# 178 sayılı maliye bakanlığının teşkilatve görevleri hakkında kanuna bir madde eklenmesi (s.s. 1055)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim
- **Tarih:** 26 Ocak 2006
- **Gündem:** 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLATVE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA BİR MADDE EKLENMESİ (S.S. 1055)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-01-26-178-sayili-maliye-bakanliginin-teskilatve-gorevleri-hakkinda-kanuna-bi

> Muhsin Koçyiğit, 26 Ocak 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 178 SAYILI MALİYE BAKANLIĞININ TEŞKİLATVE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNA BİR MADDE EKLENMESİ (S.S. 1055)); konuşma 1.976 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye Bir Madde Eklenmesine Dair Kanun Teklifi üzerinde Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, şahsım ve Grubum adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, bundan kısa bir süre önce, Maliye Bakanlığına bağlı Gelirler Genel Müdürlüğü, yeni bir yasayla, Gelir İdaresi Başkanlığına dönüştürülmüştür. Gelir İdaresi Başkanlığı, daha ziyade uygulama birimi olarak önplana çıkmaktadır. AB'ye uyum sürecinde ve uluslararası uygulamalarda Gelir İdaresi Başkanlığının uygulayacağı mevzuat, kanun, tüzük ve yönetmelikleri hazırlayacak, vergi ve gelir politikalarını oluşturacak, Gelir İdaresi Başkanlığı dışında Maliye Bakanlığı bünyesinde yeni bir birime ihtiyaç duyulmaktadır.

İşte, bu yasayla 178 Sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye bir madde eklenerek Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü adında yeni bir genel müdürlük kurulmaktadır. Bu, aynı zamanda Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasında da bir ilişkiyi sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, yeni kurulan genel müdürlüğün birkaç görevinden, bilgi olsun diye, sizlere söz etmek istiyorum.Bunlardan birincisi, devlet gelirlerine ilişkin kanun ve kararname taslaklarının hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar yapmak; ikincisi, uluslararası vergi ilişkileriyle ilgili çok taraflı anlaşmalara taraf olmak, Avrupa Birliği uyum sürecinde Avrupa'yla paralel bir kurum oluşturmak, gelir bütçesini hazırlamak, devlet gelirleriyle ilgili istatistikleri toplamak ve değerlendirmek.

Özellikle, burada, Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü, kendisi bizatihi bir veri tabanı oluşturmamakta, sadece, Muhasebat Genel Müdürlüğünün, Bütçe ve Malî Kontrol Genel Müdürlüğünün, TÜİK'in ve Devlet Planlama Teşkilatının topladığı verileri alarak bunlardan bazı analizler yapıp, değerlendirmeler yapıp, özellikle kendisi, daha sonra da Gelir İdaresi Başkanlığının kullanabilmesi için bazı mevzuatî bilgiler üretecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumun gelişmiş örgütlenme biçimi olan devlet, üstlendiği işlevlerin gerektirdiği kaynağı vergi adı altında toplamaktadır. Bu nedenle, vergi, her devlet yönetiminde şu veya bu biçimde kullanılan bir araçtır. Devletin örgütlenme biçimi, üstlendiği fonksiyon, topluma vermek istediği yön vergi politikalarını doğrudan etkilemektedir. Öncelikle, vergi ve gelir politikası, bir maliye politikası aracı olarak şu amaçlara hizmet etmelidir:

Birincisi, uygulanan vergi politikasıyla millî gelirin ne kadarının kamuya aktarılması hedeflenmektedir?

İkincisi, hedeflenen vergi yükü toplum kesimlerine adaletli ve dengeli olarak dağıtılmış mıdır; buna önem vermelidir.

Üçüncü olarak da, millî gelirden kamuya aktarılan pay harcanırken gelir dağılımını nasıl etkileyecektir; bu, çok önemlidir.

Toplumun üst gelir gruplarının değil, alt gelir gruplarının gereksinmelerini karşılamaya yönelik harcamalara öncelik verilecek midir?

Tüm bunlar, iyi bir vergi politikasının amaçları arasında yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, vergi yüküyle birlikte devlet borçlanmasının da göz önünde tutulması zorunludur; çünkü, devlet, üstlendiği işleri yürütürken gerekli kaynağı yalnızca vergi toplayarak değil, borçlanma yoluyla da sağlayabilir. Vergi olarak kamuya aktarılan payın dışında borçlanma yöntemiyle sağlanan kaynak da kamu hizmetlerinin karşılanmasında kullanılacaktır. Bu nedenle, yalnızca vergi yönündeki değişimleri incelemek yeterli değildir. Kamunun borç yükündeki değişikliklerin de irdelenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Ancak, devletin, işlevlerini yerine getirirken kullandığı aracın yalnızca bütçe olmadığı, bütçedışı borçlanmalarla yürüttüğü hizmetlerin oldukça büyük olduğu, dolayısıyla, bütçe açığı dışındaki devlet borçlanmasının boyutunun önemi unutulmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, vergi yükünün irdelenmesi son yıllarda önemini gittikçe kaybetmektedir; çünkü, verginin, bütçe kapsamındaki devlet harcamalarının kaynağı olma fonksiyonu giderek azalmaktadır. Vergi politikaları belirlenirken, millî gelir düzeyine göre belirlenen optimal vergi yükü göz önünde tutulmalıdır; çünkü, vergi yükünün aşırı artırılması vergi adaletini bozacak, vergi yükünün düşük gelirli gruplar üzerinde yoğunlaşması sonucunu doğuracaktır. Yine, kişi başına gelir düzeyi yetersiz olduğundan, aşırı artan vergi yükü az gelirli kesimler üzerinde yoğunlaşacaktır.

Vergi gelirlerini artırmak için, KDV, Akaryakıt Tüketim Vergisi gibi harcama üzerinden alınan dolaylı vergilere gittikçe daha fazla ağırlık verilmektedir. Bu ise, vergi yapısını bozmakta, son yıllarda vergi yükünün yüzde 27'yi aşması, son iki yılda Akaryakıt Tüketim Vergisi gibi harcama vergilerinin, sürekli bir biçimde, kararnamelerle aşırı artırılması sonucunu doğurmaktadır.

Değerli milletvekilleri, iyi bir vergi sisteminin, ekonominin gelişmesine yardımcı olması, gelir dağılımını ters yönde etkilememesi, gelir, harcama ve servetteki değişmeleri kendiliğinden izleyerek kavraması, adil olması, kamu hizmetleri için gerekli finansmanı sağlayacak verimlilikte ve nitelikte bulunması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, vergi sisteminin aksayan yönleri fazladır. Bu sistem, fakirden daha fazla vergi almakta, vergi yükünü sınırlı sayıda yükümlü üzerinde yoğunlaştırmakta, kayıtlı işçi çalıştıranı cezalandırmakta, bıktırıcı formalitelere boğulmuş bulunmakta, çok sık değiştiği için yükümlülerin yanlışlarını artırmakta ve yapılan yanlışlar için çok ağır cezalar verilmektedir.

Mevzuat değişikliklerine baktığımızda, çok sık ve kafa karıştırıcı olduğu görülmektedir. Bu sorunlara baktığımızda, Türk vergi mevzuatı, bütünlüğünü kaybederek, tamamen içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Vergi sisteminin temelini oluşturan yasal mevzuat, bugünkü yapısıyla, temel olmaktan tamamen uzaklaşmıştır. Yasal mevzuat değiştirme rekorları kırmakta, adaletli, istikrarlı ve verimli olması gereken yapıdan tamamen uzaklaşmakta ve Türk vergi mevzuatı, asıl maddeler, ek maddeler, geçici maddeler ve yürürlükten kaldırılan maddelerle dolu, sadelikten uzak, asıl maddeler yerine ek ve geçici maddelerle yönetilen bir sistem haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu özellikleriyle, vergi sistemimizin, yatırımları azalttığını, işsizliği artırdığını, işletmelerimizin büyümelerini ve birleşmelerini engellediğini, gelir dağılımını düzelteceğine bozduğunu ve genel olarak ekonomik büyüme hızını olumsuz etkilediğini görmekteyiz. Dahası, temel vergi kanunları son beş yılda 46 kez, yılda ortalama 9 kez değiştirilmiş. Her ay, her müşteri için çok sayıda vergi beyannamesi düzenleyip onaylayan bir yeminli malî müşavirin, bu beyannameleri inceleyerek, sık sık değişen kurallara ayak uydurması elbette beklenemez. Üstelik, temel vergi oranları da, son beş yılda, Bakanlar Kurulu kararlarıyla tam 157 kez değiştirilmiş, Maliye Bakanlığı, vergi kanunları ile vergi oran ve hadlerinde yapılmış olan değişikliklerin uygulama yollarını açıklamak amacıyla, son beş yılda 253 adet tebliğ yayımlamıştır. Bazıları 25-30 sayfayı aşan bu tebliğlerin dikkatli okunmasının ve onaylanan vergi beyannamelerinin de uygulanıp uygulanmadığının tespitinin oldukça zor olduğunu takdirlerinize sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergide ödeme gücünü en iyi biçimde saptayan ölçü gelirdir. Dolaysız vergiler genellikle gelir üzerinden alındığı için herkes gücüne; yani, gelirine göre vergilendirildiğinden daha adaletlidir. Dolaylı vergiler ise, mal ve hizmetler üzerinden; yani, harcama üzerinden alındığı için, zengini de, fakiri de aynı oranda vergilendirdiğinden, daha adaletsiz bir vergi türüdür.

Gerçekten de, bugün, ülkemizde, adil bir vergi sistemi yoktur. AKP iktidara geldiği zaman yüzde 66 olan dolaylı vergilerin oranı, üç yıl içinde artırılmak suretiyle, yüzde 66'dan yüzde 73'e çıkarılmıştır. AKP iktidara geldiğinde, aslında, adil olmayan bir vergi sistemi vardı; ancak, AKP, adil olmayan bu vergi sistemini alıp, daha da adaletsiz bir duruma, daha eşitsiz bir duruma getirmiştir. Bunlarla ilgili örnek vermek gerekirse, özellikle, enflasyon, deflatör ve büyüme oranlarının yüzde 6 ilâ yüzde 8'ler civarında gezdiği bir ortamda, vergilerdeki aşırı artış oranları, buradaki adaletsizlikleri kendiliğinden ortaya çıkaracaktır. Bu, elbette, doğru bir yaklaşım şekli değildir. Olsa olsa, hükümetin, yüzde 6,5'lik faizdışı fazlayı sağlama adına, bu vergilere yüklenmesidir.

Yine, AKP iktidara gelmeden önce, yeni vergiler getirmeyeceğini söylemişti. Artık, yeni vergi yok, bundan sonra herkes kolayca yaşayacak diye bir beyanda bulunmuştu; ama, durum böyle olmamıştır, AKP iktidara geldikten sonra, özellikle, olağanüstü durumlarda getirilmiş olan geçici vergilerin tümünün önündeki "geçici" ibaresini kaldırıp, hepsini daimî vergi yapmıştır. Aynı şekilde, Özel İletişim Vergisi, Özel İşlem Vergisi, Ek Emlâk Vergisi gibi vergilerin tümü devamlı duruma getirilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; akaryakıt üzerindeki vergilerden bahsetmek istiyorum. Özellikle, akaryakıt üzerinde çok yüksek oranlarda vergiler bulunmaktadır. Sayın Başbakanımız da bunu görmüş olmalı ki, bir müddet önce, akaryakıt fiyatlarının yüksekliğinden şikâyetçi oldu ve âdeta bunu, kendilerinin yapmadığını, petrol şirketlerinin yaptığını ifade ettiler; ama, durum böyle değildir değerli arkadaşlarım; çünkü, akaryakıt fiyatları üzerindeki asıl yük vergilerden kaynaklanmaktadır; çünkü, akaryakıtın yüzde 70'i, ÖTV, KDV gibi vergilerden oluşmaktadır. Hatta öyle ki, bir yerde ÖTV matrahı KDV matrahına dahil edilerek, vergi üzerinden de vergi alınmaktadır.

Sayın Başbakanımız, eğer, petrol fiyatlarının, akaryakıt fiyatlarının gerçekten düşmesini istiyorsa, kendilerine buradan bir önerim var; bu önerim de, bu akaryakıt üzerindeki vergilerin çekilmesidir. Bu vergiler çekildiği zaman, umuyorum ki ve biliyorum ki, akaryakıt fiyatları 800 000 lirayı geçmeyecek, yani, üçte 2, fiyatında, ucuzlayacaktır.

Bu bakımdan, akaryakıt fiyatlarından kaçabilmek için, ucuz şeyi seçip, yükü, petrol şirketlerine yüklemenin bir anlamı yoktur; çünkü, yasama yetkisi Millet Meclisinde ve onun adına yürütme yetkisi bile yürütmededir. Bu bakımdan, bir şirketin vergi koyma yetkisi yoktur. Demek ki, vergiyi koyan hükümettir. Eğer, gerçekten de ucuzluk istiyorsa, yine kendisinin bu vergileri kaldırıp, akaryakıt fiyatlarını ucuzlatması gerekir.

Tabiî, sadece akaryakıt fiyatları değil. Aynı şekilde, alkollü içkiler üzerinde de çok büyük oranlarda vergiler vardır. Bunlarla ilgili bazı örnekleri buradan sizlere vermek istiyorum; çünkü, akaryakıt dışındaki, içki üzerinden alınan vergiler de çok yüksek. Bunun bir karşılaştırmasını yapmak istiyorum. Örneğin, 1 000 litre alkollü içki üzerindeki ÖTV, euro olarak, Türkiye'de 707 euro, Avrupa Birliğinde 303 euro; şarapta, Türkiye'de 1 000 952 euro, Avrupa'da 483 euro. Demek ki, içkilerde de 1'e 10'a yakın bir artış vardır. Avrupa'ya göre, bu bakımdan, içkilerde çok yüksek vergi olduğundan dolayı, bu bir bakıma kaçak içki imalatını körüklemekte, halkı buna zorunlu bırakmaktadır.

Özellikle küreselleşmenin olduğu bir dönemde, devletler arasındaki fizikî sınırların kalktığı bir ortamda rekabeti düşündüğünüz zaman, böyle uzun vergilerle, ülkemizin Avrupa Birliği ülkeleriyle mücadele etmesi mümkün değildir. Bu bakımdan, eğer rekabet etmek istiyorsak vergileri bir an önce düşürüp onlarla eşit koşullarda mükelleflerimizi rekabete zorlamamız gerekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, motorlu taşıtlar üzerinden alınan vergileri de Avrupa Birliğiyle karşılaştırdığımız zaman onlarınkinin 5 ilâ 10 katından daha fazladır. Hepimizin bildiği gibi, motorlu taşıtlar üzerinden daha önceden ÖTV ve KDV alınmakta, daha sonra da her yıl belli aralıklarla, altı ayda bir, Motorlu Taşıtlar Vergisi ödenmektedir; yani, bugün bir motorlu taşıtın aşağı yukarı yüzde 65-70'i yine vergilerden oluşmaktadır. Bu vergileri de Avrupa'daki ülkelerle karşılaştıracak olursak onlarınkinin ortalama 5 ilâ 10 katından daha fazladır.

Anayasamızın 73 üncü maddesinde, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere malî gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu, vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımının sosyal amaçlı olduğu belirtilmiştir; ama, bu vergi yapısıyla Anayasanın 73 üncü maddesi ihlal edilmektedir; çünkü, vergiler, sürekli şekilde, dar ve sabit gelirlilere, fakirlere, yoksullara yüklenmekte, zenginler ise, bir türlü, yolunu bularak bundan kaçmakta ya da kaçınmaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; katlanılabilecek vergi yükü elbette sınırsız değildir, bir üst sınırı vardır. Vergi oranları aşırı arttığında vergiye karşı yükümlünün direnci de artacaktır. Bu durumda, vergi yükümlüleri vergi kaçırma ya da vergiden kaçınma olanaklarını sonuna kadar kullanmak isteyeceklerdir. Enflasyonun etkisi de göz önünde tutulursa vergi kaçırma olanağı olmayanlar ve vergiden kaçamayanlar, daha az gelir elde ettiklerinden, ağır vergi yüklerinin altında ezileceklerdir.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başkan; biraz da vergi indirimlerinden bahsetmek istiyorum. Bilindiği üzere, AKP iktidara gelmeden önce, tüm mükellefler için, özellikle ücretliler için uygulanan "asgarî geçim indirimi", "en az geçim indirimi" adı altında bir indirim vardı; ilk iş olarak bunu kaldırmıştır. En az geçim indirimi sosyal amaçlı bir indirim olup, kutsal yaşam hakkının devam edebilmesi için bir kişinin ayda ya da yılda belli bir gelirinin vergi dışı bırakıldıktan sonra kalan gelirinin vergilendirilmesine yöneliktir. Maalesef, AK Parti, bu olanağı dargelirlilere çok görüp en az geçim indirimini kaldırmıştır. Bu konuda yabancı ülkelerden örnek vermek gerekirse; yabancı ülkelerin çoğunda en az geçim indirimi yoluyla belli bir gelir vergi dışı bırakıldıktan sonra başlangıç vergi oranları düşük tutulmuş ve daha sonra gelen oranlar üzerinden de, düşük oranlarda, yüzde 1'den başlayan, yüzde 5'ten başlayan, hatta yüzde 10'dan başlayan oranlarda vergi alınmıştır. Oysa, ülkemizde, vergiler, yüzde 15'ten başlamakta, yüzde 40'a, yüzde 35'e kadar gitmektedir. Özellikle, geçtiğimiz dönemde Gelir Vergisi tarifelerinde yapılan, en üst tarifede yapılan yüzde 5'lik indirim hiçbir şekilde dargelirlileri, asgarî ücretlilere, normal ücretlilere ve yüksek ücretlilere yaramamıştır; sadece, yılda 155 milyarın üzerinde ücret geliri elde eden, fahiş ücret geliri elde edenler yararlanmıştır. Bu bakımdan, bu, adaletin tam olmadığının, AKP'nin adalet anlayışının zenginlerden yana olduğunun göstergesidir ve bu da açık bir şekilde burada gözükmektedir.

Aynı şekilde, Kurumlar Vergisinde yapılan yüzde 10'luk indirim yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilmişti. Bu da, yine, Türkiye'deki en fazla 35-40 tane kuruma yarayacak bir indirimdir, en üst dilimden indirildiği için. Bu şekilde ülkemizin 5 katrilyon liralık bir vergi kaybı olacaktır; ama, devletin kamu finansmanı sağlayabilmesi için toplam vergi gelirlerinin devam etmesi gerekiyor. Bu Kurumlar Vergisi indirimi nedeniyle vergi kaybında meydana gelen 5 katrilyon lira, bir şekilde dolaylı vergiler adı altında mal ve hizmetler üzerinden; yani, akaryakıttan, benzinden, sütten, ekmekten alınacaktır. Bu da, bunları kim kullanıyorsa, bu vergileri onlar ödeyecektir. Bu şekilde, sadece bir süre önce Telekomu alan Öger Firmasının bu yüzde 10'luk indirimden dolayı kazancı 500 milyar Yeni Türk Lirasıdır. Demek ki, Öger'in ödemediği vergiyi, bizim işsiz insanımız, işçi olmayan boş insanlarımız ya da ekmeği, kefeni kullanan tüketicilerimiz ödeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, bir süre önce Kurumlar Vergisi 10 puan indirildi ve yatırım indirimi kaldırıldı. Aslında, bu yatırım indiriminin kaldırılması, ülkemizde işsizliğe bir darbe vurmuştur, yatırımlara, yabancı sermayeye bir darbe vurmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “178 sayılı maliye bakanlığının teşkilatve görevleri hakkında kanuna bir madde eklenmesi (s.s. 1055)”. TBMM Genel Kurulu, 55. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-01-26-178-sayili-maliye-bakanliginin-teskilatve-gorevleri-hakkinda-kanuna-bi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
