# Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 27. Dönem)
- **Konuşmacı:** Murat Sarısaç (Halkların Demokratik Partisi, Van)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim
- **Tarih:** 22 Nisan 2022
- **Gündem:** Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle
- **Tutanak (TBMM):** https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=106778
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/murat-sarisac-27-2022-04-22-spor-kulupleri-ve-spor-federasyonlari-kanunu-teklifi-munasebetiyle

> Murat Sarısaç (Halkların Demokratik Partisi), 22 Nisan 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle); konuşma 511 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MURAT SARISAÇ (Van) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün Kürdistan gazetesinin yıl dönümü; tam yüz yirmi dört yıl önce bugün yayın hayatına başladı. Mithat Bedirhan'ın 22 Nisan 1898’de Kahire'de çıkardığı bu gazete Kürtçe gazetecilik serüvenini de başlattı. Bu nedenle 22 Nisan her yıl Kürt Gazetecilik Günü olarak kutlanır. Ben de burada sizlerin huzurunda Kürt Gazetecilik Günü’nü kutluyorum. “…”(x) Mithat Bedirhan’la başlayan Kürtçe basın serüveni şiddet cenderesine rağmen 20’nci yüzyıl boyunca Roji Kurd’ten Hawar’a, Ronahi’den Welat’a, Azadiya Welat’tan Xwebun’a bir mücadeleyle geçmiştir. Ape Musa ve onunla dayanışma içinde olanların yargılandığı 49’lar davası bugün Özgür Gündem gazetesiyle dayanışmak için nöbetçi genel yayın yönetmeni olan aydınların yargılandığı davalarla kesişmiştir. 1990’lı yıllarda Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının yansıması bugün kapatma, sansür, gözaltı ve tutuklanma şeklinde vücut bulmuştur. Siyasi iktidarların Kürtçeye, Kürt aydınına düşmanlığına rağmen devam eden Kürt basını literatüre “özgür basın geleneği” kavramını da kazandırmıştır. Bu gelenek, AKP’nin de KHK’lerle Azadiya Welat ve Özgür Gündem başta olmak üzere, Kürtçe basın-yayın organını kapatmasına rağmen hakikati yazmaya devam ediyor. Bedirhan kardeşlerin, Piremerdlerin, Ape Musaların ve Osman Sebrilerin mücadelesi ilham olmaya devam ediyor. Bu nedenle bu yolda hayatını kaybeden basın emekçilerini ve özgür basın şehitlerini saygıyla anıyorum.

Evet, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, cezaevlerinde olan mevcut hukuksuzlukları her gün dile getiriyoruz, dile getirmeye de devam edeceğiz çünkü bu insanlık dışı uygulamalar devam ettiği müddetçe de bunu dile getirmekten hiçbir zaman geri durmayacağız. Her ne kadar bugün Sayın Adalet Bakanı açıklama yapsa da “Bizim cezaevlerimizde işkenceye sıfır tolerans var.” dese de bu uygulamanın olmadığını çok iyi biliyoruz çünkü bugün yüzlercesi ağır olmak üzere binin üstünde hasta tutsak bulunuyor ve bu hasta tutsaklarla ilgili hiçbir adım atılmamasına rağmen üstüne üstlük bir de bu hastalarımızın cezaevlerinde ölüme terk edilmesi durumu var. Şimdi, eğer Nazi kafasıyla bakarsak elbette ki işkenceyi farklı bir şekilde yorumlama gibi bir durumumuz olacak çünkü işkenceye baktığımızda, “İşkence yoktur.” dediğinizde işkenceden ne anladığınızla da ilgili bir durum ortaya çıkıyor. Evet, “işkence” deyince sadece kaba kuvvet veya dövülmenin anlaşılmaması gerekiyor. Bugün, eğer bir anneye siz kargoyla evladının kemiklerini bir kutunun içerisinde gönderiyorsanız da bir işkence vardır ya da cezaevlerinde sadece siyasi tutsaklara zorla onları ayağa kaldırıp saydırma da bir işkencedir, tecrit de bir işkencedir ama bunların hiçbiri ne yazık ki iktidar tarafından işkence olarak kabul edilmiyor. Bu yüzden de her türlü zulüm kendi muhaliflerine reva görüldüğü için de normalinde işte işkence olmamış oluyor, bunların örneklerini çoğaltmak çok mümkün. Daha önce de ben, yine diğer arkadaşlarım sizinle birlikte aynı bu sıralarda oturan Sayın Aysel Tuğluk’tan bahsetmiştik. Sayın Aysel Tuğluk’un rahatsızlığı hepinizin malumu iken hâlâ cezaevinde tutulabiliyorsa burada, elbette ki işkenceden bahsetmek mümkün ve ne yazık ki işte burada herkes gözünü buna kapatıyor, herkes bunu görmezden geliyor ve Aysel Tuğluk gibi yine, binlerce hasta tutsak bugün cezaevlerinde ölüme terk ediliyor. Sadece bir tane örnekle bile bunu sizlere sunmak mümkün. Cezaevinde ben de kendisiyle kaldım; 1997 doğumlu, 25 yaşında ve 18 yaşından beri cezaevinde olan Fırat Nebioğlu, bugün, bütün raporlara göre, hem Elâzığ Araştırma Hastanesinin hem de Batman Araştırma Hastanesinin verilerine göre yüzde 60 engelli; işitme duyusunu tamamen kaybetmek üzere, iki böbreğini kaybetmek üzere.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Murat Sarısaç (Halkların Demokratik Partisi, Van). “Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 22 Nisan 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/murat-sarisac-27-2022-04-22-spor-kulupleri-ve-spor-federasyonlari-kanunu-teklifi-munasebetiyle (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=106778

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
