# 2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2005
- **Gündem:** 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 22 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ BÜTÇE KAN.TAS.(KÜLTÜR VE TURİZM, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET TİYATROLARI, ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK, SOSYAL GÜVENLİK KURUMU,) 14 UNCU TURDA); konuşma 2.335 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 malî yılı bütçe kanunu tasarısının görüşülmesi dolayısıyla Bakanlığımın çalışmaları ve ileriye yönelik projeler hakkında bilgiler sunmak üzere huzurunuzdayım; sözlerimin başında hepinizi, hem şahsım hem de Bakanlığım mensupları adına saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum ve şu ana kadar söz alan değerli grup sözcülerine, çok aydınlatıcı, çok olumlu, çok seviyeli tenkitleri ve görüşleri için de ayrıca teşekkür ediyorum. Aynı şeyi şahsı adına söz alan arkadaşlarım için de tekrar ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çalışma Bakanlığı, bildiğiniz gibi çalışma hayatımızın tanzim edilmesi, ülkemizde sosyal güvenliğin geliştirilmesi, istihdam, işsizlik gibi ana başlıkların altında birçok konuda sorumluluğu olan bir bakanlıktır. Ayrıca, Avrupa Birliği sürecinde, başta istihdam ve sosyal politika olmak üzere, 11 başlıktan da dolaylı olarak sorumlu olan bir bakanlıktır.

Zamanımın sınırlı olması dolayısıyla size dağıtılan kitapçıktaki bütün hususlara değinemeyeceğim; burada sorulan birkaç soruya cevap verip, diğer konuşmaları da özetle geçeceğim; ama, esas olarak Bakanlığımızın sizlere takdim etmek istediği görüşler, o kitapçıkta özet olarak verilmiş bulunmaktadır, inşallah, arta kalan konuları başka vesilelerle sizlerle konuşmak ve tartışmak imkânına sahip oluruz.

Değerli arkadaşlarım, çalışma hayatımızın tanzim edilmesi noktasında, geçtiğimiz üç yıl içerisinde önemli yasal düzenlemeler yaptık. Bunların başında İş Kanunu gelmektedir. Uzun süredir uygulanan 1475 sayılı İş Kanunu, çağdaş gelişmelere, yeni trendlere uygun olarak düzenlenmiş ve siz, değerli arkadaşlarımın, Yüce Parlamentonun desteğiyle de çalışma hayatımıza ve çalışma mevzuatımıza kazandırılmıştır.

Yeni çıkarmış olduğumuz İş Kanunu bir denge üzerine kurulmuştur; bir tarafta esneklik, bir tarafta da güvenceyi birlikte mezceden; yani, hem çalışanların hakkını koruyan hem de yeni iş arayanlara iş kanalları açılması konusunda esnek bir yapıyı bünyesinde barındırmaktadır ve ilk defa, işçilerimiz açısından, çalışanlarımız açısından önemli bir kazanım bu yasayla birlikte mevzuatımıza girmiştir; o da, iş güvencesidir. Eskiden, işletmeler çalışanların iş akitlerini feshederken herhangi bir sebep göstermek zorunda değillerdi, ihbar ve kıdem tazminatlarını ödemek suretiyle iş akitleri feshedilebiliyordu, bu getirdiğimiz yasayla birlikte, artık, iş akitleri geçerli bir nedene dayanarak feshedilmek zorunda kalmıştır. Ayrıca, sendikal faaliyetlerinden dolayı, iş akti feshi yasa tarafından korunmamıştır, himaye edilmemiştir.

Diğer bir önemli kanun, Türkiye'de çalışmak isteyen yabancılara verilecek izinlere dairdir. Bu da, çalışma hayatımıza ilişkin bir kanundur. Daha önce çeşitli bakanlıklar tarafından verilen çalışma izinleri, Çalışma Bakanlığı bünyesinde toplanmış ve tek elden verilmeye başlanmıştır. 2004 - 2005 yılları arasında, yaklaşık 8 500 civarında yabancıya ülkemizde çalışma izni verilmiştir Bakanlığımızın ilgili birimleri tarafından. Bu izinler verilirken, elbette çok titiz bir incelemeden geçirilmektedir. Özellikle yerli ve millî işgücümüzün yapacağı işler konusunda hassas davranmaktayız. Diğer taraftan, izin vermiş olduğumuz yabancıların, Türk sosyal güvenlik sistemleriyle ilişkilerinin kurulmasına da azamî dikkat gösteriyoruz.

Bunun yanında değerli arkadaşlarım, İŞKUR Kanununun çıkarılması, Bağ-Kur Kanununun çıkarılması, Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun çıkarılması, iş piyasasına yönelik, çalışma hayatına doğrudan veyahut da etraflı olarak etkileri bulunan önemli kanunlarımızdır.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimin başında da ifade ettim; çalışma hayatımızın yasal ve idarî eksiklerini tamamlamak ve bu anlamda bir eksiğinin kalmaması konusunda azamî dikkat gösteriyoruz. Önümüzdeki yıl, inşallah, Sendikalar Kanunu, yani 2821 ve 2822 sayılı Kanunları da önemli ölçüde değiştirmek amacındayız. Sendikalarımıza, özellikle örgütlenme hakkı açısından yeni imkânlar getiriyoruz. Onların üzerinde, şu anda malî yük oluşturan birtakım unsurları kaldırıyoruz. Örneğin, üyelik girişi konusunda notere gitme zorunluluğunu kaldırıyoruz. Bunun gibi, birtakım, sendikalarımızın işleyişinde, kuruluşunda ve örgütlenmeleri konusunda kendilerine önemli kolaylıklar getiriyoruz. Ayrıca, şu anda 28 olan işkolu sayısının 18'e indirilmesi planlanmaktadır. Yine, sendikalarımızın örgütlenme açısından önündeki önemli engellerden biri olan yüzde 10 barajını makul seviyelere indirmeyi de, bu, 2821 ve 2822 sayılı Yasalarda düzenlemeyi kendimize hedef olarak koymuş bulunmaktayız.

Değerli arkadaşlarım, çalışma hayatımızın önemli konularından biri de iş sağlığı ve güvenliği konusudur. Bakanlık olarak, çalışanlarımızın iş sağlığı ve güvenliği konusuna çok riayet ediyoruz. Bu konuda, daha önce Bakanlığımda bir daire başkanlığı olarak görev yapan birim, genel müdürlük olarak teşkilatlandırılmıştır ve kurumsal bir yapı haline kavuşması için, devamlı olarak nitelikli personel takviyesi yapılmaktadır. Bu konuda yine, sosyal taraflarla birlikte, Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesi konusunda, bu genel müdürlüğümüz büyük bir gayret içerisine girmiş bulunmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, Bakanlığıma bağlı ilgili kuruluşlar olan, bağlı kuruluşlar olan, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur gibi bağlı kuruluşlarımız da var. Bildiğiniz gibi, bu kurumlarımız hem sigortacılık hem de sağlık hizmeti sunmaktadır sigortalılarına. Bu anlamda da, geçtiğimiz, 2004 yılında, bu kuruluşlarımız başarılı bir performans sergilemişlerdir; sigortalılık sayılarında artış olmuştur, bu kurumlarımızın gelirlerinde de göze batan bir artış söz konusu olmuştur. Ayrıca, prim tahsilatlarını tahsil etme kabiliyetlerinde de geçmiş yıllara nazaran önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

Yine, Sosyal Sigortalar Kurumunun sunmuş olduğu sağlık hizmetleri konusu, Yüce Meclisimizin çıkarmış olduğu bir yasayla, Sağlık Bakanlığına devredilmiş; o tarihten itibaren de, Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı hastaneler Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. Şu anda, Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık hizmetlerini, gerek devlet hastaneleri gerek üniversiteler gerekse özel sağlık merkezlerinden satın alma yoluyla gerçekleştirmektedir.

Burada, değerli bir arkadaşım, 2004 yılında veyahut da bu uygulamanın yapıldığı tarihten bu tarafa yapılan harcamalara ilişkin bir soru tevcih etti. O konuya ilişkin rakamları da izninizle Yüce Genel Kurula takdim etmek istiyorum değerli arkadaşlarım.

Sosyal Sigortalar Kurumunun 2004 yılında 6 katrilyon 636 trilyon lira olan sağlık harcaması, 2005 yılı aynı döneminde 7 katrilyon 483 trilyon liraya ulaşmıştır. Bağ-Kurda, 2004 yılında, 3,7 katrilyon lira olan sağlık harcaması, 2005 yılında da aşağı yukarı aynı seviyelerini devam ettirmiştir. Toplam olarak baktığımızda, 2004 yılında, 10 katrilyon 355 trilyon lira olan toplam sağlık harcaması, 2005 yılında 11,2 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir. Takdir edersiniz ki, sağlık harcamaları devamlı yükselen harcamalardır. Bu rakamlar, bize, bu iki kurumun da sağlık harcamaları konusunda tasarruflu gittiğini açık bir şekilde göstermektedir.

Diğer bir konu, Sosyal Sigortalar Kurumu hastaneleri varken hastaneler bünyesinde verilen ilaçlara ilişkindir. Yani "SSK eczanelerinin kapanmasıyla birlikte serbest piyasalara açıldıktan sonra SSK ilaç harcamalarında ne gibi bir artış olmuştur" diye bir soru sordu değerli sözcü. Orada da rakamlarımız şöyle değerli arkadaşlarım: Tüm kamu olarak bu projeyle birlikte ilave gelen maliyet 1 katrilyon 182 trilyondur veyahut da yeni birimle 1 000 182 000 Yeni Türk Lirasıdır. Hepinizin bildiği gibi, biz, bu projeyi gerçekleştirirken sektörden yüzde 14,5 oranında bir indirim aldık. Bu indirimin tutarı da 1,178; yani, 1 katrilyon 178 trilyondur. Dolayısıyla, bu kadar vatandaşımızın serbest eczanelerden ilaç almasının ilave yükü 4 trilyondur. Bunu, yanlış bir proje olarak görmek mümkün değildir. Bunu, kabul etmemiz mümkün değildir; çünkü, daha önce SSK'lı vatandaşlarımız, toplam, Türkiye genelinde 300 SSK eczanesinden ilaç alabiliyorlardı; ama, bu uygulamayla birlikte bugün yaklaşık 20 000 eczaneden SSK'lı vatandaşlarımız rahatlıkla ilaç alabilmektedir. Bunun da maliyeti 4 trilyon liradır. Bunu, çok görmek, ilave maliyet görmek mümkün değildir. Aksine, böyle bir düşünce, SSK'lı vatandaşlarımızı ikinci sınıf vatandaş konumuna düşürür ki, bu, hiçbir milletvekilimizin aklından geçirmeyeceği bir husustur. Onun için, bu uygulamada devletimizin veyahut da bu kurumların herhangi bir zararı olmamıştır. Getirilen ek maliyet de büyük rakamlar içerisinde çok cüzî bir rakam olarak kalmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın sosyal güvenlik haklarının korunması amacıyla da, Bakanlığımız, üzerine düşen görevleri yerine getirmenin gayreti içerisindedir. Türkiye'nin ilki 1959 yılında İngiltere'de imzalanan ve 1961 yılında yürürlüğe giren ikili sosyal güvenlik sözleşmelerinin sayısı, 1 Ocak 2005 tarihi itibariyle 20'dir.

Yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın sosyal güvenlik haklarının korunması amacına yönelik olarak, önümüzdeki dönemde, başta dost ve kardeş Türk cumhuriyetleri olmak üzere, Balkan ülkeleri ve vatandaşımız bulunan başka devletlerle, çağdaş ölçütlere uygun sosyal güvenlik sözleşmeleri aktedilmesi yönündeki çalışmalarımıza, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da devam edilecektir.

Yine, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı ilgilendiren, onların borçlanmaları ve emeklilikleriyle ilgili bir kararı da geçtiğimiz günlerde aldık. 3201 sayılı Yasaya göre, yurt dışında bulunan vatandaşlarımıza borçlanma imkânı getiriliyor; yani, orada geçen çalışma sürelerinin Türkiye'de yapılmış gibi, geçmiş gibi kabul edilerek emeklilik hakkı kendilerine verilmiş oluyor. 5 dolara çıkmış bulunan günlük borçlanma miktarını, geçtiğimiz günlerde, Bakanlar Kurulu kararıyla, 3,5 dolara indirdik. Bu konuda da vatandaşlarımızın mağduriyetini büyük ölçüde önlemiş olduk.

Değerli arkadaşlarım, asgarî ücrete ilişkin yine bazı görüşler dile getirildi. Dün, Asgarî Ücret Tespit Komisyonumuz, 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren uygulanacak yeni asgarî ücreti tespit etti. Sizlerin de malumu olduğu üzere, bu artış oranı, yüzde 8,65 oranında bir artışa tekabül etmektedir. Brüt asgarî ücret 531 Yeni Türk Lirası, net asgarî ücret de 380,46 Yeni Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu yeni asgarî ücretin işverenimize toplam maliyeti ise 645,17 Yeni Türk Lirası olmuştur. Bilindiği gibi, 2006 yılında hedeflenen TÜFE enflasyon oranı yüzde 5'tir; ancak, komisyonumuz, bu yüzde 5 üzerinden 3,65 puanlık bir refah payını da asgarî ücret uygulamasında dikkate almıştır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hükümette göreve başladığımız tarihte asgarî ücret 184 250 000 lira civarındaydı, son açıklanan rakamla 386,46 Yeni Türk Lirasına ulaşmış bulunmaktadır. Bu süreç içerisinde artış oranını hesapladığımız zaman, yüzde 106 oranında bir artış söz konusudur. Dolar bazında baktığımız zaman 2002 yılında 116,56 dolar olan asgarî ücret, bugün yeni açıklanan şekliyle 282,05 dolar düzeyine çıkmış bulunmaktadır. Tabiî, söylediğim bu rakamlar, net rakamlardır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bu rakamları telaffuz ederken asgarî ücret konusunda, başta Sayın Başbakanımız olmak üzere, hükümetimizin anlayışını, gönlünden geçen rakamları hepimiz biliyoruz; ama, asgarî ücret, sadece işçiye verilen en düşük ücret değildir; aynı zamanda, SSK primlerini etkilemektedir, idarî para cezalarını etkilemektedir, ücretlerin genel seyrini etkilemektedir. Asgarî ücretin fazla artırılmış olması, aslında kamunun menfaatınadır, verginin ve SSK priminin daha fazla alınacağı anlamını taşımaktadır; ama, diğer taraftan, piyasayı, piyasa dinamiklerini, kayıtdışını ve işletmelerimizin rekabet edebilme imkanlarını da dikkate almamız lazım. Bunu, bu söylediğim hususları, komisyon, çalışmasında dikkate almıştır. İnşallah, önümüzdeki dönemlerde Türk ekonomisindeki bu iyileşme ve istikrar sürdüğü sürece, bundan çalışanlarımızın, asgarî ücretlimizin, emeklimizin daha fazla pay alması, kendine daha fazla refah düşmesi söz konusu olacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önümüzdeki dönem hangi projeler üzerinde çalışacağız, hangileri Bakanlığımızın önceliği olacaktır, hangileri konusunda Yüce Genel Kurulla ortak çalışma yapacağız; birkaç cümleyle de bu hususlara izin verirseniz değinmek istiyorum.

Bunların başında, değerli arkadaşlarım, şu anda Plan ve Bütçe Komisyonunda bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur prim alacakları gelmektedir. Bilindiği gibi, bu tasarı daha önceden sevk edilmiş; ama, bütçe çalışmaları nedeniyle bu tasarı üzerindeki görüşmeler kesilmiştir. Bütçe Komisyonumuzun takviminin elverdiği en erken tarihte, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur prim borçlarına ilişkin tasarımızı, önce Bütçe Komisyonundan, bilahara da sizlerin onayıyla Genel Kurulumuzdan geçirip, bu ihtilafı bir an önce halletmek istiyoruz ki, herkes kendi işine gücüne baksın, kurumlar da bu konudaki hesaplarını ve planlamalarını buna göre yapsınlar.

İkinci konumuz, şu anda yine ihtisas komisyonunda bulunan Hava İş Kanunudur. Hava işkolunda yeni bir düzenleme ve disiplin getiren bir iş kanununu komisyona sevk etmiş bulunmaktayız. İnşallah, çalışma dönemi başlar başlamaz, ilgili komisyonda bu kanunun da görüşmelerine başlayacağız.

Diğer bir yasal düzenlememiz, ulusal meslekî yeterlilikler kurumu ve kanununa ilişkin bir çalışmadır. Mesleklerin karşılıklı tanınmasına ilişkin, özellikle, Avrupa Birliği sürecinde çok ihtiyaç duyacağımız bir konudur. Bu konuya ilişkin de çalışmalarımız devam etmektedir.

Değerli arkadaşlarım, diğer bir yasal çalışmamız, Sendikalar Kanununa ilişkin bir çalışmadır. Daha önce bir nebze bahsettim. 2821 ve 2822 sayılı Yasalara ilişkin çalışmalarımız devam ediyor. Sendikalarla, konfederasyonlarla, bu konuda sosyal diyalog anlayışı içerisinde, bu kanunları olgunlaştırmayı ve bilahara da Parlamentoya sevk etmeyi hedefliyoruz.

Evet, bunun dışında çok önemli bir çalışmamız, sosyal güvenlik reformuna ilişkin çalışmalardır değerli arkadaşlarım. Benden önceki konuşmacı arkadaşlarımız da ifade ettiler. Türkiye olarak, mevcut sosyal güvenlik sistemimizin içinde bulunduğu durumu gayet iyi biliyoruz. Türkiye'nin bu sosyal güvenlik yapısıyla, bu sosyal güvenlik kurumlarıyla ve içinde bulunduğu hastalıklarıyla önümüzdeki yıllarda devam etmesi mümkün değildir. Bu sosyal güvenlik kuruluşlarının veyahut da sosyal güvenlik sistemimizin bu şekilde devamına göz yummak açıkçası sorumluluktan kaçmaktır ve bizden sonra gelecek kuşaklara onların ödeyemeyeceği, onların bu yük altında ezileceği ağır bir tabloyu devretmektir. Onun için, hükümet olarak bu sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

Bütün zorluklarına, bütün çekiştirmelere, bütün tenkitlerine rağmen, bir sosyal güvenlik reformu yapma konusundaki kararlılığımız devam etmektedir. Üç yıldır, bu reformu en iyi şekilde Parlamentoya takdim etmek için büyük bir gayret içerisindeyiz. Kamu, kendi arasında kurmuş olduğu reform komitesiyle birlikte bu çalışmaları yapıyor. Bir taraftan sendikalarla, sosyal taraflarla, sivil toplum örgütleriyle üç yıldır bu çalışmaları bıkmadan, usanmadan yapıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hiç kimse "biz bu sosyal güvenlik reformundan, kanunundan habersiziz. Bu sosyal güvenlik reformu yangından mal kaçırır gibi Parlamentoya intikal etti. Bu sosyal güvenlik reformundan bizim bilgimiz yoktur" diyemez. Bu konudaki itirazları kabul etmemiz kesinlikle mümkün değil; çünkü, bu konuda bütün vasıtaları kullanarak, olabildiğince bu tasarıyı tanıtmak için bir gayret sarf ettik ve inanıyorum ki, bugün herkes, bu tasarının getirmiş olduğu ana parametreleri biliyor. Onun için, inşallah, bu tasarı Bütçe Komisyonunda görüşülürken ve Meclis Genel Kurulunda görüşülürken, bu sorumluluk anlayışı içerisinde, hepimizin bu tasarının olgunlaşması için, bu tasarının en iyi şekilde mevzuatımıza kazandırılması için katkı vermesi gerektiğine ben yürekten inanıyorum ve yapmış olduğumuz sosyal güvenlik reformu çalışmaları da, dediğim gibi, geleceğe yönelik bir planlamadır, bugünden ziyade, gelecek kuşakları, gelecek nesilleri ilgilendiren bir çalışmadır. Onun için, bu hassasiyet içerisinde yeni bir sosyal güvenlik reformu yapmak, bu Meclisin en önemli başarılarından biri olacak diye düşünüyorum.

Getirmiş olduğumuz Sosyal Güvenlik Yasa Tasarısı olabildiğince kazanılmış hakları koruyan, getirmiş olduğu maliyetleri zamana yayan ve sistem içerisindekileri fazla rahatsız etmeyen bir sistemdir.

Yaş konusunda çok şey söylendi; efendim, yaş 68'e çıkıyor… Yok böyle bir şey arkadaşlar; 68'e çıkması, 2075 yılında planlanan veyahut da hedeflenen bir durumdur. 2036 yılına kadar emeklilik yaşının yükseltilmesi konusunda sistemin herhangi bir öngörüsü yoktur. Bunu, çok açık bir şekilde ifade ediyorum.

Efendim, kıdem tazminatları alınacak, emekli ikramiyeleri alınacak… Bunların hiçbiri gerçek hususlar değildir. Kazanılmış hakları koruduğumuzu üzerine basa basa tekraren ifade etmek istiyorum.

Getirmiş olduğumuz genel sağlık sigortası, bu ülkede yaşayan bütün vatandaşları sosyal devletin genel sağlık sigortası güvencesi altına alan, tam anlamıyla sosyal bir projedir. 1960 yılında çıkılan sosyalleşme projesinin belki de bu kadar yıl sonra hayata geçirilmesinin en önemli yasal zeminini oluşturacaktır. Çocuklarımızı 18 yaşından itibaren, 18 yaşına kadar genel sağlık sigortası güvencesine aldığımız, prim ödeme gücü olmayan vatandaşların primlerinin devlet tarafından ödendiği; dolayısıyla, insan onuruna yaraşır bir sağlık hizmetinin sunumunun yapılacağı bir genel sağlık sigortasını hayata geçirmek istiyoruz. Yine, muhtaç insanlarımıza yardımcı olmak için, primsiz ödemeler dediğimiz Sosyal Yardımlar Kanunu da bu sosyal güvenlik sistemimizin önemli bir ayağını oluşturmaktadır.

3 sosyal güvenlik kuruluşunu birleştiren, yani, Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığını birleştiren "Tek Çatı" dediğimiz sosyal güvenlik kurumu da, modern yönetim anlayışı içerisinde, tamamen bilgi işlem teknolojilerine dayalı bir şekilde, vatandaşlarımıza modern bir anlayışla hizmet verecektir. Bu konuda, inşallah, tasarı Meclise geldiğinde, değerli arkadaşlarım, daha etraflı bir şekilde sizlerle bu tasarıyı tartışma imkânına sahip olacağız.

Sürem dolmak üzere. İşsizlik ve istihdam konusu da bakanlığımızın ve hükümetimizin öncelikli sorunlarından biridir. Bu konuda hükümet olarak stratejimiz hazırdır; bunu adım adım uyguluyoruz; ama, yapısal bir sorunu, takdir edersiniz ki, çok kısa süre içerisinde aşağı rakamlara çekmek, çok kısa zamanda mümkün değildir; ama, bu noktada Türkiye önemli mesafeler kat etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “2006 merkezi bütçe kan.tas.(kültür ve turizm, devlet opera ve balesi, devlet tiyatroları, çalışma ve sosyal güvenlik, sosyal güvenlik kurumu,) 14 uncu turda”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2005-12-22-2006-merkezi-butce-kan-tas-kultur-ve-turizm-devlet-opera-ve-balesi (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
