# 2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim
- **Tarih:** 25 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi

> Muhsin Koçyiğit, 25 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.202 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi hakkında, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu nedenle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bütçe maratonunun maddelerine geçildi, sonuna doğru gidiliyor. Elbette, bu bütçe değerlendirilirken, tüm ekonomik göstergeleri bir bütün olarak ele alıp olumluyu olumsuzu değerlendirmekte fayda var.

Hükümet işbaşına geldiği zaman, 2002 yılının sonunda 2003 yılının başında, elinde hazır bir program buldu. Bu program, 57 nci hükümet döneminde Kemal Derviş'in hazırladığı bir ekonomik istikrar programıydı. Aslında, bu programın uygulanmasına 2002 yılında başlanmıştı ve 2002'de, enflasyon yüzde 69'dan yüzde 29'a düşürülmek suretiyle, enflasyonda, bir yılda 40 puana yakın düşme olmuştu. Gelinen bu süreç içerisinde, üç yıllık dönemde, AKP icraatları döneminde, enflasyon toplam 21 puan düşürülerek 29'dan 8'e indirildi. Gerçekten de, AKP'nin bu programa sahip çıkıp uygulamasını olumlu buluyoruz; çünkü, bu program, uygulanması gereken bir programdı, Türkiye'nin çıkışı buradaydı; fakat, AK Parti, bu programın sosyal yönünü biraz zayıf tutarak, sosyal ödemeleri aksatarak, bir bakıma eskisinden daha katı şekilde, malî disipline daha fazla önem vererek uygulamaya koydu. Bu program sonucunda enflasyon yüzde 8'lere kadar düştü, büyüme oldu, nominal faizler düştü. Bunlar, ekonomi adına elbette olumlu gelişmeler; fakat, bir de bu programdan dolayı olumsuz gelişmeler var. Madem kantarı tam tartacağız, olumlu ve olumsuz gelişmeleri birlikte söylemekte fayda var. Tabiî, bunun sonunda işsizlik azalmadı -belki artmadı; ama, en azından yüzde 10'lar düzeyinde şu anda sabit olarak kalıyor, işsizlik azaltılamadı- cari işlemler açığı gittikçe büyümeye başladı, dışticaret açığı büyümeye başladı. 2003 yılında 8 milyar dolar, 2004 yılında 15,6 milyar dolar, bu yıl da 22 milyar dolar civarında cari işlemlerde bir açık olacaktır; yani, üç yılın cari işlemler açığı, aşağı yukarı 40 milyar dolara yakın finanse edilmesi gereken bir cari işlemler açığı oluşmuştur. Aynı şekilde, bu yıl içerisinde, sadece dışticaret açığı 43 milyar dolardır, 2005 yılı itibariyle. Bu bakımdan, bunların finansmanı da bir an önce sağlanıp, bunların olumlu tabloya kavuşturulması gerekir.

Bu programın bir para politikası yönü vardı. Bu para politikası yönü, hepimizin bildiği gibi, Merkez Bankası tarafından yürütülmektedir. Merkez Bankası, bağımsızlığından dolayı, hükümetle fazla bir ilişkide bulunmadan kendi programını katı bir şekilde uygulayarak, enflasyon hedeflemesi de yapmak suretiyle, enflasyonda belli bir mesafe kaydetmiştir. Tabiî, enflasyonda alınan bu mesafenin de maliyetleri olmuştur, maliyetleri olacak. Sadece, Merkez Bankasının hükümete danışmadan kendi politikasını yürütmesi, bir yerde, ekonomide bütünlüğü bozmuştur. Ne olmuştur? Merkez Bankasının kendi internet sitesinde, Türk Lirasının aşırı değerlendiği ilan edilmiştir. Bugün, Türk Lirasında yüzde 40 yüzde 50 dolayında aşırı bir değerlendirme vardır. Demek ki, ekonomideki büyüklükleri değerlendirmeye tabi tuttuğumuz zaman bu Türk Lirasındaki aşırı değerlendirmeyi dikkate alarak, bunları arındırmamız lazım. Bunları yaptığımız zaman, şu anda kişi başına 5 000 dolar dediğimiz gelir de düşecektir; eğer bu gerçekçi kuru alırsak… Bu bakımdan, bunlara dikkat etmekte fayda var; ona inanıyoruz.

İkincisi, programda malî disiplin dediğimiz, bütçede gayri safî millî hâsılanın yüzde 6,5'u oranında faiz dışı fazla yaratılmasıydı. Bu da yaratılmıştır. Tabiî, bunun da bazı maliyetleri olmuştur; yatırımlar kısılmıştır, eğitime, sağlığa, adalete daha az para ayrılmıştır. Bu da, bir yerde, insanların, toplumun refahından fedakârlık gerektirmiştir. Bu bakımdan, bunu da burada belirtmekte fayda görüyorum.

Değerli arkadaşlarım, işsizlik düşürülememiştir. İşsizliğin düşürülebilmesi için, üretime dayalı politikaların uygulanması lazımdır. Bugün uyguladığımız yüksek reel faiz, düşük kur politikası, maalesef, ihracatımızı kısmış, ithalatımızı artırmak suretiyle dışticarete dayalı, ithalata dayalı bir büyüme modeli geliştirmiştir. Bunun anlamı ne demektir? Bizdeki talep tamamen dış talebe yönelmiş, dışarıdaki fabrikaların işsizleri iş bulmuş, oradaki fabrikalar tam kapasiteyle çalışmış, bizdeki fabrikalar ise tam kapasite düzeyine gelememiştir. Bu bakımdan, üretim artmasına rağmen işsizlik azalmıyor. Demek ki, burada önemli olan, büyümenin ithalata dayalı olması değil, ihracata dayalı, yerli üretime dayalı olmasıdır. Ne zaman biz dışticaret açığımızı kendi öz üretimimize, öz ekonomimize dayandırırsak, o zaman, inanıyorum ki, hem refah düzeyi daha fazla olacaktır hem de sokaktaki işsizlerimize iş bulacağız. Bu bakımdan, bunların önemsenmesinde fayda vardır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, vergilerden çok bahsettik; Sayın Maliye Bakanımız da, haklı olarak, "her çıkan, vergiden bahsediyor…" Tabiî, insanın yaşamı içerisinde vergiler çok fazla yer alıyor. Sabah kalkıyorsunuz, elektriği açıyorsunuz, vergi; arabaya biniyorsunuz, kontağı açıyorsunuz, vergi; elbette vergilerden bahsedeceğiz. Biz bunlardan bahsedeceğiz ki, siz de, gerekli eleştirileri alıp, örneğin, dolaylı vergilerin oranını düşüresiniz. Biz de çıkıp size alkış tutarsak, çok iyi yapıyorsunuz, daha da fazla yapın dersek, o zaman doğruyu söylememiş oluruz. Burada önemli olan, milletin kürsüsünden doğruları söyleyip, ona göre önlemler geliştirebilmektir.

Sayın Bakanım, gerçekten de, bugün, vergi oranları yüksektir. Yüzde 66'yla aldınız dolaylı vergileri, bugün yüzde 72'ye çıkmıştır; bu sene de, 2006'da da 1 puan artacak, yüzde 73'e çıkacaktır. Bunların bir an önce düşürülmesi gerekiyor; en azından, yüzde 55, yüzde 45 düzeylerine kadar gelmesi lazım. Bunu yaptığınız zaman, aynı zamanda, gelir dağılımını da düzelteceksiniz; çünkü, Türkiye'de, bugün, gelir dağılımı da bozulmuştur. Dün bahsetmiştim, toplumun alt dilimindeki yüzde 10'luk kesimi tüm gelirin yüzde 2'sini alırken, üst dilimdeki yüzde 10'luk kesimi ise tüm gelirin yüzde 40'ını almakta. Yani, ikiye böldüğüm zaman, yirmi kattan fazla bir mesafe açılmıştır. Bunların düzeltilmesinde fayda vardır.

Tabiî, bu vergilerin, bir bakıma, yüksek olmasının nedenlerinin en başında da kayıtdışı ekonomi gelmektedir. Kayıtdışı ekonomi, gerçekten de, makro dengeleri bozarak, krizler yaratarak, işsizliği artırmakta, istihdam yaratamamakta ve ülke ekonomisine kötülükler yaratmaktadır. Kayıtdışı arttıkça, verginin tüm yükü kayıtlı mükelleflerin üzerine yığılmaktadır. Kayıtlı mükellefler de, bir şekilde, kayıtdışına kaçmaya çalışmaktadır haklı olarak. O zaman ne yapıyor; toplam vergi gelirlerinin azalmaması için, Bakanlık da, haklı olarak, bir yerde, dolaylı vergilere yükleniyor; sistem, bir yerde, kısır döngüye geliyor. Dolaylı vergi arttıkça, tüketici ile satıcı arasında anlaşma oluyor, bir şekilde ekonomik faaliyetler vergi dışına çıkıyor. Tüm bunların ortadan kaldırılabilmesi için, kayıtdışı ekonominin kayda alınması lazım. Bugün, ülkemizde, ekonominin yüzde 52'si, yüzde 53'ü kayıt dışında bulunmaktadır. Bunu lirayla ifade edecek olursak, katrilyonlarca lira tutarında bir kayıtdışı ekonomi ve bu kadar vergi sistem içine giremediği için, kümesteki kazlar misali, vergi, devamlı, kümeste bulunan kazlardan alınıyor, tabiri caizse. Öyle bir duruma geldi ki, artık, insanların da ödeyecek gücü kalmadı. Herkes, bir şekilde kayıt dışına kaçmanın hesaplarını yapıyor. Tüm bunların ortadan kaldırılmasında fayda olduğuna inanıyoruz.

Tabiî, önümüzdeki sene için, 2006 yılı için enflasyona yüzde 6 diyorsunuz. Büyümeyi yüzde 5 olarak almışsınız, ekonomik büyüklük olarak. Diğer taraftan da, Gelir Vergisinde yüzde 8,7; Kurumlar Vergisinde yüzde 12,9; Özel İletişim Vergisinde ise yüzde 22,5 oranında bir artış öngörülmektedir. Bir yandan ekonomiyi daraltıyoruz diyoruz, ekonomideki büyüklüklere yüzde 8, yüzde 5 diyoruz, diğer taraftan da vergileri olduğundan çok fazla artırıyoruz. Bu ne demektir; bu da, bir şekilde, insanların fakirleşmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN - Buyurun efendim.

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Bu da, bir şekilde, insanların cebinden daha fazla geliri alıp devlet hazinesine vermektir. Zaten, sistem öyle bir duruma gelmiştir ki, bir yerde hazineye borç verenler ve hazineye vergi verenlere dönüşmüştür. Vergi verenler veriyor, borç verenler, yüksek reel faizlerle, fakirlerin dolaylı vergilerinin hazineye gitmesinden paylarını alıyorlar. Öyle bir duruma gelmiştir ki, bir bakıma, bu politikalar, hazineye borç verenleri omuzlarına almış, tüm bu ağırlığıyla, hazineye vergi verenlerin üzerine yüklenmiş, ağırlık habire artmaktadır. Tabiî, bu kadar ağırlığı, vergi verenler artık çekememektedir. Bir yerde, bunun bir çözümünün bulunması, kayıtdışı ekonominin kayda alınması, kendi öz üretimimizin artırılması, ihracatımızın artırılması ve bu şekilde, işsizlerimize iş bulunması, gelir dağılımının düzeltilmesi gerekmektedir. Ancak bunları yaparsak, o zaman bu topluma, bu insanlara iyilik yapmış oluruz.

Bu bakımdan, bu bütçenin, bu maddesinin ve tüm maddelerinin 2006 yılında, tüm toplumumuza hayırlı, uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
