# (10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Demir (AK Parti, Samsun)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim
- **Tarih:** 2 Haziran 2004
- **Gündem:** (10/9,31) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN (SAMSUN'DA KURULMA AŞAMASINDAKİ MOBİL SANTRALLERİ) 297 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-demir-22-2004-06-02-10-9-31-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-samsun-da-kurul

> Mustafa Demir (AK Parti), 2 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: (10/9,31) ESAS NUMARALI MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONUNUN (SAMSUN'DA KURULMA AŞAMASINDAKİ MOBİL SANTRALLERİ) 297 SIRA SAYILI RAPORU ÜZERİNDE); konuşma 1.970 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA DEMİR (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Samsun Milletvekilimiz Sayın Haluk Koç ve 24 arkadaşı, yine, Samsun Milletvekilimiz Sayın Cemal Yılmaz Demir ve 23 arkadaşımız tarafından hazırlanan, Samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralların ihale ve yer seçimi süreçleri ile çevre ve insan sağlığına muhtemel etkilerinin araştırılması amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri doğrultusunda (10/29,31) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu raporu hakkında AK Parti Grubu adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, benden önce önerge sahipleri adına söz alan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sayın Haluk Koç arkadaşımızın bir iki ifadesine cevap vererek -hem cevap hem açıklama mahiyetinde- başlamak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, evet, o dönem davet mektubu yazan, Anavatan Partisinden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan arkadaşımız, şu anda, AK Partiden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımızdır. Doğrudur; o dönemde, bahsettiği kaygılarla olsa gerek, etkilerle olsa gerek, bir davet mektubu yazmıştır ve aslında, yetkisi ve sorumluluk alanında olmamakla birlikte yazmıştır; fakat, ne yazık ki, karar mercileri, böyle bir davet mektubuyla oraya mobil santralın konuşlandırılmasına karar alma yetkileri yokken, almıştır. O günkü siyasî bakış, o partinin bakış açısı burada sorgulanabilir; ama, bugün, Yusuf Ziya Yılmaz, bizim Belediye Başkanımızdır ve bugünkü uygulamalarında, icraatlarında, AK Partinin yerel yönetimlerde hizmet anlayışını en etkin ve en yetkin bir şekilde, Samsun'da uygulama noktasında büyük gayret sarf etmektedir. Ben, kendilerine buradan başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, mobil santral konusu -önerge sahibi olarak konuşurken Haluk Bey, Samsun'la ilgili bölümde detaylar, bilgiler verdi, ama- Türkiye'nin gündemine, 1998 yılında, Bakanlar Kurulunun aldığı bir kararla birlikte geliyor. Ben, birazcık o sürece değinmek istiyorum. Gerekçelerini burada saymak istemiyorum; ama, gelecekte enerji sıkıntısı varsayılacağı, o günkü kamu yatırımlarıyla inşa edilmekte olan enerji santralları ve enerji üretimini artırabilecek projelere yeterli finansman olmadığı, kısa sürede devreye sokulabilirliği, kira yöntemiyle mobil santralların devreye sokulması karar altına alınmış ve bu şekilde, mobil santralların Türkiye'de yapımına başlanılmıştır.

Daha sonra, bu gerekçelerin, bu amaçların yerine varmadığı, aslında enerji açığını kapatacak şekilde değil, tam tersi, olumsuz anlamda enerji fazlalığına sebebiyet veren, üstelik satın alınması süreci içerisinde de reel değerin çok çok üzerinde bir enerji maliyeti noktasında Türkiye'yi kamu zararına uğratan -ve bugüne geldiğimizde de görüyoruz ki, diğer elektrik üretim projelerinin devreye tam sokulmasıyla, onlarla Türkiye'nin enerji ihtiyacı karşılanmış, ama- bu santrallar, şu anda -mesela Samsun'da çalışmıyor- çalıştırılmıyor ve bunlardan elektrik alınmamış oluyor. Yine, bilmenizde fayda var. Evet, çalıştırılmıyor; ama, sözleşmelerdeki yükümlülükler gereği buralara tazminatlar ödenmeye devam ediliyor.

Mobil santralların kurulması dört aşama katetmiş Türkiye'de. 1998 yılında ilk, birinci grupta yapılan mobil santrallar 4 adet. Bunların tamamının, toplamının kapasitesi 95 megavat; yani, 3 tane 20 megavat, 1 tane 35 megavat üzere kurulmuş. Daha sonra ikinci bir posta... Bu santralların kilovat/saatinin, enerji satın alma bedeli ise 11,11 sent.

Değerli arkadaşlar, ikinci grupta 4 adet daha devreye sokuluyor. Bunların da toplam gücü, 4 adedinin toplam gücü 85 megavat olarak gerçekleşiyor ve bu santralların ihalede enerjisini satın alma miktarı ise 6,55 sent. Ondan sonra üçüncü grup bir mobil santral yapımı karar altına alınıyor. 4 tane mobil santralın toplam gücü 100 megavat ve bunların elektrik alış fiyatı, kilovat/saati 6,51 sent ve yine, ondan sonra, bugün, Samsun'da da konu olan mobil santrallar grubu, dördüncü grup devreye giriyor. Bunlar 5 adet. Buraya dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunların 1 tanesinin kurulu gücü 100 megavat, tamamı 500 megavat; yani, son gruptan önceki üç grupta toplam kurulu bulunan mobil santralların 260 megavat civarında kurulu gücü var. Dördüncü grupta -Samsun'da 2 tanesi, 3 tanesi de başka yerlerde olmak üzere- toplam güç 500 megavat. Yani, buradan şöyle anlaşılıyor: Demek ki, mobil santrallar, iyi iş yapmış. Sonunda, dördüncü grupta 5 tane çıkarılıyor; ondan önce kurulanların 2 katı ve kilovat/saat elektrik alış fiyatı 5,5 sent.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tabiî, bu süreçler yaşandıktan sonra, konu Samsun'daki mobil santrallar olduğu için, ben, o safhaya gelmek istiyorum. Samsun'a şu anda konumuz olan mobil santralların kuruluşu, sözleşmesi, başlangıçta Samsun'da yapılmak üzere değildi. Bunların yapımına karar alındığında, Fethiye, Dalaman, Bartın, Cide'de yapımı karar altına alınan 2 tane mobil santralın, ne yazık ki -o dönemin hükümetinin, o günkü siyasîlerin sorumluluğunda alınan bu karar- oradaki bölge halkının yoğun tepkisi neticesinde, oralara kurulması mümkün hale gelmiyor. Ondan sonra, firma yetkilileri ve bu kararı alanlar, yer aramaya başlıyorlar. O çerçevede, o zaman dilimi içerisinde, firma sahiplerinin yaptığı görüşmeler, belki de, siyasîlerin etkisiyle birlikte, o dönem Samsun'da Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Yusuf Ziya Yılmaz'ın bir talep yazısı EÜAŞ Genel Müdürlüğüne iletiliyor ve etki ve yetki alanında olmamasına rağmen, bu yazı neticesinde, EÜAŞ Yönetim Kurulu bunun Samsun'a yapılabileceği noktasında bir yönetim kararı alıyor ve bu karar neticesinde, bu mobil santralların Samsun'a yerleştirilmesi süreci hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Özelleştirme kapsamında olan Karadeniz Bakıra ait bir arsanın bir bölümü bu firmaya ayrılarak satılıyor, hızlı bir şekilde imar çalışmaları yapılıyor ve fiilî olarak inşaatına başlanıldıktan sonra Samsun halkının haberi oluyor. Burası da dikkat çekicidir.

Tabiî, bu mobil santralın yapılma sürecinden önce, santralların yapılabilmesi için belli yönetmeliklerde bazı değişiklikler yaparak, o günkü siyasî irade, bunların önünü açıyor. Bu yönetmelikler, Gayri Sıhhî Müesseseler Yönetmeliği ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği ve Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğine geçici maddeler ilave edilerek, bu yönetmeliklerde, o maddelerin kapsamı içerisinde, 31.12.2002 tarihine kadar muafiyetleri sağlanıyor ve önleri açılıyor. O da yetmiyor, yine, İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğe de ilave yapılarak, bu santralların yerleşecek olduğu yerlerin imar planlarının onbeş gün içerisinde neticelendirilmesi ve ruhsata müracaat edildiğinde de, onbeş gün içerisinde ruhsat verilmesi zorunluluğu getiriliyor. Yani, mobil santralların Türkiye'de çeşitli yerlerde konuşlandırılması için, siyasetin baskısıyla, icraatıyla bütün siyasî, hukukî önlemler alınmış oluyor ve bu çerçevede, Samsun'a kurulmaya başlanıldığında, Samsun'da büyük bir tepki oluşuyor. O tepkiyi iyi anlamak lazım. Neden; çünkü, Samsun'u iyi bilmek lazım. Ben inanıyorum ki, Samsun'u gözümüzün önüne getirdiğimizde karşılaşacak olduğumuz manzara çok ibret verici bir manzaradır değerli arkadaşlar; çünkü, Samsun -Sayın Koç da bahsetti- Türkiye'nin en önemli tarımsal ve hayvansal üretim merkezi; 1 300 000 nüfusu olan bir kent. Samsun, tarım ve hayvancığın yoğun olduğu bir kentimiz. Bu kentin Çarşamba ve Bafra Ovalarında, ülkemizin neredeyse yarı ihtiyacını karşılayabilecek üretim yapılmakta. Türkiye'nin Çukurova'dan sonra ikinci üretim havzası. Bitki örtüsü yönünden oldukça zengin olan Samsunumuz, ormanların bolluğu yanında bağ, bahçe, çayır ve ekili alanlarla doludur.

Değerli arkadaşlar, Samsun, kuş türleri yönünden Türkiye'nin en zengin kenti. 250 cins kuş barındıran gölleri, havzaları var. Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın Karadenize döküldüğü deltalarda yer alan Samsunumuzun yüzde 47'sini tarım alanı oluşturmakta, yüzde 40'ını orman alanı oluşturmakta, yüzde 5'ini ise çayır ve mera alanları oluşturmaktadır. Buraya da dikkatinizi çekmek istiyorum. Samsun yalnızca yüzde 8'i tarımdışı alan olan bir kent. Yemyeşil ovalarla, Terme'den tutun, taa Yakakent'e kadar, tamamen bir üretim havzasıdır. Yukarıya çıktığımızda Kavak, Havza, Vezirköprü, Ladik, Asarcık çevresi tamamen tarımsal üretim alanlarıdır.

Değerli arkadaşlar, Samsun'da üretilen başlıca sebzelerin miktarlarını, size fikir vermesi açısından beyan etmek istiyorum: Samsun'da yılda 400 000 ton domates üretiliyor, 190 000 ton biber, 127 000 ton lahana, 112 000 ton salatalık, 120 000 ton karpuz üretiliyor ve bölgede, yaklaşık 640 000 dekar fındık bahçesi, 430 000 şeftali ağacı, 340 000 elma ağacı, 210 000 armut ağacı bulunmaktadır. Bu sayıları duyduğumuzda anlıyoruz ki, Samsun, sebze ve meyvecilik yönünden çok büyük potansiyele ve üretime sahip olan bir kent. Yetmiyor; bunun yanında, çeltik, şekerpancarı, mevsimlik sebzelere, fasulyeye varana kadar her türlü üretimin yapıldığı bir kent. Günde 1 000 ton fuel-oil işleyecek, 100+100=200 MW gücünde iki santralın, yan yana, Çarşamba Ovasının hemen önünde, Samsun'a kurulmasını kamuoyu öğrendiğinde, nasıl bir etki yaratmış olabileceğini pekâlâ değerlendirebiliriz.

Değerli arkadaşlar, bir konuyu daha belirtmekte fayda görüyorum. Ayrıca, mobil santralların konuşlandığı yerin hemen yanında bulunan Karadeniz Bakır İşletmeleri, Azot Fabrikası gibi çeşitli kirliliğe sebebiyet veren, özellikle kükürtdioksit kirliliğine sebebiyet veren iki büyük tesisi, diğer sanayi kuruluşlarını ve vatandaşın ısınma amacıyla yaktığı diğer yakıtları da gözönüne aldığımızda, yapılan ölçümlerden de pekâlâ biliyoruz ki, bütün bu potansiyeline ve özelliklerine rağmen, çevre ve insan sağlığına en fazla dikkat edilmesi gereken bu kentte, zaten mobil santral kurulmadan kirlilik sınırları üst düzeyde olan, Türkiye'nin en kirli iki ilinden biri olan bu şehirde, Samsun'da, bu mobil santralın yapımına başlanıyor. Bugün araştırma konumuz olan mobil santrallarımızın Meclis gündemine gelmesindeki esas neden, bu şekilde yapılması değil; ama, yapılmasında siyasî iradenin ve sorumluların yaptığı teknik hatalar, eksikliklerdir.

Değerli arkadaşlar, Samsun, bu kadar da değil; bizim Samsun, barajlar bölgesi. Samsun İli sınırlarımızda, Bafra'da Altınkaya, Derbent Barajları, Ayvacık İlçesi sınırlarında Hasan Uğurlu ve Suat Uğurlu Barajları, Kavak İlçesinde İl Güven Barajı, Kozansıkı Göleti, Divanbaşı Göleti, merkezde Ondokuzmayıs Göleti ve en önemlisi, Çarşamba'daki, Samsun ve havalisinin içmesuyunun temin edildiği Çakmak Barajı.

Samsun'daki gölleri sayıyorum: Bafra'da, Karaboğaz Gölü, Balık Gölü, Dutdibi Gölü, Liman Gölü, Hayırlı Göl, İncegöl, Çernek Gölü, Gıcı Gölü; Çarşamba'da Dumanlı Göl, Akarcık Gölü, Akmaz Göl, Kocagöl, Körırmak Gölü, Sazlık Gölü, Çilme Gölleri ve hele, bunlara bir de Ladik Gölünü eklersek, Samsun, ayrıca, barajlar ve göller şehridir.

Değerli arkadaşlar, Balık Gölü, Liman Gölü ve Karaboğaz Gölü, ender çeşitliliğe sahip kuşların yaşadığı bölgedir. Bu kuşların 50'ye yakın cinsi, bu göllerde kuluçkaya yatmakta ve üremektedir.

Değerli arkadaşlar, Samsun'da, mobil santralın hemen yanında, bir göl ormanımız vardır. Tekkeköy İlçesinde, 120 hektarlık bir alana sahip olan bu göl, deniz seviyesindedir ve subasar ormanlarındandır, üzerinde yok olma tehlikesinde olan ağaç türleri barındırmaktadır ve bu nedenle de, türleme ve dünya literatürüne geçmiştir; dünya çapında, eşsiz ve tehlikeye maruz, bir alüvyal orman ekosistemi olarak yer almaktadır. Yani, böyle bir Samsun'a bu mobil santralların yapılması karar altına alınmıştır!

Değerli arkadaşlar, mobil santralların yapımı zamanında, Sayın İmdat Sütlüoğlu Çevre Bakanı iken, kendisiyle oraya bir ziyarette bulunduk. Mobil santralda sözleşme gereği ölçümleri yapan, daha önce mevcut ölçümleri yapmış olan yetkili bir üniversite hocamızdan aldığımız brifingde, mobil santrallar kurulmadan önce yapılan ölçümlerde mevcut kirliliğin üst sınırlarda olduğuna dair grafikler bize iletilmiştir, dosyası da mevcuttur. Yetmiyor, ayrıca, bölgede ciddî anlamda bir metalik kirlenmenin var olduğu da o günkü kayıtlarda mevcuttur.

Bütün bunlara rağmen, mobil santral yapımı gerçekleşiyor. Nitekim, seçimlerden sonra, Sayın Haluk Koç'un da bahsettiği gibi, biz de Samsun Milletvekilleri olarak, Samsun kamuoyunun haklı tepkisini çeşitli önergelerle dile getirdik. Bugün, önergeler doğrultusunda kurulan araştırma komisyonu raporu bizlerin ellerinde, onları değerlendiriyoruz. Bu raporlardan da anlıyoruz ki, Samsun'a bu mobil santralın kurulması için hiçbir teknik ve çevre etki araştırması yapılmamıştır. Tamamen, sanki, firmalara bir şey ödeniyormuş gibi... O zaman, Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz Bey bir yazı yazıyor, bir firmaya ilişkin olanını davet ediyor; ama, siz, iyi ki, bir tane davet ettiniz, al bizden size iki tane deyip, 100+100= 200 MW gücünde olan santral, yan, bitişik iki parselde, orada konuşlandırılıyor, yerleştiriliyor. Ayrıca, mevcut yönetmeliklere de baktığımızda, onlar iki ayrı firmaya ait olmakla birlikte -halbuki tek firmaya ait olsaydı, 200 MW'ın bir yerde kurulması mümkün olmamakla birlikte- böylece, hukuka, yönetmeliklere karşı da bir hile yapılmış oluyor.

Değerli arkadaşlar, daha sonra, bu enerji politikalarıyla birlikte, Samsun bu sıkıntıya sokulmuşken, mobil santrallar yapılmışken, mobil santrallar, için gerekçe olarak ileri sürülen 2001 yılında enerji krizi olacağı savı, ne yazık ki, doğru çıkmamıştır. Bu konuda, Devlet Planlama Teşkilatı, biri 30 Haziran 1999, daha sonra da 11 Ekim 1999 tarihinde olmak üzere, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığına iki uyarı yazısı yazmıştır. Bu yazılarda özellikle dikkat çeken husus şudur: Siz öylesine imtiyazlar veriyorsunuz ki, bu imtiyazlar sonucunda Türkiye, önümüzdeki on yıl içerisinde enerji fazlasıyla karşılaşacaktır; bu fazlalık, alım garantisi neticesinde oluşmaktadır. Yüksek fiyat garantileriyle, kamu, büyük zararlara uğratılmıştır.

Neticede, o dönemlerde, Samsun'da kurulu Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu, Altınkaya, Derbent Hidroelektrik Santrallarının üretimleri düşürülmeye başlanmış, daha sonra da, santralların üretimleri tamamen durdurulmuştur. Bu politikalar neticesinde, çok az ödemelerle tamamlanabilecek çeşitli hidroelektrik santrallar devreye sokulmayarak kamu zararına sebebiyet verilmiş; ayrıca, yüksek fiyatla satılmak zorunda kalınan enerjiyle, sanayicimizin uluslararası rekabet gücünün zayıf düşürülmesine de neden olunmuştur.

Değerli arkadaşlar, yine, enerji politikaları açısından bir değerlendirme yapacak olursak, özel kesim projelerine ağırlık verildiği bu dönemde, Devlet Denetleme Kurulu raporunda bu konuyla alakalı şöyle bir ifade yer alıyor: "Enerji planlamasında kullanılan arz-talep tahmin modelleri, doğru olmayan verilerle, doğalgaz santralları lehine yanıltılmış, üretim değerleri bakımından gerçek ihtiyacın üzerinde sonuçlar elde edilmiştir." Bu ibare, mobil santralların yapımının karar altına alınmasında, bilinçli bir değerlendirme, bilinçli bir çalışma yapıldığını da çok açık bir şekilde göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Demir (AK Parti, Samsun). “(10/9,31) esas numaralı meclis araştırma komisyonunun (samsun'da kurulma aşamasındaki mobil santralleri) 297 sıra sayılı raporu üzerinde”. TBMM Genel Kurulu, 96. Birleşim tutanağı, 2 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-demir-22-2004-06-02-10-9-31-esas-numarali-meclis-arastirma-komisyonunun-samsun-da-kurul (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
