# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim
- **Tarih:** 16 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Münir Kutluata (MHP), 16 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 914 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MHP GRUBU ADINA MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Planlama Teşkilatı ve Türkiye İstatistik Kurumu bütçeleri vesilesiyle 2010 yılı merkezî yönetim bütçesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Devlet Planlama Teşkilatı ve Türkiye İstatistik Kurumu, devlet yönetimimiz ve tabii ekonomi yönetimi için de fevkalade önemli iki kurumumuzdur. TÜİK, ülkenin mevcut durumunu öğrenmek ve gidişini takip etmek isteyen herkes için önemli ve saygın bir kuruluştur. Ekonomi yönetiminin ise gözü, kulağı ve sinir uçları durumundadır. Eğer TÜİK hükûmetler elinde oyuncak olur, hükûmetler için sonuçlar üretmeye başlarsa çöküntü başlamış demektir. O bakımdan bu kurumun itibarının korunmasında kurum ve ülke yöneticileri gerekli hassasiyeti göstermelidirler.

Diğer taraftan kaynakları isabetli kullanmanın önemini bilen, önünde ciddi hedefleri olan ülkeler ve hükûmetler için Devlet Planlama Teşkilatı gibi bir kurum, bu kurumun sahip olduğu birikim önemli bir imkân verir, önemli bir kazançtır. Böyle iki önemli kurum elinde olan bir hükûmetin planları tutmuyorsa, bütçeleri güven vermiyorsa, hedefleri her ay revize ediliyorsa kabahati kurumlarda değil iktidarda aramak lazım gelir.

Bütçenin değerlendirilmesi genellikle yeterliliği veya yetersizliği üzerine olur; ülkenin ihtiyaçlarını karşılayacak özelliklere sahip mi, hangi kesime ne getiriyor, neleri ihmal etmiş, bunlara bakmak gerekir. Ama biz, bütçenin yeterliliğinden önce güvenilirliğini sorgulamak zorundayız. Neden böyle bir zorunluluk var? Çünkü, bundan önce yapılan 2008 ve 2009 yılı bütçelerinin hedef ve sonuçları arasında çok büyük farklar ortaya çıkmış durumda. 2010 yılı bütçesi, Meclisin 23’üncü Dönemde yaptığı üçüncü bütçe olmaktadır. Bari bunda dikkatli davranılsın deme hakkımız var zannediyorum.

2008 yılı bütçesinin büyüme hedefi yüzde 5,5 olmasına rağmen gerçekleşme yüzde 0,9’da kalmıştır. Ortada kriz yokken 2007 sonunda hazırlanan 2008 yılı bütçesinin sonucu ortada: Yüzde 5,5’tan yüzde 0,9’a. Diğer taraftan 2009 yılı bütçesine yani iki hafta sonra bitecek olan bu yılın bütçesine gelince, öngörülen büyüme oranı yüzde 4, gerçekleşen büyüme yok, küçülme yüzde 6, aradaki fark 10 puan.

Yüzde 4 büyüme hedefi geçen yılın aralık ayında bugünlerde burada ısrarla savunulmuştu. Hâlbuki o tarihte, yani 2009’un son çeyreğinde ekonomi yüzde 6,5 küçülme içindeydi. Ocak ayından itibaren gelen üç ayda da küçülme yüzde 14,7 olarak gerçekleşti. Ülkenin kendi krizi yüzünden tutturulamamış 2008 bütçesi, ardından dünya krizi içerisinde ikazlar dikkate alınmadan hazırlanmış bulunan ve yüzde 10 sapma gösteren -büyüme konusunda- 2009 yılı bütçelerinin sonunda bu yılın bütçesinin güvenilirliğini irdelemekte haklıyız diye düşünüyorum.

Geçen yıl bu kürsüde dönemin Maliye Bakanından, Hükûmetin denk bütçe hazırlama konusundaki uzmanlıklarını, başarısını dinledik. O Bakanın öngördüğü 10,3 milyar liralık açık, bildiğiniz gibi, 62 milyar lira olarak revize edildi. Bugünün Maliye Bakanı “60 milyarın altında kalırsak bunu iyiye işaret sayacağız.” demek durumunda kaldı.

Bakın, o günlerin Maliye Bakanı “Herkes bir resesyon tutturmuş gidiyor. Türkiye resesyonda değil, ABD, Japonya resesyon içinde.” diyordu ancak onu söylerken Türkiye resesyona girmişti. Bakan iki dönem net küçülme bekliyordu. O tarihte küçülme 6,5’tu; arkadan 17 olarak gerçekleşti. Şu anda 4 küçülme çeyreği yaşamış bulunuyoruz. Biz, Bakana yine o gün bu kürsülerden. “Altı ay beklemek için mazeret yapmayın; Türkiye küçülüyor, tedbirlerinizi alın.” demiştik. Tedbirler alınmadı, bugünlere gelindi.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisinin oluşturduğu kriz takip komisyonunun tavsiyelerinin hiçbiri de dikkate alınmadı ve bugünlere gelindi.

Şimdi, bu bütçenin güven vermemesinin yanında yetersizlikleri de ortadadır. Bütçenin gelirleri de harcama kalemleri de bunu açıkça gösteriyor. Bunları birçok zeminde söylüyoruz, söyleyip geliyoruz.

Ben burada, bütçenin güvenilir ve yeterli olmadığının herkesin gözü önünde cereyan eden diğer delillerine, işaretlerine temas etmek istiyorum. Sözünü ettiğim deliller, kanıtlar, bütçeden, ekonomiden ve ülke yönetiminden sorumlu olanların yaptıkları açıklamalar ve sergiledikleri tavırlardır.

Değerli milletvekilleri, 2010 yılı bütçesinin, 14 Aralık günü, yani iki gün önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde geneli üzerinde yapılan görüşmelerde, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli münhasıran bütçeyi değerlendirmiştir.

Bu bütçenin fakirleştirilmiş, çaresizlik içine itilmiş toplum kesimlerinin ihtiyaçlarına cevap vermeyeceğini ortaya koymuş ve Hükûmetin, milletimize problemlerini nasıl çözeceğini açıklaması için bir kapı aralamış ve yol göstermiştir.

Ne var ki daha sonra söz alan Sayın Başbakan, bütçenin, ne güvenilirliği ne de yeterliliği konusunda hiçbir şey söyleyememiştir.

Sayın Başbakan, konuşmasında, işsizliğin çözümü için bütçede var olan bir tedbirden bahsetmemiştir, bahsedemezdi, çünkü yoktur. Çünkü ülkeyi kasıp kavuran işsizlik için 2012 yılından önce hiçbir şey beklenmemesi gerektiğini ilgili bakanlar söylemektedir.

Sayın Başbakan, konuşmasında, bütçenin çiftçi için getirdiği tedbirlerden de bahsedemedi, bahsedemezdi, çünkü yoktu. Köylüye ektiğinin para edeceğine dair bir ümit verme şansı yoktu; Başbakanın, fındık üreticisinin, buğday üreticisinin, meyve sebze üreticisinin tekrar mutlu günlere döneceğine dair hiçbir müjdesi de yoktu.

Konuşmada, esnafla ilgili bir kelam, bir ümit, bir ışık yoktu, çünkü bu bütçeye bu konuda konulmuş bir kaynak da yoktu.

Sayın Başbakanın konuşmasında, üretici kesimin önünü görmesini sağlayacak bir ifade yoktu, çünkü bu İktidar döneminde üretim birimleri bir bir devreden çıkmış, sanayiciye rantiye olmanın yolu gösterilmişti.

Bütçe, bugünden öngörülen 51 milyarın üzerindeki açıkla, piyasada iş âlemine kullanabileceği bir para bırakmayacağını ilan ediyordu.

Sayın Başbakan, ne kredi borçları altında ezilen toplum kesimlerine ne itibarıyla oynanır hâle düşürülmüş emeklilerimize ne de çaresizlik içindeki aile reislerine ümit verici bir şey söyleyebilmiştir.

Söyleyebildiği, varsa yoksa PKK açılımıdır; Ermeniler, Rumlar, Barzani ve benzerleri nazarında kazandıkları itibardır. Sayın Devlet Bahçeli kendisine “Milletin fakirliğine çare bulun, destek olalım.” demiş, Sayın Başbakan sadece yıkım projesine destek istemeye devam etmiştir.

Herkes Sayın Başbakanın üslubuna takıldı, bu üslubu kınadı, ayıpladı. Lütfen düşününüz, evine ekmek götüremeyen aile reisine, kahveye çıkamayan köylüye, iş ümidini yitiren gence, tarlaları yabancı bankaların ipoteği altındaki çiftçiye, fabrikası kapanan iş adamına bütçe görüşmeleri sırasında derdine çare diye Kürt açılımı sunmak durumuna gelmiş bir başbakandan üslup hassasiyeti beklemek yerinde midir? Bunu sizin takdirlerinize bırakıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

2010 yılı bütçesinin işsizliğe hiçbir çare getirmediğini söylemiştik. Size yine Sayın Başbakanın ifadesiyle işin vahametini vurgulamak ve nasıl tedbir alınmadığını tekrar dikkatlerinize sunmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 33. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-23-2009-12-16-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
