# Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim
- **Tarih:** 13 Aralık 2004
- **Gündem:** CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710-4

> Muharrem Kılıç (CHP), 13 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEZA VE TEDBİRLERİN İNFAZI HK.(S.S.710); konuşma 578 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu madde, eğitim programları maddesi. Başlığı çok güzel; "Eğitim programları".

İnsanların eğitilmesi, mutlaka, çok yararlı ve çok güzel bir durum. Burada neden bahsediyor; örneğin, (2) nci fıkrasında "eğitim programları; temel eğitim, orta ve yüksek öğretim, meslek eğitimi, din eğitimi, beden eğitimi, kütüphane ve psiko-sosyal hizmet konularını kapsar" deniliyor. Bunların hepsi güzel şeyler; ancak, bu verilecek eğitimlerin, oradaki hükümlülerin, mutlaka, rızası dahilinde olması gerekir diye düşünüyorum; çünkü, Anayasamız böyle emrediyor. Örneğin, din eğitimiyle ilgili, Anayasamızın 24 üncü maddesinde "din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır" deniliyor. Devamında ne deniliyor: "Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır." Yani, şimdi, buradaki hükümlüler Anayasanın koruması altında değil mi? Hükümlülerin birtakım hakları, mutlaka, mahkemeler tarafından, hâkim tarafından kısıtlanmış; ancak, kısıtlanmayan haklar yönünden hükümlülerin de diğer insanlardan hiçbir farkı yok. Bunu böyle bileceğiz.

Yine, eğitimle ilgili Anayasamızın 42 nci maddesi var; "ilköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır" deniliyor. Bir de eğitimle ilgili 222 sayılı Yasa var.

Değerli arkadaşlar, biz, insanların hakkı olan şeyleri, insanlara yükümlülük olarak veriyoruz. Yükümlülük olarak verince de, bunun uygulayıcıları eğer kabul etmezse, kendisinin hakkı olan bu şeyi ikna edilip kabul etmezse, artık onun için bir zorlama halini alır. Eğer, biz, insanları eğitime ikna edersek, örneğin, meslekî eğitime ikna edersek, onlar, bizim yakamıza yapışır, ille bana meslekî eğitim ver der. Din eğitimine ikna edersek, kendisi ister. Din eğitimi almasın demiyoruz; ama, istiyorsa verin. Yani, bir malın alıcısı yoksa, siz, satmak için ne kadar kendinizi hazırlarsanız hazırlayın satamazsınız; alıcısı yok. Önce alıcıyı ikna edeceksiniz. Alıcı "ben bu malı almak istiyorum" diyecek ki, ondan sonra, siz, pazarlayabilesiniz. Yani, eğitim, mutlaka güzel bir şey, eğitimin alınması ideal, istediğimiz şey; din eğitiminin de, meslek eğitiminin de, akademik eğitimin de; ancak, bunlarda zorlama olmayacak. "Amaç" kısmında da bunları belirtmiştik. Bunlara dikkat edersek, hiçbir sorun çıkmaz.

Aynı konuda Birleşmiş Milletler insan hakları ve cezaevlerindeki kurallarla ilgili belgelerde de aynı durumlar söz konusu; "eğitimle ilgili zorlama olmaz" deniliyor "din eğitimiyle ilgili zorlama olmaz" deniliyor. Hatta, şurada, Birleşmiş Milletlerin bir belgesinde din eğitimiyle ilgili güzel bir açıklama var, deniliyor ki: "Bazı sistemlerde sadece çoğunluğun dinini temsil eden din görevlilerinin cezaevine girmesine izin verilir, diğer mahpusların inançlarının gereklerini yerine getirmelerine izin verilmez." Yani, bu tip olaylarda, olaya sadece tek bir pencereden bakarak, sadece resmî bir anlayıştan yola çıkarak bu insanlara birtakım dayatmalarda bulunursak, sorunlar çıkar; her inancın gereğine sadık kalırsak, her inancın gereklerine uyarsak, onların istekleri doğrultusunda davranırsak, o insanların sağlıklı bir ruh haliyle cezalarını çekmelerini sağlarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kılıç.

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz başlangıçtan beri söylüyoruz; bunları zorlamayalım, hiçbir konuda zorlamayalım; çünkü, hükümlülerin cezasını mahkemeler verir, hâkimler verir. Hükümlülere birtakım dayatmalarla, birtakım yükümlülüklerle ayrı ayrı cezalar vermek... Kimsenin onlara böyle bir hak vermişliği yoktur, insanlar da kendilerinde olmayan hakları kullanarak başkalarına ceza veremezler. Biz, Ceza Kanunuyla hangilerinin suç olduğunu, cezaları belirlemişiz, onları da hâkimler tayin ediyorlar.

Amaç, oradaki insanları, sağlıklı ruh haliyle, istekleri dahilinde eğiterek yeniden topluma kazandırmaktır; çünkü, onlar, bu toplumun çocuklarıdır. Suç da işleseler, onlar, bir süre sonra, bir bakmışsınız ki, cezaevinden çıkmış, başka alanlarda karşılaşırsın, çok normal davranışlar gösterir, çok normal işler yapar. Topluma, cezaevinden çıktıktan sonra da, çok daha büyük hizmetler yapan, çok daha büyük işler yapan insanları da aramızda görüyoruz.

Saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Ceza ve tedbirlerin infazı hk.(s.s.710”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 13 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-13-ceza-ve-tedbirlerin-infazi-hk-s-s-710-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
