# Sendikalar kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1250)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 26 Mayıs 2007
- **Gündem:** SENDİKALAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1250)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c159/b113/tbmm221591130257.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2007-05-26-sendikalar-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1250

> Murat Başesgioğlu (AK Parti), 26 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SENDİKALAR KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1250)); konuşma 773 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI MURAT BAŞESGİOĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Soru soran Sayın Çetin'e ve Sayın Ersin'e de çok teşekkür ediyorum.

Önce, bu TÜFE konusunda Genel Kurulu aydınlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, TÜFE konusu, 2000 yılında bir sistem değişikliği neticesi ortaya çıkmış bir konudur. Yani, biz Hükümete geldiğimizde önümüzde bulduğumuz bir konudur. Peki, bu süreçte ne oldu? Bu süreçte davalar açıldı. Münferit birkaç dava emekliler tarafından kazanıldı. Ama, son bir yıldır bu anlamda açılan bütün davalarda, Yargıtay da dâhil olmak üzere, kurumun lehine karar verildi, tek cümle: "Bu konuda TÜFE farkı doğmamıştır." denildi.

Şimdi, bu konuyu, ben çeşitli platformlarda defalarca anlattım. Ama, buna rağmen, hâlâ "Emeklinin TÜFE farkını vermediniz." diye böyle biraz insafı da zorlayan hükümler var. Hepimiz hukukla bağlıyız. Eğer mahkemeler "TÜFE farkı var" deyip de biz tek kuruşunu, emekliden bu parayı esirgediysek boynumuz kıldan ince. Ama, mahkeme kararlarına rağmen, mahkeme kararlarında "TÜFE farkı yoktur." diye Yargıtayın neredeyse içtihat hâline gelmiş kararlarına rağmen, bizim bürokrat arkadaşlarımıza bir emir verip, onların yarın nafakasından kesilecek bir zimmet anlayışına girmemizi herhalde siz de istemezsiniz. Bir kez daha altını çizerek söylüyorum ki, TÜFE farkı konusunda Yargıtayın kararları ortadadır, kazanılmış davalar ortadadır. Lütfen, Yargıtayın bu konudaki kararlarını bir zahmet açıp, okuyun ve ondan sonra da, bir daha lütfen bu konuyu gündemden kaldıralım ve emeklilerimizin de o güzel duygularını lütfen istismar etmeyelim, bir.

İkincisi: Bu değişiklik niye geldi? Bu değişiklik 2006 yılında Meclis gündemine gelmiş bir konudur. Anayasa'mızda değişiklik yapılmıştır. Denilmiştir ki "Sendika başkanı ve yöneticisi olabilmek için on yıl bilfiil çalışmak şartını kaldırıyoruz." denilmiştir 2001, 2002 yılında yapılan Anayasa değişikliğinde. Onun üzerine, kanunlarda buna uygun olarak bir düzeltme yapmamız gerekiyordu. Bu, gecikmiş bir değişikliktir.

Demin kürsüde bir şey söylediniz. "Bu, Tarım Orman-İş ile ilgili" diye. Hayır, katiyen Tarım Orman-İş ile ilgili değildir. Tarım Orman-İş'le ilgili açılan dava bitmiştir, neticelenmiştir. Hiç bununla uzaktan yakından alakası yoktur. Kaldı ki, o davanın açılış gerekçesi de on yıl konusu değildir. Aynı iş kolunda çalışmadıkları için, yine konfederasyonun başka sendikasından -siz daha iyi biliyorsunuz gerçi- açılmış bir davadır. O dava neticelenmiştir, bununla ilgisi yoktur. Üç; 2821, 2822 niye Meclise gelmedi? Doğrudur, bir gecikme söz konusu. Ancak, bu gecikme bizden değil Sayın Çetin. Takdir edersiniz ki, iki tane önemli kanun. 2821 ve Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nu düzenleyen iki tane önemli kanun. İstiyorum ki, burada işçi ve işveren konfederasyonları olabildiğince geniş bir uzlaşma içerisine girsinler. Ancak, bugün itibarıyla, hâlâ konfederasyonlarımız arasında çok temel noktalarda ayrılık, farklar var.

Mesela, siz de hep şikâyet ettiniz zamanında noter şartı kaldırılsın. Tamam, amenna dedik, kaldırılsın noter şartı. Ama, şu anda konfederasyonlarımızın bazılarının noter şartının muhafaza edilmesi konusunda yazılı görüşleri var. Yüzde 10 barajı kaça indireceğiz, sıfırlayacak mıyız, 5'te mi kalacak? Bu konuda da aralarında görüş ayrılıkları var. Bunun gibi birçok noktada uzlaşmaya muhtaç konular var.

Onun için, biraz daha onların sabırlarını zorluyoruz. Biz, aslında, mutfak çalışmasını bitirdik. Yani, onlar uzlaşsalar, ben yarın Bakanlar Kuruluna bu tasarıları sevk edecek durumdayım. Ama, konfederasyonlarımız arasında geniş anlamda bir uzlaşma sağlanmadan bir tasarının uğrayacağı akıbeti siz benden daha iyi biliyorsunuz. Onun için, biraz daha olgunlaşmaya ihtiyacı var. Bunun dışında, aslında birçok kanunda biz değişiklik yaptık. Dernekler Kanunu'nda yaptık, Ceza Kanu- nu'nda yaptık. Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklik aslında tam algılanmadı. Ceza Kanunu'nda yapmış olduğumuz değişiklikle, sendikal hak ve hürriyetlerin kullanılmasına engel olanlara hapis cezası öngören Ceza Kanunu'nun temel hak ve hürriyetlerle ilgili bölümüne çok önemli bir madde koyduk. Çoğu ülkede böyle bir hüküm yoktur. Bir sendikaya üye olmaya zorlamak, bir sendikadan insanları çıkarmaya zorlamak konusunda hapis cezası, hürriyeti bağlayıcı ceza çoğu ülkede yok. Ama, Türk Hükümeti olarak, Türk Parlamentosu olarak sendikal örgütlenmeye vermiş olduğumuz önem gereği bunu Ceza Kanunu'muza dercettik.

Değerli arkadaşlarım, biz, Hükümet olarak, sendikaları sadece meslek kuruluşu olarak değil, demokrasimizin de vazgeçilmez unsurları olarak görüyoruz. Şu anda, siz de biliyorsunuz, bütün dünyada sendikal hareket bir zafiyet içerisinde. Sadece Türk sendikacılığının sorunu değil bu. Fransa'sında, Almanya'sında, çoğu ülkelerde sendikal yoğunlukta, sendikal harekette, sendikal örgütlenmelerde önemli zafiyetler var. Umarız ve dileriz ki, Türk sendikacılığı bu zafiyet dönemini aşacak, ama, bu konuda kendilerine yardımcı olmamız lazım. Parlamentomuzun, işveren kesimimizin, toplumumuzun diğer kesimlerinin, sendikal harekete yardımcı olmamız gerekiyor. Dediğim gibi, onlar sadece meslek kuruluşları değil, bir anlamda demokrasimizin de önemli aktörleridir. Ancak, şunu da kabul etmemiz lazım: Eski alışkanlıklarla, eski tutumlarla, eski pozisyonlarla bugün sendikacılık yapmak mümkün değildir. Sendikacılarımız da rollerini ve pozisyonlarını yeniden tanımlamak zorundadırlar. Çünkü, küreselleşmenin getirdiği bu büyük dalga karşısında yeni konumlanma, yeni rol, yeni tanımlanma olmadan sadece ücret sendikacılığı yapan, işletmelerin hayatiyetini, işletmelerin rekabet edebilme imkânlarını düşünmeyen bir sendikal anlayışın bugün yaşaması mümkün değil. İnşallah, bu birlikteliği, Parlamentomuzun da katkısıyla beraber yapacağız. Sendikalarımızı, hem güçlü bir sivil toplum örgütü hem de bir meslek kuruluşu hâline getirmek, Bakanlığımızın da, Hükümetimizin de öncelikleri arasında yer almaktadır.

Teşekkür ederim.

---

**Kaynak gösterme:** Murat Başesgioğlu (AK Parti, İstanbul). “Sendikalar kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1250)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-basesgioglu-22-2007-05-26-sendikalar-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-1250 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c159/b113/tbmm221591130257.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
