# Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.916)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 1 Haziran 2005
- **Gündem:** ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.916)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-01-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-916

> Muharrem Kılıç (CHP), 1 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ASKERİ HAKİMLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR (S.S.916)); konuşma 1.384 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Askerî Hâkimler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısıyla ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıya girmeden önce, bugün, 1 Haziran 2005, Yeni Türk Ceza Kanunu bugünden itibaren yürürlüğe girdi, tüm ulusumuza hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, yeni Türk Ceza Kanununun çıkış tarihi 26.9.2004 tarihi idi; o tarihten itibaren altı aylık bir geçiş süreci için yürürlük, 1 Nisan 2005'e ertelenmişti. Ancak, 1 Nisan 2005'ten bir gün önce, Sayın Başbakanın yurt dışından vermiş olduğu talimatla, Meclis, o gün, yasanın uygulanmasını 1 Haziran 2005 tarihine erteledi. Peki, bu süre içinde ne oldu; bu süre içinde, 40'a yakın, yeni Türk Ceza Kanununun 40'a yakın maddesi yürürlükten kaldırıldı, iptal edildi.

(x) 916 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Değerli arkadaşlar, yeni Türk Ceza Kanununu çok önemsemiştik, çok önemli değişiklikler getirdiğini söylemiştik; ancak, dediğim gibi, yeteri kadar, olgunlaşmadan çıkarıldığı için, henüz, daha yürürlüğe girmeden, bu kanun uygulanamaz duruma geldi.

Değerli arkadaşlar, bu getirilen hükümet tasarısı, askerî hâkimlerin kaynağını büyük ölçüde genişleten olumlu bir tasarı. Görüşülen tasarının gerekçesinde 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanununda askerî hâkimlerin kaynakları sıralanmış; ancak, bu kaynakların yeterli olmaması sebebiyle "kendi nam ve hesabına hukuk fakültesini bitiren ve henüz askerlik hizmetini yapmamış erkek vatandaşlar ile en az 4 yıllık fakülte veya yüksekokulu Türk Silahlı Kuvvetleri nam ve hesabına okuyarak muvazzaf subay nasbedilenlerden veya 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu hükümlerine göre dış kaynaktan muvazzaf subay nasbedilenlerden hukuk fakültesi mezunu muvazzaf subaylara askerî hâkimlik sınavına başvuru hakkının tanınması öngörülmekte, bu suretle başvurudaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasıyla daha çok ve daha çeşitli adaylar arasından askerî hâkim seçimine ve dolayısıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinde daha nitelikli personel istihdamına imkân sağlanması amaçlanmaktadır" denilmektedir. Bu amaca ve eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik bu düzenlemeye Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz de katılıyoruz; çünkü, askerî hâkimliğin kaynakları genişliyor, daha nitelikli hukukçuların askerî hâkim olma imkânları getiriliyor. Bu nedenle, bu düzenlemeye diyecek bir şey yok.

Yalnız, değerli arkadaşlar, konu askerî hâkimlerden açılmışken, askerî yargı sistemine de kısmen değinmek istiyorum.

Askerî yargı sistemi, Anayasamızın 145 inci maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Anayasamızın 145 inci maddesi "askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülür" diyerek, asker kişilerin veya bir şekilde askerlerle karşı karşıya gelen kişilerin askerî mahkemelerde yargılanmasını getiriyor.

Yalnız, değerli arkadaşlar, bu düzenlemenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde yer alan adil yargılanma hakkıyla ilgili düzenlemeyle kısmen uyuşmayan taraflarının olduğunu da görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde "her kişi, gerek yurttaşlık hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar gerek ceza alanında kendisine karşı yapılan bir suçlama konusunda karar verecek olan yasal, bağımsız ve yansız bir mahkeme tarafından davasının akla uygun bir süre içerisinde, hak gözetilirliğe uygun ve açık biçimde dinlenmesini istemek hakkına sahiptir" deniliyor.

Şimdi, burada, adil yargılanma hakkında ne diyordu; "bağımsız ve yansız bir mahkeme" diyordu. Oysa, askerî yargılamaya baktığımızda, acaba, bağımsızlık ve yansızlık yönünden adil yargılanma ilkelerine askerî mahkemeler ne derece uyum sağlıyorlar?

Bağımsızlığın oluşması için, atanmada, görevden almada, askerî hâkimliğin süresinde, emir alma durumunda, sicilin verilmesinde yürütmenin etkisinin olmaması gerekiyor; ancak, şu anki sistemde, askerî hâkimlerin atanmasında, görevden alınmasında, süresinde, emir ve komuta zincirinde, sicillerinin doldurulmasında, yürütmenin, yani, askerî hiyerarşinin kesin ve net biçimde belirleyici olduğu açıktır. En basitinden, sicillerini irdelediğimizde, askerî hâkimlerin sicillerinin, kısmen askerî yargıtayca, kısmen de komuta silsilesi içerisinde doldurulduğunu görüyoruz. Tabii, sicilleri de uygun olmazsa, askerî hâkimlerin yükselme şansları da olmuyor. Böyle bir sistemde askerî hâkimlerin bağımsızlığından bahsetmek ne kadar doğrudur?! Kaldı ki, askerî mahkemelerde iki askerî hâkim, bir tane de hukukçu olmayan subay görev yapıyor. Subay, askerî hâkimlerin statüsüne de tabi değil; bir yıllığına ataması yapılıyor. Tümüyle emir komuta zinciri içinde çalışan bir sistem. Adil yargılanma hakkındaki yansızlık ilkesine baktığımızda, yürütmeye, idareye bu kadar bağlı olan hâkimlerin yansız ve tarafsız davranması, yansız bir şekilde kararlarını oluşturması çok kolay bir iş olmasa gerek.

Bir de, askerî disiplin mahkemeleri var. Askerî disiplin mahkemelerinin üyelerine baktığımızda, bunların adı mahkeme; ancak, hâkimleri hukukçu değil. Üç tane subaydan oluşan; ancak, mahkemede hâkimlik görevi yapan üç tane hukukçu… Bunların, disiplin hâkimlerinin, yani, hâkimlik görevi yapan, hukukçu olmayan bu subayların ataması, birlik komutanı tarafından yapılıyor. Disiplin soruşturması birlik komutanının emriyle başlıyor, davanın açılması birlik komutanının emriyle yapılıyor, mahkemeler birlik komutanının talimatıyla toplanıyor. Mahkeme, aynı zamanda birlik komutanının gözetimine tabi. Sicil amirleri, komutanlar.

Böyle bir yapı içinde bağımsızlıktan bahsedebilir miyiz? Bunlara, adı üstünde, mahkeme diyoruz, disiplin mahkemesi. Disiplin mahkemesindeki hukukçu olmayan 3 subayın yapmış olduğu yargılamaya biz yargı diyebilir miyiz? Disiplin mahkemesi yine olsun. Şu anda askerî hâkimlerin kaynaklarını genişletiyoruz. Bol miktarda askerî hâkim alınsın. Eğer disiplin mahkemeleri mutlaka gerekiyorsa -askerî disiplin için gerekiyordur- buralarda da yine askerî hâkimler görev alsınlar.

Hukukçu olmayan bir kişinin hukuk mantığının oluşması, hukuksal kavramları karşılaması, evrensel hukuk ilkelerine göre davranması, karar vermesi mümkün müdür? Bağımsız değil bu konumda. Peki, bu disiplin mahkemelerinin tarafsızlığından, yansızlığından bahsetmek mümkün mü? Emir-komuta zinciri içindeki bir subayın, kendinin üstü konumundaki komutanlarından aldığı emirlerinin dışına çıkma şansı var mı?

Öyleyse, mademki demokratikleşiyoruz, mademki ülkemizde hukukun üstünlüğünü egemen kılmaya çalışıyoruz, bu sorunlara da el atılması gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü, değerli arkadaşlar, Anayasamızın 2 nci maddesi "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir" diyor. Yine, Anayasamızın 9 uncu maddesi "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır" diyor. Mahkemelerin bağımsız olması temel ilkedir. "Kanun önünde eşitlik" diyor Anayasamızın 10 uncu maddesi. Aynı fiilleri işleyen, orduda subaylık yapan bir subay ile kamuda görev yapan bir daire başkanı, kendi amiriyle tartışması konumunda, bunların yargılanmasında Anayasamızın eşitlik ilkesinin uygulanması gerekmez mi? Yine, Anayasamızın 138 inci maddesinde mahkemelerin bağımsızlığından bahsediliyor, 139 uncu maddesinde hâkim ve savcıların teminatından bahsediliyor, 140 ıncı maddesinde de hâkim ve savcı mesleğinin özelliklerinden bahsediliyor. Biz ne yapıyoruz; yaptığımız düzenlemelerle, olayın özüne girmeden, sadece birtakım yüzeysel sorunları, burada, getirerek tartışmaya açıyoruz. Gerçi, bugün görüştüğümüz tasarı, önemli bir tasarı. Eğer bunun arkası gelirse, bununla eğer askerî hâkimlerin sayısında çoğaltmaya gidilerek, oradaki, yine Askerî Hâkimler Kanununda, askerî yargılama hukukunda değişiklikler yapılarak askerî yargılamayı diğer yargılamalarla eşdeğer duruma getirirsek, ülkemizin hukuk alanındaki anlayışı daha da gelişecektir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, artık ülkemiz kapalı devre yaşamıyor; dünya küçüldü, Türkiye'de olan olaylar anında dünyanın her tarafında öğrenilebiliyor, tartışılabiliyor, değerlendirilebiliyor. Bu nedenle, hukuk sistemimizi mutlaka yeni baştan gözden geçirmemiz gerekmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi artık bizim bir içhukukumuz şeklindedir; çünkü, Türkiye Cumhuriyeti olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalamış bulunmaktayız. Anayasamızın 90 ıncı maddesiyle de artık, imzalamış olduğumuz uluslararası sözleşmeler bizim bir içhukukumuz şekline gelmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu alanlarda, belki, köklü bir düzenleme yapmak zaman alabilir. Ancak, askerî mahkemelerdeki subay üyenin yerine bir askerî hâkim üyenin getirilmesi için, mutlaka bir çalışma yapılması gerekir. Yine, disiplin mahkemelerindeki 3 subay üye yerine de 3 askerî hâkimin görevlendirilmesi konusunda, mutlaka, acil düzenleme gerekmektedir.

Yine, askerî hâkimlerimizin haklarının teminat altına alınması, sicillerinin ve diğer özlük haklarının güvence altına alınması da bir zorunluluk.

Değerli arkadaşlar, askerî yargıyı biryığın eleştirdik. Ancak, sivil yargı çok mu bağımsız?! Bu kürsüden defalarca söyledik. Adalet Bakanlığımız, sürekli, AB sürecinde şu yasaları mutlaka çıkarmamız gerekir diyor, birtakım uyum yasaları getiriyor. Biz de diyoruz ki, AB sürecinde, gerekiyorsa, biz de destek vereceğiz; çünkü, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak AB sürecini önemsiyoruz. Ancak, AB sürecinde, yargı bağımsızlığıyla ilgili eleştiriler de var. Örneğin, 2004 AB ilerleme raporunda ne diyor: "Yargının bağımsızlığı ilkesi Anayasayla güvence altına alınmakla birlikte, yargı bağımsızlığı Anayasada yer alan bazı hükümler nedeniyle belli ölçüde zedelenmektedir. Anayasa uyarınca, hâkim ve savcılar, idarî görevleri bakımından Adalet Bakanlığına bağlıdır. Ayrıca, atanmaları, terfileri, denetimleri ve geniş anlamda tüm hâkim ve savcıların kariyerleri, Adalet Bakanının başkanlığını yaptığı ve Adalet Bakanlığı müsteşarının da üye olduğu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenir. Yüksek Kurul tarafından taşra teşkilatına tayin edilme olasılıkları, hâkim ve savcıların, tavır ve kararlarını etkileyebilmektedir. Ayrıca, Yüksek Kurulun kendi personeli ve bütçesi yoktur; Adalet Bakanlığı binasının içinde çalışmaktadır. Kurul, kendi idarî görevleri bakımından, tamamen, Adalet Bakanlığının Personel Dairesine ve Teftiş Kuruluna bağlıdır.

Değerli arkadaşlar, böylesi bir ortamda, yürütmenin yargı üzerinde vesayetinin olduğu bir ortamda, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun başkanının yürütmenin bir üyesi olan Sayın Adalet Bakanının olduğu bir yargı sisteminde, Sayın Adalet Bakanının müsteşarının kurulun ikinci adamı olduğu bir sistemde, yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün müdür?! Gerçi, bu sistem yeni gelmedi, bu sistem geçmişten beri böyle uygulanıyor; ancak, artık, bu sistemin hukukî olmadığı, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırdığı apaçık ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, Adalet Bakanlığı olarak, bu sistemde mutlaka bir değişiklik yapmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Gelin, hep beraber, iktidarıyla muhalefetiyle, bu konuda bir hazırlık yapalım; çünkü, yargı, kuvvetler sisteminde önemli bir ayaktır. Yargı bağımsızlığı, herkes için teminattır; hem iktidarıyla hem muhalefetiyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Askeri hakimler kanununda değişiklik yapılmasına dair (s.s.916)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 1 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-01-askeri-hakimler-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-s-s-916 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
