# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 14 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka-4

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 14 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.017 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 3 üncü maddesi üzerinde görüşlerimi arz etmek üzere huzurunuzdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benden önce konuşan değerli arkadaşımın da ifade ettiği gibi, 3 üncü madde ortak hükümleri içermektedir, gerek Bağ-Kur gerekse SSK prim alacaklarına ilişkin. 12 aylık sürede ödenmesi halinde yüzde 5, 12 ayı aşan, 24 ayı aşmayan sürede ödenirse yüzde 6 ve bunu aşan bölümde yüzde 7 oranında taksitlendirme farkı hesaplanacağını öngörmektedir madde. Onun için, bütünü üzerinde yaptığım konuşmada da ifade ettiğim üzere, peşin veyahut da kısa taksitlerde ödenmesi, sigortalılarımızın lehine olan bir husustur.

Maddenin getirdiği diğer değişiklik, taahhüdü ihlalle ilgilidir. Taksitlendirme planının bozulabilmesi için, üç defadan fazla borç taksitlerinin ihlal edilmesi veyahut da cari primlerin yine 1 yıl içerisinde üç defadan fazla ihlal edilmesi halinde, taahhüt ihlal edilmiş sayılacaktır.

Başka bir düzenleme, vergi borcuna ilişkindir. Burada çok söylendi; değerli arkadaşlarım, vergi borcunun ödenmesi keyfiyeti, sadece Sosyal Sigortalar Kurumunda, 100 000 YTL'yi aşan alacaklar içindir. Bağ-Kur borçlarında 100 000 YTL'ye kadar SSK alacaklarında vergi borcunun ödenmesi durumu söz konusu değildir. Ancak, 100 000 YTL'yi aşan SSK borçlarında bu vergi borcunun ödenmesi keyfiyeti aranmaktadır. O da, madde dikkatle incelendiği zaman çok esnek bir yapı içerisinde ele alınmıştır. Yani, bir yıl, âdeta, bir vade veren, bir süre veren bir esnekliği vardır maddenin. O da, zannediyorum, mükelleflerimizi bu süre içerisinde zorlamayacaktır.

Yine, 2003 yılında çıkarmış olduğumuz borç yapılandırma programına devam eden sigortalılarımızın, bu borç yapılandırma programından yararlanmalarına da, kendi istekleri halinde, imkân tanınmaktadır. Bu maddenin getirdiği değişiklikler bunlardır.

İzninizle, bundan önceki maddelerde bazı tereddütler hâsıl oldu, onları açıklama gayreti içerisinde olacağım. "Bağ-Kurda isteğe bağlı sigortalılar bu borç yapılandırma programı içerisinde değildir" dendi.

Değerli arkadaşlarım, Bağ-Kurda isteğe bağlı sigortalıların zaten biriken bir borç stoku olmadığı için, bu borç yapılandırma programına alınmalarına gerek yok. Örnek vereyim: Diyelim ki, ocak, şubat, mart, nisan dönemi içerisinde 3 ay isteğe bağlı sigorta primi ödemezse, zaten isteğe bağlı sigortalılığı otomatikman kesiliyor. Diyelim ocak ayında ödedi; şubat, mart, nisanda ödemedi; ocak ayı itibariyle sigortalılık süresini sayıyorum, diğer aylar zaten sayılmadığı için ve borç da birikmediği için, Bağ-Kurda isteğe bağlı sigortalıların borç kapsamına alınmasına bir gerek yok.

Sayın Enis Tütüncü'nün ve diğer arkadaşlarımızın üzerinde ısrarla durdukları, önergelerine de konu ettikleri hususlar var; örneğin 1 yıl sisteme prim ödemiş veyahut da 5 yıl sisteme prim ödemiş olanlara bir hak tanıyabilir miyiz diye. Şimdi, bizim bunu kabul etmememizin özünde, değerli arkadaşlarım, borçlanma, geriye dönük borçlanma felsefesine ve mantığına karşı olduğumuz için bu önergeleri kabul edemiyoruz; çünkü, sosyal güvenlik sistemimizin belki bugün bu zor duruma düşmesinin en önemli nedenlerinden birisi borçlanmadır. Türkiye'de, bu, geçmişte çok çıkarılmıştır. Bir diğeri de erken emekliliktir. Onun için, bu hususlarda geriye dönük borçlanmayı kabul etmediğimiz için önergelere de olumlu oy veremedik.

Bir de şu husus var: Bizim esas aldığımız parametre sigortalılıktır; yani, bir kişinin SSK yahut da Bağ-Kur sistemine girebilmesi için bazı şartları taşıması lazım. Bağ-Kurlu olabilmesi için esnaf olması lazım veyahut da tarım sigortalısı olması lazım. Eğer, bu kişi bu sigortalılık vasfını kaybettiyse, kanun nazarında, hukuk nazarında o sigortalılığın kendine sağlamış olduğu haklardan istifade etmesi mümkün değil.

Şimdi, diyelim ki, 1980 yılında bir vatandaşımız Bağ-Kurlu oldu. 1985 yılında, bu, Bağ-Kur faaliyetinden ayrıldı. Dilekçe verdi, Maliyedeki kaydını sildi, odadaki kaydını sildi. Artık, 1985'ten sonra Bağ-Kurun onu sigortalı olarak muhatap alması mümkün değil. Önergelerde de istenilen bu, 1985'ten sonra geçen sürelerin primlerinin ödenmesi veyahut da borç teşekkül ettiyse onların yapılandırılması suretiyle kendilerine sigortalılık süresi verilmesi isteniyor. Esas burada anlaşamıyoruz; yani, bu, borçlanma imkânı getirdiği için, bunu, biz, felsefe olarak veyahut da prensip olarak kabul etmediğimiz için, o boşta geçen, sigortalılık kapsamında olmayan süre bir şey ifade etmiyor.

Peki, sistemden koptu; ama, bu süre içerisinde vergi kaydını ibraz etti veyahut da bu sigortalılık kapsamında bir iştigal konusu olduğunu eğer ispat edebiliyorsa, bugüne kadar çıkmış yasalarımız, 20 Nisan 1982 tarihine kadar sigortalılık süresini geriye götürebiliyor; yani, 1990 yılında, 2000 yılında bir Bağ-Kurlumuz geldi, dedi ki, ben, şu tarihler arasında vergi kaydım vardı; ama, tescilli olmadım. İspat etti, tevsik etti. O zaman, deniliyor ki, 1982 yılına kadar senin sigortalılık süresini başlatıyorum.

Başka bir milat 4956 sayılı Kanunla getirilmiş sigortalılarımıza. Bu tarihte çıkan bir düzenlemeyle, sigortalılık başlangıcının 4 Ekim 2000 tarihine kadar olması esası getirilmiş. Bu tarihe kadar kuruma kayıt ve tescilini yapmayan sigortalıların hak ve mükellefiyetinin bu tarihten itibaren başlayabileceği hükme bağlanmış. Bunun için de geçici bir süre verilmiş. Bu süre de Ağustos 2004 tarihinde dolmuş bulunmakta. Yani, bu dediklerimin hepsini toparlarsam değerli milletvekili arkadaşlarım, şu anda bizim sistemimiz borçlanmaya imkân vermeyen, geriye dönük borçlanmaya imkân vermeyen bir sistem üzerine kurulu bulunmaktadır. Onun için, arkadaşlarımızın vermiş olduğu önergelere bu sebeple katılamadık ve bunları da açıklama ihtiyacını duydum.

Tabiî, fert olarak baktığımız zaman, münferit olarak bu uygulamalardan mağdur olmuş sigortalılar olabilir; ama, değerli arkadaşlarım, biz, resmin tamamına bakmak zorundayız. Türkiye'de sosyal güvenlik kurumlarını sağlıklı tutamazsak, malî dengelerini sağlam tutamazsak, emin olun, şu anda çeşitli şekillerde hak kaybına uğrayan ve onlar için çeşitli platformlarda bunu dile getirdiğimiz vatandaşlarımıza da bir fayda sağlayamayız. Eğer, sosyal güvenlik sistemi havuzunda birikim az olursa, bu vatandaşlarımızın emeklilik hakları, sağlık hizmeti konusundaki hakları çok kısıtlı olur. Benim, onun için, bütün arkadaşlarımdan istirhamım, gerek Bağ-Kur gerek Sosyal Sigortalar gerekse Emekli Sandığının kurumsal yapılarının, malî sürdürülebilirliklerinin sağlanması konusunda hep elbirliği içerisinde hareket etmemizde fayda var. Tek taraflı, sadece sigortalı tarafından bakarak bu kurumları zorlamak sistemin tamamını bozacağı için, teker teker bu vatandaşlarımıza da zarar verecektir.

Bakın, çok yakında şey yayınlandı, Avrupa Birliği Komisyon raporu yayınlandı. Mutlaka takip ettiniz. O raporda deniyor ki "Avrupa'da emeklilik sisteminin malî külfeti ekonomiyi tehdit eder vaziyete geldi" deniyor. Biz, bir Almanya kadar ekonomisi veyahut da malî imkânları maalesef düzgün olan bir ülke değiliz, Fransa kadar imkânları olan bir ülke değiliz; onun için, bizim de Avrupa'nın yaşamış olduğu bu krize yakalanmamız için bugünden bazı tedbirler almamız gerekiyor. Yani, bunu geleceğe dönük olarak yapmak zorundayız. Bunu yaparsak, Avrupa'nın şu anda yaşlanmadan dolayı yakalanmış olduğu krizi, Türkiye olarak, biz, fazla hissetmeyiz; ama, bugün alacağımız tedbirleri on yıl, yirmi yıl sonraya ertelersek, emin olun, çok şiddetli bir şekilde sosyal güvenlik krizi bizi ciddî bir şekilde sarsar.

Onun için, önümüzdeki günlerde sizin huzurunuza getireceğimiz sosyal güvenlik yasasına bu anlayış içerisinde bakabilirsek, çok olumlu bir çalışma yapacağımızı ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka-4 (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
