# Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim
- **Tarih:** 13 Haziran 2006
- **Gündem:** KURUMLAR VERGİSİ KANUN TASARISI (S.S1192)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-06-13-kurumlar-vergisi-kanun-tasarisi-s-s1192

> Muhsin Koçyiğit, 13 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KURUMLAR VERGİSİ KANUN TASARISI (S.S1192)); konuşma 1.765 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA MUHSİN KOÇYİĞİT (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısındaki değişikliğe ilişkin olarak Anavatan Partisinin görüşlerini açıklamak üzere, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepimizin bildiği gibi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Yasası, 1949 yılındaki temel vergi reformları sırasında kabul edilen ana kanunlardan birisiydi. Diğer kanunlar, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunuydu.

Elbette, Kurumlar Vergisi Kanunu 1949 yılında kabul edildi. Bundaki ilk değişiklik, 1960 yılında, dar mükellefiyete ilişkin konularda yapıldı. Ondan sonra, günümüze kadar, temeli değişik olmamakla beraber, genellikle, ek madde, geçici madde ve mükerrer maddelerle, bu yasa tasarısı, şişirilerek, ekleri aslını geçmiş durumda bugün karşımıza geldi. İşte, bugün, bu yasa tasarısında değişiklik yaparak, yeni bir dönemi başlatmak istiyoruz.

Aslında, bu yasa tasarısı 38 maddeden oluşmaktadır. Eski Kurumlar Vergisi Yasasına göre madde sayısı az olmasına rağmen, bu yasa tasarısı, hacim ve sayfa adedi olarak eskisinden daha fazladır; çünkü, bu yasa tasarısında, hükümler getirmek yerine, genellikle, Maliye Bakanlığının ihtiyaçları uzun listeler şeklinde sıralanmak suretiyle, bir yasa tasarısı yasaya dönüştürülmek istenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasa tasarısında başlıca beş konuda değişiklik yapılmaktadır. Bunlardan birincisi ve en önemlisi, bizim de destek verdiğimiz, Kurumlar Vergisi oranının 10 puan düşürülmek suretiyle, yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirilmesidir.

İkincisi; Kurumlar Vergisindeki muaflık ve istisnalarda yapılan düzenlemelerle, iki tane kesime ilişkin muafiyet kaldırılmakta ve onların vergiye tabi olması sağlanmaktadır.

Bir diğer değişiklik; yasa tasarısının 5/e maddesinde, kazanılmış hakların korunmasına ilişkin, işletmelerin bilançolarında iki tam yıl kalmak şartıyla, satışı yapılan iştirak ve taşınmazlardan elde edilen kazançların yüzde 100 vergi istisnası, yüzde 25 indirilmek suretiyle yüzde 75'e düşürülmüştür.

Bir diğer değişiklik, transfer fiyatlandırması yönetimiyle örtülü kazanç dağıtımı.

Bir diğeri de, Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısının 30 uncu maddesiyle getirilen, vergi cennetleriyle rekabet dediğimiz, yurt dışına kazancın transferini önlemek amacıyla belli önlemlerin getirilmesidir. Başlıca değişiklik, bu beş maddeden oluşmaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepimizin bildiği gibi, bütün dünyayı saran küreselleşme olgusunun bir doğal sonucu olarak sermaye, fizikî sınırları aşarak, kolay bir şekilde sınır ötesine, ulusal ülkelere doğru yol alabilmektedir. Özellikle, az gelişmiş ülkeler, içinde bulundukları istihdam, yatırım, işsizlik ve carî işlemlerde sorunları çözebilmek amacıyla, yabancı sermayeye şiddetle ihtiyaç duymaktadırlar. Bu bakımdan, bir an önce, yabancı sermayenin kendi ülkelerine gelmesini, kendi ülkelerine yatırım yapmasını ve kendi ülkelerindeki ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne katkıda bulunmasını istemektedirler.

İşte, bu bakımdan, ulusal ülkeler, birbirleriyle rekabet edecek şekilde, yabancı sermayeyi, küresel sermayeyi çekebilmek için kendi vergi oranlarını düşürmek suretiyle yabancı sermayeye kapılarını açmaktadırlar. Âdeta, bileşik kaplar misali, akışkan sermaye, yönünü arayarak, kendisine en iyi yatırım iklimini sunan hangi ülke, kendisine en iyi yatırım olanakları veren hangi ülke ise o ülkeye doğru yol almaktadır. İşte bu süreçte, maalesef, vergi rekabeti, vergi adaletinin önüne geçerek, az gelişmiş ülkeleri bir bakıma kıskaca sokmaktadır. Bir yandan yatırım istemekte, bir yandan vergi sisteminde vergi adaletsizliğine yol açacak şekilde vergi indirimlerine gitmeye zorlamaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; özellikle yabancı sermayenin getirilmesinin talep edildiği bir dönemde, bundan bir süre önce bu Mecliste kabul edilen bir yasayla, 1963 yılından beri ülkemizde büyük yatırımlara imzasını atan, istihdama, ihracata katkıda bulunan yatırım indirimi istisnası müessesesi, maalesef, kaldırılmıştır. Bir yandan, yatırımların artması için kapımızı yabancı sermayeye açıyoruz; ama, öte yandan da, kendi ülkemizde çok iyi uygulanan bir sistemi tek çırpıda kaldırmak suretiyle, âdeta, bir çelişkinin yumağını gündeme getirmiş bulunuyoruz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; elbette, yabancı sermayenin getirilmesini istiyoruz. Bu yabancı sermaye gelirken, vergi rekabetinden dolayı Kurumlar Vergisinin indirilmesi, bir bakıma, bu ülkeye 3 katrilyon liralık bir vergi yükü getirdi. Nasıl getirdi? Hepimizin bildiği gibi, bütçe yasaları yılbaşında yapılmakta. Bütçe yasası yapılırken Kurumlar Vergisi yüzde 30 olarak öngörüldüğü için, Kurumlar Vergisi indirilince, doğal olarak Kurumlar Vergisinde 3 katrilyon liralık bir azalma olacaktır. Bu azalmanın, doğal olarak, gelişmiş, zengin tabakalardan karşılanması gerekiyor. Ancak, böyle yapılmayarak, bir yerden varsıl kesimlere aktarılan vergiler, yoksul, dargelirli kesimlere bindirilen vergilerle giderilmeye çalışılmaktadır. Yani, dolaysız vergilerdeki indirim, dolaylı vergiler adı altında mazottan, gübreden, ilaçtan, cenaze hizmetlerinden alınan vergileri artırmaktadır. Bu, bu ülkenin dargelirli insanlarına tam 3 katrilyon liralık bir ilave yük, yeni yük yüklemiştir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu vergi tasarısıyla getirilen önemli müesseselerden birisi de, transfer fiyatlandırması yöntemiyle örtülü kazanç dağıtımı. Bu, kanunun 13 üncü maddesinde getirilmektedir. Tabiî, bunun amacı, yurt dışında, kazanç yapılırken, oradaki kazancın bedavaya gitmemesi, ondan belli vergilerin alınmamasıdır. Ancak, bu da yapılırken, OECD ölçütleri esas alınmak suretiyle, başlıca 3 yöntem esas alınmıştır. Bu yöntemler: Karşılaştırmalı fiyat yöntemi, maliyet artı yöntemi ve yeniden satış yöntemidir. Ancak, bu üç yöntemin de özel önemi, özel durumu, devamlı satışın belli bir kâra göre hesaplanması, yani, zararı dikkate almamasıdır. Oysa, kurumlar, şirketler, satış yaparken, devamlı kârlı satış yapmayabilirler. Örneğin, bir şirket, yurt dışında elde ettiği pazarı kaptırmamak için, fabrikasının kapanmaması için, işçilerine yol vermemek için, bazen özel durumlarda zararına da satış yapabilir. Ancak, bu maddede bu zararına satışa bir önlem alınmayarak, bir yerde, bu kurumlar iki türlü zor durumda bırakılmaktadır. Yani, birincisi, bunlar zararına satış yapmakla, ikincisi, zararına satış yaptığı için ortalama satış yöntemiyle, ortalama kâr hadlerine göre hesaplanan fiyatla zararına satılan fiyat üzerindeki fark üzerinden de ilave bir vergi alınmaktadır. Yani, bu şirketler bu bakımdan zor duruma düşmektedirler.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu yasa tasarısında getirilen bir maddeyle, haksız rekabeti önlemek için kontrol edilen iştirak müessesesiyle, yani, vergi cennetleri uygulamasıyla, yurt dışına kazanç transferi yapılırken, yurt içindeki bir kurumun yurt dışındaki bir iştirakine bir kazanç transferini önlemek için yüzde 30 oranında bir vergi getirilmiştir. Bu vergi de, Bakanlar Kurulunca belli edilen bölge ve ülkelere yapılan satışlardan yüzde 30 oranında vergi alınmak suretiyle, aşırı ve zararlı vergi rekabetinin neden olacağı bir durumu önlemeye çalışmaktadır. Yani, ülke kazançlarının yurt dışına bedavaya gitmemesi, yatırımların, fonların düşük vergi adı altında yurt dışına kaymaması için, bir nevi, yüzde 30'luk güvenlik supabı olarak bir vergi bindirilerek, aradaki vergi rekabetindeki vergi eşitliği oranı sağlanmak suretiyle, fonların, yatırımların ülkemize gelmesi sağlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; özellikle Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısıyla getirilen, bir maddesiyle -muaflık ve istisnalara ilişkin 4 üncü maddesiyle- Kurumlar Vergisindeki tabana yayılmayı sağlamak amacıyla, sözümona, kayıtdışı ekonomiyle mücadele etmek için, sadece iki kesime yüklenilmiştir. Oysa, burada esas olan, kayıtdışı ekonominin kayda alınması için, muaflık ve istisnaların bir bütün olarak ele alınıp, burada çok esaslı daraltmalar yapılması gerekiyordu; ancak, sadece iki kesime yönelik daraltma yapılmıştır. Bunlardan birisi, Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun, Karayolları Kanununun 131 inci maddesine dayanarak aldıkları basılı kâğıt ve plaka satış bedelleri üzeri, bugüne kadar Kurumlar Vergisinden muaftı; ancak, bugün bu muafiyete son verilerek, bu kazançlar da, bu kesimin kazançları da vergiye tabi duruma getirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yine bir başka düzenlemeyle, taşımacılık kooperatifleri ile tüketim kooperatifleri hariç olmak üzere, yapı kooperatiflerine Kurumlar Vergisinden muafiyet getirilmektedir. Bunun anlamı ne demektir; yani, sadece yapı kooperatifleri muaf olacak, taşımacılık ve tüketim kooperatifleri ise vergiye tabi olacaklardır. Hepimizin bildiği gibi, taşımacılık sektörü oldukça zor durumdadır. Buradaki insanlar istihdamla, işsizlikle mücadele için bir araya gelerek bir taşımacılık kooperatifi kurmak suretiyle taşımacılık sektörüne girmektedir. Bunlar bir yandan devamlı artan mazot gibi girdi maliyetleriyle uğraşırken, bir yandan bunlara yönelik Kurumlar Vergisi muafiyetinin kaldırılması bu sektörü oldukça zor durumda bırakacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yine aynı şekilde tüketim kooperatifleri… Hepimizin bildiği gibi, belli gruplar bir araya gelerek bir kooperatif kurup, buradan ucuza tüketim maddesi kullanmak amacı gütmektedirler; ama, bu yasa tasarısıyla, bu tüketim kooperatiflerinin muafiyetliklerine son verilerek, bunlar da vergiye tabi duruma getirilmektedir. Bunlar bir yandan tekelci sermayenin ruhuna uygun olarak ülkemizde her gün artan grossmarketlerle mücadele ederken, bir yandan da Yüce Parlamentodan çıkacak bu yasa tasarısıyla Kurumlar Vergisi muafiyetinin kaldırılması bunları oldukça zor durumda bırakacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yapı kooperatiflerine getirilen muafiyet ise, eskiden yapı kooperatiflerinin bir üst kuruluşa üye olması koşuluna bağlanmıştı; ama, bundan böyle, yapı kooperatiflerinin muafiyeti için üst kuruluşa bağlanma zorunluluğu ortadan kaldırılmakta. Yani, Kurumlar Vergisinden muaf olmak için, bir yapı kooperatifi, bundan sonra bir üst birlikteki kuruluşuna üye olmak zorunluluğunda değildir.

Bunun şöyle bir sonucu olacaktır: Bilindiği üzere, kooperatif sektöründe büyük bir kayıtdışılık ve başıboşluk vardır; denetimsizlik, eğitimsizlik vardır. İşte, bunların denetimini, eğitimini yapıp, kaydını tutan üst kuruluş devreden çıkarılınca, burada büyük bir sorun yaşanacaktır, kayıtdışılık artacaktır ve kooperatiflerin ne yaptığını, nerede olduklarını, arasanız da bulamayacaksınız.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yine, Kurumlar Vergisi Yasa Tasarısında getirilen bir düzenlemeyle, kurumların bilançolarında kayıtlı bulunan taşınmaz ve iştirak hisselerinin iki tam yıl kaldıktan sonra satışından elde edilen kazançların eskiden yüzde 100'ü Kurumlar Vergisinden istisnaydı; fakat, bugün, bir değişiklik yapılarak, yüzde 100'lük istisna yerine yüzde 75'lik istisna sağlanmaktadır; yani, yüzde 25'i üzerinden vergi alınacaktır. Hepimizin bildiği gibi, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun -eski kanunun- 8 inci maddesinin 12 nci fıkrasında bu yüzde 100'lük istisna uygulanıyordu. Burada, bir çırpıda, kazanılmış hakları hiçe sayarak, şirketlerin geleceğe yönelik yatırım ve iş planlarında vergi hesaplarının maliyetin bir unsuru olarak önemli yer tuttuğu bir ortamda, bir geçiş dönemi sağlanmadan, böylesine, bıçakla keser gibi, bir çırpıda bu istisnayı ortadan kaldırıp kurumları zor durumda bırakmanın bir anlamı ve faydası yoktur. En azından, burada yapılacak bir geçici düzenlemeyle, üç yıllık ya da beş yıllık bir geçiş sürecinden sonra bu istisna hükmü getirilseydi, inanıyorum ki, daha isabetli bir karar alınmış olacaktı.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; özellikle, Kurumlar Vergisi Yasasının, şirketleşmenin tartışıldığı bir ortamda, elbetteki, ülkemizin gelir yapısına, borç yapısına bakmamızda da fayda vardır. Hepimizin bildiği gibi, bugün, dünyada IMF'ye en fazla borcu olan ülke Türkiye'dir. IMF, alacaklarının yüzde 80'ini Türkiye'den talep etmektedir, geri kalan kısmı Uruguay ve Bulgaristan'a aittir; yani, bugün IMF'ye borç veren ülkeler, borç verdikleri paranın faizini Türkiye'den elde ettikleri gelirlerle sağlamaktadırlar, bunlarla geçinmektedirler. Özellikle IMF'ye olan borçların, 2002 yılında 23 milyar dolardan bugün 11 milyara düşmüş olması bir yerde sevindiricidir; ama, yeterli değildir; çünkü, bu dönemde, en azından 23-24 milyar dolarlık özelleştirme geliri elde edilmiştir ve bu özelleştirme gelirlerinin tümü de IMF borçlarının kapatılması için kullanılmıştır.

Sadece IMF'ye olan borçlar değil, bugün dışborçlarda da ülkemizin durumu iyi değildir. Dışborç yapısına baktığımız zaman, 2002 yılında 130 milyar dolar olan dışborçlarımız yüzde 30 oranında, yani 40 milyar dolar artmak suretiyle 170 milyar dolara çıkmıştır. Aynı şekilde, toplam borçlarımız da, maalesef, toplam borç stoku da 100 milyar doların üzerinde artmak suretiyle, bugün 340 katrilyon liraya dayanmıştır.

Tüm bu borç yapısı içerisinde, elbette, ülkemizde, IMF'den direktif almadan, ondan talimat almadan bir yasayı geçirmek, bir düzenleme yapmak zor olmaktadır. Bu bakımdan, bu Meclis de, özgür ve bağımsız bir ortamda yasalar çıkarmak istiyorsa, özellikle dışborçların, IMF'ye olan borçların sıfırlanması gereklidir. Bu bakımdan, IMF'ye değil kendi özkaynaklarımıza güvenerek, üretimimizi artırarak, ihracatımızı artırarak, gelirimizi artırarak, bütçede faizdışı fazlayı artırarak ve bütçe dengelerini fazlaya dönüştürerek, bu borçları sıfırlamak bir ulusal görevdir. Bu, hepimize düşmektedir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yasa tasarısının sonuna geldiğim bir ortamda, özellikle enflasyon ve TÜFE'ye ilişkin birkaç kelime etmek istiyorum.

Hepimizin bildiği gibi, 2006 Yılı Bütçe Kanunuyla memurlara ve emeklilere yüzde 5, yüzde 6 oranında zam yapıldı. Bu, öngörülen, tahminî enflasyona göre bir zamdı; ama, maalesef, bugün, öngörüler tutmamış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Muhsin Koçyiğit (Diyarbakır). “Kurumlar vergisi kanun tasarısı (s.s1192)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 13 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/muhsin-kocyigit-22-2006-06-13-kurumlar-vergisi-kanun-tasarisi-s-s1192 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
