# Yeni yıl ve kurban bayramı münasebetiyle ilgili

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim
- **Tarih:** 27 Aralık 2006
- **Gündem:** YENİ YIL VE KURBAN BAYRAMI MÜNASEBETİYLE İLGİLİ
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b045/tbmm221430450183.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2006-12-27-yeni-yil-ve-kurban-bayrami-munasebetiyle-ilgili

> Musa Uzunkaya (AK Parti), 27 Aralık 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YENİ YIL VE KURBAN BAYRAMI MÜNASEBETİYLE İLGİLİ); konuşma 1.469 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSA UZUNKAYA (Samsun) - Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; idrak etmekte olduğumuz Kurban Bayramı ve yeni yılın değerlendirilmesi üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, mümtaz heyetinizi ve şahsınızda aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Aynı zamanda, bugün 27 Aralık 2006 Çarşamba, bundan tam yetmiş yıl evvel, 27 Aralık 1936 tarihinde, darı bekaya üful eden, Safahat mübdisi, İstaklal Marşımızın münşisi, millî mücadelemizin eşsiz kahramanlarından, ölümsüz şair, şiir ve neşideleriyle ummanları gönüllere taşıyan, Kur'an bülbülü, vatan, bayrak ve insan sevgisinin şahsında ölümsüzleştiği merhum Mehmet Akif in ölüm yıldönümüdür.

Şairin "Ağlarım, ağlatamam; hissederim söyleyemem/ Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarım." dediği gibi, kalpten geçen duygu, ona duyulan sevgi ve onu ifade etmedeki acziyet, zannediyorum ki, en iyi yukarıdaki mısralarla ortaya konuyor.

Birinci Meclise Burdur Mebusu olarak intihâb edilen millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy'a karşı, 22'nci Dönem Meclisi milletvekilleri ve 59'uncu Cumhuriyet Hükümeti olarak, onun adını verdiğimiz Burdur Mehmet Akif Üniversitesini kurmakla mütevazı bir kadirşinaslık borcunu ödemenin mutluluğu içerisindeyiz. Bu vefa örneğini sergileyen başta Hükümetimize, Meclis Başkanımıza, iktidar ve muhalefetiyle yüce Meclisimize şahsım ve milletimiz adına teşekkür etmeyi bir borç biliyor, merhum şairimizi bir kere daha rahmetle, mağfiret dileklerimizle yâd ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; esasen bugünkü gündem dışı söz talebimin konusu, 31 Aralık 2006 Pazar günü idrak edeceğimiz Kurban Bayramı ve aynı gece gireceğimiz yeni bir yılın değerlendirilmesine esas teşkil edecek geride bırakmakta olduğumuz 2006 yılının bir muhasebesidir.

Sayın Başkan ve aziz milletimin mümtaz temsilcileri; seksen altı yıllık ömrüyle, ordu kuran, kahramanlık destanları, İstiklal Savaşı'yla İstiklal Marşı yazan, cumhuriyet rejimini demokrasi ve özgürlüklerle taçlandıran yüce bir Meclisin değerli üyeleri olarak, her birimiz, üzerimize tevdi edilen millet emanetini aziz milletimizin dünya milletler camiasındaki onuruna yaraşır bir şekilde temsil etmek durumunda ve hatta mecburiyetindeyiz. Temsil ettiğimiz 73 milyonluk aziz milletimizin en akıllı, en zeki ve bu işe en layık insanları olduğumuz için değil, kaderin bir cilvesi ve belki fıtratın iktizası ilahî bir imtihanın gereği olarak bu yüce çatı altındayız. İstiklal Marşımızdaki "Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı/Düşün altında binlerce kefensiz yatanı." mısralarında ifade edilen bu toprakların altındaki binlerce değil, milyonlarca kefensiz yatan şehitlerimizle ebediyete göçen binlerce milletvekilini, ilk Meclisten bugüne kadar hizmet verip sadece zabıtlarda isim, hizmet ve konuşmalarına şahit olduğumuz ve bugün kendilerini minnet, rahmet ve şükranla yâd ettiğimiz şahsiyetlerin ebediyet yolculuk kervanına elbette bir gün biz de katılacağız. Öyleyse, yeni bir yıla, hatta 23'üncü Dönem milletvekilliği seçimlerinin yapılacağı önemli bir hesaplaşma ve hesap verme senesine girerken, her birimiz ve hatta aziz milletimizin tüm fertleri, geçen bir yılın ve bir ömrün ciddi bir muhasebesini yapmak, yeni bir yıla mübarek Kurban Bayram'mda girmenin şuur uyanıklığı içerisinde olmamız gerekir.

Bu çatı ve esasen gök kubbe altında yapılan hiçbir iş ve sarf edilen hiçbir söz yoktur ki, onlar zapturapt altına alınmasın, sahibine ciddi bir sorumluluk getirmesin. Öyleyse Bâki'nin dediği gibi;

"Avazei bu âleme Davut gibi sal,

Baki kalan bu kubbede bir hoş şada imiş" dedirtecek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayın.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - ...güzel bir ses, güzel bir soluk, güzel bir nefes ve güzel bir iz bırakmadan daha güzel ne olabilir?

Sevgili kardeşlerim, öyleyse, öncelikle biz ve saniyen insan olma erdem ve şuurunu taşıyan tüm fertleriyle aziz milletimiz, bu çok, ama çok ciddi nefis muhasebesini yaparak, hem mübarek Kurban Bayramımızı hem de yeni bir yılımızı idrak etmeliyiz.

Hz. Ömer'in yönetim anlayışının, merhum Akif in Safahat'ında mısralaşan, "Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa koyunu/ Gelir de adli ilahî Ömer'den sorar onu" şuuru içerisinde olmak, bütünüyle bu Parlamentonun ve içinden çıkan Hükümetimizin kaçınılmaz sorumluluğudur. Üstat Necip Fazıl'ın, "Ağlayın aşinasız, sessiz can verenlere/ Otel odalarında, otel odalarında..." mısralarında terennüm ettiği otel odalarından vazgeçtik, "kimsesiz, sessiz sedasız, sokak ortalarında, sokak ortalarında" diyebileceğimiz sayısız gencimizi, kapkaç, cinayet, içki, uyuşturucu ve akla hayale gelmedik tarzda kaybettiklerimiz ve hâlâ kaybetmekte olduklarımızı düşünmek, onlar için ağlamak değil, onları, bu terütaze yavrularımızı düştükleri her türlü olumsuz girdaptan kurtarmak bizim asli vazifemizdir, asla kaçınamayacağımız ve mutlaka hesabını vereceğimiz mesuliyetimizdir.

Sevgili kardeşlerim, 2005 yılı resmî kayıtlarına göre -ki, resmî olmayan veriler çok daha fazlasını ifade ediyor- 903,9 milyon litre alkollü içki tükettiğimizi ortaya koyuyor. Bunun anlamı nedir? Her bir tankerin 25 bin litre içki yüklendiğini düşünürseniz, tam 36.156 tır dolusu alkol... Her bir tır'm 18 metre uzunluğu göz önünde bulundurulursa, toplam 650 bin metre, bir diğer ifade ile 650 kilometre peş peşe dizilmiş bir alkol konvoyu ve tüketimi... Yani, Ankara'dan Edirne'ye veya Samsun'dan İstanbul'a kadar kesintisiz bir tır filosu yüklü alkolü ülke olarak tüketmişiz.

Geçen yıl fert başına 12,5 litre, bu yılın 7'nci ayının sonu itibarıyla da 8 litre alkol tüketen ülkemiz, başta TV kanalları olmak üzere çöküşü hızlandıran her türlü olumsuzluğa artık, "dur!" demenin zamanının geldiğini idrak etmek zorundayız.

Sağlığımızı ve millet olarak geleceğimizi tehdit eden sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının gittikçe yaygınlaştırılması, resmî birçok programın, hatta birkısım resepsiyon ve anma programlarının alkollü içkilerle tertip edilmesinin çağdaşlık göstergesi, ilericilik simgesi olarak tanımlanması, hatta ortaöğrenim kurumlarına varıncaya kadar mezuniyet baloları ve bazı programlarının alkollü içkilerle kutlanıyor olması, yeni bir yılın ilk saatlerine akıl tutulmasının ana amillerinden olan alkollü içeceklerle girilmesinin bir zaruretmiş gibi sayılması, bizi içerisinde bulunduğumuz toplumsal buhrana sürükleyen ana amildir.

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, konuşmanızı tamamlar mısınız.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Milletimizi felaketlere sürükleyen "niçin"leri başka yerlerde değil, kendi yaptıklarımız, hayatımızın içindeki yanlışlarda aramalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisteki üslubumuz, konuşma adabımız, birbirimize karşı olan sevgi, saygı, hoşgörü ve tahammülsüzlüğümüz, iyi veya kötü alışkanlıklarımız aynen toplumumuza da sirayet etmektedir. Filhakika, biz, o toplumun içinden çıktık, bir anlamda milletin ay- nasıyız. Tıpkı ilk Meclisin mebuslarından Tahir Efendi'nin kendisini intihâb eden seçmenlerine söylediği gibi. Tahir Efendi, seçim bölgesine gidiyor ve tıpkı bugün olduğu gibi, seçmenleri tarafından zaman zaman eleştiriliyor. Şikâyetlere cevap vermek üzere diyor ki Tahir Efendi: "Beyler, sizler bizi seçtiniz, yani müntehipsiniz, seçicilersiniz. Biz de seçildik, bize de müntehap derler. Seçilip gönderildiğimiz yere Meclis, yani müntehebunileyh denir. Sizin yaptığınız bu işe de intihap denir. İntihap ise Arapça'da "nuhbe," kelimesinden gelir. Nuhbe kaymak demektir. Sütün üstünde süt kaymağı, şapın üstünde de şap kaymağı vardır. Siz ne iseniz meclisiniz odur. Beyler, beni böyle anlayın."

Evet, bizler toplumun kaymak tabakası değiliz, ancak özünün süzülüp Parlamentoya yansıyan aynasıyız. 2007 yılı, daha seviyeli...

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Başkan, camide vaaz verir gibi, ne bu ya? Başkan, burası cami değil ya!

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Nedir bu ya!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - ...olgun ve milletimizin özüne yaraşır bir temsil anlayışıyla geçirilmelidir. Ne cumhurbaşkanlığı seçimini ne de 4 Kasım 2007'deki genel seçimleri gerilim hattına çekmek...

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Bu, herkesi alkolik yaptı ya!

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Sanki aklı başında insan yok burada!

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, lütfen konuşmanızı tamamlayın.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Yeter Başkan ya!

BAŞKAN - Çok, sürenizi, aştınız, son cümlelerinizi söyler misiniz.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum, zaten son cümlelerim.

HALİL TİRYAKİ (Kırıkkale) - Git camide ver!

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Nedir bu ya senin yaptığın!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Arkadaşlar, ben, sizi rahatsız edecek hiçbir şey söylemediğimi zannediyorum.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Ne demek canım! Herkesi alkolik yaptın!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Ama rahatsız edici bir şey varsa Sayın Grup Başkan Vekili Anadol burada.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Sizin iktidarınızda arttı. Ayıp ya!

BAŞKAN - Efendim, siz konuşmanızı tamamlayın lütfen.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Ne cumhurbaşkanlığı seçimini...

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Cami avlusu mu burası ya?

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - ...ne de 4 Kasım 2007'deki genel seçimleri gerilim hattına çekmek, toplum içerisinde kutuplaşmalara meydan vermek, hukukun ve Anayasa'mızm tanımladığı yetki ve sorumluluklar dışında sokak ve taşkınlıklarda çözüm aramak hiç kimseye yarar sağlamaz.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Bizi niye bir dakika fazla konuşturmuyorsun Başkan? Ona o kadar fazla müsamaha gösteriyorsunuz. Bu olacak şey değil, yeter ya!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Sami Bey, nezaketli olmanızı bir tabip olarak size tavsiye ederim. Herhalde benim söylediklerim en çok sizi ilgilendirir.

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, lütfen, son cümlenizi alacağım.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Nerede görülmüş bu kadar ya, hayret ya!

BAŞKAN - Gerekli müsamahayı gösterdim, son cümlenizi rica edeyim.

İ. SAMİ TANDOĞDU (Ordu) - Ayıp ya!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Siyaset yapanların empatiye, kendilerini karşıdakilerin yerine koymaya ihtiyacı var. Bunu yaptığımız ve hukuka saygılı olduğumuz anda birbirini incitecek, gönül kıracak, karşılıklı sevgi ve saygıyı zedeleyecek en küçük bir olumsuzluğa meyden vermeden arzu edilen sonuçlar istihsal edilebilir.

YILMAZ KAYA (İzmir) - Sayın Başkan, ne alakası var Kurban Bayramı'yla? Hayret bir şey ya!

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Kendimize ait hipotezlerle beynimizde kurguladığımız hükümleri hukukun...

GÖKHAN DURGUN (Hatay) - Ne ilgisi var Sayın Uzunkaya?

BAŞKAN - Sayın Uzunkaya, bakın, konuşmanızı keseceğim artık, son cümlelerinizi rica ediyorum.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) - .. .ve yasamanın önüne koyarsak, devlet ve rejimimizi o zaman tehlikeye atmış oluruz.

Bu duygu ve temennilerle, idrak etmekte olduğumuz Kurban Bayramı'mızla yeni yılımızın hayırlı olmasını diliyor, sizleri ve yüce milletimizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Oysaki, ben, size ve hepimiz için söylenmesi gereken bir kısım şeyleri söylediğimi düşünüyorum, ama ne yazık ki, CHP aynı CHP, CHP'liler aynı CHP'liler. Saygılar sunuyorum efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Musa Uzunkaya (AK Parti, Samsun). “Yeni yıl ve kurban bayramı münasebetiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 45. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/musa-uzunkaya-22-2006-12-27-yeni-yil-ve-kurban-bayrami-munasebetiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b045/tbmm221430450183.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
