# T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim
- **Tarih:** 8 Şubat 2006
- **Gündem:** T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2006-02-08-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya

> Muharrem Kılıç (CHP), 8 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C EMEKLİ SANDIĞI, SOSYAL SİGORTALAR KURUMU VE BAĞ-KUR'DAN AYLIK VEYA GELİR ALMAKTA OLANLARA EK ÖDEME YAPILMASI HK. (S.S 1076)); konuşma 1.344 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHARREM KILIÇ (Malatya) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 11 inci maddesiyle ilgili olarak Grubum ve şahsım adına söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyeti, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarıda, emeklilerin vergi iadesini düzenleyen hükümlere genelinde olumlu yaklaşıyoruz. Ancak, emeklilere ödenecek vergi iadesi miktarının, aylık emekli maaşı 400 YTL olanlara yüzde 5 olarak, emekli maaşı 400 YTL'yi aşanlara ise yüzde 4 olarak belirlenmesi yanlış olmuştur.

Değerli arkadaşlar, bu düzenleme, amaca aykırı sonuçlar da doğuracaktır. Örneklerle açıklayacak olursak, 400 YTL emekli aylığı alan şahıs, yüzde 5 vergi iadesi karşılığı olarak 20 YTL alacaktır; ancak, 420 YTL emekli aylığı alıyorsa, vergi iadesi miktarı 17,8 YTL'ye düşüyor. Eğer, 450 YTL emekli aylığı alıyorsa, bunun alacağı vergi iadesi de 18 YTL'ye düşüyor. Burada, gerçekten izahı mümkün olmayan bir düzenleme yapılmış. Ancak, maaşı 500 YTL'ye ulaşırsa, yüzde 4 ile 500'ü çarptığımızda, ancak, 400 YTL maaş alanla eşit konuma geliyor. Bu düzenleme yanlış olmuştur değerli arkadaşlar.

Gerçi AKP Grup Başkanvekili arkadaşımız Sayın İrfan Gündüz yaptığı açıklamalarda bu düzenlemenin yanlış olduğunu kendisi de belirtti, hatta 1 000 YTL'ye kadar olan emekli maaşlarında yüzde 5 olarak vergi iadesinin ödenmesi gerektiğini belirtti. Ancak, her ne hikmetse, Mecliste, yine AKP'nin vermiş olduğu oylarla 400 YTL'ye yüzde 5, 400 YTL'yi aşanlara da yüzde 4 olarak bir düzenleme geldi.

Değerli arkadaşlar, yüzde 5'lik düzenleme, sadece birkısım Bağ-Kur emeklilerine ve bir de tarımda kendi hesabına çalışanlara uygulanacak bir düzenlemedir; çünkü, gerek SSK'da gerekse Emekli Sandığına bağlı emeklilerde, aldıkları emekli aylığı 400 YTL'nin üzerinde olduğu için, bunların tamamı yüzde 4'lük dilime girmektedir. Bu nedenle, AKP, vermiş olduğu oylarla, emeklinin yüzde 1'lik vergi iadesini maalesef ortadan kaldırmıştır; bu, yanlış bir düzenleme olmuştur.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Atatürk "bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır" demektedir.

Değerli arkadaşlar, yaşlılarımıza ve emeklilerimize karşı tutumumuz, Yüce Atatürk'ün öngördüğü biçimde mi; onlara insanca bir yaşam sunabiliyor muyuz; ne yazık ki, bu sorulara olumlu bir yanıt vermek mümkün değildir.

Sayın milletvekilleri, emekliler, ömürlerinin en verimli, en sağlıklı, en güzel yıllarını çalışarak geçirmektedirler. Emeklilerimiz, ülkemize, yıllarca çalışarak çok verimli hizmetler yapmışlardır.

Değerli arkadaşlar, emeklilerimizin durumları şu anda nasıldır diye bakacak olursak, Ocak 2006 sonu itibariyle, birinci basamak Bağ-Kur emeklisinin maaşı 338 YTL'yi, en düşük SSK emekli maaşı 463 YTL'yi, en düşük Emekli Sandığı üyesi emeklinin maaşı ise 594 YTL'yi bulmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bir de, Türk-İşin yaptırmış olduğu açlık ve yoksulluk sınırına baktığımızda, Türk-İş araştırma merkezinin araştırmasında, Ocak 2006 itibariyle 4 kişilik bir ailenin bir aylık açlık sınırı 584 YTL, yoksulluk sınırı ise 1 785 YTL'dir.

Yani, değerli arkadaşlar, emeklilerimizin büyük çoğunluğunun almış olduğu emekli aylığı, ne yazık ki, açlık sınırının altındadır. Bu da, övünülecek bir husus değildir diye düşünüyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; emeklilerimiz, aldıkları bu aylıklarla, insanca yaşama koşullarına uzaktır. Emeklilerimiz, geçmişte verdikleri hizmete yaraşır durumda yaşayamıyorlar. Emekliler, eti unuttular, sebze ve meyveyi pazar sonuna bırakıyorlar; bakkaldan, fırından ekmek almak yerine, belediyelerin ucuz ekmek kuyruklarında bekleyerek ekmeklerini alıyorlar. Gıda, ulaşım, giyim, kira, elektrik, su, sağlık ve eğitim gibi zorunlu giderler emeklinin belini büküyor. Aldıkları aylıklarla, bu zorunlu giderleri bile karşılamaları mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, 1.5.2000 tarihinden itibaren emeklilere ödenmeyen TÜFE farkları, daha fazla gecikmeden, bir an önce SSK ve Bağ-Kur emeklilerine ödenmelidir. Gerçi, Sayın Bakanımız, dün, bu kürsüde yaptığı konuşmada, bu sorunun yargıda olduğunu, yargıda henüz kesin bir hüküm kurulmadığını, yargılama aşamasında olması nedeniyle de bu TÜFE farklarını ödemediklerini açıkladılar; ancak, değerli arkadaşlar, şunu belirtmek istiyorum: İktidarlar, hükümetler mazeret bulma makamları değildir. Sorun yargıda olabilir; ancak, Sayın Bakanlık, bir komisyon oluşturarak, kendi komisyonu aracılığıyla bu TÜFE farklarını hesaplayarak emeklilere ödeyemez mi?! Yani, bu çok zor bir iş mi?! Yani, şunu mu bekliyoruz: Tek tek, emeklilerimiz mahkemeye gidecekler, mahkemeden karar alacaklar; tabiî, bu aşamada yargılama giderlerini ödeyecekler, avukat tutacaklar, tabiî bu giderler ceplerinde varsa, avukat tutacak paraları varsa bunu yapacaklar, yargıdan sonuç alacaklar, ondan sonra da, Sayın Bakanımız bunun gereğini yerine getirecek. Sayın Bakanım, emeklilerimizi bu yollarda süründürmeyelim.

Emekliler Sendikası bu konuda dava açmıştı, yargıda davayı kazandı; ancak, Yargıtay, usul yönünden, Emekliler Sendikasının dava açma yetkisi yönünden kararı bozdu. Ancak, Türkiye Emekliler Sendikası bir gerçek. Her ne kadar, Türk mevzuatında, emekliler yönünden, Sendikalar Kanununda bir hüküm olmasa bile, artık, bir AB ülkesiyiz diyoruz, AB mevzuatı bizde de uygulanır diyoruz. Bu nedenle zaten, bu sendikanın kapatılması yönünde açılan davalar reddoldu, Emekliler Sendikası kapatılamadı; ancak, kapatılmayan, gerçekliği kabul edilmiş bir sendikanın açtığı davayı kabul etmiyoruz. Kaldı ki, demin de belirttim, yani, bu davalarla sonuç almak da gerekmiyor. Eğer bu bir gerçekse, bu bir vakıa ise, Sayın Bakanlığın, Sayın Bakanımızın bu konuda adım atıp bu gerçekleri saptayıp, emeklilerimizin TÜFE farklarının ödenmesi gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, AKP olarak, fakir fukara, garip gureba, tüyü bitmemiş yetim denilerek yoksul kesimlerden, işsiz kesimlerden oy alındı ve bu dargelirli insanların verdikleri oylarla iktidara gelindi; ancak, iktidara geldikten sonra, ne yazık ki, AKP, bu oy aldığı gruplara sırtını döndü.

Dün Malatya'da, Tekel işçilerinin daha ilköğretime giden çocukları yürüyüş yapıyorlardı, diyorlar ki çocuklar: "Babalarımızın, analarımızın çalıştığı fabrika kapatılmasın, orada çalışsınlar, üretim yapsınlar, biz de okulumuza gidelim, okuyalım." Bu istekleri haksız bir istek mi değerli arkadaşlar?!

Malatya Tekel Fabrikası 25 Kasımdan bu yana kapalı. Buna çözüm üretebildiniz mi, bu işçilerin sorununa çözüm bulabildiniz mi?! Tütün üreticilerinin sorununa çözüm bulabildiniz mi?! Malatya'da 2005 yılında bir tek kök tütün dikilmedi; çünkü, Tekel, tütün alımını durdurmuştu. Önce tütüncüden başladınız, şimdi de tütüncüyü yok ettiniz, arkasından da sıra sigara fabrikalarına geldi.

Yine, hükümetiniz döneminde İmar Bankasına el konuldu. Bu insanlar İmar Bankasına para yatırırken, İmar Bankasından bono alırken, Hazine bonosu alırken Uzanlar'a güvenmediler. Bu insanlar devlete güvendiler; çünkü, bu banka devletin gözetimindeydi, devletin denetimindeydi. Ancak, yeteri kadar denetim yapılmamış olacak ki, burada birtakım yanlış işler yapılmış. Ancak, bunun faturası vatandaşa mı çıkarılmalıydı?! Bu konuda bir kanun teklifi vermiştim daha önce. Geçen hafta bu kanun teklifinin Meclis gündemine alınması için bir teklifte bulundum. İçtüzüğün 37 nci maddesine göre burada bir konuşma yaptım. Grup Başkanvekillerinden özellikle ricada bulundum. Gelin, bu insanların bu sorununu çözün; yazıktır, günahtır dedim. Ancak, tüm bu konuşmama, özel olarak gidip rica etmeme rağmen, bu soruna çözüm bulun dememize rağmen bu soruna çözüm bulunmadı. Ne oldu; geçen hafta pazar günü -çok geçmiş olsun diliyorum- Faruk Çelik kardeşimiz bir yaralamayla karşılaştı, bir saldırıyla karşılaştı. Nefretle kınıyorum bu saldırıyı. Ancak, değerli arkadaşlar, insanlar öyle bir noktaya gelmiş ki, ruh sağlıkları bozulmuş.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)- Siz haklı mı görüyorsunuz?! Ayıp ama!

MUHARREM KILIÇ (Devamla)- Haklı değil. Nefretle kınıyorum. Ancak, insanlar öyle noktaya gelmiş ki, ruh sağlıkları bozulmuş değerli arkadaşlar.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa)- Yani, haklı mı görüyorsun adamı?!

MUHARREM KILIÇ (Devamla)- Ruh sağlığı bozulmuş insanların sorunlarını çözmezsek bu sorunlarla çok karşılaşırız.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Başkalarını da herhalde yapsın diye söylüyorsun.

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Kesinlikle… Kesinlikle… Nefretle kınıyorum.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Tahrik var, tahrik!

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Bunun tasvip edilecek yanı yok. Faruk Çelik kardeşimize de acil şifa diliyorum. Allah'tan şifa diliyorum gerçekten.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) - Sen bu şekilde konuşamazsın!

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Ancak, ricalarımıza lütfen karşılık verin, bu soruna çözüm bulalım değerli arkadaşlar. Bir sorun varsa, bu soruna çözüm bulmalıyız.

Yine, üç yıldan bu yana, dedik ki, muhtarlarımız Bağ-Kurla karşı karşıya. Aldıkları maaş, primlerini ödemeye yetmiyor.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Yüzde 100 zam yaptık… Yüzde 100 zam yaptık…

MUHARREM KILIÇ (Devamla) - Çoğu Bağ-Kura borçlu. Bağ-Kura borçlu olunca, sağlık sigortasından faydalanamıyorlar, doktora gidemiyorlar. O zaman ne oluyor; "yeşilkart alın" diyeceksiniz, yeşilkart da alamıyorlar. Çünkü Bağ-Kurla ilişiği olunca, bu insanlara yeşilkart da verilmiyor. Ancak, dedik ki, bu insanlar bir yerde devlet memuru gibi çalışıyorlar, devletin görevlisidirler. Devlet, diğer memurlarının nasıl ki sosyal sigorta primini, Emekli Sandığı primini kendi karşılıyorsa devlet, muhtarlarımızın da primlerini karşılamak durumunda.

Yine, geçenlerde, bu kürsüde Sayın İçişleri Bakanı korucularla ilgili, onların sosyal güvenliklerini düzenleyeceğini söyledi. Ancak, ben o zaman Sayın Bakan, tarih verebiliyor musunuz, bunu ne zaman düzenleyeceksiniz dedim. Ancak, aradan bu kadar zaman geçti, hiçbir gelişme yok. Tasarıyı göremiyoruz, tasarı nerede kaldı? Çünkü korucular soruyorlar: "Nerede bizim sosyal güvenliğimiz" diyorlar. Devlet yirmi yıldır sosyal güvenlik sisteminden uzak eleman çalıştırıyor. Bu, devletimize yakışmıyor.

Değerli arkadaşlar, hangi konuya el atsak, elimizde kalıyor. Bu nedenle, bu sorunlara el atalım. Bir zamanlar bir lider "ben zengini severim" diyordu. Zengini sevmek kolaydır. Önemli olan yoksulu sevmek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muharrem Kılıç (CHP, Malatya). “T.c emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu ve bağ-kur'dan aylık veya gelir almakta olanlara ek ödeme yapılması hk. (s.s 1076)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muharrem-kilic-22-2006-02-08-t-c-emekli-sandigi-sosyal-sigortalar-kurumu-ve-bag-kur-dan-aylik-veya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
