# 2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mart 2003
- **Gündem:** 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 8. NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesi-8-nci-tur-gorusmelerinde

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 26 Mart 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2003 MALİ YILI BÜTÇESİ 8. NCI TUR GÖRÜŞMELERİNDE); konuşma 1.790 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, Yüce Heyetinizi, şahsım ve Bakanlığım adına saygıyla selamlıyorum. Sınırlı konuşma süresi içerisinde, çok özet olarak, Bakanlığımızın bugüne kadar gerçekleştirdiği ve önümüzdeki süreçte yapacağı çalışmalar hakkında Yüce Heyete bilgi sunmak istiyorum.

Bu arada, siyasî parti gruplarımız adına konuşan, değerli görüşlerini ifade eden, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın İzzet Çetin'e, AK Parti Grubu adına Sayın Hüseyin Tanrıverdi'ye ve şahsı adına konuşan Sayın Niyazi Özcan'a katkıları, önerileri ve eleştirileri için teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, hepinizin bildiği gibi, ülkemizin gerçek gündemi, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme, istihdamın artırılması ve şu anda, derin bir şekilde yaşamış olduğumuz işsizlik sorununun halledilmesi meselesidir. Yakın coğrafyamızda cereyan eden sıcak gelişmelerin en kısa zamanda sonuçlanması ve Türkiye'nin de bu gerçek gündemiyle yüzleşerek, Parlamento ve hükümet olarak hep birlikte, bu sorunlarımıza kısa sürede çözüm üretmemiz temennimi, niyetimi, bir kez daha beyan etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, öncelikle, çalışma hayatımıza ilişkin yasal düzenlemelerden başlamak istiyorum. Bütün dünyada endüstriyel ilişkilerin, üretim şekillerinin değiştiği çok hızlı bir dönemi yaşıyoruz. Bu hızlı değişim, elbette, üretim süreçlerini, çalışma hayatının bütün kurumlarını, kavramlarını altüst etmiştir. Özellikle rekabet denilen bir olgu, bütün dünyada, acımasız bir şekilde yaşanmaktadır; dolayısıyla, dünyadaki bu değişime kayıtsız kalarak, anında refleks göstermeyerek dünyayla rekabet etmek mümkün değildir. Bu sebeple, ilk önce, bunun kurumsal yapısını oluşturmamız gerekiyor. Bu sebeple, benden önce başlayan İş Yasasıyla ilgili değişiklik çalışmaları, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin gündemindedir. Geçtiğimiz günlerde Yüce Parlamentoya sunduğumuz bu tasarı hakkında, değerli partilerin grup sözcüleri görüşlerini ifade ettiler.

Değerli arkadaşlarım, bizim, İş Yasası konusunda bir saplantımız yok, bir dayatmamız yok. Biz, burada, olabildiğince, sosyal tarafların anlaştığı, uzlaştığı ve çalışma hayatımızda kalıcı bir barışı tesis edecek ve aynı zamanda, işletmelerimizin rekabet edebilirliğine imkân verecek, ülkede sendikal örgütlenme önündeki engelleri kaldıracak bir yapılanmayı hep birlikte öngörüyoruz. Bunu yaparken de, sosyal taraflardan hiçbirine, bakış açısı itibariyle, mesafe itibariyle farklı bir davranışımız söz konusu değildir; hükümet olarak, Bakanlık olarak, sosyal taraflara aynı mesafede, aynı objektiflik içerisinde bakıyoruz ve bu sosyal taraflarımızın, ülkedeki çalışma hayatındaki kalıcı barışı sağlamak için aralarındaki uzlaşmayı sağlamayı kendimize misyon edindik. Dört aydır yürüttüğümüz müzakere sürecinin temel noktası budur. Önümüzdeki dönemde de, yine, sosyal taraflar arasında objektif bir şekilde bu misyonumuzu devam ettirmeye çalışacağız.

Şu anda Yüce Meclisin gündeminde bulunan yeni iş yasasına bu çerçevede bakıyoruz; bütçe görüşmelerinden sonra, yine, sosyal taraflarla birlikte, olabildiğince geniş bir uzlaşmayı sağlayarak, önümüzdeki dönemde yeni iş yasasını, iş güvencesinin de içinde bulunduğu yeni iş yasasını çalışma hayatımıza kazandırmayı amaçlıyoruz.

Diğer taraftan, 2821 ve 2822 sayılı Yasalarla ilgili çalışmalar da devam etmektedir. Bu yasalar hakkındaki çalışmalar bittiğinde, bunları da Yüce Parlamentonun huzuruna getireceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, işsizlik, hem Avrupa ülkelerinde hem de ülkemizde oransal olarak büyük boyutlara ulaşmış sosyal bir sorundur. Şu anda, ülkemizdeki -son yapılan istatistiklere göre, gizli işsizliği de hesaba katarsak- işsizlik oranımızın yüzde 15,6 dolaylarında olduğu görülmektedir. Bu özellikle gençlerin de içinde bulunduğu işsizlik oranı, gerçekten, çalışma hayatımızı, sosyal hayatımızı derinden etkilemektedir.

Ülkedeki işsizliğin azaltılması konusunda Bakanlık olarak elbette üzerimize düşen görevler olduğunun bilincindeyiz; ama, ülkedeki işsizliği toptan bir şekilde önlemenin en önemli yolu, ekonomik büyümeden geçmektedir. Umuyorum ki, önümüzdeki dönemde, şu geçici konjonktürler geçtikten sonra, istihdamımızı artıracak, işsizliği önleyecek ortamın ülkemize hâkim olacağı inancında ve umudundayız.

Bu çerçevede, Bakanlık olarak, özellikle Maliye Bakanlığı olarak, ilave istihdamı teşvik edecek yeni bir yasal düzenlemeyi Yüce Parlamentoya sunmuş bulunmaktayız. Bugüne kadar çalıştırdıkları işçi sayısına ilaveten çalıştırdıkları her işçi için, Maliye Bakanlığımız yüzde 90 nispetinde bir vergi indirimi yapacak, biz de Sosyal Sigortalar Kurumu olarak, alacağımız primlerden yüzde 20 nispetinde bir indirim yapacağız. Yasa çıktıktan sonra, ilave işçi çalıştıran işletmelerimiz, bu imkândan istifade edecekler.

Yine, İşkur Kurumumuz, işgücünün nitelikli hale getirilmesi konusunda, istihdamın artırılması konusunda, üzerine düşen görevleri yapma gayreti içerisindedir; ancak, kurum yasası henüz çıkmadığı için, bu konuda bazı zorluklarımız, yasa olmadığından dolayı bazı imkânsızlıklarımız söz konusudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izninizle, değinmek istediğim diğer bir konu, sosyal güvenlik sistemimize ilişkindir. Benden önce konuşan değerli konuşmacılar, sosyal güvenlik sistemimizin içinde bulunduğu malî durumu çok veciz bir şekilde ifade ettiler. Onlara ilave edecek hiçbir husus yoktur. Gerçekten, sosyal güvenlik kurumlarımızın aktuaryel dengesi, aktif-pasif dengesi çok bozulmuş durumdadır. Bu dengeleriyle, bu kurumları devam ettirmek, 50 000 000 insana hizmet vermek, pek mümkün görünmemektedir. Bu sebeple, mutlaka, sosyal güvenlik sistemimizde ve kurumlarımızda köklü değişiklikleri yapmak zorundayız.

Değerli arkadaşlar, her ay, SSK ve Bağ-Kur'dan, ortalama 40 000 kişi emekli olmaktadır. Emeklilik sistemimize her ay 40 000 kişi ilave olmaktadır. Bu dengelerle, emeklilik sistemine bu kadar yoğun bir ilaveyi karşılamamız mümkün gözükmemektedir.

Bunun için, hükümet olarak, işin başına gelir gelmez, acil eylem planında da ilan ettiğimiz gibi, sosyal politikalarımızın önemli ayaklarından biri olan bütünleştirilmiş sosyal güvenlik ağı sistemi projesini hayata geçirmek için, dört aydır yoğun bir şekilde çalışıyoruz, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı olarak. İşin prensipleri şu anda ortaya çıkmış durumda.

Bunun dışında, bir genel sağlık sigortası konusu var.

Sosyal politikalarımızın üçüncü ayağı da, sosyal yardım ve hizmet kurumlarının olabildiğince birleştirilmesi konusudur. Burada, yeri gelmişken, ifade edeyim -bazı konuşmacılar değindiler- Çalışma Bakanlığı olarak bu sosyal yardım ve hizmet kurumlarının illâ ki Çalışma Bakanlığı bünyesi olması konusunda bir ısrarımız katiyen yoktur. Hükümet olarak amacımız, bu sosyal yardım ve sosyal hizmet kurumlarının tek bir koordine altında idare edilmesidir. Bu espriden hareketle, 58 inci hükümet kurulduğunda, Özürlüler İdaresi, Kadının Statüsü, Aile Araştırma Kurumu ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Bakanlığımız bünyesinde toplanmıştır. Biz, bu dört ay içerisinde bu kurumların özgün yapısına hiç dokunmadan, aslî fonksiyonlarını yerine getirmelerine müsait bir ortam hazırlama gayreti içerisinde olduk. Ama, dediğim gibi, bu espri, bu mantalite değişmeden, bu kurumların, benim veya başka bir bakan arkadaşımın idaresi altında olmasında hiçbir mahzur yoktur. Yeter ki, bu kurumlarımız, muhtaç olan kesimlere yükümlü oldukları sosyal yardım ve sosyal hizmet sunumlarını rahatlıkla yapabilsinler.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Bakanlık olarak, bağlı kuruluşlarla birlikte, üzerimizdeki yükün ve sorumluluğun bilinci içerisindeyiz. Devletimizin ve Yüce Meclisin takdir ettiği bütçe imkânları içerisinde bu görevlerimizi yerine getiriyoruz; ama, takdir edilir ki, 50 000 000'a hizmet veren bu kuruluşların, bu bütçe imkânlarıyla bu görevlerini istediğimiz ölçüde, istediğimiz standartta, istediğimiz kalitede sunması mümkün değildir. Örneğin, sağlık hizmeti sunumunda çok büyük şikâyetler vardır; doğrudur, bu, daha önceden gelen kronik bir hadisedir. Bu hizmet sunumlarını daha kaliteli hale getirmek, vatandaşlarımızın, özellikle SSK hastanelerinde yaşadığı bu yoğun sıkıntıyı gidermek için, Sağlık Bakanlığımızla ve diğer bakanlıklarla ortak çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle hastanelerin ortak işletilmesi konusunda prensip olarak bir karara varmış bulunmaktayız. Önümüzdeki dönemde, inşallah, diğer kurumların sağlık ünitelerini de bu ortak işletime açmak suretiyle, özellikle SSK hastanelerimizdeki yoğunluğu gidermeyi amaçlıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Bakanlığımın ilgili kuruluşlarından Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, bugün için, 447 kuruluşta, 10 000'e yakın çalışanıyla 35 000'e yakın insanımıza, yirmidört saat sürekli; 150 000'i aşkın insanımıza, koruyucu, önleyici, eğitici ve geliştirici hizmetler kapsamında, gündüzlü olarak hizmet vermektedir.

Kurumdan yetişen çocuklarımızın kamu kurum ve kuruluşlarında işe girmelerine olanak sağlayan 3413 sayılı Yasayla, kamu kurum ve kuruluşlarında, her yıl, ortalama 1 100 çocuğun istihdamı sağlanmaktadır.

Evlat edindirme ve koruyucu aile uygulamasına önem verilmektedir. Bugüne kadar evlat edindirilen çocuk sayısı 6 494'e ulaşmıştır. Halen, sırada, evlat edinmek isteyen 2 800 kadar aile bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, yine, diğer bir kuruluşumuz Özürlüler İdaresidir. Özürlülüğün önlenmesi, özürlülerin sosyal hayata adaptasyonu, meslekî rehabilitasyonu, eğitimi ve istihdamı konusunda, ilgili sivil toplum örgütleri, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ve bağlı federasyonlarla birlikte, özürlü vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet verme gayreti içerisinde olduk. Bu anlayış, önümüzdeki dönemde de devam edecektir.

Yine, diğer bir kuruluşumuz Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğüdür. Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımlarının artırılarak, her alanda statülerinin yükseltilmesi amacıyla çalışmalar yapmak, politika üretmek ve bu alanda kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere, Genel Müdürlüğümüz, sivil inisiyatifler, gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle, bu çerçevede, faaliyetlerini yürütmüştür.

Diğer bir kurumumuz Aile Araştırma Kurumudur. Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı, Türk toplumunun temeli olan ailenin bütünlüğünün güçlendirilmesi ve sosyal refahının artırılması için araştırma yapmak, projeler geliştirerek uygulamaya konulmasını sağlamak, araştırma sonuçlarına dayalı olarak, kalkınma plan ve programlarına esas olmak üzere aileye duyarlı politikalar oluşturmak, bu politikalarla ilgili icracı kurumların faaliyetlerini izlemek ve bu konularda kamuoyunu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla kurulmuş ve faaliyetlerini yürüten önemli bir kurumumuzdur. Biz de, Bakanlık olarak, misyonu belirtilen bu çerçevede, bu kurumumuzun faaliyetlerini destekledik, onlara yardımcı olma gayreti içerisinde olduk.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arz etmek istediğim konulardan biri de, yolsuzluklarla mücadele konusudur. Bakanlığa gelir gelmez, daha önceden söz konusu olan hukuksuzluk, yolsuzluk iddiaları üzerine kararlı bir şekilde gidilmiştir. Kamuoyuna "neşter" adıyla yansıyan ve Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığınca yürütülen bu soruşturma, halen devam etmektedir. Soruşturmanın gizliliği nedeniyle kısıtlı görüşlerimi ifade etmek durumundayım; ancak, söylemek istediğim şudur: Gerek Çalışma Bakanlığı olarak gerekse hükümet olarak, yargıya intikal etmiş bütün yolsuzluklar konusunda, yargıya en geniş manada yardımcı olacağımızı hepimiz beyan ettik, bundan sonra da en ufak yolsuzluk iddiasının üzerine kararlı bir şekilde gideceğiz; bu konuda görev yapan yüce yargı mensuplarına, bakanlık olarak, hükümet olarak, sonuçları nereye giderse gitsin, kime giderse gitsin, en üst seviyede yardımcı olmak azim ve kararlılığı içerisindeyiz. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, yine, bütün dünyada yeni bir suç şekli ortaya çıkmıştır. "Sosyal güvenlik yolsuzluğu" adıyla ortaya çıkan bu suç türüyle, bütün dünya ülkeleri uğraşmak durumundadır, bizim ülkemizde de bunun yansımaları söz konusudur. Yargısal denetim dışında, Bakanlığıma bağlı idarî denetim mekanizmalarıyla da bu yolsuzluklar ve suiistimaller üzerine önemle gitmekteyiz. Yüce Meclise, bu konuda, özetle, satırbaşı halinde birkaç hususu arz etmek istiyorum.

Örneğin, yapılan denetimler sonucunda, hak sahibi olmayan veya hak sahipliği sona erdiği halde haksız yere aylık veya gelir alan 4 726 eş ve çocuğa, ortalama üçbuçuk yıl fazladan aylık ve gelir ödendiği tespit edilmiştir.

Diğer bir husus, öldükleri halde aylıkları veya gelirleri kesilmeyen 1 596 emekli veya hak sahibine, ortalama birbuçuk yıl fazladan aylık veya gelir ödendiği tespit edilmiştir; ki, bunların arasında, Kurum, cenaze yardımı yaptığı halde aylık veya gelir ödenmeye devam edilmiş kişiler de vardır. 561 kişiye, ortalama 4,3 yıl, hak ettiğinden fazla aylık veya gelir ödendiği tespit edilmiştir.

Bunun gibi, değerli müfettişlerimizin tespit ettiği, idarî denetim sonucu ortaya çıkan daha birçok husus vardır; bunların tamamı kesilmiştir; haksız ödenen aylıklar, haksız yapılan ödemeler, Kuruma, bir kazanç olarak dönmüştür.

Netice olarak ifade etmek istediğim: Hem yargısal manadaki yolsuzluklarla ilgili hem de idarî denetim alanındaki denetlemelerimiz, bundan sonra da, sıkı bir şekilde devam edecektir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; dağıttığımız yazılı metinde de görüleceği üzere, devlet bütçesi içerisinde büyük bir paya sahip olan Bakanlığımın ve ilgili ve bağlı kuruluşlarının bütçesi -genel bütçe üzerinde bakıldığı zaman- büyük rakamlara ulaşmaktadır; ancak, şunu da samimiyetle itiraf etmem gerekir ki: Bu rakamlarla, hepimizin özlediği, sosyal devlet olmanın gereklerine uygun bir hizmet sunumunu yapmamızın zorluğunu ifade etmek istiyorum.

Bütün bunlara rağmen, bütün bu zorluklara rağmen, Bakanlık olarak, Bakanlığımın bütün birimlerinde hizmet veren, değerli, özverili çalışanlarımız olarak, yüce milletimize, vatandaşımıza, en iyi şekilde hizmet sunmanın azmi ve gayreti içerisinde olacağız.

Ben, huzurunuzda, bir kez daha, bu zor şartlar altında, milletimize özverili bir şekilde hizmet sunan değerli personelimize şükranlarımı sunuyor, Bakanlık bütçemizin yüce milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “2003 mali yılı bütçesi 8. ncı tur görüşmelerinde”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 26 Mart 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2003-03-26-2003-mali-yili-butcesi-8-nci-tur-gorusmelerinde (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
