# Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim
- **Tarih:** 28 Haziran 2005
- **Gündem:** HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina

> Muharrem Kılıç (CHP), 28 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HAKİMLER VE SAVCILAR KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİİR KAN.TAS.( SS. 951)); konuşma 1.146 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; görüşmekte olduğumuz Hâkimler ve Savcılar Kanunu Tasarısının yeni 41 inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz bu madde, hâkim ve savcılarımızın sınıf, derece ve unvanlarını düzenlemekte, idarî ve adlî yargıda görevli hâkim ve savcılarımız 8 inci dereceden başlamak üzere en son birinci sınıfa kadar ilerlemekteler.

Değerli arkadaşlarım, hâkim ve savcılarımızın ekonomik durumları, birinci sınıf olduktan sonra nispeten düzelmektedir; birinci sınıfa kadar olan ekonomik durumları daha bozuktur. Şu anda, 8 inci derecede görev yapan bir hâkim ve savcının almış olduğu maaş 1 393 Yeni Türk Lirasıdır. Birinci sınıfa ayrılmış ve yüksek hâkimlik tazminatını almış olan hâkimlerin ise 2 043 YTL'dir. Birinci sınıf olup da, birinci sınıfa ayrılma hakkı kazanıp da yüksek hâkimlik tazminatı almamış olan hâkimlerimizin en son aldıkları para 1 702 YTL'dir; yani, almış oldukları maaşları, yapmakta oldukları görevlerin sorumluluğuyla, ağırlığıyla, onuruyla bağdaşır bir durumda değildir.

Değerli arkadaşlar, bunu, bu durumları dikkate alarak, 34 üncü maddeden sonra gelmek üzere iki önerge hazırlamıştık hâkimlerimizin, savcılarımızın ekonomik durumlarının nispeten düzeltilmesiyle ilgili. Bu önergelerden bir tanesi, birinci sınıfa ayrılmamış olan hâkimlerimizin durumuyla ilgiliydi.

Bu hâkimlerimizin durumunu düzenleyen Hâkim ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesinin (d) fıkrasını düzeltmek için bir önerge vermiştik. Bu önergede ödeneğin yüzde 230'dan yüzde 330'a artırılmasını talep etmiştik. Bu taleple, hâkim ve savcılarımıza çok büyük bir getiri de getirmiyorduk. Bu talebin karşılığı, hâkim ve savcılarımız için 380 000 000 TL civarında bir getiriydi. Ancak, bu talebimiz, komisyon çoğunluğu olmadığı için Yüce Mecliste dikkate alınmadı. Ancak, hükümet, bu taleplerimize sıcak bakmış olsaydı -çünkü, biz, bu önergeleri dün vermiştik- çok rahatlıkla komisyon üyeleri çağrılıp bu önergeler dikkate alınabilirdi.

Değerli arkadaşlarım, birinci sınıfa ayrılmamış olan hâkimlerimizin durumu böyle de, birinci sınıfa ayrılmış olan hâkimlerimizin durumu daha mı farklı; onlar da, birinci sınıfa ayrılmış olan hâkim ve savcılardan 1'in 1'inde olup da yüksek hâkimlik tazminatı almaya hak kazanmış hâkimlerimiz, savcılarımız 2 043 YTL'den başlıyor. Birinci sınıfa gelmiş, önemli görevler icra edecek, önemli mahkemelerde görev yapacak; ancak, aldığı para 2 043 YTL.

Oysa, büyük bir kamu sendikamızın, kamuda çalışan memurların sendikasının yapmış olduğu araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 1 807 YTL, yani, birinci sınıfa ayrılmış olup da yüksek hâkimlik tazminatı almaya hak kazanmış hâkimlerimiz bile, eğer 4 çocuğu varsa veya daha fazlaysa, hanımı da çalışmıyorsa, yoksulluk sınırına yakın.

Yüksek hâkimlik tazminatı almayan hâkimlerimizin tümü… Tek başına da olsa, evli ve çocuklu olmasa bile, tek kişinin yoksulluk sınırı 875 TL; eğer, 2 kişiyse, 3 kişiyse, bunun almış olduğu para yoksulluk sınırının altında kalıyor.

Değerli arkadaşlar, hâkim ve savcılarımızı yoksulluk sınırında yaşatmak, onların yoksulluk sınırında yaşantılarını sürdürmeye çalışmaları, ülkemiz için onur verici bir durum olmasa gerek.

Hâkim ve savcılarımıza ne kadar imkân tanısak o kadar iyidir. İlk yaptığım konuşmada demiştim ki, bu tasarının noksanı, büyük ölçüde, özlük haklarına yeteri kadar değinilmemiş olmasıdır. Komisyonda yapmış olduğumuz çalışmalarla, arkadaşlarımızın ve benim vermiş olduğumuz önergeyle, hâkim ve savcılarımıza nöbet tazminatı getirilmişti; ancak, bu nöbet tazminatı da, hâkim ve savcılarımıza çok görüldü. Bu, çok büyük bir yekûn teşkil etmiyordu; ancak, bu da hâkim ve savcılarımızdan alındı. Şu an için, günlük üzerinden, hâkim ve savcılara nöbet ücreti verilmesi kararlaştırıldı. Oysa, bu düzenlemede, hâkim ve savcılar değil, adlî personel de dikkate alınmıştı, adlî personele de kısmen bir iyileştirme getiriliyordu.

Değerli arkadaşlarım, hâkim ve savcıların dışındaki adlî personelin durumu daha içler acısı. Bakanlıkta çalışan bir düz memurun almış olduğu maaş, 529 YTL, Adalet Bakanlığında çalışan bir memurun aldığı maaş bu. Yine, zabıt kâtibinin aldığı maaş 600 ile 800 YTL arasında, mübaşirin de almış olduğu para 650 YTL, hizmetliler ise 600 YTL'nin de altında maaş alıyorlar. Bu şartlarda çalışan memurdan verim almak… Ne kadar verim alabiliriz bu memurlardan? Bu insanlar, eve götüreceği ekmeği mi düşünsün, çocuğuna alacağı ayakkabıyı mı düşünsün, yoksa, kendi yapacağı görevi mi düşünsün; çünkü, bunların almış oldukları maaşlar, memurun, hizmetlinin, mübaşirin, zabıt kâtibinin almış olduğu maaşlar açlık sınırının altında. Açlık sınırında çalıştırmış olduğumuz devlet memurundan çok fazla bir şey bekleyemeyiz diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının en önemli düzenlemelerinden bir tanesi; hâkim ve savcılarımız, birinci sınıfa ayrılmaya hak kazandıktan sonra, birinci sınıf olmak için altı yıl bekliyorlardı; bu tasarının 6 ncı maddesiyle, bu altı yıllık bekleme süresi üç yıla indirildi. Bu, güzel bir düzenleme dedik. Adalet Bakanlığının da bu düzenlemeye ihtiyacı vardı; çünkü, bölge adliye mahkemeleri kurulacaktı, oralarda hâkim ve savcıya ihtiyacı vardı, oralara birinci sınıf hâkim ve savcı gerekiyordu; bu nedenle, bu düzenlemeyi yaptık.

Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeceğim: Bu maddeden sonraki maddede, Bakanlık önerge hazırlamış. Tabiî, bu, Bakanlık önergesi olarak gelmeyecek, bir teklif olarak gelecek. Sanırım, Maliye Bakanlığının, biraz, bunu ekonomik olarak hâkim ve savcılara çok görmesinden dolayı, gelecek olan bir önergeyle, hâkim ve savcılarımız, üç yıl sonra bile, by-pass alarak birinci sınıf konumuna geldikleri zaman, altı yıl sonra alınacak olan yüksek hâkimlik tazminatını alamayacaklar. Bu düzenleme, değerli arkadaşlar, etik bir düzenleme olmayacak, hukukî bir düzenleme olmayacak. Bu düzenleme, eşitlik ilkesine de aykırı olacak; çünkü, aynı hâkim, bölge adliye mahkemesinde, değişik mahkemelerde, birinci sınıf olmuş hâkimler görev yapacaklar, cumhuriyet savcısı olarak veya hâkim olarak görev yapacaklar; ama, bunlardan bir kısmı farklı tazminat alacak, bir kısmı farklı tazminat alacak; yani, biz, bu hâkimlerimize sorumluluğu vereceğiz; ancak, sorumluluğun gereği olan tazminatı vermeyeceğiz. Ümit ediyorum ki, bu önerge verilmesin. Maliye sıkıştırmış olabilir iktidarı; diyebilir ki, yeterli kaynağımız yok. Ancak, değerli arkadaşlar, adalet mekanizması için, hâkimlerimiz için, savcılarımız için yeterli kaynak yok diye, onları imkânsızlıklar içinde yaşatamayız. Yargıdan ekonomik tasarruf yapmamamız gerekiyor. Yine, belirtiyorum, ümit ediyorum ki, böyle bir önerge gelmez; ancak, bir sonraki maddede bu önergenin geleceğini de biliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanımın daha önceki yapmış olduğu konuşmalarında değindiği birtakım hususlar var. Bu hususları eleştirmeyeceğim. Örneğin şöyle diyor: "Hukuk devletinde, kahvehaneden bozma yerlerde adalet dağıtılamaz." Çok güzel bir söz. Gerçekten, adalet dağıtılan binalar, adaletin saygınlığına uygun olmalı. Yine "yargının hükümet konakları içinde olması, yargının bağımsızlığı kavramıyla bağlantılıdır" diyor. Biz de onu söylüyoruz, diyoruz ki, yargı, hükümet konaklarında sığıntı konumundan çıkarılmalıdır diyoruz. Yargının ayrı bir binası olması gerekir; hem de yargının ağırlığına, yargının büyüklüğüne yakışan binalar yapmamız gerekir.

Yine, ne diyor Sayın Bakanımız… Hâkim ve savcıların en üst düzeyde maaş almaları gerektiğini de belirtiyorsunuz Sayın Bakanım. Biz de belirtiyoruz; ama, bunlar sadece temennide kalıyor, sadece sözde kalıyor. Bu sözlere katılıyoruz; ancak, Sayın Bakan sanki bir muhalefet milletvekilidir, yargıyla ilgili eleştirilerini belirtiyor. Oysa, Sayın Bakan iktidardadır, Adalet Bakanıdır, bu sorunları biliyor, bildiğini de kabul ediyoruz; öyleyse, bu sorunları çözmemiz gerekiyor. Bu sorunların çözüm noktasında Sayın Bakanım, Anamuhalefet Partisi olarak bize ne gibi görev düşüyorsa, biz, bu görevleri yapmaya hazırız. Hâkimlerimizin, savcılarımızın, zabıt kâtiplerinin, icra memurlarının, mübaşirlerin, infaz koruma memurlarının sorunlarını tartışalım; bu sorunları gidermek için gerekli düzenlemeleri mutlaka yapalım.

Bugün Malatya'dan bir yazı işleri müdürümüz aradı "geçinemiyoruz sayın vekilim, bizim sorunlarımıza el atın" diyor.

Değerli arkadaşlar, yürütme, sadece kendi sorumluluğuyla ilgili alanlarda düzenleme yapmakla meşgul; ancak, yargının sorunları bir tarafta duruyor. Hatta, yasamanın bile biryığın sorunları var; bu sorunlar yeteri kadar dile getirilmiyor.

Bu düşüncelerle, Yüce Heyete en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “Hakimler ve savcılar kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına daiir kan.tas.( ss. 951)”. TBMM Genel Kurulu, 120. Birleşim tutanağı, 28 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2005-06-28-hakimler-ve-savcilar-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
