# Avrupa konseyinin itiyaz ve muafiyetlerine müteallik umumi anlaşmaya (s.s.80)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Dündar (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim
- **Tarih:** 4 Haziran 2003
- **Gündem:** AVRUPA KONSEYİNİN İTİYAZ VE MUAFİYETLERİNE MÜTEALLİK UMUMİ ANLAŞMAYA (S.S.80)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-dundar-22-2003-06-04-avrupa-konseyinin-itiyaz-ve-muafiyetlerine-muteallik-umumi-anlasmaya

> Mustafa Dündar (AK Parti), 4 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AVRUPA KONSEYİNİN İTİYAZ VE MUAFİYETLERİNE MÜTEALLİK UMUMİ ANLAŞMAYA (S.S.80)); konuşma 665 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA DÜNDAR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Konseyinin İmtiyaz ve Muafiyetlerine Müteallik Umumî Anlaşmaya Ek 6 Numaralı Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Grubum ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz, çoğulcu demokrasi, insan hakları ve hukuk düzenini savunmayı ve güçlendirmeyi amaçlayan Avrupa Konseyinin 13 Nisan 1950'den beri üyesidir. Konsey statüsünün 3 üncü maddesinde, her üye devletin, hukukun üstünlüğü ilkesini ve kendi yargı alanı içindeki herkesin insan hakları ve temel haklardan yararlanması ilkesini kabul ettiği açıkça belirtilir. Bu ilkeleri ciddî biçimde ihlal eden üye devletlerin Avrupa Konseyindeki temsil haklarının askıya alınması ya da Konsey üyeliğinin sona erdirilmesi yolu ise, statünün 8 inci maddesinde bir yaptırım olarak öngörülmüştür.

İnsan hakları, insanın doğasından kaynaklanan, bireyin insan olma sıfatı dolayısıyla insanlık onurunun gereği olarak sahip olduğu ve hiçbir iktidarın tanımasına ve korumasına bağlı olmayan, diğer bir anlatımla devletler ve iktidarlar tanımasa da, saygı göstermese de, yine varlıklarını devam ettiren, niteliklerini kaybetmeyen ve devletin, saygı göstermesi, karışmaması yanında gerçekleşmesi için çaba göstermesi de gereken tüm hak ve özgürlükler olarak tanımlanabilir. Günümüzde insan haklarının tanınması, korunması ve geliştirilmesi, içhukuk boyutunu aşarak evrensel nitelik kazanmıştır. Nitekim, insan hakları kavramı ve bu bağlamda, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve içtihatları, son yıllarda uluslararası alanda olduğu kadar ülkemizde de gündemden düşmemektedir.

Avrupa Konseyi bünyesinde, 4 Kasım 1950'de Roma'da benimsenen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme ya da çok bilinen adıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakları alanında en önemli belgelerden birini oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, içhukuk düzenlerinde doğrudan uygulanabilirliğe sahip olan, mahkemeler önünde doğrudan ileri sürülebilecek bir kurallar bütünüdür. Ayrıca, bu sözleşme, ilk kez uluslararası nitelikte yargısal denetim ve güvence sistemi oluşturmuştur. Sözleşmedeki hakların ihlal edilmiş olduğuna inanan her şahıs, ulusal mahkemelerde yasal çare imkânlarının tükenmiş olması şartıyla, Strazburg'daki İnsan Hakları Mahkemesine şikâyette bulunabilir. Strazburg Mahkemesi de denilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, faaliyete geçtiği 21 Haziran 1959 tarihinden beri verdiği bini aşkın kararla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesini günün koşulları ışığında hayata geçirmiş, ona somut ve etkili bir içerik kazandırmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa kamu düzeninin anayasasını oluşturmaktadır. Mahkeme, içtihatlarıyla, insan haklarının korunması alanında asgarî Avrupa standartlarını ortaya koymuştur. Sözleşmedeki hakların bugünün koşullarına göre güncelleşmesi gereğini vurgulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ulusal mahkemeler karşısında, sözleşmenin resmî yorum tekelini kendisine ayırmıştır; ayrıca, kendi kararlarının infazının takibi usullerini de tanımlamıştır. Buna göre, bir devlet, daha önceki bir davada, hakkında verilen bir yaptırımı, organları dikkate almazsa, ikinci bir ihlal kararıyla karşılaşabilir. Mahkeme, üçüncü bir taraf hakkında verilen bir karardan gerekli sonucu çıkarmayan bir devleti dahi mahkûm edebilir.

Başta hukukçularımız olmak üzere, Türk insanı için, mahkeme ve içtihatlarının rolünü tanımak büyük önem taşımaktadır. Mahkemenin bazı kararları, başka ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de, bazen, büyük gürültü koparmakta, tarafsızlığını sorgulamaya kadar giden tartışma ve tepkilere yol açabilmektedir; ancak, söz konusu yakınmalar, mahkeme içtihatlarına kayıtsız kalmaya yol açmamalıdır; çünkü, her halükârda, daha iyi mücadele edebilmek için, yanlışı tanımak gerekir. Diğer yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının, kimi eskimiş anlayışlarımızdan kurtulmamız ve çağdaş ve demokratik değerleri hayata geçirmemiz için gerekli hukukî bilinci uyandırma işlevini de gözardı etmemeliyiz.

Sözleşme ve onun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yorumu, Türkiye'nin aday ülke olarak benimsemek zorunda olduğu Avrupa Birliği müktesebatının da bir parçasını oluşturmaktadır. Türkiye'yle ilgili davalar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin iş yükünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır; çünkü, mahkemedeki derdest dosyaların yaklaşık beşte 1'i Türkiye'yle ilgilidir. İnsan Hakları Mahkemesi, verdiği kararlarla, halihazırda, Türk hukuk uygulamasını ve mevzuatını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye açısından, çok büyük bir önem kazanmıştır. Gerçekten, coğrafî olarak Türkiye'nin dışında olsa da, Türk Yargıtayının, Danıştayının ya da Anayasa Mahkemesinin kararları hakkında bile ihlal kararını verebilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, artık, Türk yargı sisteminin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.

Tüm bu nedenlerle, 44 Avrupa Konseyi üyesi devletin 38'inin onayladığı, 4'ünün de imzaladığı bu anlaşmanın onaylanması Türkiye'nin insan hakları alanında Avrupa Konseyinin çabalarına verdiği önemin göstergesi olacaktır.

Grubumuz adına, söz konusu anlaşmaya kabul oyu vereceğimizi arz eder, hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Dündar (AK Parti, Bursa). “Avrupa konseyinin itiyaz ve muafiyetlerine müteallik umumi anlaşmaya (s.s.80)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-dundar-22-2003-06-04-avrupa-konseyinin-itiyaz-ve-muafiyetlerine-muteallik-umumi-anlasmaya (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
