# İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim
- **Tarih:** 23 Haziran 2004
- **Gündem:** İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve

> Muhsin Koçyiğit (CHP), 23 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİ KANUNU TASARISI İLE İÇİŞLERİ AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.583)); konuşma 1.004 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 583 sıra sayılı İl Özel İdareleri Kanunu Tasarısının, norm kadro ve personel istihdamına yönelik 36 ncı maddesi hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere, CHP Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; anılan yasa tasarısının 36 ncı maddesiyle, bir yandan norm kadro uygulaması getirilirken, öte yandan kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen memurların, valinin talebi, kendilerinin isteği ve kurumların izniyle il özel idarelerinde görevlendirilmelerine olanak veren düzenlemeye yer verilmiştir. Bu anlayış, norm kadro uygulamasına ve norm kadro getirilmesine tamamen aykırı bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, İl Özel İdaresi Yasası Tasarısının 36 ncı maddesinin ikinci paragrafında, il özel idaresi personelinin vali tarafından atanacağı hususu yer almaktadır. Bu şekilde, seçilmiş il genel meclisini icraatın dışında tutarak il özel idaresindeki memurların atanma yetkisinin kendisi de atanmış bulunan valiye bırakılması, yerinde bir uygulama şekli değildir. Bu çerçevede, valiye bırakılan yetkinin il genel meclisiyle birlikte kullanılması, hem atanacak müdürlerin çalışmalarının denetlenmesi hem de muhtemel il genel meclisi ile vali arasındaki işlerde koordinasyonun sağlanması bakımından etkili olacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; il özel idarelerinde uygulanmak istenilen istihdam modeliyle, sözleşmeliliğin, tali değil, esas istihdam biçimi olacağı öngörülmektedir. Sözleşmeli olarak tanımlanan kapsama bakıldığında, personelin çok büyük bir kısmının sözleşmeli olarak çalıştırılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi, sözleşmeli personel kapsamını, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan zarurî ve istisnaî durumlara münhasır olmak üzere, özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işler olarak belirlemektedir. Oysa, görüşülmekte olan yasa tasarısında, sözleşmeli personel istihdamı mantığına aykırı bir şekilde, neredeyse personelin tümünün sözleşmeli olması öngörülmüştür. Bilindiği gibi, kamu hizmeti süreklilik arz etmektedir. Bu nedenle, bu görevi yerine getiren kamu görevlilerinin de sürekli istihdamı esas olmalıdır. Tasarıda öngörüldüğü şekilde, sözleşmeli istihdam şekli esas alınırsa, iş güvencesi ve memur güvencesi yok olacaktır. Bu nedenle, tüm çalışanların kadrolu ve sürekli istihdamı sağlanarak, sözleşmeli personel, yasadaki amaç ve tanımına uygun bir şekilde, özel bir meslek bilgisine ve ihtisasa ihtiyaç duyulan geçici işlerle sınırlandırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 36 ncı maddede yer alan "personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir", "ikramiye ödenebilir", "sözleşmeli olarak çalıştırılacakların ücret miktarı ve her çeşit ödemeleri, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sınırlar içinde il genel meclisi tarafından kararlaştırılır" ibarelerinden, personel ödemelerinin, belediyelerde olduğu gibi, doğrudan il özel idaresi tarafından yapılacağı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, çeşitli gerekçelerle, belediye personelinin başta maaş ödemeleri olmak üzere, çeşitli malî hakları düzensiz olarak ödenmektedir. Halen, 40-50 aya varan sürelerde maaş ödemesi yapamayan belediyeler vardır. Bunun yanında, çok sayıda belediyede, belediye personeli adına ilgili hesaplara yatırılması gereken zorunlu tasarruf kesintileri ve konut edindirme yardımı gibi kesintiler ilgili hesaplara yatırılmayarak, kamu görevlileri mağdur edilmektedir. Gerekli malî önlemler alınmazsa, belediyelerde yaşanan bu sorunların aynısı bir süre sonra il özel idarelerinde yaşanacaktır. Maddede yer alan "personelin her türlü alacakları zamanında ve öncelikle ödenir" ibaresi yanında, bunun sağlanmasına yönelik herhangi bir önlem alınmadığı görülmektedir. Bu düzenleme, yalnızca bir tavsiye kararı olarak kalacaktır. Bu nedenle, personel alacaklarının ödenmesi valilerin inisiyatifine ve tercihlerine bırakılmayarak gerekli yasal düzenlemelere yer verilmelidir. Ayrıca, çalışanların malî ve sosyal haklarına karşılık yapılacak ödemelere ilişkin il özel idaresi gelirlerinin haczedilmemesi için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, çağdaş demokrasilerde konulan hukuk normlarının, uygulanabilir, toplumca benimsenen ve objektif olması gerektiği çok açıktır. Bu ve benzeri kurallar, yaşamın her alanında olduğu gibi, bürokrasiye yapılacak atamalar için de geçerli olmak zorundadır; çünkü, siyaset kurumunun koyduğu hukuk normlarını uygulayacak olan bürokrasinin temel görevi yansız davranmaktır. Ancak, özellikle son yıllarda, siyaset kurumunun yozlaşmasına paralel olarak "ben ekibimle çalışırım" anlayışı bürokraside ve siyasette egemen olmuş ve bürokrasi büyük ölçüde yansızlığını yitirerek, ne yazık ki, siyasallaşmıştır. O kadar ki, Sayın Başbakan, yapılan atamaları doğal bir hak olarak görmüş, belli bir siyasal düşünceyi bürokraside egemen kılmak için bakanlarıyla birlikte yoğun çaba içerisine girmiştir. Sayın Başbakana göre, bürokrasiye yapılacak atamalarda liyakat, kariyer, bilgi birikimi, deneyim değil; vücut dilini anlayacak, Anadolu tabiriyle leb demeden leblebiyi anlayacak kişiler gerekmektedir. Şimdi, bu anlayıştan yola çıkıldığında, yapılan atamalar atama olmaktan çıkmakta, bürokraside siyasal kadrolaşmanın temelini oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; AKP, iktidara geldiğinden beri tüm kamu kurum ve kuruluşlarında büyük bir kadrolaşma hareketine girişmiştir. Öncelikle işe Millî Eğitim Bakanlığından başlanılmış ve bir gecede, Talim Terbiye Kurulunda çalışan 160 uzman ile bunu izleyen günlerde 3 000 dolayında millî eğitim müdürü görevlerinden alınarak, bunların yerlerine kendi yandaşları getirilmiştir.

Yine, SSK hastanelerinde 144 hastaneden 64'ünün başhekimi görevden alınmıştır. Aynı şey devlet hastaneleri için de söz konusudur. Bilimsel araştırma kurumu TÜBİTAK'a el atılmış; atamalar yargıya intikal etmiş bulunmaktadır. Sayıştay genel kurulu ve Maliye Bakanlığınca seçilen 32 aday üye, altı ay geçmesine karşın, sırf kendi görüşlerinden olmadığı gerekçeleriyle, nihaî seçim için Plan ve Bütçe Komisyonuna ve Meclis Genel Kuruluna bugüne kadar getirilmemiştir. Amaç, bu süre içerisinde yasal bir değişiklik yaparak kendi yandaşlarını Sayıştaya üye seçtirmektir.

İktidarın kadrolaşma için başvurduğu en radikal yol ise, 61 yaşını aşanların zorunlu emekliliği olmuştur; ama, bu da yargıdan dönmüştür. Ancak, yargı tarafından engellense de buna benzer yollar denenmeye devam edilmektedir. AKP iktidara geldiğinden bu yana, aklı hep kadrolaşmaktadır. Kamu kuruluşlarındaki görevlerine kendi yetenekleriyle gelmiş, birikimli, deneyimli kamu görevlileri görevlerinden alınarak, yerlerine deneyimsiz, birikimsiz kişiler atandığından, kamu hizmetleri durma noktasına gelmiştir.

MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Maddeye gel Sayın Vekil, maddeye.

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadrolaşmada hiçbir iktidar döneminde görülmeyen uygulamalara tanık olmaktayız.

İSMAİL KATMERCİ (İzmir) - Maddeyle ilgisi var mı Sayın Vekil?!

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Maddeyle ilgili, istihdamla ilgili, kadrolaşmayla ilgili; hepsi maddeyle ilgili.

Kadrolaşmada, hiçbir iktidar döneminde görülmeyen uygulamalara tanık olmaktayız. AKP il yönetimlerinin antetli kâğıtlarına kimin nereye atanacağı talimatı listeler halinde yazılıp, faks ve diğer iletişim araçlarıyla devletin genel müdürlüklerine iletilmektedir. Eskiden de böyle talepler olurdu; ama, parti amblemli kâğıtlara yazılmazdı. En azından, bir heyet, kalkıp genel müdürlüğe giderek, nezaketen ricada bulunurdu. AKP İktidarı tüm bunları aşmışa benziyor; çünkü, kadrolaşmada aceleleri vardır. Acaba, sorun, sadece, kadrolaşma sonucunda kamu yönetiminin etkinliğinin ve tarafsızlığının kaybolması mı, yoksa, dinci ideoloji yanlılarının devleti ele geçirme operasyonu mudur diye sormak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısının yasalaşması halinde, halkımıza ve devletimize hayırlı uğurlu olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (CHP, Diyarbakır). “İl özel idareleri kanunu tasarısı ile içişleri avrupa birliği uyum ve plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.583)”. TBMM Genel Kurulu, 105. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2004-06-23-il-ozel-idareleri-kanunu-tasarisi-ile-icisleri-avrupa-birligi-uyum-ve (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
