# Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim
- **Tarih:** 14 Şubat 2006
- **Gündem:** SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 14 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL GÜVENLİK PRİM ALACAKLARININ YENİDEN YAPILANDIRILMASI VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1066)); konuşma 1.044 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde, kısaca, tasarının getirdiği değişiklikleri arz etmek üzere huzurunuzdayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, benden önceki arkadaşlarımızın da ifade ettiği üzere, tasarı, hem Bağ-Kurda hem de SSK'da 31 Mart tarihine kadar birikmiş olan prim alacaklarının yapılandırılmasını öngören bir tasarıdır. Bu konu çok tartışılabilir. En azından sisteme güvenerek, düzenli prim ödeyenlerin hakkını, hukukunu korumak adına tartışılabilir. Onun dışında ekonomik zaruretlerle, çeşitli nedenlerle borcunu ödeyemeyen, prim borçlarını ödeyemeyen küçük esnafımıza bir kolaylık sağlanması adına da bu konuda çok şeyler söylenebilir. Tabiî, bunların hepsi geride kaldı. Biz, hükümet olarak bütün bu söylenenleri, söyleyebilecekleri değerlendirdik ve huzurunuza bu şekilde bir tasarıyla geldik; ama, bütün bunlara rağmen, hâlâ, bu tasarının tartışılır veyahut da sorgulanmaya muhtaç hususlarının olduğunu da belirtmemiz lazım, biraz evvel konuşan arkadaşların ileri sürdüğü gerekçeler gibi; çünkü, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, dört dörtlük, hepimizin, tamam, bu, bu işin idealidir diyebileceği bir formülasyonu yaratmak mümkün değil. Yani, 1972 yılından itibaren bugüne kadar birikmiş prim borçlarını, gecikme cezalarının zaman zaman yükseldiğini, TÜFE farklarının farklı olduğunu, borçların yapısının ve zamanının farklı olduğunu düşünürseniz, bulabileceğimiz modelin olabildiğince ortalamayı kapsayacağını kabul etmemiz lazım.

Şimdi, değerli milletvekilleri, biraz evvel de ifade ettiğim gibi, 31 Mart 2005 tarihine kadar tahakkuk ettiği halde ödenmemiş olan, Bağ-Kur kapsamında takip edilen prim ve sosyal güvenlik destek primi borçları, SSK kapsamında takip edilen kamu ve özel sektör işverenlerinin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ve diğer feri cezaları kapsıyor. Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan değişiklikle, topluluk sigortasına mensup avukatlar ve noterler de bu kapsama dahil edilmiş bulunmaktadır.

31 Mart 2005 tarihi itibariyle Sosyal Sigortalar Kurumunda, özel sektör borçlu dosyası sayısı 1 446 735'tir. Bu borçlardan 100 000 YTL'nin üzerinde olan borçların dağılımı ise şu şekildedir: Özel sektör borçlu dosyası sayısı 2 655, kamu sektörü borçlu dosyası sayısı ise 157 olmak üzere, toplam 2 812 dosyanın 100 000 YTL'nin üzerinde borcu bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, 31 Mart 2005 tarihi itibariyle Bağ-Kurda ise, 1479 sayılı Kanuna tabi toplam sigortalıların yüzde 18,5'ini oluşturan bölümü hiç prim ödememiş olup, bu sayı 437 585 sigortalıya tekabül etmektedir. Toplam sigortalıların yüzde 42'sini oluşturan en az bir defa da olsa prim ödemiş olan 998 671 sigortalımız bulunmaktadır. Bu rakamları detaylandırmak mümkündür; ama, özellikle, bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Bağ-Kurda prim ödeme alışkanlığının çok düşük olduğunu görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, gerek SSK olsun gerekse Bağ-Kur olsun, bu kurumlar, sosyal sigortacılık üzerine kurulmuş kurumlardır, sosyal yardım kurumları değildir. Bu kurumlara bu şekilde bakmamamız lazım. Bunların sigortacılık mantığı üzerinde kurulu olduğunu düşünerek, gelir-giderlerini, aktüaryel dengelerini bu şekilde kabul etmemiz gerekiyor. Onun için de, prim ödememe alışkanlığını ödüllendirecek, teşvik edecek beyanlardan, açıklamalardan kaçınmamız lazım; ancak, biz, bu kurumların, malî sürdürülebilirliklerini sağladıkları sürece, ayakta kalmalarını sağlayabiliriz ve bütçeye de o oranda yük olmaları azaltılmış şekilde devam eder. Tabiî, diğer taraftan, sosyal devlet gereği, devletin sosyal güvenliğe katkı vermesi ayrı bir husustur, onu yürekten paylaşıyorum, her konuşmamda ifade ediyorum. Devletin, başka sektörlere kaynak aktardığı gibi, vatandaşlarının yaşlılık, hastalık ve yoksulluk sosyal risklerine karşı, tarafların yanında katkı vermesi gerekir diyoruz ve bu anlayışımızı, yeni sosyal güvenlik reformumuza monte ettik. Devlet, özellikle yaşlılık sigortasında, tarafların yanında, üçüncü taraf olarak, tanımlanmış bir prim katkısını sosyal güvenlik sistemine katmaktadır.

Evet, yine, bu tasarımıza dönersek. Bu tasarımızda, birkaç formüle göre borçları güncelleştiriyoruz. Bağ-Kurun tüm borçları ve Sosyal Sigortalar Kurumunda ise 100 000 YTL'ye kadar birikmiş prim borçları, 31.12.1998 tarihine kadar geçerli olan gecikme zamları uygulanmak suretiyle borç güncelleştiriliyor, 1998 yılına kadar. 1998 yılından itibaren ise, günümüze kadar veyahut da 31 Mart tarihine kadar geçerli olan TEFE, bilahara ÜFE oranları nispetinde, bu birikmiş prim alacakları güncelleştiriliyor. Bu şekilde güncelleştirilmiş bulunan borç miktarından, borcun dönemine göre, borcun yaşına göre çeşitli oranlarda terkin söz konusu. Burada da, standart bir terkin söz konusu değil; bazılarında yüzde 15, bazılarında yüzde 20, bazılarında yüzde 30'a varan, çeşitli oranlarda terkin miktarı söz konusu. Bu, güncelleştirilmiş borç miktarını, 60 aya kadar taksitlendiriyoruz, mükelleflerimiz, borçlularımız isterlerse 60 aya kadar geçecek taksitlendirme süresi içerisinde bu borçlarını ödeyebilecekler; ama, bizim tercihimiz, bizim önerimiz, imkânı olanların, olabildiğince kısa süre içerisinde bu borçlarını ödemeleridir; çünkü, bir vade farkı konulmak suretiyle, borç ödeme süresi uzadığı zaman, ilk 12 ayda yüzde 5, 24 ayda yüzde 6, 24 ayı geçen dönemlerde ise yüzde 7'lik bir vade farkı bu borç stokuna dahil edilecektir. Onun için, mükelleflerimizin, borçlarını olabildiğince kısa vadelerde veyahut da peşin ödemelerinin, kendi yararlarına olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu tasarıda Bağ-Kurlular için bir yeni açılım getirdik, eskiden olmayan yeni bir açılım getirdik. Bağ-Kurlu sigortalılarımız, toplam borçlarının yüzde 25'ini peşin veya 4 taksitini cari ay primleriyle birlikte ödedikleri takdirde sağlık hizmetlerinden faydalanmaya başlayacaklardır.

Bağ-Kur sigortalılarının 31 Mart 2005 tarihinden sonraki borçlarının taksitlendirilmesi, yine bu tasarıda getirilen önemli değişikliklerden biridir. 31 Mart 2005 tarihinden, bu kanun yürürlüğe girdiği tarihe kadar ödenmeyen prim borçları da, yeniden yapılandırılarak borca eklenecektir. Yani, 31 Mart tarihinden bugüne kadar epeyce süre geçti. Bu tasarı komisyonda, Genel Kurulda uzun süre bekledi, bu sürede de borcu biriken mükelleflerimiz oldu; dolayısıyla, onların birikmiş borçlarına da bir taksitlendirme imkânı getiriyoruz; ama, buradaki fark, 31 Mart tarihine kadar birikmiş olan borç stokuna uygulanan faiz hadleri ve diğer kolaylıklar, 31 Mart tarihinden bugüne kadar geçecek süre içerisinde uygulanmayacak, sadece taksitlendirme imkânı getiriyoruz.

Sorulabilir; SSK alacakları ne olacak? Mevcut sistemimizde, SSK alacaklarının taksitlendirilmesi 24 aya kadar mümkündü, bu tasarıyla bunu 36 aya kadar çıkarıyoruz. Yani, SSK'lılar açısından da, 31 Mart tarihinden itibaren bugüne kadar birikmiş borçlarını taksitlendirme imkânı bu tasarıyla getirilmiş bulunmaktadır.

Taksitlerin aksatılması halini öngören maddemizde ise değerli milletvekilleri, taksitlendirmeden kaynaklanmış yükümlülüklerin bir takvim yılında üç defadan fazla aksatılması veya taksitlendirme süresi içinde tahakkuk edecek cari ay borçlarının bir takvim yılında üç defadan fazla ödenmemesi durumlarında bu yeniden yapılandırma hükümlerinden bu hususları ihlal edenler yararlandırılmayacaktır. Yani, iki halde taksitlerin ihlal edilmesi söz konusudur. Bir; taksitlendirilmiş ödeme planını ihlal edenler bir yıl içerisinde üç defadan fazla bunu aksatırlarsa, bu hususu da ihlal edilmiş sayacağız. İkinci ihlal hususu ise; cari ay primlerini bir takvim yılı içinde üç defadan fazla ödememeleri halinde yine bu borçlular da bu yapılandırma hükümlerinden yararlanmayacaklar. Ama, yine bir esneklik getiriyoruz. Bu sınırlar içinde taksit ödemelerini yerine getiremeyenlere devlet iç borçlanma senetleri aylık ortalama faiz oranına 1 puan ekleyerek bileşik bazda gecikme zammı uygulanacak ve böylece, bu mükelleflerin de bu sistemden çıkmamalarına, sistem içerisinde kalmalarına imkân verilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sosyal güvenlik prim alacaklarının yeniden yapılandırılması ve bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1066)”. TBMM Genel Kurulu, 62. Birleşim tutanağı, 14 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2006-02-14-sosyal-guvenlik-prim-alacaklarinin-yeniden-yapilandirilmasi-ve-bazi-ka (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
