye kadar, yerel yayın yapan özel TV ve radyolara ise 10 000 000 TL'den 100 000 000 TL'ye kadar ağır para cezası öngörülmüşken, bu tasarıyla, genel yayın yapan özel kuruluşlara verilecek ağır para cezası 10 000 000 000 TL'den 85 000 000 000 TL'ye kadar, yerel yayın yapan özel yayın kuruluşlarına ise 350 000 000 TL'den 4 000 000 000 TL'ye kadar artırılmıştır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tasarının 4 üncü maddesindeki bu düzenlemeyi esas itibariyle destekliyoruz; ancak, tasarının maddesinin yazılımının herkesin anlayabileceği şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği düşüncesindeyiz.

Yüce Heyete saygılarımı sunar, bu düzenlemelerin vatandaşlarımız için olumlu sonuçlar getirmesini dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kan tas.( s.sayısı:180 )”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 19 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2003-06-19-cesitli-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-iliskin-kan-tas-s-sayisi-1 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
