# Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 24. Dönem)
- **Konuşmacı:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim
- **Tarih:** 7 Temmuz 2013
- **Gündem:** BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-24-2013-07-07-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dai-2

> Münir Kutluata (MHP), 7 Temmuz 2013 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ VE DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI); konuşma 453 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 73’üncü maddenin (c) bendi üzerine tekrar söz aldım. Sizleri yeniden saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki konuşmamda Türkiye’de bilgi ve teknoloji üretiminin altyapısının geliştirilemediğini, tam tersine tahrip edilmekte olduğunu söylemiştim. Esas sorunun iktidarın algısından kaynaklandığını, bunun da iki önemli sonuç doğurduğunu ifade etmiştim. Hatırlanacağı üzere, birincisi AR-GE ortamının altyapısının yok edilmesi hususu idi. İkinci olarak, siyasi yakınlıkla iş yapmanın mümkün olduğu ortamda müteşebbis yerine kurnaz iş adamı türetildiğini, bunun da rekabet şartlarını bozduğu için AR-GE’nin önünü kestiğini ifade etmiştim. Şimdi bu tespitlerimi örneklendirmek arzusundayım.

İlk önce size zaten yetersiz olan bilgi ve teknoloji üretme ortamının nasıl tahrip edildiğini gösteren dış ticaret ve üretim alanıyla ilgili bazı kısa istatistikler sunmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, üretimde yüksek teknolojinin payı ile ilgili rakamlardır. Üretimde yüksek teknolojinin payı 2002’de yüzde 5,1’den 2011’de yüzde 3,5’a düşmüş durumdadır. İhracata baktığımız zaman, yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin ihracattaki payı 6,2 iken 2011’de 2,8’e düşmüştür. Yani Türkiye hem üretimde hem de ihracatta yüksek teknolojiye dayalı ürünler üretebilecek durumda değildir. Dolayısıyla, sanayisinde yüksek teknoloji uygulamasından geriye düşmüş vaziyettedir. Orta üstü teknolojideki ihracat payı bile 24,3’ten 24’e gerilemiştir.

Şimdi, bu açıdan, bu noktada baktığımız zaman, “Avrupa Birliğindeki pazar daralması sonucu Afrika pazarlarında çare bulduk.”, “Orta Doğu’da pazar genişlettik.” gibi ifadeler sevindirici olmakla ve sevindirici görülmekle birlikte, esasen yüksek teknolojiyle rekabet edilen alanlardan kaydığımızı, harcıâlem ürünlerin pazar bulduğu alanlara doğru nefes almaya çalıştığımızı ifade etmek gibi bir anlamı da vardır bu gelişmenin. O bakımdan, bu örnek Türkiye’deki mevcut teknoloji gelişme yapısının bozulmakta olduğunun yegâne örneklerinden bir tanesidir.

Bir başka husus, bilgi ve teknoloji üretiminde tersine gidişin en önemli sebebi olarak işaret ettiğim iktidarın algısı meselesine gelmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bunun birçok örneği var ama en önemlilerinden bir tanesi yerli otomobil üretilmesi meselesidir. Yerli otomobil yapmanın zor bir iş olmadığını herkes bilmektedir ve bugün için otomobil üretmek sermaye dışında bir maharet istememektedir. Ancak, otomobilin pazar tutması ve satılmasıdır sorun olan. O bakımdan, müteşebbis diye anladığımız teknolojik gelişmeleri sanayide uygulayarak yeni üretimle ayakta durmaya çalışan verimli unsurun fırsat bulursa, sermayesi olursa yeni otomobil mi üretmelidir, yoksa yeni teknolojilere dayalı gelişmeler sağlamak suretiyle 60 milyonu bulan dünya otomobil üretiminde 30 milyona yaklaşmış ticari otomobil üretimiyle birlikte 90 milyonluk bir pazara yeni bir teknoloji mi ihraç etmelidir? Müteşebbis dediğiniz, elbette ikinci yolu seçecektir. Eğer iktidarın anlayışı, pazar avantajı olmayan alanlarda mevcut üretimlerin benzerlerini tekrar etmenin Hükûmet elinden destekleneceğine ve bu anlamda “babayiğitler” arandığına işaret ederse, Türkiye’de bunun işaret ettiği esas olumsuzluk, teknolojik gelişmenin önünün iktidar anlayışıyla kesildiği ve bunu oluşturan ortamın gelişmesine iktidar eliyle fırsat verilmediği meselesidir.

Bilgi ve teknoloji üretiminin ruhunu kavramadan, sistemin oluşturulamıyor olduğunu tekrar vurgulayarak bu dönemde bilgi ve teknoloji üretiminde Türkiye’nin bir üçüncü dünya ülkesi olma yoluna doğru kaydığını tekrar ifade ediyor, sizleri yeniden saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Münir Kutluata (MHP, Sakarya). “Bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi ve devlet memurları kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 133. Birleşim tutanağı, 7 Temmuz 2013. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/munir-kutluata-24-2013-07-07-bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dai-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
