# Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim
- **Tarih:** 31 Mayıs 2006
- **Gündem:** SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189

> Muhsin Koçyiğit, 31 Mayıs 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU (S.S 1189)); konuşma 1.173 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1189 sıra sayılı yasa tasarısının dördüncü bölümü üzerinde söz almış bulunuyorum Anavatan Partisi Grubu adına; Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, 5489 sayılı Yasa Yüce Genel Kurulda kabul edilmiş ve yasalaşmak üzere Sayın Cumhurbaşkanına gönderilmişti. Sayın Cumhurbaşkanımız, yasa üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda, Anayasanın 89 ve 104 üncü maddeleri gereğince, madde gerekçeleriyle birlikte, geri gönderme gerekçeleriyle birlikte, tekrar Yüce Genel Kurula göndermiştir.

Bu yasa tasarısı, diğer yasa tasarıları gibi, öncelikle Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldü. Ben de, aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak orada görüşlerimi bir kez daha ifade etmiştim; ancak, ne yazık ki, Plan ve Bütçe Komisyonunda, virgülüne dokunulmadan dahi, olduğu gibi, yasa tasarısı buraya getirildi. Bugün de, şu ana kadar, tekrar, bu yasa tasarısı, virgülüne dokunulmadan tekrar Yüce Cumhurbaşkanlığı katlarına gideceğe benziyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımız, yasanın veto gerekçelerini başlıca iki ilke üzerine oturtmuştur. Bunlardan biri sosyal devlet ilkesi, diğeri de Anayasa Mahkemesinin, sosyal güvenlik sisteminin hukuk devletinde makul, ölçülü, adil olması gerektiği ilkeleri üzerine oturtulmuştur.

Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğu belirtilmiş, sosyal devlet ilkesi cumhuriyetin temel nitelikleri arasında sayılmıştır. Sosyal devlette, sosyal güvenlik sistemi sadece aktüeryal hesaba, aktüeryal dengeye dayandırılarak, sosyal devletin sosyal niteliği dikkate alınmadan bir hesap yapılamaz. Burada önemli olan, güçsüz durumda olanların, durumu iyi olmayanların primlerinin de devlet tarafından ödenerek, onlara da bir sosyal güvenlik hakkının verilmesidir; çünkü, Anayasanın 2 nci maddesinin, sosyal devlet olduğu, 10 uncu maddesindeki eşitlik ilkesini ve 60 ıncı maddesindeki sosyal güvenlik sisteminden yararlanmanın herkesin hakkı olduğu ilkelerini bir arada düşünecek olursak, bir bütün olarak, zor durumda olanların da sosyal güvenlik sisteminden yararlanması için, onların primlerinin devlet tarafından ödenmesini kabul etmemiz gerekiyor; çünkü, sosyal devletin sosyal sorumlulukla yapması gereken bir işlemdir bu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa tasarısının özü başlıca üç temele dayanmaktadır. Birincisi, işçi ve işverenlerden daha fazla sigorta primi kesmek, daha fazla stopaj vergisi kesmek suretiyle ücretlerin düşürülmesi. İkincisi, emeklilere daha az emekli aylığı bağlanması için gerekli değişiklikleri yapmak. Üçüncüsü ise, sağlık hizmetinden faydalanacaklardan, sağlık hizmetinin sunumu sınırlandırılarak, sağlık hizmetlerinden katılma payı adı altında ek ücretler alınmak suretiyle bütçede faizdışı fazla yaratıp, yaratılan bu faizdışı fazlayla IMF'nin borçlarını ödemektir; çünkü, sosyal güvenlik sistemindeki yasa tasarılarının tümü IMF'nin niyet mektuplarında vardı. Burada yaptıklarımız, IMF niyet mektuplarının gereğini yerine getirip onların yasalaşmasını sağlamak ve faizdışı fazlayı artırıp, buradan da, IMF'ye borç veren ülkelerin borçlarını ödemektir. Çünkü, bugün, dünyada IMF'ye en fazla borcu olan ülke Türkiye'dir. IMF'nin, neredeyse, dünyadaki toplam alacaklarının yüzde 80'i Türkiye'dedir; çünkü, Türkiye'nin şu anda IMF'ye 12 milyar dolar borcu var, bizi 2 milyar dolar borçla Uruguay ve 400 000 000 dolarla da Bulgaristan izlemektedir. Demek ki, IMF'ye borç veren ülkelerin temel kaynağı, oradan faiz alacak ülkelerin temel kaynağı, Türkiye bütçesinden kendilerine ne kadar bir aktarma yapılacağıdır ve bunun için de, IMF bize baskı yaparak, çeşitli yasalar çıkartarak, burada kısıtlamalar getirerek, ücretleri kısıtlayarak, katılma paylarını artırarak, bütçede faizdışı fazla yaratmak suretiyle kendilerine bir ek kaynak yaratmaktadırlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa 1.1.2007'den itibaren yürürlüğe girecektir. Kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş esas alınmakta; fakat, 2036 yılından itibaren, kademeli bir şekilde emeklilik yaşı yükseltilmek suretiyle, 2048'de kadın ve erkekler eşit şekilde, 65 yaşında emekli olabilecekler. Türkiye'de ortalama yaşam süresinin altmışaltı yıl olduğu düşünülürse, çoğu insan emekli olduğunu göremeden yaşama veda edecektir. Yani, insanlar emeklerinin karşılığını alamadan, bir yerde, onları kaderleriyle baş başa bırakıp emeklerini almadan bu dünyadan göç etmesine olanak vermekteyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısında, özellikle ücretlerin düşük olması, 9 000 günlük prim ödemenin getirilmesi, 65 yaşın getirilmesiyle, bir yerde, emeklilik insanlar için hayal gibi olmakta. Bu bakımdan, özellikle esnek çalışanlar, geçici işlerde çalışanlar, ne olsa biz emekli olamayacağız diye düşünerek kayıtdışına gitmekte ve kayıt dışında çalışmaktadırlar. Bugün, sistemin yüzde 52'si kayıtdışı istihdama dayanmaktadır. Bir yerde, kısırdöngü şeklinde; ücretler düştükçe kayıtdışı istihdam artmakta, kayıtdışı istihdam arttıkça ücretler düşmektedir. Bunun için, burada esas olan, bu sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanması ve tüm insanların kayıt içine alınmasıdır. Bu, hem devletin geleceği açısından hem bütçe dengelerinin tutturulması açısından gerçekten de son derece önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısında iki tane yeni kavram var: Birincisi, emekli olabilme yaşı; ikincisi, aylık bağlanma yaşı. Her emekli olan aylık alamayacak; çünkü, örneğin, 18 yaşında işe girdi, 25 yıl çalıştı, 43 yaşına kadar geldi, emeklilik aylığı alabilmesi için 65 yaşını beklemesi, yani, 22 yıl daha beklemesi gerekiyor. Peki, size soruyorum: Bu insan 18 yaşında işe girdi, 25 yıl çalıştı, 43 yaşına geldi, emekli oldu. 65 yaşına kadar 22 yıl bu insan ve çocukları ne yiyip ne içecek, nereden gelir elde edecekler?! Bunları düşünmüyor musunuz?!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Çalışıyor, maaşı var.

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Çalışıyor, çalıştı, katmadeğer yarattı; ama, karşılığını alamadı. 22 yıl beklemesi lazım. Demek ki, ölmeden 22 sene bekleyecek, ondan sonra "gel sana emekli maaşı verelim" diyeceksiniz. Gerçekten bu büyük bir haksızlık, büyük bir adaletsizliktir.

Yine, bakmakla yükümlü. tanımında yapılan bir değişiklikle özellikle kız çocukları kaderleriyle baş başa bırakılmıştır. Çünkü, burada 25 yaşını doldurmuş ve evlenmemiş kız çocukları var. Bunları bu tanımın dışına çıkartmak suretiyle Türk toplum yapısının, aile yapısının kültürüne aykırı bir şekilde bu kız çocukları kaderleriyle baş başa bırakılmakta ve "sizleri devlet sigorta kapsamına almamakta, sağlık hizmetinden yararlanamazsınız" denilmektedir bir yerde.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; IMF'nin Hükümetle yaptığı son görüşmelerden sonra -bugün basında da çıktı- özellikle kolesterol hastaları bundan sonra, rapor olmadan, kolesterollerini ölçtürmeden ilaç alamayacaklar. Özellikle kolesterol hastalarında 160 ile 130 arasında olanlar alamayacak, bir de trigliseridi 300'ün altındaki hastalar rapor olmadan bu ilaçlarını alamayacaklar. Ama, bu insanların kolesterollerinin düşmesinin bir nedeni, ilaçları kullanmalarından dolayı. İlaç kullandığı için düşmüştür. Siz diyorsunuz ki "düştü, o zaman almayın!" Bu, bir yerde haksızlıktır ve bunları devamlı, doktor kapılarında rapor almayla baş başa bırakmaktadır. Bunun değiştirilmesi gerekmektedir.

Özellikle, bu konuyla ilgili olarak, bugün basında, bir gazetemizde çıkmıştı, bir pasajı size okumak istiyorum. Dört yıl önce by-pass ameliyatı olan 63 yaşındaki bir hasta şöyle diyor: "Dört damarım birden değişti. Koroner arter ve damar hastalığım var. Benim kullandığım ilaçlardan dolayı kolesterolüm 160'ın altına düşüyor. Zaten ben bu yüzden bu ilaçları kullanıyorum. Kolesterolüm 160'ın üzerine çıkacak diye beklersem bir yerde öleceğim."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHSİN KOÇYİĞİT (Devamla) - Bunun anlamı, bir yerde, bu hastaların kaderleriyle başbaşa bırakılması, bir yerde "ister ölün, ister gidin cebinizden paranızı verin, eczaneden ilaç alın" demektir.

Yine, bununla ilgili olarak bir konuya değinip konuşmamı bitiriyorum: Özellikle, kanunun 68 inci maddesinde, zorunlu iyileştirme malzemesi olan ortez ve protez bedellerinden yüzde 20 katılım payı alınması, bir yerde, vicdansızlık, sosyal devletin sosyal sorumluluğuyla bağdaşmayan bir uygulamadır. Bunun değiştirilmesi lazım. Çünkü bu hastalar bir yerde protez hastası, çalışamıyorlar; ama, biz onlara diyoruz ki, siz çalışmasanız da bu protezi kullanabilmeniz için en az yüzde 20 katılım payı vereceksiniz. Bu protez bedelleri de çok yüksek tutarlarda. En düşüğü 5, 6, 10 milyar tutuyor. Yani, bunun beşte 1'i, mesela 5 milyarın beşte 1'i 1 milyar ediyor. Bu insanları böyle kaderleriyle baş başa bırakmamak, bunlara bir sosyal devlet gibi davranıp bunlardan katılım payı almadan, bunların kutsal yaşam haklarını devam ettirmelerine olanak verilmesi gerektiğine inanıyorum.

Bu vesileyle, Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi ve AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu (s.s 1189)”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 31 Mayıs 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-05-31-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-s-s-1189 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
