# Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710-2

> Muharrem Kılıç (CHP), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 896 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz tasarının 9 uncu maddesi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını düzenliyor; yani, deyim yerindeyse, bu, geçmişte (F) tipi olarak uygulanan cezaevlerini düzenleyen bir madde.

Geçmişteki (F) tipi cezaevlerinde bulunan mahkûmların genel yapısına baktığımızda, Terörle Mücadele Kanununun 16 ncı maddesinde sayılan suçlardan hüküm giyenler, bir de çıkar amaçlı suç örgütlerinden yargılanarak hüküm giyenler bu cezaevlerinde kalıyorlardı.

Tasarının bu maddesiyle, 9 uncu maddesiyle, artık, bu (F) tipi dediğimiz, yani, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının kapsamı genişlemiş oluyor; artık, Ceza Kanununda pek çok suçun karşılığı olan cezalar bu cezaevlerinde -hükümlüler- infaz olacak.

Ayrıca, bunlar da, yine, kanun koyucunun iradesidir, tek tek saymış, insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme suçları, uyuşturucu suçları, devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar... Deriz ki, kanun koyucu bunları böyle uygun görmüş; bunlar da, o cezaevlerinde hükümlülüklerini çekecekler.

Ancak, bu maddenin (3) üncü fıkrasında birtakım düzenlemeler var ki, artık, bu cezaevleri genel cezaevine dönüşüyor. (3) üncü fıkranın ilk cümlesini okuyorum: "Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli halde bulunan hükümlüler..." Yani, cezaevindeki görevliler kendi aralarında bir karar verecekler; diyecekler ki, bu insanın eylem ve tutumu tehlikelidir... Bunda objektif bir kriter yok. Oradaki insanların değerlendirmesiyle -yanlış değerlendirme de yapılabilir; yapılmıyor mu; yapılıyor ülkemizde maalesef - onların değerlendirme raporuna göre, normal bir cezaevinde hükmünü çekmesi gereken bir mahkûm, bir hükümlü, yüksek güvenlikli cezaevine gönderilecek.

Yine, bu (3) üncü fıkranın başka bir cümlesini okuyorum: "Düzen ve disiplini bozanlar..." Ben, 1 inci maddede konuşma yaptım. 2 nci maddede arkadaşlarımız konuştu, 3 üncü maddede konuştular... Bizler, düzen ve disiplinin ne kadar kolay bozulabileceğini sizlere anlatmaya çalıştık. Şimdi, getirdiğimiz bu tasarıya göre, nezaketsiz davranmak da, gürültü yapmak da, işyerini terk etmek de, eğitime katılmamak da, eğitimi savsaklamak da disiplin suçudur; bunlara uymazsanız, düzeni ve disiplini bozmuş olursunuz. Yani, idarenin koymuş olduğu iyileştirme programına harfiyen uymak zorundasınız.

Değerli arkadaşlar, bu cezaevinde bulunan hükümlüler sadece yüz kızartıcı suçtan veya çok büyük ağır suçlardan gelen insanlar da olmayabilir. Bir trafik cezası işlersiniz, öngörmediğiniz birisini öldürmüş olursunuz, onun karşılığında cezaevine girersiniz veya bir şiir okursunuz, o şiirin neticesinde, o şiir birtakım yerlere mesaj vermiş olur, oradan mahkûm olursunuz; yani, mahkûm olmak, sadece birtakım... Bunların hepsi cahil cühela insanlar, bunların hepsi artık toplumdışı insanlar diye nitelendiremeyiz. Bu ülkede herkesin -milletvekili de olabilir, bakan da olabilir, başbakan da olabilir, sıradan bir vatandaş da olabilir, bürokrat da olabilir- cezaevine düşme olasılığı vardır; ki, bunun örneklerini de çok yakinen görüyoruz. Bu nedenle, her içeriye giren, her hükümlü olan şahsı, en ufak bir disiplinsizlik suçundan dolayı yüksek güvenlikli cezaevine nakledersek, artık, oralar ayrı bir suç oluşturur.

Yine bu (3) üncü fıkrayı okumaya devam ediyorum: "İyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koymak." Yani, diyorsunuz ki: "Ben seni adam edeceğim, ben seni iyileştireceğim." Yahu, ben zaten adamım; benim kendime göre bir tahsilim var, kültürüm var, bir dünya görüşüm var, ben, kendime göre bir insanım. "Hayır, sen benim dediğim gibi insan olacaksın, sen benim dediğim kalıba uygun insan olacaksın." Bu mantıkla bir program yapıp da, o programa uymazsa, isterse üniversite mezunu olsun, hangi eğitimi görmüş olursa olsun, o eğitim programına, o çalışma programına uymazsa disiplini ihlal etmiş olur ve bunun karşılığı da yüksek güvenlikli cezaevleridir.

Arkadaşlar, Sayın Bakanımız, zaman zaman, buraların çok lüks cezaevleri olduğunu, iki katlı olduğunu, alt katında sosyal ihtiyaçlarını giderdiklerini, üst katında yattıklarını söylüyor. Yani, anlatılana bakılırsa, buralar, yaşamak için gayet modern yerler. Ancak, değerli arkadaşlar, bir insandan bahsediyoruz. İnsan sosyal bir varlıktır. Bu 9 uncu maddeye göre, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında bir kişilik veya üç kişilik odalarda kalacak bu insanlar. O bir kişilik oda ne kadar lüks yapılmış olursa olsun, isterse en lüks otel standardında yapılsın, bu insan, burada, konuşacak, tartışacak, sohbet edecek birilerini bulamazsa, bu süreç de çok uzun sürerse, bunun neticesinde bu insandan sağlıklı bir yaşam bekleyemezsiniz. Tek başına bir odada, aylarca, yıllarca beyaz duvarlara baka baka bu insanların, gözlerinde bozulma oluyor, kulaklarında duyma zafiyeti oluyor, diğer insanlarla karşılıklı sosyal iletişim kuramadığı için algılama bozuklukları oluyor. Oysa, burada, Sayın Bakanımız çok güzel şeyler söylüyor "biz, bunları ıslah edeceğiz, topluma kazandıracağız" diyor. Nasıl ıslah edeceksiniz?! Bir insanı, tek kişilik veya üç kişilik bir odada uzun süre yaşamaya mahkûm ederseniz, daha sonra bu insandan nasıl sağlıklı bir insan olmayı bekleyeceksiniz?!

Değerli arkadaşlar, bu nedenle, bu 9 uncu madde, insanların ruh sağlığını, fizik sağlığını bozacak mahiyettedir. Bir de, belirttiğim gibi, 9 uncu madde, artık, sadece birtakım suç türlerine göre değil, tüm cezaevlerinin (F) tipileştirilmesi tehlikesini getiren bir düzenlemedir. Bence, bunun yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Biz diyoruz ki, ülkemizdeki insan haklarını artıracağız, insanlara saygıyı artıracağız... Bu insanlar hangi suçtan cezaevine girmiş olursa olsun, netice olarak insandır.

İnsanların işlemiş olduğu suçun karşılığını yüce mahkemeler, hâkimlerimiz veriyor ve şu kadar cezaevinde kalacaksın diyor, seni şu kadar özgürlüğünden mahrum bırakıyorum diyor veya başka tedbirleri öngörmüşse, şu kadar çalışacaksın, şu yükümlülükleri yükleneceksin diyor. Biz, hâkimin veya mahkemenin yüklemediği yükümlülükleri insanlara yüklemeye kalkışırsak, bu, ayrıca bir cezalandırma olur. Oysa, bizim hukuk sistemimize göre, cezalar kanunlarda düzenlenir. Kanunlarda düzenlenen o cezaları da bağımsız mahkemeler uygular.

Biz, burada, disiplin cezalarını tek tek saydık; yani, neredeyse, öksürmeniz bile cezaevinde suç. Gürültü yapmak suç diyoruz, nezaketsiz konuşmak suç diyoruz. Buranın, cezaevi değil de, okul olduğunu düşünün; okulda bile, öğrencilere biraz daha müsamahakâr davranılır, biraz daha hoşgörüyle yaklaşılır. Onların da insan olduğu kesinlikle unutulmamalı.

Ben, bu düşüncelerimi arz etmek istedim. Bu maddenin uygulamalarının, gerçekten, sakıncalar yaratacağını, cezaevindeki insanların hem bedensel sağlığını hem ruh sağlığını bozacağını söylüyorum ve durumu Yüce Meclisin takdirlerine sunuyorum.

Saygılar efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
