# Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim
- **Tarih:** 26 Ekim 2005
- **Gündem:** BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2005-10-26-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904

> Muhsin Koçyiğit, 26 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU ALACAKLARININ TAHSİL VE TERKİNİNE İLİŞKİN (S.S.904)); konuşma 1.826 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 904 sıra sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı hakkında Anavatan Partisinin görüşlerini belirtmek üzere karşınızda bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hükümet, vergi ve kamu hukukunu ilgilendiren konularda işin kolayına kaçarak, yasa ve hukuk tekniğine aykırı bir şekilde, yasal düzenlemelerin ilgili kanunlarıyla ilişki kurmaksızın çözüme kavuşturmak yerine, bu yasa tasarısında olduğu gibi, adına "torba yasa" denilen yasa yöntemleriyle çözmeye çalışmaktadır.

Aslına bakacak olursanız, hükümet bunu alışkanlık haline getirmiş bulunmaktadır; çünkü, geçen yasama döneminde de buna benzer bir torba yasayla 48 maddelik bir kanun yasalaştırılmıştır.

Torba diye anılan bu yasa tasarıları, komisyonlardan Genel Kurul önüne gelinceye değin verilen önerge ve yapılan eklemelerle genişleyerek hantallaşmak suretiyle, torbalıktan çıkarak çuvala dönüşmektedir. Yani, Yüce Meclisin önüne bir çuval kanunu, bir kırkambar kanunu olarak gelmektedir. Çuval da büyük olunca, içerisinde ne ararsanız var. Ne mi var; gizleme var, olayı saptırma var, kargaşa ve kaos var, belirsizlik var. Kısaca, ne istersen onu bulabilirsin. Ancak, bunun böyle yapılması, Anayasa hukukuna, hukuk tekniğine ve bütçeleme ilkelerine aykırı olup, Meclisi hafife almanın bir göstergesi olarak tezahür etmektedir.

Ne yazık ki, AKP Hükümeti bu yöntemi alışkanlık haline getirmiştir. Kısaca, bir torba, bir çuval getiriliyor ve bunun içi, ilgili ilgisiz, gerekli gereksiz ne kadar düzenleme varsa onlarla doldurularak, halkın ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünden kaçırılmaya çalışılıyor.

Şimdi, buradan Sayın Bakana sorsak, bu tasarıyla kaldırılan ya da değiştirilen maddeler nelerdir? Bu yasa tasarısının devlete malîyeti nedir? Hangi anlama gelmektedir? Tüm bunları açıklamak elbette mümkün değildir. Bunları, konunun uzmanlarına, teknisyenlerine sorsak bile, eminim ki, açıklamaları zor olacaktır. O zaman, ben de Sayın Malîye Bakanımıza sormak istiyorum: Sayın Bakanım, bu koşullar altında, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri nasıl sağlıklı değerlendirme yapacak, oylarını neye göre vereceklerdir?

Değerli arkadaşlarım, burada doğru olan, kanunun yerine getirilmek istenen ve yapılması düşünülen düzenlemelerin ilgili yasalarda yapılmasıdır. Böylesine kırkambar bir yasa hazırladığınız zaman, bunun neyi getirip neyi götürdüğünü anlamak elbette mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, bu temel tespitlerden sonra yasa tasarısının değerlendirmesine geçmek istiyorum.

Öncelikle, Anavatan Partisinin yapıcı ve sorumlu muhalefet anlayışının bir gereği olarak, yasa tasarısının tüm maddeleri hakkında söz almayacağımızı, milletin yararına gördüğümüz maddeleri aynen destekleyeceğimizi, hayrına görmediğimiz maddeleri ise en şiddetli şekilde eleştirerek, millet menfaatına göre değiştirmeye çalışacağımızı belirtmek istiyorum.

Evet, tasarı, hükümetin getirdiği şekliyle 23 madde olup, Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan eklemeyle -yüzde 85 oranında artırılmak suretiyle- 36 madde olarak Yüce Meclisin önüne getirilmiş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, tasarının genel gerekçesine bakıldığında, yapılan bu düzenlemeler müteakip vergileme kapsamı dışına alınan hususlar nedeniyle geçmiş dönemlerle ilgili olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların sulhen halliyle tahakkuk etmiş bulunan alacakların tahsilinden vazgeçilme gereği doğduğu ve vergidışı kamu alacaklarından kaynaklanan bazı sorunların çözümü ve tahsil kabiliyeti bulunmayan alacaklardan vazgeçilmesine yönelik düzenlemenin yapılmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir; ancak, durum hiç de böyle değildir; çünkü, Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Kanun Tasarısı, belirtildiği gibi, bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkiniyle ilgili değildir. Torba tasarıya, kamu alacaklarıyla ilgili olmayan maddelerin de yerleştirildiğini görmekteyiz.

Sayın milletvekilleri, tasarı Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi sırasında verilen pek çok önerge sonucu değişikliğe uğrayarak tasarının bütünlüğü bozulmuş, âdeta, güç odaklarının saldırısına uğramıştır. Adına kamuoyunda haklı olarak "torba yasa" denilen bu yasa tasarısı içinde, hayalî ihracattan naylonfaturaya, yurtdışı burs alacaklarından Yükseköğretim Kurulu kadrolarına atamalara ve körfez krizi alacaklarının terkininden tapu harçlarına kadar ne ararsanız vardır.

Değerli arkadaşlarım, komisyonlarda çok önemli konular bazı bürokratların getirmiş oldukları önergelerle kabul edildiğinden, bunlardan Bakanlar Kurulunun haberi bulunmamaktadır. Önergelerle değiştirilerek yeniden kabul edilen bu düzenlemelerin arkasında, gerçekten Bakanlar Kurulu iradesinin olup olmadığından kuşkumuz bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısının 3 üncü maddesinin (b) fıkrasıyla, Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesine bir fıkra eklenerek, sahte veya muhteviyat itibariyle yanıltıcı belge düzenleyen ya da kullanan, aracılı ihracatçı kişi veya kurumların korunduğunu görmekteyiz. Malın imalatçı tedarikçi firmalar tarafından temin edilmesinden sonra devreye giren aracı ihracatçı firmaların malı temin eden imalatçı tedarikçi firmalarının düzenlediği faturalardan sorumlu tutulması, suç ve cezalarda eşitlik prensibine aykırı bulunmuştur.

Bilindiği üzere, yakın ekonomi tarihimizin en büyük sorunlarından biri de hayalî ihracat yoluyla, ülke kaynaklarının hayalî ihracatçılara aktarılarak talan edilmesidir. Bu konuda vergi inceleme elamanlarının ve vergi denetmenlerinin düzenlediği yüzlerce, hatta binlerce rapor bulunmaktadır. Öncelikle dışticaret sermaye şirketleri, sektörel dışticaret şirketleri ve malî kurumlarının gerek imalatçı ve tedarikçi kuruluşların mallarını yurtdışına ihraç eden kuruluşlardır; ama, ne yazık ki, asıl bu kuruluşlar, yani, aracılı ihracatçı kuruluşlar hayalî ihracatın merkezi konumuna gelmişlerdir. Nitekim, bu durum, vergi inceleme ve denetim elemanlarının düzenledikleri ihracatta KDV iadesi raporlarıyla sabitlenmiştir. Bu nedenle, son yıllarda sık sık dışticaret sermaye şirketleri ile sektörel dışticaret şirketlerinin kapandığını görmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, burada malî kurumlardan neyin kastedildiği açık değildir. Bundan, eğer, özellikle özel finans kurumları kastedilmek isteniyorsa, neden açık bir şekilde yazılmamıştır? Bunu yazmaktan neden imtina edildiğini ya da neden kamufle edildiğini bilmek istiyoruz; yoksa, burada birileri mi korunuyor, onu da anlamak istiyoruz.

Sayın Bakanım, bu Meclis devamlı sizi kurtarmak için mi çalışacak?! Sizden boş zaman kalırsa, Meclisimizin, ülkemizin toplumsal sorunu olan, kanayan yaralarından birisi olan banka kredi kartlarına ilişkin düzenlemeyi ne zaman getirecekler? Çünkü, şu anda Türkiye'nin gündeminde bulunan en üst sorunlardan birisi, banka kredi kartlarına ilişkin yasal düzenlemedir. Maalesef, sayın bakanlarla ilgili bir düzenleme olduğu zaman yasalar, tasarılar komisyonlardan jet hızıyla geçerek Meclisin gündemine getirilebilmektedir; ama, yüzbinlerce, milyonlarca insanı ilgilendiren çok önemli konularda yasal düzenlemeler bir türlü komisyonları aşarak Yüce Meclisin önüne gelememektedir. Tüm bunları anlamakta elbette zorluk çekiyoruz. İnşallah, yakın tarihimizde bunları da anlayacağız.

Değerli arkadaşlarım, sahte faturacılar, naylonfaturacılar ve hayalî ihracatçılar için getirilen bu af düzenlemeleri lehte olduğu için geçmişe yönelik olarak uygulanacağından, acaba kapsama kimler girecektir; onları da merak ediyoruz. Eğer Sayın Bakanımız bu kapsama girmek istemiyorsa ve samimî davranmak istiyorsa, gelsin, bir önerge verelim, tasarının bu maddesini geçmişe yönelik değil, geleceğe yönelik olarak uygulamaya çalışalım. O zaman Sayın Malîye Bakanımızın içtenliğine, samimiyetine güvenmiş olacağız; çünkü, o zaman, kendisi bunun içine girmeyecektir.

Durum böyleyken, bu maddeyle, Vergi Usul Kanununda yapılan değişiklikle sahte belge kullanmak veya düzenlemekten mahkûm olanların ve yargılananların affedilerek yargıdan kurtarılmasını anlamakta güçlük çekiyoruz ve bunu da doğru bulmuyoruz.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz tasarının 7 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasına eklenen geçici 53 üncü maddeyle öğrenimini yurtiçi veya yurt dışındaki üniversitelerden birinde herhangi bir nedenle tamamlayamayanlardan mastır yapmış olanların üniversite eğitim kadrolarına, mastırını tamamlayanların ise memur kadrolarına atanmaları da hukuka aykırıdır; çünkü, bunlarda açıktan atama izni ve sınav şartı aranmamaktadır. Oysa, normal koşullarda memuriyete girenlerde, hem açıktan atama izni ve hem de sınav şartı aranmaktadır. Bir de, yurt dışındaki eğitim kurumlarında eğitimini tamamlayamayan bu arkadaşlarımız bölücü faaliyetlere, irticaî faaliyetlere, belki hırsızlık, dolandırıcılık işlerine de karışmış olabilirler. Tüm bunları getirip herhangi bir elemeden geçirmeden belli kadrolara atama yaparsak, bir yandan üniversitenin özerkliğine, üniversitenin bilimselliğine darbe vurmuş oluruz diğer taraftan da, sınavla memuriyete girmek isteyen binlerce, milyonlarca insanın önüne bir set çekmiş oluruz. Tüm bunlar için, gelin, bunu, bu maddeden çıkaralım.

Değerli arkadaşlarım, bilindiği üzere, bu tasarıyla getirilen maddelerden birisi de -benden önce konuşan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Mustafa Özyürek bahsettiler- SSK ve Bağ-Kur primlerine, cezalarına af getirilmesidir. Gerçekten de, ülkemizin içinde bulunduğu koşullar altında, SSK'nın primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları, faizleri, aynı şekilde Bağ-Kur primleri, gecikme cezalarından dolayı borcunu ödeyemeyen milyonlarca insanımız vardır. Öylesine olmuş ki, prim borcu 1 milyarsa, cezalarla birlikte bu borç 10 milyara, 15 milyara çıkmıştır. 1 milyarı ödeyemeyen bir kişinin, 15 milyarı ödemesi beklenemez elbette. Gelin, burada, bunu, esaslı bir şekilde bir çözüme kavuşturalım.

Tasarının bu maddesinde, çözüm, Meclisten alınarak ilgili yönetim kurullarına verilmektedir. Hepimizin bildiği gibi, bu Bağ-Kur afları, SSK prim afları, cezalarına ilişkin aflar, müteakip defalar Meclis gündemine getirilmek istenmiş; ama, her defasında, IMF buna karşı çıktığından, geri adım atılmak zorunda kalınmıştır ve yine kuşkuluyum, eğer gerçekten de hükümet, samimî ise, gelsin, bugün, burada, yetkiyi yönetim kurullarına vermeyelim, burada Yüce Meclis bir düzenleme yapsın ve çözümü, burada, şu anda bitirsin ve önerim de şudur: Bağ-Kurluların ve SSK'lıların anaborcu kalmak şartıyla, idarî para cezalarını, gecikme zamlarını, prim cezalarını tümden kaldıralım. Bunları kaldırdıktan sonra, geri kalan anapara borcunu 36'ya bölmek suretiyle, 36 ayda ilgili borçlulardan tahsil edelim. Böyle yaptığımız zaman, inanıyorum ki, devletle borçlu SSK'lılar, borçlu Bağ-Kurlular arasında bir uzlaşma sağlanacak, bir barış sağlanacaktır. Eğer, burada hükümet samimî ise, gerçekten de, Meclisin yetkisini götürüp yönetim kurullarına vermemesi lazım ve ben korkuyorum ki, yönetim kuruluna verdiğiniz bu yetkiyi, yarın, yönetim kurulları kullanamayacaktır. Neden kullanamayacak; yarın, bir gözden geçirme işi için IMF geldiği zaman, yine, karşımıza, bu Bağ-Kur borçlarını, SSK borçlarını getirecek. Eğer, siz bunları kullanıp bunu çıkarırsanız, ben size kredi vermeyeceğim diyebilecektir. Bunu da hükümet göze alamadığından, belki de bu yetkisini kullandıramayacak, boşuna da bu kadar insanı sevindirmiş olacaktır. Eğer, gerçekten samimiyet varsa, burada, bugün Yüce Meclis kendisi bunu çözüme kavuşturup ve milyonlarca Bağ-Kurlu ve SSK'lıya da buradan bir bayram müjdesi vermiş olur.

Değerli arkadaşlarım, bu torba kanunun içinde, dediğiniz gibi, her şey var. Bunlardan bir kısmı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna, bir kısmı alacakların terkinine ilişkin işlemler. Bilindiği üzere, bu alacaklar silindiği zaman, silinmeden önce, bunun bütçeyle ilişkilendirilmesi lazım, tüm gelir ve giderlerin bütçede gösterilmesi lazım; çünkü, bütçe kanunları bir yıllık geçici kanun olup, bunlar, gelirlerin toplanmasına izin veren, harcamaların yapılmasına yetki veren kanunlardır. Şimdi, bütçe kanunu dışında gelir ve gider yazmadan bazı tasarrufların silinmesi, elbette ki, iyi değildir. Bu, Yüce Meclisin önünden, halkın önünden bazı şeylerin kaçırılması demektir.

Aynı şekilde, bu tasarıyla getirilen maddelerden birisinde bir uyumlaştırma kanunu oluyor, uyarlama oluyor teknikle ilgili olarak. Vergi Usul Kanununun 5 inci maddesi, hepimizin bildiği, vergi mahremiyetine ilişkin bir maddedir. Burada Türk Ticaret Kanunuyla bir uyumlaştırma yapılıyor; ancak, biz, sık sık vergide saydamlıktan, eşitlikten bahsediyoruz, aleniyetten bahsediyoruz. Gelin, vergi mahremiyetinin bu maddesini burada değiştirerek, vergiye, mükellefiyete ilişkin bilgilerin isteyenlere verilmesini sağlayalım; çünkü, geçen yıl Meclisten çıkarılan Bilgi Edindirme Kanunu uyarınca vatandaşlarımız dilekçeyle bakanlığa başvurdukları zaman Vergi Usul Kanununun bu 5 inci maddesi, vergi mahremiyetiyle ilgili bu 5 inci maddesi gerekçe gösterilerek halka, dilekçelerine cevap verilmiyor. Gelin, bugün burada bunu da değiştirelim. Saydamlığın, aleniyetin gereğini yerine getirelim. Bundan sonra Bilgi Edindirme Kanunu gereğince bilgi isteyenlere Malîye Bakanlığının, verginin matrahına ilişkin, mükellefiyetine ilişkin, cezalara ilişkin ve düzenlenen vergi raporlarına ilişkin bilgiler vermesini sağlayalım; çünkü, o zaman doğrusunu yapmış oluruz.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten de, 36 maddeden oluşan bu tasarının pek çok maddesi de vergi tekniğine, usule ilişkin olduğu için yerinde düzenlemelerdir. Biz, bunların çoğuna destek veriyoruz. Bu nedenle, 36 maddeden aşağı yukarı 10 ya da 12'si üzerinde söz alıp konuşacağız; diğerleri usule ilişkin olduğu için, vergi tekniğine ilişkin olduğu için onlarla ilgili görüş belirtmeyeceğiz. Onlar zaten ilişik düzenlenmiş; bu haliyle çıkmasını istiyoruz.

Bir de, yine, gümrüğe terk edilen yahut da hurdaya çıkarılan arabaların satışı, bilindiği gibi, yapılamıyor; çünkü, bunlara ilişkin vergi borçları var yahut da trafikten doğan bayağı cezaları falan var; bunlar ödenmediğinden bunların satışı yapılamıyor. Bunların satışının yapılabilmesi için öncelikle bu borçların kapatılması gerekiyor. Bu konuda özel idarelere yetki verilmiştir; fakat, özel idarelerin bu satılacak hurda makinelerden, hurda otomobillerden elde edilecek gelirleri nerede harcayacakları belirtilmemiştir ve biz öneriyoruz ki, bunlardan elde edilen gelirler köy yolları yapımında, içmesularında ve okulu olmayan köylerde okul yapımı için kullanılsın.

Aşağı yukarı tasarının tümü üzerinde söyleyeceklerimiz bu kadar. Maddeleriyle ilişkili olarak arkadaşlarımız söz alınca görüşlerimizi bildireceklerdir.

Gecenin bu saatinde beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. Sağ olun. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “Bazı kamu alacaklarının tahsil ve terkinine ilişkin (s.s.904)”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 26 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2005-10-26-bazi-kamu-alacaklarinin-tahsil-ve-terkinine-iliskin-s-s-904 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
