# Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mümin İnan (MHP, Niğde)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim
- **Tarih:** 16 Haziran 2010
- **Gündem:** BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-2

> Mümin İnan (MHP), 16 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BELEDİYELER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.509)); konuşma 1.163 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MÜMİN İNAN (Niğde) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; 03/07/2005 Tarih ve 5393 sayılı Belediyeler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ülkemizde yıllardır bir türlü durdurulamayan, hâlâ devam eden kırsaldan kente göçler bütün şehirlerimizin çarpık hâle gelmesine neden olmaktadır. Ülkenin farklı bölgelerinde farklı gelişme alanlarının hayata geçirilememesi, özellikle “Taşı, toprağı altın.” denilerek Türkiye nüfusunun beşte 1’ini oluşturan İstanbul başta olmak üzere ülkemizin batısındaki büyük şehirlerimiz ekmek bulma kaygısıyla insanlarımızın neredeyse istilasına uğramaktadır.

Şehirlerin dokusunun ve yapısının bozulmasının en önemli nedenlerini bu göçler oluşturmaktadır. Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerin kenarlarında oluşan gecekondu kentlerinin daha sonra seçim yatırımı olarak yarı yasal hâle getirilmesi, bugün elektriğini, suyunu, doğal gazını, emlak vergisini veren ama hâlâ inşaat ruhsatı olmayan binlerce yapı her seçim dönemi geldiğinde siyasilerin oturma ruhsatı müjdesini beklemektedir. Bu, büyük şehirlerin problemlerinin en önemlilerini teşkil etmektedir.

Şehirlerimizin modern ve planlı bir biçimde gerçekleşmesine azami gayreti göstermediğimiz için her geçen gün sorunlar artmakta, üst üste yığılan sorunların çözümü daha da ağırlaşmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, insan ve sosyal hayatı, çevreyi merkeze koyan, kimseyi mağdur etmeyen ve… Sorunların çözülmesine her zaman hazırız ancak “Ranta hayır.” diyoruz. Tarihî dokusu korunmuş, nefes alan ve yaşayan eski şehrin yanında, modern, ona uyumlu yeni yaşam alanlarının olmasını her zaman istiyoruz.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; “Kentsel dönüşüm nedir?” dediğimizde bu konunun uzmanları tarafından birçok dönüşüm tanımı yapılmıştır. Yapılan bu tanımların farklılık göstermesi, ortaya koydukları, altını çizdikleri amaç, strateji, yöntemler ve vizyonlara göredir. Nasıl düşünülürse ya da nasıl tanımlanırsa tanımlansın “kentsel dönüşüm” ifadesi, bozulmaya uğramış, çöken ya da çökme eğilimi gösteren şehir alanının fiziksel ve çevresel şartların ekonomik ve toplum yapısının geniş kapsamlı ve bütünleştirici yaklaşımlarla yaşanılabilir hâle getirilmesi ve iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan ve ortaya konan işlerin tamamına denmektedir.

Kentsel dönüşüm, amaç olarak, temelde toplumsal bozulmanın sebeplerinin araştırılıp tespit edilerek bunların ortadan kaldırılmasıyla, kentsel alanların virane ve çöküntü hâline gelmemesine yönelik tedbirleri almaktır. Yaşayan bir olgu olan kent dokusunun fiziksel olarak iyileştirilmesine ve değişim ihtiyacına cevap verebilmektir. Şehir hayat standardını yükseltici, başarılı ekonomik tedbirler ortaya koyabilmektir. Şehir alanlarının en etkin biçimde kullanılmasını sağlarken şehrin gereksiz yayılmasını da önlemektir. Sosyal ve toplumsal şartlar ve siyasi güçlerin kent politikalarını yapılandırma ihtiyacını karşılamak üzere yapılacak planlamalarla, sivil toplum kuruluşlarının ve farklı sosyal kesimlerin buna katılımını sağlamak üzere ortaya çıkmış düşüncelerdir.

Kentsel dönüşümün dünyada uygulanan yeniden geliştirme, rehabilitasyon ve entegrasyon gibi yöntemleri vardır. Ciddi olarak bozulmuş ve korunacak değeri olmayan yapıların bulunduğu kentsel bölgeleri yeniden geliştirme yöntemleri uygulanmaktadır. Geliştirilecek arazinin maksimum kullanımı, daha yüksek zemin alanı ve şehir merkezine daha yüksek gelir grupları ve bunların aktivitelerinin gelmesi bu yaklaşımla avantajlı görülmektedir, ancak genellikle o bölgede yaşayan kent nüfusunun başka bir bölgeye yerleştirilmesini öngörüyor ki bu da ağır sosyal ve çevresel şartları ve maliyetleri beraberinde getirmektedir. Bu alanda yapılacak yeniden geliştirme yöntemleri sosyal yapının da bozulmasını beraberinde getirmekte, o çevrede yaşayan komşuların, ailelerin dağılmasına, özellikle yaşlı insanlara zarar vermektedir.

Yeniden geliştirme yöntemi, kamulaştırma bedellerinin ödenmesi, altyapı getirilmesi, yeni kamu tesislerinin yapılması hesaba katıldığında çok maliyetli bir iştir. Rehabilitasyon ise, planlı olarak gelişmiş ancak zamanla işlevini yitirmiş yaşam alanlarını yeniden değerli hâle getirmek, mevcut bölgeyi koruma, tamir ve restore temeline dayanmaktadır.

Kentsel dönüşüm sürecine giren bölgelerde bazen orada yaşayan halk oradan uzaklaştırılır ve bölge üst ve orta sınıf alıcıların yerleşmesine açılır ya da zorunlu olarak o bölge halkının aynı yerde ikamet etmesi ve ikamet ederken de iyileştirilmesi yöntemi uygulamasıdır. Entegrasyon yönteminde ise şehrin kimliği korunurken, eski ve yeninin uyumuyla zengin bir çevre ortaya konulur. O bölgede yaşayan insanlar bölgeyi terk etmeden dönüşüme katkı yaparlar.

Yeniden canlandırma, sosyokültürel, ekonomik ya da fiziksel açılardan çöküntü süreci yaşamakta olan parçaların çöküntü sebebi ortadan kaldırılarak yeniden canlandırılmasıdır. Dünyanın birçok yerinde, çökmekte olan kentlerin yeniden hayata kazandırılması için birçok örnekler mevcuttur. Kentsel dönüşüm planlarının maalesef Türkiye’de yüzde 100 başarılı olduğunu söylemek imkânı yoktur. Özellikle Ankara’da ve diğer büyük şehirlerde yanlış ve hatalı uygulamaların sıkıntılarını hep beraber yaşamaktayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; kanun teklifine bakıldığında proje alanında “altyapı” ve “rekreasyon” adı altında belediyelerce yapılacak keyfî uygulama ve ihalelerin maddi külfetinin vatandaşa yüklenmesi, kentsel dönüşüm kriterleri arasında sit alanlarının durumunun belirsizliği, ayrıca bu kapsamdaki davalara mahkemelerde öncelikli görüşme zorunluluğu getirilmesi mahkemelere müdahale olarak yorumlanmaktadır.

“Kentsel dönüşüm ilan edilen yerlerde devam eden inşaatlardan projeye uygunluğu belediye tarafından kabul edilenler dışındaki diğer inşaatlar beş yıl süreyle durdurulur. Toplam durdurma süresi on yılı geçemez.” denilerek bu durdurma süresinin on yıla kadar uzatılmasının adalet ilkelerine aykırı olduğu belirtilmektedir. Bir tek kişi bile haksızlığa uğruyorsa o uygulamada adaletsizlik var demektir.

Çıkarılacak bu yasanın oldubittiye getirilmeden, ilgili ne kadar taraf varsa ve uzmanların görüşü alınmak suretiyle, muhalefet partilerinin de önerilerine dikkat edilmesi gerekirdi. Ancak, buna çok dikkat edilmemiştir. Bu kanun daha çıkmadan birçok tartışmayı beraberinde getirmiştir. TSK arazilerinin kentsel dönüşüm kapsamına alınabilmesinin yolu açıldığı gibi yargı kararlarını baypas etmeye yönelik olduğu da “Boş alanlarda kentsel dönüşüm ilan edilemez.” şeklindeki Danıştay kararının Ankara’daki Saklıkent kentsel dönüşüm uygulamalarında yargı engelini ortadan kaldırdığı ya da Ankara’da Çankaya Ahlatlıbel Nasreddin Hoca Kentsel Dönüşüm, Yaylabağ Karataş Lodumlu Kentsel Dönüşüm, Yenimahalle ilçesi Susuz Karacakaya, Çankaya Konya yolu, Çetin Emeç Bulvarı, Tanyeli, Gölbaşı, Karagedik, Yenimahalle, Ballıkuyumcu, Çankaya Dikmen, Yenimahalle Ankara Şehir Kentsel, Kızılay Kuğulupark, Çankaya Balgat, Çankaya Söğütözü, Çankaya Yıldız, TCDD, Elmadağ Temelli, Konya yolu Mevlana Kapı, Elmadağ MİA ile ilgili yargı kararlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu da bir gerçek olarak ortaya konulmaktadır. Ya da Atatürk Orman Çiftliği gibi büyük yeşil alanların imar talanına açılacağı hatta farklı partilerden olan belediyelerin, belediye binalarının bile ellerinden alınabileceği, eğitim ve sağlık dışında kalan binaların, kamu binalarının, şehir merkezinin rantı yüksek yerlerinde bulunan kamu arazilerinin yağma edileceği ve işin aslının şehircilik ve şehir planlamadan öte bir rant işi olduğu eleştirileri daha şimdiden yükselmeye başlamıştır.

Maddenin gerekçesinde günümüzde hızlı kentleşmenin ortaya çıkardığı sorunlar göz önüne alındığında belediyeler kentin gelişimine uygun olarak konut alanları, ticaret alanları, teknolojik parkları, rekreasyon alanları ve sosyal donatılar oluşturmak, kentin tarihî ve kültürel dokusunu korumak, deprem riskine karşı tedbir almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilmeleri gerekir. Acaba mevcut belediye kanunlarıyla belediyeler bunları yapamamakta mıdır? Ya da yeni yasayla bunların haricinde neleri belediyelerin yapması için önü açılmaktadır? Ayrıca “Deprem riskine karşı tedbirler almak gerekir.” denirken özellikle yıllardır yönettiğiniz ve yağmur yağdığında neredeyse Venedik’e dönen İstanbul’da selle ve diğer doğal felaketlerle ilgili herhangi bir tedbir neden düşünülmemektedir?

Çevre Bakanlığınca çevre düzeni planları ülkenin fiziki mekânında sahip olduğu doğal, tarihî ve kültürel zenginliğin korunarak kalkınma planları ve varsa bölge planları temel alınarak, ekonomik kararlarla ekolojik kararların bir arada düşünülmesine imkân vermek, çevre kirliliğini önlemek, çarpık kentleşme ve sanayileşmeyi önlemek ve genel arazi kullanım kararları ile bunlara ilişkin strateji ve politikalar belirlemek. Planlara, nâzım ve uygulama imar planlarına esas teşkil etmek üzere üst ölçekte hazırlanan planlar denilmektedir.

Bu kanun teklifi, Çevre ve Orman Bakanlığının, acaba, Çevre Düzeni Planı’yla çelişmekte midir? Kentsel dönüşüm planları ne kadar kârlı olursa olsun ne kadar rantlı olursa olsun yaşamaya çalıştığımız kentlerde vatandaşlarımızın aleyhine, insan ve doğal yaşamı tehdit edecek bir plan, asla Milliyetçi Hareket Partisinin kabulü olamaz.

Birçok sakıncasını gördüğümüz bu kanun teklifine şimdiden “Hayır.” diyeceğimizi açıkça belirtir, yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mümin İnan (MHP, Niğde). “Belediyeler kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.509)”. TBMM Genel Kurulu, 118. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mumin-inan-23-2010-06-16-belediyeler-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-509-2 (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
