# Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim
- **Tarih:** 5 Kasım 2008
- **Gündem:** BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2008-11-05-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris

> Münir Kutluata (MHP), 5 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI VARLIKLARIN MİLLİ EKONOMİYE KAZANDIRILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI (S.S.:302); konuşma 939 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın tamamı üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Dünya finansal kriziyle ilgili tedbirler alınması iş hayatının ve vatandaşlarımızın önünü görebilmesi bakımından çok önemliydi. Bu konuda bütün sektörleriyle iş hayatının ve kamuoyunun ciddi bir beklentisi vardı, bu bekleme dönemi maalesef uzun sürdü. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliğinin ve diğer ülkelerin aldıkları tedbirleri izledik, değerlendirdik ama kendi ülkemizle ilgili nasıl bir değerlendirme yapacağımızı bilemedik çünkü bunun için Hükûmetin ne yapacağını bilmeye ihtiyacımız vardı. Bu yüzden hep şarta bağlı yorumlar ve tahminler yapıldı, şunlar şunlar yapılırsa hâlinde veya şu tedbirler alınmışsa gibi. Bu arada, Milliyetçi Hareket Partisi, bekleme döneminin gereksiz olduğunu düşünerek bir an önce gerekli adımların atılmasını istedi ve kendi görüş ve önerilerini ortaya koydu, alınması gereken tedbirleri belirtti, tavsiye etti.

Bütün bu talepler, Hükûmetin, durumun ciddiyetine uygun bir tedbirler paketi açıklaması ve ortaya çıkan durgunluk beklentilerinin önüne geçmesi için idi. Şimdi görüşmeye başladığımız, görüşmekte olduğumuz 302 sıra sayılı bu Tasarı, Hükûmetin kendinden beklenenler konusunda attığı ilk adım olmaktadır. Bütünlük arz eden bir ekonomik program yerine, sadece finansal kolaylık sağlayacağı umulan münferit bir düzenleme getirilmiştir. Bu hâliyle de yüce Meclis tarafından geliştirilerek ülkemize daha yararlı hâle getirilmesini ve hayırlı olmasını diliyorum.

Yasaların gerekçeleri, hem ihtiyacı belirlemek hem de ihtiyacı ortaya çıkaran sebepleri ortaya koymak bakımından önemlidir. Ben de önce gerekçe üzerinde durmak istiyorum, sonra kapsam ve getirilenler üzerinde bazı değerlendirmeler yapacağım.

Değerli milletvekilleri, deniliyor ki: “Ülkemizde uzun yıllar boyunca kalıcı güven ve istikrar sağlanamamış olması nedeniyle millî servet unsurlarından bir kısmı yurt dışına çıkmış olup varlıkların yurt dışına çıkmasında, kambiyo mevzuatında yer alan hükümler, Türkiye’de mevcut olan ağır vergi yükü, yurt dışında uygulanan teşvikler ve sağlanan imkânlar etkili olmuştur. Makroekonomik programların kararlı bir şekilde uygulanması sonucu ekonomi sürekli bir büyüme ortamına kavuşmuş, enflasyon düşürülmüş, kamu açıkları kontrol altına alınarak kamu borçlarının sürdürülebilirliği sağlanmış ve ekonomide karar alıcılar için hayati önem taşıyan kalıcı güven ve istikrar ortamı tesis edilmiştir.”

Bu ifadelerin anlamı: Ülke kötü yönetiliyordu, bazı iktisadi varlıklar ülke dışına kaçtı, şimdi şartların hepsi düzeltilmiş durumda. O zaman sormak gerekiyor: Niye bu kaçan varlıklar geri gelmiyor şartlar düzeldiğine göre de, müsamahakâr bir kanun çıkarmak mecburiyetinde kalıyoruz? Dolayısıyla bu ifadenin siyasi bir ifade olduğunu vurgulamak istiyorum.

Daha sonra 2007 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki konut kriziyle çıkan gelişmelere işaret ediliyor ve dünyadaki gelişmeler özetlendikten sonra “Azalan sermaye girişleri bu ülkelerdeki -gelişmekte olan ülkeler kastedilerek- ekonomik canlılığın devamı için risk oluşturmaktadır.” deniliyor.

Değerli milletvekilleri, bu ifadeyi fevkalade önemsiyoruz. Türkiye benzeri ülkelerdeki, bu arada Türkiye’deki ekonomik canlılığın sebebinin ülkeye giren sermaye girişine bağlı olduğu söylenmiş oluyor. Bizim de başından beri söylediklerimiz ve ifade ettiklerimiz bunlardır. Türkiye’deki ekonomik girişin sebebi dünyadan gelen sermayedir, herkes de bunu söylüyor.

Yalnız, Hükûmetle aramızdaki anlaşmazlık konusu, fikir ayrılığı konusu giren sermayenin niteliğiyle ilgilidir. Giren sermayeye yabancı sermaye denip geçilmesiyle mesele hallolmuyor. Biz biliyoruz ki giren sermaye, varlıkların satışıyla ve spekülatif maksatlı sıcak para adındaki kaynağın gelişiyle ilgilidir. Dolayısıyla eğer ekonomik canlılığımız varlıkların satışından elde edilen ve maalesef iktidar tarafından da doğrudan sermaye girişi olarak nitelendirilen kaynaktan ötürü ise bunu devam ettirecek gücümüzün olması lazımdır. Bu, satarak iktisadi canlılığı sürdürmek demektir. Buna hiçbir ülkenin takati yetmez, doğru bir yol da değildir.

İkincisi, sıcak para diye bildiğimiz spekülatif yabancı sermayedir. Şimdi, her iki kaynağın da azalmakta oluşunun, azaldığının, bize, bu anlamda sıkıntıya gireceğimizin Hükûmet tarafından ifade edildiğini burada görmüş oluyoruz.

Şimdi, bütün bu değerlendirmelerin içinde yine hem ticari açıdan hem sermaye açısından dünyaya entegrasyonumuzdan bahsediliyor. Aynı şekilde, ticari açıdan entegrasyondan memnuniyet duyuyoruz, iyi bir gelişme olduğunu söylüyoruz, ancak dış ticaretteki yavaşlamadaki sıkıntımızın esas itibarıyla sadece pazar daralmasından ibaret olmayacağı, ucuz ithalatın ülkedeki rahatlık üzerinde sağladığı etkinin ortadan kalkacağı şekilde bir endişedir burada dile getirilen. Dolayısıyla enflasyonun bastırılmasında ucuz ithalatın etkisi, ihracatın ithalata bağımlılık oranının yüksek olması, bizim dünya ticaretiyle bu oranda entegre olmuş olmamızın çok da iyi bir şey olmadığını, bu entegrasyonun katma değeri yüksek bir üretim yapısıyla sağlanmasının daha yerinde olacağını ortaya koyuyor.

Şimdi, bütün bunları ifade ettikten sonra bu varlıkların getirilmesiyle ilgili hususlardaki bazı çekincelerimizi, görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Burada, evet, yeni kaynak gelişiyle ilgili düzenleme yapılmasını olumlu buluyoruz. Tek başına, münferit bir teşebbüs de olsa, bir paket hâlinde gelmemiş olsa bile bu bir adımdır. Ancak bu kaynakların gelişi sırasında bütün arkadaşlarımızın ifade ettiği endişeleri ben de ifade ediyorum. Her ne kadar “Kaynağı şüpheli, kaynağı gayrimeşru gelirlerin geldikten sonra tahkiki mümkün.” denilse de bu anlamda endişelerin tam olarak giderilmemiş olması Türkiye aleyhine kazanılmış paraların, insanlık aleyhine kazanılmış paraların bundan sonra da kazanılmaya devam edileceğine dair bir ön açma olacağı için büyük hassasiyet gösterilmesi gerektiğini ifade ediyorum. Diğer taraftan, bu endişe giderilemediği sürece hem verilen garantileri esas alarak hem ülkenin içine düşmekte olduğu duruma katkım bulunsun düşüncesiyle tasarruflarını, imkânlarını, kaynaklarını Türkiye’ye aktarmayı düşünecek insanlarımızın, vatandaşlarımızın böyle bir endişe içine düşmesi hâlinde bu teşebbüsten uzak duracaklarından endişe ederiz.

Bir başka husus, 2449 sayılı Yasa’nın (A) fıkrası hariç diğer maddelerinin bu yasayla devre dışı bırakılıyor olmasıdır. Bu da yeni bazı hassasiyetleri dikkate almamızı icap ettiriyor.

Değerli milletvekilleri, bu yasanın geçici 2’nci maddesinde, tasarruf mevduatlarına, tasarrufa güvence verme konusu Tasarruf Mevduatı Fonu’ndan alınarak iki yıllığına Hükûmete verilmiş olmasıdır. Bu da güzel bir adım olarak kabul edeceğimiz bir husustur. Ancak, bu geçici 2’nci madde -biraz önce konuşan- Sayın Canikli tarafından: “Bir garanti olsun, bir moral olsun, bir mesaj şeklindedir.” denildi. Keşke bu mesaj yasa tasarısı hazırlanırken düşünülmüş olsaydı. Bu mesaj, biz Plan Bütçe Komisyonunda yasayı sonuna kadar görüşünceye kadar hiç ortada yoktu Sayın Canikli, son noktada ortaya çıktı. Bu söylediklerim ile baştan söylediklerim, zamanında bir paket hazırlanmadığı görüşümü tekrar birbirine bağlıyorum. Bu yasayla önümüze gelen iki önemli adım bile parçalar hâlinde atılmış ve Komisyonda tamamlanmış bir husustur. Bunu ben şu anlamda söylüyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanun tasarısı (s.s.:302”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2008-11-05-bazi-varliklarin-milli-ekonomiye-kazandirilmasi-hakkinda-kanun-tasaris (erişim: 29 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
