# 2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim
- **Tarih:** 20 Aralık 2004
- **Gündem:** 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (1 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) TBMM,RADYO-TV ÜST KURULU,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAH.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-1-inci-tur-gorusmelerinde-tbmm-r

> Muharrem Kılıç (CHP), 20 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KANUN TASARISI (1 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) TBMM,RADYO-TV ÜST KURULU,CUMHURBAŞKANLIĞI,SAYIŞTAY,ANAYASA MAH.); konuşma 896 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUHARREM KILIÇ (Malatya)- Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2005 Malî Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sayın Başkanı, değerli milletvekillerini ve ekranları başında bizi izleyen saygıdeğer vatandaşları saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından biri, siyasal kurumların ve örgütlerin yeteri kadar gelişmemiş olmasıdır. Bir ülkede siyasal kurumlar yeteri kadar gelişmemiş ve güçlenmemişse, o ülkede kuvvetler ayrılığının gerçekleşmesi zordur; kuvvetler, birliğini dengeleyemez ve kuvvetlerden biri diğer kuvvetleri etkisiz hale getirir.

Kuvvetler ayrılığını en net anlatan Fransız düşünür Montesquieu'dür. Yasaların Ruhu adlı yapıtında "yasama kuvveti ile yürütme kuvveti aynı kişiye veya memurlar topluluğuna verilirse, ortada özgürlük diye bir şey kalmaz" demektedir. Aynı yapıtında "yargı kuvveti yasama kuvvetinden ayrılmazsa, yine ortada özgürlük kalmaz" diyerek, durumu net olarak özetlemektedir. Bu nedenle, çağdaş anayasalar bu kurala çok önem vermekte ve devlet düzenini buna göre şekillendirmektedir. Zira, asıl amaç, iktidarın yürütmenin elinde toplanmasını önlemek ve sınırlı iktidar yaratmaktır.

Değerli milletvekilleri, kuvvetler ayrılığında, kuvvetlerin başında yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi gelmektedir. Bu Yüce Meclis, devletimizin ve demokrasimizin en önemli kurumudur. Bu nedenle, herkes Meclisin saygınlığını korumak ve yüceltmek zorundadır. Şüphesiz, bu görev, en başta da sayın milletvekillerine ve Meclisi temsil eden Sayın Meclis Başkanına düşmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Meclisi Sayın Başkan mı, yoksa, Sayın Başbakan mı yönetiyor diye bazen kuşkuya düşmekteyiz. 6 Ekim AB ilerleme raporu öncesi zina krizi nedeniyle Ceza Kanunu Tasarısının geri çekilmesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, 21.9.2004 tarihinde 123 imzayla Meclis olağanüstü toplantıya çağrıldı; ancak, bu talep hiç dikkate alınmadı. Sayın Başbakan Brüksel'e gittiğinde durumun ciddiyetini anlayınca, daha Türkiye'ye dönmeden, Meclisin 26.9.2004'te toplanacağını açıkladı. Meclis Başkanı ise, Başbakanın istemini, Cumhuriyet Halk Partisinin istemiyle birleştirme gereği bile duymadan Meclisi toplantıya çağırmıştır. Böyle bir uygulama, Meclisi yönetenin kimliği hususunda kuşku yaratmıştır.

Sayın Meclis Başkanı, Plan ve Bütçe Komisyonunda yaptığı konuşmasında, bu iktidar döneminde 478 adet yasa çıkarıldığını belirtmektedir.

Değerli milletvekilleri, Meclis, yasa çıkarma fabrikası değildir. Yasa tasarıları yeterince olgunlaşmadan komisyonlara getirilmekte, komisyonlarda inceleme ve değerlendirme için yeterli zaman verilmeden görüşülmekte, iktidarın çoğunluk oylarıyla kabul edilmektedir. Kabul edilen komisyon raporları ve tasarılar, çoğu zaman, İçtüzük gereğince beklenilmesi gereken 48 saat bile dolmadan Meclis Genel Kuruluna getirilmektedir. Son kabul edilen yasalardan 335 maddelik Ceza Muhakemeleri Kanunu Tasarısı, Genel Kurul görüşmelerinden bir gün önce, 125 maddelik Ceza İnfaz ve Tedbirleri Kanunu Tasarısı ise aynı gün milletvekillerine gönderilmiştir. Yasama görevini yapan milletvekilleri ise, henüz kapağını bile açmaya fırsat bulamadıkları kanun tasarılarını, grup başkanvekillerinin eline bakarak, aynı doğrultuda oy kullanarak, kabul etmektedirler; zaten başka şansları da yoktur. Sayın Başbakan "biz, kanun tasarılarını yeterince incelemiyor muyuz ki değişiklik önergeleri veriyorsunuz" diyerek, sorgulayıcı milletvekillerini azarlamaktadır. Bu durum ise, Meclisin saygınlığına gölge düşürmektedir.

Değerli milletvekilleri, yasalar bu kadar ciddiyetten ve Meclis denetiminden uzak biçimde yapılınca, ister istemez sıkıntılar çıkmaktadır. Anayasamızın 104 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanımız, kanunları, tekrar görüşülmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderme yetkisini haizdir. Cumhurbaşkanımız, bu yetkisini kullanırken, yasanın usul ve esasının Anayasaya aykırılıklarını ileri sürebilir veya gerekçesiz de geri gönderebilir; ancak, Sayın Cumhurbaşkanımız, dürüst kişiliği ve deneyimli hukukçuluğuyla, çoğunlukla, çıkarılan kanunları sadece Anayasaya aykırılıkları nedeniyle geri göndermektedir. Bu iktidar döneminde çıkarılan kanunlardan 27'si Sayın Cumhurbaşkanımızca veto edilmiştir. Çıkarılan kanunlardan 41'i için ise, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine iptal davası açılmıştır. Bunlar, hoşa giden uygulamalar değildir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Meclisin saygınlığını azaltan durumlardan biri de, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığıdır. Bu konu yıllardır kamuoyunda tartışılmaktadır. Geçmiş yasama dönemlerinde de defalarca gündeme gelmesine rağmen, bir türlü karara bağlanamamıştır. 3 Kasım milletvekili seçimlerinden önce, İktidar Partisince ve Cumhuriyet Halk Partisi tarafından milletvekili dokunulmazlığının kaldırılacağı yönünde halka söz verilmiştir. Kaldı ki, kamuoyunda, yolsuzlukların nedenlerinden birisinin de dokunulmazlıklar olduğu yönünde güçlü bir kanı vardır.

Mecliste, şu an için, 110 milletvekili hakkında 191 adet dokunulmazlık dosyası bulunmaktadır. Bu dosyalardan çoğunluğu Seçim Yasasına muhalefet gibi önemsiz dosyalar olmasına rağmen, evrakta sahtekârlık, nitelikli zimmet, ihaleye fesat karıştırmak, suç işlemek için teşekkül oluşturmak gibi yüz kızartıcı dosyalar da bulunmaktadır. Milletvekilliği, suçluların sığındıkları bir koruma alanı olmamalıdır.

Olayın bir başka yönü de, milletvekillerinin yargılanarak aklanma hakları da ellerinden alınmaktadır. Yalnız, milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin talepler, milletvekillerinin yasama sorumsuzluğuyla karıştırılmamalıdır. Milletvekilleri, Meclis çalışmalarındaki kullandıkları oy, söz ve düşünce açıklamaları nedeniyle sorumlu tutulamazlar.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kuvvetler ayrılığındaki kuvvetlerden birisi de yargıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, yürütme, büyük ölçüde yasamayı kontrol ettiğinden, yargının bağımsızlığı daha bir önem kazanmaktadır. Ülkemizde demokrasinin ve hukukun egemenliğinin tam olarak sağlanabilmesi için, bağımsız yargının şartları mutlaka sağlanmalıdır. Türk hukukçuları olarak, bu durumu yıllardır dile getirmekteyiz; ancak, iktidarlar, yasama organını kontrol ettikleri gibi, yargıyı da kontrol etmek istemektedirler.

Değerli milletvekilleri, yargının bağımsızlığından bahsedebilmek için, mahkemelerin ve hâkimlerin hem yasamadan hem de yürütmeden bağımsız olması gerekir. Bu bağımsızlık, hem kurumsal hem de işlevsel olmalıdır. Bizdeki gibi hâkim ve savcıların göreve alınması, atanması, tayin ve terfileri Adalet Bakanı ve müsteşarının üyesi olduğu bir kurulca yapılıyorsa, burada bağımsızlıktan söz edilemez. Yine, hâkim ve savcıların teftiş ve denetimi Adalet Bakanlığı müfettişlerince yapılıyorsa, hâkim ve savcılar idarî işlemler yönünden tümüyle Adalet Bakanlığına bağlıysa ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun kendisine ait bir binası, sekreteryası ve bağımsız bütçesi yoksa, bağımsız yargıdan bahsetmek bir aldatmacadır.

Bir atasözümüz vardır; "iğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır." Sayın Adalet Bakanımız, yüzlerce kanun tasarısı hazırlattırıyor, ne yazık ki, bizzat kendi Bakanlığını ve Bakanlık Müsteşarını ilgilendiren Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki görevlerine son verecek bir anayasa ve yasa değişikliği hazırlığını bir türlü yapmıyor.

Değerli milletvekilleri, demokrasimiz ve hukuk devleti için bu kadar önemli olan yargı sistemimiz, tüm bu olumsuzluklara ve çalışma zorluklarına rağmen, diğer kurumlara göre iyi işlemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “2005 mali yılı bütçe kanun tasarısı (1 inci tur görüşmelerinde) tbmm,radyo-tv üst kurulu,cumhurbaşkanlığı,sayıştay,anayasa mah”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2004-12-20-2005-mali-yili-butce-kanun-tasarisi-1-inci-tur-gorusmelerinde-tbmm-r (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
