# Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mümin İnan (MHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim
- **Tarih:** 22 Ocak 2009
- **Gündem:** KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor

> Mümin İnan (MHP), 22 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KARŞILIKSIZ ÇEK VE PROTESTOLU SENETLER İLE KREDİ VE KREDİ KARTLARI BORÇLARINA İLİŞKİN KAYITLARIN DİKKATE ALINMAMASI HAKKINDA (S.S.320)); konuşma 1.155 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 320 sıra sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlarım.

Hükûmet tasarısının genel gerekçesine baktığımızda “Ülkemiz ekonomisinin güçlendirilmesi amacıyla kredilendirme faaliyetlerinin desteklenmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Ancak yüksek faizler ve öngörülemeyen bazı finansal dalgalanmalar, bazı kişi ve kuruluşların istememelerine ve bütün iyi niyetlerine rağmen ekonomik faaliyetleri esnasında çek, senet ve kredi kartları borçlarına ilişkin taahhütlerini yerine getirememesine sebep olmaktadır.” şeklinde ifadelerin yer aldığını görmekteyiz.

Biz 2008 yılının Mart ayında, yani Hükûmetin öngörmediği ya da öngörmek istemediği finansal dalgalanmalar vatandaşlarımızı etkilemeye başladığı sırada, vatandaşlarımızın bu olumsuz etkileri en hafif şekilde atlatabilmeleri için gerekli finansal tedbirleri almalarına yardımcı olması amacıyla bir yasal düzenleme yapılması konusunda bir kanun teklifi vermiştik.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak vatandaşlarımızın sorunlarını çözecek, ekonomik ve sosyal yaşamlarını kolaylaştıracak bütün çalışmalara destek verdiğimiz gibi bu tasarıyı da destekliyoruz. Fakat buna benzer, ekonomik daralmanın etkilerinin azaltılmasına yönelik tasarıların Meclis gündemine alınması konusunda da çok geç kalındığını ifade etmek isterim. Keşke 2008 Mart ayında, bizim vermiş olduğumuz kanun teklifi o zaman kabul edilseydi en azından on aylık bir zaman kazanılırdı.

Hükûmet, ekonomik krizin Türkiye’ye olumsuz etkilerini hafifletmek için alınacak tedbirler konusunda, diğer konularda olduğu gibi şimdiye kadar çok yavaş davranmıştır, ısrarla ağırdan alarak beklenen çözüm yollarını açıklamamaktadır.

2008 yılı sonu itibarıyla ülkemizin ekonomisini değerlendirdiğimizde, yıl başındaki Hükûmet hedefleri ile yıl sonunda ortaya çıkan tablo karşılaştırıldığında hedeflerin saptığı, Hükûmetin açığa düştüğü görülmektedir. Hükûmetin 2008 yılı merkezî yönetim bütçesinde temel alınan makroekonomik büyüklük hedeflerine baktığımızda, yüzde 4 enflasyon ile yüzde 5,5 büyüme hedeflendiği görülmektedir. Ancak hedeflerin gerçekleştirilmesinde yaklaşık yüzde 150 oranında sapma olmuştur ve yıl sonunda tüketici enflasyonu yüzde 10’un üzerine çıkarken büyüme rakamları ise yüzde 2’ler düzeyinde kalmıştır. Aslında bu hedeflerde sapma sadece 2008 yılına özgü bir durum değildir. Hükûmetin geçmiş yıl hedeflerine de bakarsanız hepsinde ciddi oranlarda sapma olduğu açıkça görülecektir. Bu sapmalar bize, Hükûmetin planlamalar yaparken gerçek şartları yeterince araştırıp incelemeden ortaya sanal hedefler koyduğunu ve bu hedeflerin gerçeklerle ve bilimsel anlamda planlama teknikleriyle belirlenmediğini göstermektedir. Çünkü planlama sonucu gerçekleşen hedeflerden sapma oranı, yapılan planlamanın ne kadar başarılı veya başarısız olduğunu ortaya koyar. Hedeflerdeki sapma oranlarına baktığımızda Hükûmetin bu konudaki başarısızlığı ve öngörü eksikliği açıkça görülecektir.

2007 yılından itibaren Türkiye’de ciddi bir krizin başlamakta olduğu, gerekli tedbirler alınıp, ekonomi politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği ülkemizdeki birçok ekonomist ve siyasetçi tarafından ifade edilmiş ve uyarılar yapılmıştır ancak Hükûmet bunları görmemiştir. Daha sonra dünyada baş gösteren ekonomik krizin de Türkiye'ye etkilerini maalesef Hükûmet önemsememiştir. Bütün uyarılara rağmen, Hükûmet, önce “Kriz bizi etkilemez, hatta bizim için yeni fırsatlar yaratır.” gibi hayalî beklentiyle zaman kaybetmiş, krizin bizi etkileyeceği açıkça ortaya çıkınca, yine tedbir almak yerine “Kriz psikolojiktir.”, “Kriz bizi hafif etkiler.” söylemleriyle vatandaş oyalanıp avutulmaya çalışılarak maalesef bu noktaya gelinmiştir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; artık ülkemizde bıçak kemiğe dayanmış ve hatta kemiği de delme noktasına gelmiştir. İnsanlar hızla işlerini ve aşlarını kaybetmektedir. Esnaf ve sanayici dükkânını, atölyesini, fabrikasını kapatmak zorunda kalmıştır. Ekonomik daralma nedeniyle kapasite kullanımı 1991 yılından bu yana en düşük düzeye inmiştir. Aralık ayında kapasite kullanım oranları, yaklaşık, ana metal sanayisinde yüzde 25, otomotivde yüzde 50 ve imalat sanayisinde yüzde 20’lik düşüşlerle dip yapmıştır. Üretim iştir, aştır; işin ve aşın artması, büyümenin hızlanması, üretimin artışına bağlıdır. Sanayinin kapasite kullanım oranlarının düşmesi, üretimin gerilemesi, işveren açısından da, çalışan açısından da işsizlik ve fakirlik demektir. Hatta bunun vergi gelirlerine yansımasını düşündüğümüzde de bu olay bütçe dengelerinin tutturulması açısından da büyük önem arz etmektedir. Nitekim, açıklanan rakamlardan 2008 yılı son çeyreğindeki dolaylı vergi gelirlerinde ciddi bir azalma olduğu anlaşılmaktadır.

İşsizlikle mücadele konusunda da Hükûmetin hedefleri tutmamıştır. TÜİK verilerine göre, 2007 yılında yüzde 9,9 olarak gerçekleşen işsizlik oranlarının 2008 yılında yüzde 9,6’ya düşürüleceği açıklanmış, ancak işsizlik 2008 yılında artarak devam etmiştir. TÜİK’in açıkladığı verilere göre, Eylül-Kasım 2008 döneminde işsizlik oranı yüzde 10,9’a, tarım dışı işsizlik oranı yüzde 14’e çıkmıştır. Genç nüfustaki işsizlik oranı ise yüzde 25’lere yaklaşmıştır.

Hem işveren kesiminin temsilcileri hem de çalışan kesimin temsilcileri olmak üzere ülkemizdeki çalışma hayatına dair bütün sivil toplum ve meslek örgütleri yayınladıkları raporlarda, yaptıkları açıklamalarda, krizin etkilerinin azaltılması için Hükûmetin gerekli adımları ve tedbir paketlerini bir an önce açmasını beklediklerini uzun zamandır ifade etmektedirler, maalesef bu beklentilerine aylardır cevap alamamışlardır.

Halkımız Hükûmetten tedbir paketleri beklerken, teşvik uygulamalarından faydalanan bazı illerimiz, geçen hafta basına yansıyan teşvik paketine ilişkin haberlerden sonra âdeta şok olmuşlardır. Bunlardan bir tanesi de benim seçim bölgem olan Niğde’dir. 2008 yılı itibarıyla, 5084 ve 5330 sayılı teşvik yasalarından yararlanan il sayımız 49’du. Vatandaşlarımız yaşanan bu olumsuz ekonomik tablonun düzeltilmesi için teşvik sürelerinin uzatılmasını ve teşvik kapsamının genişletilerek ihtiyaç olması hâlinde bu kapsama yeni illerin de dâhil edilmesi konusunda düzenlemeler beklerken, geçen hafta basına sızan sektörel ve bölgesel yeni teşvik paketi taslağı haberleri, kapsam dışına çıkarılan illerdeki üreticilerimizi çok tedirgin etmiştir. Bu illerin bir kısmı gelişmeye olan ihtiyacı açısından teşvik uygulamalarına muhtaçtır. Teşvik kapsamındayken bile yeterli yatırımı alamayan bu bölgelerimiz teşvik kapsamından çıkarıldıkları için daha da fakirleşeceklerdir.

Ülkemizdeki patates üretiminin yüzde 25’ini tek başına karşılayan, elma üretiminin Türkiye üçüncüsü, meyve üretiminde, lahanada birinci, tahılda önemli pay sahibi olan Niğde ilimiz, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren tekstil, iplik, meyve suyu ve mobilya üretimi açısından da ekonomisine önemli katkılar yapan tesislerinin önemli bir kısmını kaybetmiş ve tesisler kapanmıştır, bazılarında da vardiya azaltılmasına gidilmiştir. Bu tesislerin daha da çoğaltılıp ülke ve ilimiz ekonomisine katkısının artırılmasını sağlayacak tedbirler alınması gerekirken, teşvik kapsamı dışına çıkarılacağımız haberleri tüm hemşehrilerimizi üzmüştür. Niğde’nin tarım ve sanayi alanında teşvik kapsamına alınması gerekmektedir ve mutlaka alınmalıdır.

Buradan, hemşehrilerimiz adına, Niğde’ye ilgisini bildiğimiz Sanayi ve Ticaret Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan Bey’den, basında çıkan haberlere göre teşvik kapsamı dışına çıkarılan illerimizin çok geç olmadan bu kapsam içine alınmasına yönelik çalışmalar yapıp bu illerimizi tasarıya dâhil ederek, vatandaşlarımızın isteklerine ve beklentilerine cevap vermesini hassaten istirham ediyorum. Vatandaşlarımız, bu konuda sizlerden olumlu ve güzel haberler beklemektedir ve müjdeli haberleri, inşallah, bundan sonraki konuşmada verirsiniz diye düşünüyorum.

“Bugün Niğde’de en çok ne vardır?” diye sorduğumuzda, maalesef, Niğde’nin kahvehanelerinde ve sokaklarında en çok işsizlik, işsizler bulunmaktadır ve her geçen gün işsizler ordusuna yenileri eklenmektedir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, ülkemizin nüfus yoğunluğu açısından oldukça büyük, fakat yeterli örgütlenme imkânı olmadığı için sesini duyuramayan ve yıllardır uygulanan tarım politikaları yüzünden çok büyük sıkıntılarla boğuşan tarım kesimindeki çiftçi vatandaşlarımız da sorunlarının çözümüne yönelik adımların bir an önce atılmasını sabırsızlıkla beklemektedirler. Hızla artan elektrik fiyatları, mazot fiyatları, bir önceki yıla göre 2’ye katlanan gübre fiyatları ve diğer maliyetler çiftçilerimizi ekim yapamaz hâle getirmiştir. Buna rağmen umudunu yitirmeyerek, çalışıp ekim yapabilenler ise hasat döneminde karşılaştığı pazarlama sorunları ve maliyetinin çok altında fiyatlar nedeniyle istemelerine ve bütün iyi niyetlerine rağmen borçlarını ödeyememişler, kullandıkları zirai kredileri ve tarımsal sulama elektrik borçlarından dolayı tarlaları, traktörleri, kısacası bütün varlıkları haczedilmiştir. Köylümüz sokağa çıkamaz, şehre inemez hâle gelmiştir. Çiftçimizin bu yoksulluğu Anadolu şehirlerindeki esnaf ve tüccarları da olumsuz etkilemektedir. Acilen tarımsal sulama elektrik borçlarına, zirai kredilerine yönelik ödeme kolaylıkları getirilmezse…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mümin İnan (MHP, Niğde). “Karşılıksız çek ve protestolu senetler ile kredi ve kredi kartları borçlarına ilişkin kayıtların dikkate alınmaması hakkında (s.s.320)”. TBMM Genel Kurulu, 48. Birleşim tutanağı, 22 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2009-01-22-karsiliksiz-cek-ve-protestolu-senetler-ile-kredi-ve-kredi-kartlari-bor (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
