# 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 28. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Emir (CHP, Ankara)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 21 Aralık 2025
- **Gündem:** 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140644
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-emir-2025-12-21-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y

> Murat Emir (CHP), 21 Aralık 2025 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle); konuşma 1.989 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanım, çok değerli Genel Başkanlar, sayın milletvekilleri ve televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, on dört gün önce en zor görevi Cevdet Yılmaz'a vermişlerdi, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına. Böyle tel tel dökülen; yoksulu, işçiyi, işsizi, ezileni unutmuş ama patronları, yandaşları zengin eden bütçeyi savunma görevini ona vermişlerdi. Çok zorlandı ama doğrusu, onu dinlerken Benjamin Disraeli'nin bir sözünü anımsadım, diyor ki: "Dünyada üç çeşit yalan vardır; yalanlar, kuyruklu yalanlar, bir de istatistikler." Öyle bir oynuyor ki istatistiklerle bilmeseniz, arkasına bakmasanız inanacaksınız; Türkiye, günlük güneşlik zannedeceksiniz ama gerçek o değil.

Evet, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı en çok övündüğünüz şeylerden birini söylüyor, diyor ki: "Biz büyüdük. Bakın, son dört yılda Türkiye, ortalama 36,5 büyüdü, dünya 5,8 büyüdü; dolayısıyla biz 2 kat neredeyse dünyadan fazla büyüdük." Görüyorsunuz, evet, ilk başta böyle görünüyor ama o büyümenin içerisindeki en büyük oran enflasyonun, pahalılığın yani sizin eseriniz olan gerçekte yüzde 80 olan enflasyonun. Rakamlara bakıyorsunuz, Türkiye, o aralıkta yüzde 372 enflasyon yaşamış ama o arada dünya yüzde 32,4 enflasyon yaşamış.

Şimdi, enflasyon niye büyütüyor arkadaşlar? Şöyle anlatalım: Parasal bollaşma; 10 kat fiyatları artırmışsınız, para genişlemiş ve rakamsal olarak büyümüş gibi görünüyorsunuz ama gerçekte küçülüyorsunuz, gerçekte bu ülkenin, yoksulun, işçinin, emeklinin sofrasındaki ekmek küçülüyor.

Devam edelim arkadaşlar.

Peki, biz bir hesaplama yaptık, dedik ki, bu enflasyon normal bir enflasyon olsaydı, mesela ayda 8,5'luk bir enflasyon olsaydı, bunun dört yıllık birikimli enflasyon ortalamasını alsaydık; bakın, büyümeniz 13,9'a geliyor yani dünya ortalamasının altındasınız. Enflasyonu çıkarın, normal dünya enflasyonu gibi hesap edin, dünyanın gerisindesiniz; işte, sizin büyümeniz bu. İşte, o yüzden sizin büyüme yalanınız vatandaşın cebine yansımıyor. Vatandaş açtı, bugün daha fazla aç.

"Enflasyon" diyorsunuz; Sayın Cevdet Yılmaz dedi ki, tam sözleriyle söylüyorum: "75'lerdeki enflasyonu aldık yüzde 30'lara getirdik; inşallah yüzde 20'leri göreceğiz." İşte burada, zaten yüzde 20'lerden almışsınız, 2002'de yüzde 20'den almışsınız; getirmişsiniz tekrar yüzde 30'ların altına düşürmeye çalışıyorsunuz. Bakın, burada, özellikle enflasyonla büyüme ilişkisini tekrar göstermek isterim; enflasyonunuz yükseldikçe büyümeniz sanki yükseliyormuş gibi görünüyor.

Devam ediyoruz arkadaşlar.

İstihdamdan bahsetti Sayın Bakan. "İstihdam 988 bin kişi arttı ve böylece inşallah işsizliği bu ülkede bitireceğiz." dedi. Doğru mu? Gerçekten işsizlik azaldı mı bu ülkede? Yine gerçek rakamlara bakalım. Bakın, burada da çok açık görülüyor. "İşsizlik" dediğiniz şey, bir ay boyunca, işsiz gelmiş, başvurmuş, siz onu ölçüyorsunuz; onda bir miktar gerileme çıkınca da diyorsunuz ki: "İşsizliğin belini kırdık." Tam bir yalan, tam bir palavra. Bakıyorsunuz rakamlara, eksik istihdamda artış var, yani eksik istihdam; iki saat çalışıyor; ama aslında iş bulsa çalışacak. Onu çıkarttığınız zaman sanki işsizliği azaltmış gibi görünüyorsunuz ama bu ülkede işsizlik artıyor arkadaşlar; hepiniz biliyorsunuz, hepimiz biliyoruz. Rakamlarla bu kadar oynamayın, insanların aklıyla bu kadar alay etmeyin. Baktığınızda, gerçek işsizlik oranı; kim bunlar? İşsizler, sizin dediğiniz işsizler, eksik istihdamdakiler yani az çalışıyor ama fırsat bulsa gerçekten bir işte çalışacak. Umutsuzlar, vazgeçmiş, yılmış, yıkılmış adam veya kadın, artık iş aramıyor. Geldiğimiz nokta yüzde 29. Neredeyse her 3 kişiden 1'i işsiz arkadaşlar, Türkiye'nin gerçeği bu. Cevdet Yılmaz ne diyor? "İşsizliğin belini kırdık." Onu dinleyince "Lord of the Rings" filmi aklıma geldi. "..."[4] Rakamların efendisi! Rakamlarla oyna, getir burada istediğin gibi makyaj yap. (CHP sıralarından alkışlar) Yersen! Ama biz bu gerçeği biliyoruz; vatandaşımız da bu gerçeği yaşıyor arkadaşlar, yaşıyor. İşte, işsizliğiniz sizin.

Yine, Sayın Bakan bahsetti, doğrudan yabancı sermaye yatırımları yüzde 15,3 milyar dolar artmış. Büyük bir müjde verdi hepimize yani inansanız mutlu olacaksınız. Bu rakamları size söylüyorum, birazdan gelip anlatacaksınız yine bu yalanları, o yüzden.

Bakın, Türkiye, gerçekten doğrudan sermaye yatırımlarını ne kadar almış? Değil mi, yani dünyadaki dolar hacmiyle ölçülür bunlar, dünyadaki siyasal gelişmelere göre ölçülür. Dünyada dolar ne kadar gelişmiş? Şimdi, 2002'de, 2010'da katrilyon dolar vardı, şimdi 10 katrilyon dolar var piyasada. Dolayısıyla bu rakamları bir şeyle kıyaslamanız lazım. Bakın, işte mavi çizgi dünya ortalaması, yeşil çizgi gelişmekte olan ülkeler ortalaması, bu alttaki de sizin ortalamanız, doğrudan dış yatırımınız; bu kadar işte, dümdüz, yirmi yıldır neredeyse doğrudan dış yatırım almayı başaramamış, 10 milyar dolarlarda patinaj yapmış bir iktidarsınız. Bakın, bir yerde biraz kıpırdama var -şuralarda, görebiliyor musunuz bilmiyorum ancak bu kadar- 2005-2010 arası yani az bir şey. Böyle bir Avrupa Birliği hikâyesi, bir demokratikleşme, reform -anımsayacaksınız, anımsayanlarınız var- o arada biraz rahatlama olmuş ama sonra... Sonra yine aynı yani dış yatırım almakta son derece başarısız, yetersiz bir iktidarsınız. Tabii, onların sebeplerini de biliyorsunuz; başkanlık sistemi, tek adam rejimi, hukuk devletinin çökertilmesi, hukuk güvenliğinin, öngörülebilirliğinin olmaması, insanların malına, canına, özgürlüğüne çökmeniz, hepsi bunların sebebi. İşte böyle bir ülkeye kimse getirip para yatırmıyor ve yatırmayacak, siz boşuna uğraşıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, siz boşuna uğraşıyorsunuz, sizin programınız çalışmıyor, çalışmayacak, bunu siz de biliyorsunuz; bakalım siz ne zaman kaçacaksınız?

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Ayıp ya!

MURAT EMİR (Devamla) - Evet, devam edelim arkadaşlar, devam edelim.

Bakın, burada Türkiye'nin doğrudan yabancı sermaye hareketlerinden aldığı pay -yani dünyayla kıyaslayın dedik ya, dünyada para genişliyor- işte arkadaşlar, giren bu kadar, Türkiye'ye giren doğrudan sermaye, çıkan da bu şekilde yani baktığınızda Türkiye'nin performansı son derece kötü. Peki, neti ne bunun? Yani geleni söylüyor Cevdet Yılmaz -diyoruz ya Sauron, rakamların efendisi- gelenleri söylüyor, gidenleri hiç söylemiyor. Söyleyelim biz size, hemen söyleyelim, bakın, net sermaye giriş çıkışları, işte böyle, sürekli azalan, açık veren bir anlayış ve burada da aslında dış sermaye almakta ne kadar yetersiz olduğunuz apaçık ortada. Ama dış dünyadaki parasal genişlemeyi, çıkan sermayeyi hesaba katmayıp, sadece geleni söyleyip "11 milyar dolar geldi, ne güzel bakın." dediği zaman siz alkışlıyorsunuz.

Evet, şimdi meşhur şu CDS'lere gelelim. CDS'leri de Bakan yine müjdeledi; tam kelimeleriyle söylüyorum arkadaşlar, dedi ki: "Yüzde 700'lerdi, yüzde 700'lerdeki CDS'leri, biz, şükür, şimdi yüzde 300'ler civarına getirdik." Siz de alkışladınız.

Peki, soruyorum, Sayın Şimşek size soruyorum: Bu CDS'leri 700'e kim getirdi? Nebati mi getirdi, irrasyonel politikalar mı getirdi, yoksa Tayyip Erdoğan mı getirdi? Gelip bunu söyleyeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun hesabını vermeden faizleri yüzde 70'e taşı, "nas" de, ekonomiyi altüst et, herkesi aç bırak, yoksul bırak, ondan sonra gel CDS'leri 700'den indirdik. Ne güzel ya, buna da alkış yapacaksınız. İşte CDS'ler, bakın sayılar burada, 19 Mart darbesindeki CDS'e de dikkatinizi çekerim. İşte, darbenin yoksul halkımıza yüklediği maliyet buradadır ve üstüne üstlük bu CDS'lerde de övünülecek bir şey yok çünkü dünyada zaten faizler yatışıyor. Bakın, işaretlemişiz, Brezilya'da yüzde 140, Meksika'da yüzde 91 yani Meksika'dan, Brezilya'dan, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerden çok daha kötü bir performansınız var. Neymiş? Olması gerektiği gibi kıyaslamazsanız, olması gerektiği gibi okumazsanız böyle boş boş alkışlarsınız ama vatandaşımız bu gerçeği çok iyi biliyor arkadaşlar.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Hiç çalışmamışsın!

MURAT EMİR (Devamla) - Şimdi, burada bir veri daha var arkadaşlar, Sayın Bakan yine size bir müjde verdi, dedi ki: "Tüm dünyayla kıyaslarsanız bizim gayrisafi yurt içi hasılamızın borcumuza oranı çok iyi, yüzde 20'lerde, yüzde 24." Ve dedi ki: "Dünyada bu oran çok yüksek. Mesela, ABD'de yüzde 124, İngiltere'de yüzde 93, Almanya'da yüzde 62." Doğru, buraya kadar doğru ama bu iç borcu bu ülkelere hangi faizle veriyorlar sizce? Bir de ona bakın. Türkiye'de yüzde 40. Dezenflasyon programı uyguluyorlar, enflasyon düşecek, faiz düşecek ama çatır çatır yüzde 40'tan, yüzde 42'den bono satıyorlar dünyaya, Türkiye'ye. Onlar yıllar boyunca yoksul halkımızdan toplanan paralarla ödenecek, onun niye hesabını vermiyorlar? Onu niye sormuyorsunuz? Bakın, bu oran iyi gibi görünüyor ama bunu yüzde 40'la yapıyorsunuz. Dünyanın en çok faiz veren ülkesisiniz, en çok faiz veren iktidarısınız, faizcisiniz, boğazınıza kadar faize batmışsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Gerçek tablo budur. Burada övünülecek hiçbir şey yok.

Yine, Cumhurbaşkanlığı bütçesi... Sayın Cevdet Yılmaz Cumhurbaşkanlığı bütçesinin aslında abartıldığı gibi olmadığını, az olduğunu söyledi, biz de baktık gerçekten öyle mi diye. İşte, evet, doğru, 21 milyar liralık bir bütçe görünüyor ama Cumhurbaşkanlığı bir tek bu değil ki; İletişim Başkanlığı var, Millî Saraylar var, Devlet Arşivleri var, Genel Sekreterlik var, koruma giderleri var, var oğlu var. Burada örtülü ödenek limitine dikkatinizi çekerim, Cumhurbaşkanı bu kadar parayı harcıyor arkadaşlar. Öyle gerçekleri çarpıtamazsınız, her şey apaçık ortada.

Şimdi, değerli arkadaşlar, buradan baktığınızda, ekonomik dengeleri gerçekten altüst olmuş, "dezenflasyon programı" dedikleri enflasyonu düşürme programı başarısız olmuş, çuvallamış, bütün tahminleri altüst olmuş ve bütün bu ekonomik modelin maliyeti yoksul halkın sırtına bırakılmış. Para babaları faizini almaya devam ediyor, yandaşlar ihaleleri almaya devam ediyor, madenleri oymaya devam ediyor. Bütün bu sistem aynı şekilde yürüyor ama yoksulların, asgari ücretlinin, emeklinin, memurun zammını azaltarak enflasyonu düşürebileceğinizi zannediyorsunuz. Sayın Bakan anlıyor aslında ne demek istediğimizi, bunlarla düşmez. Türkiye'deki enflasyonun temel kaynağı talep enflasyonu değil, maliyet enflasyonu. İnsanların bir şey talep edecek hâlleri kalmadı. Daha açıkçası, cepler boş. Cepte üç kuruş varsa ekmek alıyor, alabilirse zeytin alıyor, alabilirse peynir alıyor, daha fazla bir şey alamıyor. Orayı sıktıkça artık enflasyonu aşağı çekemiyorsunuz. "Yapısal reform" diyorsunuz, bir tane yapısal reformunuz yok; gelip anlatamazsınız burada.

Değerli arkadaşlar, bir rakam daha vermek istiyorum size, birazdan eğitime geleceğim. Ya, bir Bakan bu hâle düşer mi bilmiyorum. "Küçüldük" dememek için "eksi büyüme" demişti "eksi 11 büyüme" demişti. Şimdi, mesela eğitimle ilgili diyor ki: "PISA'da biz bayağı iyi noktalara geldik." Ya, bilmeseniz inanacaksınız, mutlu olacaksınız. İşte, arkadaşlar, Türkiye'nin gerçeği, 2003-2015; 2018-2022 yani 40'tan 36'ya gelince, 39'dan 34'e gelince, 42'den 39'a gelince mutlu mu olacağız? Mutlu oluyor musunuz bundan? Yani buraya bakıp "Aa, iyileşme var." diyebilir misiniz? Zaten oradan almışsınız, bakın işte. Bir Bakan halkına doğruyu söylemeli arkadaşlar, olmaz böyle bir şey.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada hızlı gitmek gerekiyor anlaşılan. Bir defa, Turizm Bakanı geldi ve sorumsuz bir biçimde aslında Kartalkaya yangınındaki sorumlu, Danıştayın ve Bolu Savcılığının "Yargılayın." dediği bürokratlara "Verdim." dedi ama biz belgelerini koyduk, onlara soruşturma iznini vermemişti ama Danıştay kaldırdı, soruşturma açıldı. Bu kişiler hakkında adli kontrol talebi var. Cumhuriyet Başsavcılığı adli kontrol koydu. Yani diyor ki: "Bu kişiler yurt dışına çıkabilir, ben bunları takip edeceğim." Bu kişiler hâlâ görevde. Bu kişiler kamu nüfuzunu kullanıyorlar, delil karartma olanakları var ve buna rağmen bunları dahi görevden almayan bir Turizm Bakanına tanık olduk değerli arkadaşlar; son derece üzüntü verici.

Sağlığa bakarsanız, 18 kamu-özel ortaklığıyla hastane yaptılar. Çok övündünüz, çok övündünüz, sonra Fahrettin Koca geldi, dedi ki: "Artık öyle yapmayacağız, başka bir modele geçiyoruz." 7 tane kamu kaynağıyla yapıldı. Niye? Kendisi söyledi, "Çünkü ben devleti 322 milyar euro zarardan kurtardım." dedi; işin gerçeği bu. Şehir hastanelerinin finans modeli, tam bir soygun modelidir, şu anda Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 10'unu almaktadır, bütçeyi rehin almıştır. Bunu görenler de geç olmakla birlikte bunu durdurmuştur, hepsi bu. (CHP sıralarından alkışlar) Ama şimdi bu hesabı kim verecek? Bu hesabı kim verecek? Bir yılda şehir hastanelerine ödediğiniz parayla -kadro bekliyorlar değil mi, sağlık teknisyenleri, acil teknisyenleri, hemşireler bizi izliyorlar, kadro istiyorlar, yıllarca çalıştılar, okudular; ihtiyaç var, hastalar ihtiyaç duyuyor- 150 bin kişiyi istihdam edebilirdiniz bir hayal uğruna çarçur etmek yerine.

Değerli arkadaşlar, gençliğin durumuna bakalım. Gençlik, son derece zor durumda. Genç işsizliği giderek artıyor. Ne eğitimde ne işte olan genç oranı neredeyse üçte 1, her 3 gencimizden 1'i evinde oturuyor, ne eğitimde ne işte arkadaşlar. 3 bin lira bursu övünerek söylüyorsunuz. 3 bin lira bursla, sizin o reklam yapmak için özellikle gittiğiniz kafeler var ya oradan 20 kahve alınabiliyor sadece. Bir gence verdiğiniz bir aylık eğitim kredisiyle 20 kahve içilebiliyor. Daha fazla söze bilmiyorum gerek var mı?

Aynı şekilde, çocuklar... Çocuklar açlıkla baş etmek zorundalar. Seçimden önce "Herkese bir öğün yemek." demiştiniz, değil mi? Nerede? Gelir gelmez kaldırdınız, deprem bölgesi ve okul öncesi eğitime vermeye başladınız. Hani herkese verecektiniz, hani sözünüzdü? Ama bakın, Türkiye'de 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk çekiyor, bunlar OECD rakamları, 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk çekiyor, 4 çocuktan 1'i okulda aç; işte gerçeğimiz. Öyle burada "SİHA" diyorsunuz, "İHA" diyorsunuz, uçak uçuruyorsunuz, denizaltı gezdiriyorsunuz, hepsini yapıyorsunuz ama işin gerçeği bu; her 4 çocuktan 1'i açlığı deneyimliyor. Aynı şekilde, bakın, utanarak ve üzülerek söylemeliyim ki yüzde 17 çocukta yetersiz beslenme, malnütrisyon var bu ülkede. İşte, çocuklarınıza vermediğiniz besinleri birilerine peşkeş çekiyorsunuz. Bu bütçenin gerçeği budur arkadaşlar ve çocuklarımızı MESEM'lerde iş cinayetlerine kurban veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ülkeyi, madenleri, yer altını, yer üstünü peşkeş çektiniz; Cengize çektiniz, Koline çektiniz, Limaka çektiniz, verdiniz de verdiniz. Rakamlara bakıyorsunuz, bakın, sadece 2020-2024 arasında 74 bin küsur ruhsat vermişsiniz. Hani diyorsunuz ya "Saatte bir konut yapıyoruz." diye, hayır, öyle değil arkadaşlar, siz şu anda rakamlara bakın, saatte bir maden ruhsatı veriyorsunuz, saatte bir, saatte bir maden ruhsatı veren bir iktidarsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Emir (CHP, Ankara). “2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Tümü münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 21 Aralık 2025. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-emir-2025-12-21-2026-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-teklifi-ile-2024-yili-merkezi-y (erişim: 15 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=140644

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
