# Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mümin İnan (MHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim
- **Tarih:** 4 Mart 2008
- **Gündem:** BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu

> Mümin İnan (MHP), 4 Mart 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ SINIRLARI İÇERİSİNDE İLÇE KURULMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.117)); konuşma 1.149 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Genel Kurula, Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı olarak gelen ancak kamuoyunda Türkiye İstatistik Kurumunun koordinasyonluğunda yürütülen adrese dayalı nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre, nüfusu 2 binin altına düşen belde belediyelerinin kapatılması kanunu olarak bilinen bu tasarının 2’nci maddesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

13 Temmuz 2005 tarih ve 25874 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi” başlıklı 11’inci maddesinde “Nüfusu 2.000'in altına düşen belediyeler, Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine müşterek kararname ile köye dönüştürülür.” hükmü vardı. Yine bunların ne şekilde tasfiye olacağına ilişkin düzenlemeler mevcuttu. Ne oldu da böyle aceleyle bu tasarı gündeme getirildi? Bunu anlamak mümkün değildir.

Bu tasarı gündeme geldiğinden itibaren çok sayıda belde belediye başkanı ve yerel politikacılar gerek faks gerekse e-maille gerekse şahsen buralara kadar gelerek bu tasarıdan geri dönülmesi konusunda çalışmalar yapmaktadırlar. Bu insanların bu kadar alarm durumuna geçmeleri normaldir. Çünkü maddede ekli 44 sayılı listede tam 863 belde belediyesi köye dönüştürülmektedir. Bu da 1,5 milyon civarında insanımızın, az ya da çok, bu belediyeler sayesinde almış olduğu hizmetlerden mahrum olması demektir.

Yıllardır uygulanan sosyoekonomik politikalar yüzünden gelir dağılımı sürekli bozulduğu için, kırsaldan şehre, buradan da büyük şehirlere sürekli göç yaşanmış ve hâlen de yaşanmaktadır. Yatırımların ülke geneline yayılarak nüfusun yaşadığı bölgelerde geçinebilmesinin sağlanması gerekirken son dönemlerde uygulanan acımasız tarım politikaları yüzünden kırsaldan kentlere göç daha da hızlanmıştır. İnsanlar, belki daha iyi yaşam şartları ve eğitim imkânları elde edebilme umuduyla kentlere yönelmektedir. Böylece beldelerimizin nüfusu düşmektedir. Anadolu boşalmakta, büyük şehirler taşmaktadır. İnsanların kırsalı terk edip şehirlere yönelmesi tüm dünyada dikkatle izlenip çevre ve ekonomik açıdan bir an önce çözümlenmesi gereken sorun olarak algılanırken, bizde, bunu, âdeta teşvik edercesine, bu kanunla, büyük şehirlerin var olan çevre, içme suyu, çarpık kentleşme gibi sorunlarına yenilerinin eklenmesinin yolu açılmaktadır. Bu belediyelerin kapatılması, belde insanlarının kaderine terk edilmesi demektir. Hükûmetin belediyeleri kapatma çalışması, beldelerimizde ve çevresinde bulunan köylerde yaşayanların huzursuzluğuna ve moral bozukluğuna neden olmaktadır. Halka rağmen siyasetin olmadığını hepimiz biliyoruz. Halkın görüşü alınmadan halkın yaşadığı belde belediyesinin kapatılmasının uygun olmadığını söylüyoruz. Bunu demokrasi içerisinde kabul etmek mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bu tasarı, Avrupa Konseyinin 1981 ve 1984 yılları arasında yerel idarelerin özerkliğiyle ilgili bazı ilkeleri tartışarak “Yerel idarelerin güçlendirilmesi, özerkliklerinin savunulması, yerinden yönetim ve demokrasi ilkelerine dayanan bir Avrupa kurulmasının temel koşuludur.” görüşünden hareketle hazırlandığı ve daha sonra Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı olarak kabul ettiği Avrupa Yönetimler Özerklik Şartı’nın Türkiye tarafından da benimsenen “Yerel yönetimlerin sınırlarının konulması” başlığını taşıyan 5’inci maddesinde: “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.” şartıyla da ters düşmektedir.

Anayasa’mızın 123’üncü maddesi, idarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanacağını ifade etmektedir. Yerel yönetimleri konu alan 127’nci maddenin ilk fıkrasında da bu yönetimlerin varlık nedeni açıklanmaktadır. “Buna göre mahallî idareler, il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirlenen ve karar organları gene kanunda gösterilen seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.” denilmektedir.

Şimdi, biz bu tasarıyla ülkedeki belediyelerin yaklaşık olarak üçte 1’ini kapatmaktayız. Bu belediyeler vatandaşa en yakın durumda olan, en alt düzeydeki yönetim birimleridir. Doğru dürüst araştırma yapılmadan, verimli olmadıkları ve israfa neden oldukları gibi muğlak gerekçelerle kapatılması, hem yöre halklarına hem de başkanından personeline kadar, buralarda görev yapan binlerce personele yapılan çok büyük bir haksızlıktır.

İnsan ihtiyaçlarının çok ve çeşitli olması, yerel halkın müşterek ihtiyaçlarını karşılamak göreviyle yükümlü bu yönetim birimlerinin hizmetlerinin de çeşitli ve karmaşık olmasına neden olmaktadır. Ayrıca, ülke düzeyindeki ekonomik ve sosyal sorunlar da yerel yönetimlerin işleyişini etkilemektedir. Ülkemizin genel sorunları olan işsizlik, tarım işçileri, yaşlılık ve yoksulluk sayısındaki artış, çevre kirliliği, konut sorunu gibi konular, buraların da başarı düzeyini olumsuz etkilemektedir. Bu belediyeleri, ülke kaynaklarını verimsiz kullandığı, çok borçlandığı gerekçesiyle kapatırken, bunların toplam borçları, İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin bir yıllık yazlık çiçek düzenleme giderleri kadar bile değildir. Bu borçlar, Ankara Büyükşehir Belediyesinin neredeyse otuzda 1’i bile değildir.

Yerel yönetimler ile demokrasi arasında çok önemli bir demokrasi ilişkisi vardır. Bu ilişkinin temel dayanağı, kendi kendini yönetim ilkesidir. Kendi kendini yönetme ilkesi, katılmayı da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla, demokrasinin işlerlik kazanması ve sürdürülmesi daha çok halk katılımının artırılmasıyla mümkün olacaktır. Yerel yönetimlere, yerel halkın demokrasi bilincinin geliştirilmesi ve onların yönetime katılımlarının sağlanması açısından büyük görevler düşmektedir. Vatandaşın demokratik ilkelere ve davranışlara olan alışkanlıkları daha çok yerel yönetimler aracılığıyla kazanılmaktadır. Bu nedenle, yerel yönetimlere “demokratik terbiye kuruluşları” denilmektedir. Yerel sorunları olgun insan davranışları çerçevesinde tartışmak ve birbirlerinin görüşlerine karşı hoşgörülü davranmak, tartışmalar sonucunda ulaşılan kararlara saygı göstermek daha çok buralarda öğrenilmektedir. Demokrasi alanında yerel düzeyde başarılı olunduğu takdirde ülke düzeyinde de başarı beklenebilir. Yine, yerel düzeyde kavgasız ve gürültüsüz bir şekilde yönetici adayları arasından en iyisini seçmeyi öğrenen vatandaşlar millî düzeydeki temsilcilerini de aynı duyarlılıkla seçme imkânını bulabilirler.

Bu belediyelerin aynı zamanda kanunlarla tanımlanmayan ancak çok önemli siyasal görevleri de vardır. Bu belediyeler, yöneticilerinin küçük yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarla karşılıklı etkileşim içerisinde bulunmasını sağlayan en iyi araçlardır. Buralardaki seçilmiş temsilciler yerel halkın isteklerine kulak vermek ve bu isteklerini değerlendirmek zorundadırlar. Bunları kapatmayı düşünmek yerine, demokratik alışkanlık ve yöntem eğitim merkezi konumunda olan bu belediyeler desteklenerek çok iyi bir şekilde işletilebilirse millî meclislerin başarısına da katkı sağlayacak ve onlar için birer örnek oluşturulacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; demokrasi bir açık toplum rejimi olup üç temel özelliğe sahiptir, bunlar: temsil, katılım ve denetimdir. Yönetimde açıklığın sağlanması yönetilenlerin kamu yönetiminin işleyişini denetleyebilmelerine büyük imkân sağlamaktadır. Türk siyasi yaşamında en çok sözü edilen konulardan biri de kuşkusuz yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve bu yönetimlere yetki ve kaynak aktarımının sağlanmasıdır. Türk kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın en önemli aşamalarından sayılan bu konu hemen hemen tüm siyasal otoritelerce ele alınmakta ve devlet eliyle yürütülen birçok hizmetin yerinden yönetiminin örgütlerine devredilmesi gerekliliği dile getirilmekteyken bugün sadece, nüfusu 2 binin altına düştü diye içlerinde çok önemli tarihî ve turistik bölgelerin, yine yarım asırdan daha uzun bir süre belediye olarak yönetilen beldelerin de bulunduğu bu yönetim birimlerinin bu şekilde köye dönüştürülmesi, burada yaşayan insanlara ve insanların iradelerine saygısızlıktır diye düşünüyorum. Bu belediyeler, toplumumuzun kentlilik kültürünün oluşmasında ve hayata geçirilmesinde, ilk adım yerleri olarak daha büyük bir öneme sahiptir. Belediyelerimizce verilen iş yeri ruhsatları, hazırlanan imar planları, çöp toplama, defin hizmetleri gibi uygulamalar, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın kentlilik kültürüne adaptasyonunda önemli katkılar sağlamaktadır.

Şehirlerde yaşayan vatandaşlarımızın birçoğu hâlâ yöreleriyle ilişkisini devam ettirmekte, özellikle büyük şehirlerde yaşayan vatandaşlarımız, yaz tatillerinde, çoluk çocuğuyla beraber uzun süre bu yörelerde yaşamaktadır. Dolayısıyla, bu belediyelerimizin yaz dönemlerinde nüfusu birkaç katına çıkmaktadır. Buraları köye çevirdiğinizde, yazın oraya gelen insanlara hizmet etme imkânınız ortadan kalkacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kapatılan bu belediyelerde çalışan binlerce memur ve işçi bulunmaktadır. Bu taslakta, bunların kadrolarının il özel idarelerine devredileceği yer almaktadır ancak kadro alamayan ve geçici olarak çalışan birçok personel de bulunmaktadır. Kapatılmadan sonra bu insanlarımızın durumları ne olacaktır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mümin İnan (MHP, Niğde). “Büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde ilçe kurulması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.117)”. TBMM Genel Kurulu, 72. Birleşim tutanağı, 4 Mart 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2008-03-04-buyuksehir-belediyesi-sinirlari-icerisinde-ilce-kurulmasi-ve-bazi-kanu (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
