# Kamu görevlileri sendikaları kanunu,sosyal sigortalar kanunu ve sosyal sigortalar kurumu kanununda değişiklik yapılması hakkında kan.tas.(ss: 613)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim
- **Tarih:** 24 Haziran 2004
- **Gündem:** KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNU,SOSYAL SİGORTALAR KANUNU VE SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KAN.TAS.(SS: 613)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2004-06-24-kamu-gorevlileri-sendikalari-kanunu-sosyal-sigortalar-kanunu-ve-sosyal

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 24 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI KANUNU,SOSYAL SİGORTALAR KANUNU VE SOSYAL SİGORTALAR KURUMU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KAN.TAS.(SS: 613)); konuşma 1.266 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarının görüşülmesine öncelik tanıdığınız için, Başkanlık Divanı başta olmak üzere, değerli grup yöneticilerimize de çok teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bu tasarının getirdiği değişiklikleri, sizlere, kısaca arz etmek istiyorum. Bu tasarı, iki önemli yasada değişiklik öngörüyor. Bunlardan birisi, Sosyal Sigortalar Kanununun bazı hükümlerinin değiştirilmesine ilişkin değişikler içermekte. Bir diğer önemli değişiklik de, 4688 sayılı

(x) 613 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasının bazı maddelerinin değiştirilmesidir. Hepinizin bildiği gibi, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası, 2001 yılından itibaren uygulanmaktadır. Yasanın, 2001 tarihinden bugüne kadar geçen uygulama süreci içerisinde, bazı aksaklıklarının olduğu, hem konfederasyonlarımız tarafından hem de Bakanlığımız tarafından tespit edilmiş ve konfederasyonlarımızla yapılan toplantılar neticesinde, biraz sonra maddelerine geçeceğimiz bu değişiklik tasarısının yapılması zarureti ortaya çıkmıştır.

Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası, demin de ifade ettiğim gibi, uygulama alanına, çok az bir süre önce geçmiş bir yasadır. Bu yasanın değiştirilmesi gereken daha çok maddesi var, daha çok köklü değişiklikler yapılması gerekir şeklinde bir yorum getirilirse, bu yorum haklıdır. Biz de, bakanlık olarak, gerek Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında gerekse 2821 sayılı ve 2822 sayılı Yasalarda önemli değişikliklerin yapılması zaruretine inanıyoruz.

Yine, konfederasyonlarımızla yapmış olduğumuz genel mutabakat çerçevesinde, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında yapacağımız değişikliklerin, şu anda Mecliste görüşülmekte olan Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, İl Özel İdareleri Yasası ve Belediyeler Yasasının en son şekillenmiş ve netleşmiş durumundan sonra, Kamu Görevlileri Sendikaları Yasasında, bu bahsetmiş olduğumuz köklü değişikliklerin yapılması konusunda da bir anlayış birliğine varılmış bulunulmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu eksikliklerine, bu aksaklıklarına rağmen, 4688 sayılı Yasa, kamu çalışanlarımız ile devlet arasında ilk kez bir sosyal diyalog mekanizması kurulması açısından önem taşımaktadır. Yetkili sendikalarımız, iki yıldır, hükümetle, bu manada, toplugörüşme gerçekleştirmiş bulunmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, neler değiştiriyoruz, neleri amaçladık; kısaca, onları da ifade etmek istiyorum. Bu değişikliklerde, özellikle, sendikalarımızın şikâyetçi olduğu, üyelikle ilgili sıkıntıları büyük ölçüde gidermeyi hedefledik ve buna dair düzenlemeler gerçekleştirdik. Bunun dışında, sendikalarımızın yetki konusundaki sıkıntılarını gidermek, onların sendikal rekabeti konusunda herkesin emin olabileceği sağlam bir kayıt düzenini getirmek için, bu yasada önemli değişiklikler yapılmaktadır.

Yine, sendika üyesi tüm kamu görevlilerinin, hiçbir koşula bağlı olmaksızın, üyelik aidatlarının kaynaktan, yani üyenin çalıştığı işyerinde, maaş bordrosu üzerinden kesilmesi bu düzenlemeler arasında yer almaktadır. Yetkili sendikaları belirleme usulünde uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi amacıyla, yine aidat kesintileri baz alınacak, listeler, yetki tespitinde önem kazanacaktır.

Bunun dışında, aylıksız izne ayrılmaları, bu durumda, kendilerinin, eş ve çocuklarının sağlık durumları, keza, kendilerinin kademe ilerlemesi gibi hususlar da bu tasarıya derc edilmiş bulunmaktadır.

Yine, tasarının getirmiş olduğu değişikliklerden birisi de şudur: Bugüne kadar, sendikaların, gerek karşılıklı olarak birbirleri aleyhine açmış olduğu davaların gerekse Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aleyhine açmış olduğu davaların ve ihtilafların da bu tasarı metninde yapılan düzenlemeyle sona erdirilmesi amaçlanmaktadır.

Kısaca, uygulamada gördüğümüz aksaklıkları giderecek, sendikal örgütlenme konusunda kamu görevlileri sendikalarımıza önemli imkânlar sağlayacak bu tasarı, umuyorum, hayata geçtiği zaman, uygulamadaki aksaklıkları büyük ölçüde gidermiş olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarımızın ikinci bölümü, Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ilişkin bulunmaktadır. Buradaki değişiklikleri de izninizle kısaca arz etmek istiyorum.

Bunlardan birincisi şudur: Kayıtdışı istihdamı önlemek ve inşaat sektöründe çalışanların sosyal güvenliklerinin sağlanması amacıyla resmî makamlarca düzenlenen inşaat yapı ruhsatlarının bir ay içerisinde Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmesi öngörülmektedir.

Yine, yapmış olduğumuz önemli bir değişiklik, SSK primine esas kazanç alt sınırı ile asgarî ücret eşitlenmiş bulunmaktadır. Bu, bugüne kadar çok büyük tartışmalara neden olmuştur. Özellikle işletmeler açısından, asgarî ücretle SSK primine esas alt kazanç sınırı arasındaki farklılıktan dolayı bugüne kadar ileri sürülen şikâyetler giderilmiş olacaktır. Bunu rakamla ifade etmem gerekirse -daha iyi açığa kavuşacağına inanıyorum- bizim bugüne kadar uygulamış olduğumuz SSK primine esas alt kazanç sınırı 549 000 000 liradır; yani, işverenimiz bu 549 000 000 lira üzerinden SSK primini ödemekteydi; ancak, bu düzenlemeyle, artık, bu sınır asgarî ücrete eşitlenmiş bulunuyor. Asgarî Ücret Komisyonumuzun dün ilan ettiği rakam 444 000 000 liradır; yani, 549 000 000 liradan 444 000 000 liraya bu alt kazanç sınırı inmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu inişten dolayı işletmelerimizin sigortalı başına yaklaşık 38 000 000 liralık bir avantajı söz konusudur.

Yine, diğer bir düzenleme, isteğe bağlı ve topluluk sigortası yoluyla prim ödeyen sigortalılarımızın prim oranı yüzde 30'dan yüzde 25'e düşürülmüş bulunmaktadır.

Diğer bir düzenleme ise, SSK emeklileri ve geçindirmekle yükümlü oldukları yakınlarının ilaç ve tıbbî araç gereçler için ödemiş oldukları katkı paylarının da bundan sonra kaynağından kesilmesi öngörülmektedir.

Değerli milletvekilleri, burada, izninizle bir konuyu ayrıntılarıyla anlatmak istiyorum; Bütçe Komisyonunda çok spekülasyon yarattı; bu konu da şudur: Basınımızda da "işverenin ödeyeceği SSK priminin işverenden alınacağı" şeklinde bir yanlış anlama söz konusu oldu; onu, izninizle burada açıklamak istiyorum. Öncelikle, bu değişiklik konusu bizim çalışma arkadaşlarımız tarafından hazırlanmış ve Plan ve Bütçe Komisyonuna getirilmiş bir konudur; konunun esası da şudur:

Değerli milletvekilleri, mutlaka, hepiniz yakından biliyorsunuz, kayıtlı çalışan işçilerin çalışmaları Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilip, bunun karşılığında primleri ödenmediği zaman, gerek emeklilik açısından gerekse SSK'daki sağlık hizmetleri açısından herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir; yani, işveren, yanında çalıştırmış olduğu işçisinin kayıtlarını, bordrosunu SSK'ya bildirdiği sürece, primini ödemese bile, Sosyal Sigortalar Kurumu, bu vatandaşımızı, bu sigortalımızı emekli etmekte ve sağlık hizmetlerinden yararlandırmaktadır. Plan ve Bütçe Komisyonunda gündeme getirilen konu bu değildir. Plan ve Bütçe Komisyonunda gündeme getirilen konu, kayıtdışı çalıştırılmış bir vatandaşımızın, açmış olduğu tespit davasıyla, hizmetlerinin tespit edilmesine ilişkindir. Daha açık bir ifadeyle, bundan on yıl evvel herhangi bir işyerinde çalışmış çalışanımız, kardeşimiz mahkemeye başvurarak bu çalışmalarını tespit ettiriyor; diyor ki: "Ben filan işyerinde beş yıl süreyle, on yıl süreyle çalıştım; ama, işveren, benim çalışmama ilişkin bildirgeyi, bordroyu Sosyal Sigortala Kurumuna vermedi; dolayısıyla, kayıtdışı bir çalıştırma söz konusu." Mahkemede, bunu, diğer deliller ve şahitler vasıtasıyla ortaya koyuyor, hizmet tespitine hak kazanıyor; ama, Kuruma gelip, beni yaşlılık aylığına hak kazandırın, beni emekli edin dediği zaman, SSK mevzuatının 60 ıncı maddesine ve Yargıtay içtihatlarına göre, tespit ettirmiş olduğu hizmet süresinin karşılığı olan primlerin ödenmesi isteniyor kendisinden. Yani, buradaki esas espri, çalışanımızı korumak ve onu yaşlılık aylığına hak kazandırmak konusu. Şu anda, bu konuda yargıda açılmış birçok dava var; ama, maalesef, bu şekilde, hizmet tespiti yaptırdığı halde, yaşlılık aylığına hak kazanmayan çalışanlarımız var.

Arkadaşlarımız, bu mağduriyetlerin giderilmesi için, yani, bir yerde, işverenin ölmesi halinde veyahut da birikmiş prim alacaklarının tahsil edilmemesi durumunda, zımnî de olsa, eğer, işçi "kardeşim, ben emekli olmak istiyorum, bu primleri de kendim ödeyeceğim" noktasına gelirse diye, arkadaşlarımız böyle bir imkânı tanımak için, bir değişiklik önergesi hazırlayıp Plan ve Bütçe Komisyonuna takdim ettiler. Ama, maalesef, Türkiye'de, bir körler sağırlar diyaloğu yaşanıyor, toz duman içerisinde, gerçek konular tartışılmıyor.

Biz, Değerli Milletvekillerimiz Alaattin Büyükkaya Beye ve Mehmet Sekmen Beye rica ettik; bu espri içerisinde -işçiyi koruyan bir hüküm olduğunu ifade ederek- sağ olsunlar, onlar da, bu önergeye imza koydular. Bu önergeye, onlar değil, başka arkadaşlarımız da imza atabilirdi; bu anlayış içerisinde, Cumhuriyet Halk Partisine mensup arkadaşlarımız da bu anlayış içerisinde bu önergeye imza atabilirlerdi; ama, gelin görün ki, arkadaşlarımız, bu konuda, hiç hak etmedikleri şekilde, maalesef, sanki, işçi karşıtıymış, işçi düşmanıymış gibi bir muameleye tabi tutuldular; bunu hiç hak etmediler. Ben, huzurunuzda, biz vesile olduğumuz için, kendilerinden, gerçekten özür diliyorum. Her iki milletvekilimiz de, çalışanlarımız lehine hangi düzenlemeyi getirdiysek, gerçekten büyük destek oldular. O sebeple, hak etmedikleri böyle bir muameleye muhatap kaldıkları için -bir ölçüde de, biz, kendi meramımızı gerçek manada anlatamadığımız için- onlardan özür diliyorum; gerçekten, onlar, böyle bir muameleyi hak etmediler.

Şimdi ne yapacaksınız; şimdi yapacağımız şudur: Genel Kurulumuz da uygun görürse, bu tartışmalı maddenin tasarı metninden çıkarılmasını istiyoruz. Peki, tasarı metninden çıkarıldığı zaman sorun bitecek mi; bitmeyecek; ama, bunu, Yargıtay ve gruplarımızla da görüşerek, bu vatandaşlarımızın, bu çalışanlarımızın emekliliklerine ilişkin nasıl bir hak sağlayabiliriz; buna dair yeni bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz.

Benim arzım bundan ibaret. Bütün gruplara ve Başkanlık Divanına çok teşekkür ediyor; bu tasarının, çalışanlarımıza, sendikal harekete hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Kamu görevlileri sendikaları kanunu,sosyal sigortalar kanunu ve sosyal sigortalar kurumu kanununda değişiklik yapılması hakkında kan.tas.(ss: 613)”. TBMM Genel Kurulu, 106. Birleşim tutanağı, 24 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2004-06-24-kamu-gorevlileri-sendikalari-kanunu-sosyal-sigortalar-kanunu-ve-sosyal (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
