# Batı trakya türk azınlığının içinde bulunduğu durum (8/28 - 8/33)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Dündar (AK Parti, Bursa)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ocak 2007
- **Gündem:** BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM (8/28 - 8/33)
- **Tutanak (TBMM):** https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b047/tbmm221430470415.pdf
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-dundar-22-2007-01-09-bati-trakya-turk-azinliginin-icinde-bulundugu-durum-8-28-8-33

> Mustafa Dündar (AK Parti), 9 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM (8/28 - 8/33)); konuşma 1.896 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA DÜNDAR (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde Batı Trakya Türk azınlığı hakkında iktidar ve ana muhalefet partilerinin ortaklaşa vermiş oldukları genel görüşme önergesi üzerine AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Konuşmama başlamadan önce, Kurban Bayramı'nda trafik kazasında hayatlarını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'e, eski bakanlarımızdan Mustafa Taşar'a, bu sırada, bugünkü uçak kazasında hayatlarını kaybeden ve gerek trafik kazası ve gerekse başka nedenlerle ölen vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, geride kalanlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Yine, bugün Batı Trakya hakkında genel görüşme yapıyoruz. Bu vesileyle, Batı Trakya'ya hizmeti geçen ve ebediyete irtihâl edenlere, Sadık Ahmet'e, Mehmet Emin Aga'ya Allah'tan rahmet diliyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde Batı Trakya Türkleri hakkında genel görüşme yapılacağını duyan Batı Trakya Türkleri ve Batı Trakya dışına göç edenlerin kurmuş oldukları derneklerin temsilcileri beni arayarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu girişiminden dolayı duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir. Ben de onların bu duygularını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugünkü Batı Trakya hakkındaki genel görüşme oturumu tarihî bir olaydır. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisini sadece Türkiye değil, Batı Trakya izlemektedir, Yunanistan'dan dünyanın dört bir yanına göç edenler izlemektedir. Ben de onlar adına, iki partinin vermiş oldukları önergelerin sahiplerini ve bu önergenin gündeme alınmasına vesile olan AK Parti ve CHP Gruplarına teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinin Batı Trakya Türk azınlığı gündemli genel görüşme önergesiyle ilgili yapacağım konuşmama "azınlık" kavramı üzerinde durarak başlamak istiyorum.

Türkiye'nin Avrupa ile müzakerelerinin en sıkıntılı konularından biri, hatta başında gelen azınlıklar konusu, ilginçtir ki, Avrupa Birliğinin kendisi de bu soruna bir çözüm bulabilmiş değildir. Buna rağmen, yine de Avrupa Birliğinden gelen bazı yetkililerin, Türkiye'deki azınlıkların statüsünün uluslararası anlaşmalarla belirlenmiş olmasına rağmen kendi kafalarına göre azınlık üretmek istemeleri de Türk insanının haklı tepkisine neden olmaktadır.

Azınlık haklarıyla ilgili birçok uluslararası belge olmasına rağmen azınlık tanımı yapılmamış ve yapılmamış olmasından dolayı da anlaşmazlığın asıl nedeni de burada oluşmaktadır. Bu konuyla ilgili olarak Avrupa Birliği kendine, Avrupa Konseyinin oluşturduğu ilkeleri, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı belgelerini referans almaktadır. Avrupa Birliğinin, azınlık konusunda, gerek yazılı metinler ve gerekse uygulamalar ile net bir azınlık politikasının olmadığını görmekteyiz. Fakat, buna rağmen Avrupa'dan gelen parlamenterlerin, azınlık konusunda, hiçbir yasal ve haklı dayanağı olmayan talepleri karşısında bizler hep savunma pozisyonunda kalmaktayız. Bizler, bu konuda, Avrupa Birliği içerisindeki azınlıklar ile ilgili olumsuzlukları gündeme getirerek azınlıklar konusunda Türkiye'ye karşı ön yargılı davranılmasının önüne geçmeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesine göre, o devlette farklı gruplar varsa ve bunlara azınlık statüsü tanıyıp tanımamak tamamen ulus devletin yetki alanındadır. Türkiye, Lozan Anlaşması'na göre, gayrimüslim vatandaşlarının azınlık olduğunu kabul etmiş, bunun dışında Türkiye'de başka bir azınlık kabul etmemiştir.

Azınlıkların haklarını düzenleyen çeşitli uluslararası belgeler olmasına rağmen, üzerinde anlaşma sağlanmış bir azınlık tanımı olmadığını yukarıda belirttim. Herhalde devletler, egemenlik hak- larının tehlikeye gireceği endişesi içinde kendilerini yükümlülük altına sokacak evrensel tanımlardan kaçınmışlardır. Bunun sonucu, bazı devletler, azınlık haklarıyla ilgili uluslararası sözleşme imzalarken "azınlık" kavramını nasıl tanımladıklarını ve hangi grupları azınlık olarak kabul ettiklerini belirten beyanlarda bulunmaktadırlar.

Avrupa Birliği, Avrupa Birliğine katılım için 1993 Kopenhag kriterlerinde azınlık haklarıyla ilgili olarak çerçeve sözleşmesinin nasıl uygulandığının önemli bir etken olacağını açıklamıştır. Fakat, Belçika, Fransa, Yunanistan, Lüksemburg ve Hollanda gibi üye ülkeler sözleşmeyi onaylamamış, Danimarka ve daha düşük bir düzeyde Almanya, çerçeve sözleşmesini bazı sınırlamalar içeren bildirgeler eklemek koşuluyla onaylamayı kabul etmişlerdir. Bu durum, eski Avrupa Birliği üyeleri için böyleyken, yeni aday ülkelerden çerçeve sözleşmesinin imzalanmasının istenmesi, Avrupa Birliği içerisinde eski ve yeni üyeler arasında çifte standart uygulandığının açık bir göstergesidir. Bütün aday ülkelerin imzalaması şart koşulan çerçeve sözleşmesine, Belçika, Fransa, Yunanistan ve Hollanda'nın dâhil olmaması kabul edilebilir bir durum değildir. Nitekim, Yunanistan'da Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının yaşamış olduğu sorunların temelinde bu çifte uygulamanın olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Dünya çapında insan haklan ve özgürlükler konusunda gösterilen hassasiyet ve önemin arttığı günümüzde, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı üyesi olan Yunanistan'ın, Avrupa Konseyi sözleşmelerine taraf olan Yunanistan'ın, 1981 yılından beri Avrupa Birliği üyesi sıfatını taşıyan Yunanistan'ın, demokrasinin beşiği olduğu söylenen Yunanistan'ın, bu değerlere, özellikle Batı Trakya Türk azınlığına karşı gösterdiği tavır düşündürücüdür.

Yunanistan'ın devlet politikası hâline gelen azınlıklara yönelik etnik arındırma uygulamaları, Yunanistan'ın azınlığa bakış açısının bir göstergesidir. Bunun en açık örneği "Türk" kelimesinin kullanılmasında kendini göstermektedir. "Türk" ibaresi olan "Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği, Gü- mülcine Türk Gençler Birliği, İskeçe Türk Birliği" gibi birlikler, dernekler, isminde "Türk" kelimesi olduğu gerekçesiyle kapatılmıştır. Yine, adında "Türk" ibaresi yer aldığı için Rodop İli Türk Kadınlar Kültür Derneğinin kuruluşuna da izin verilmemiştir. Yine, Evros Azınlık Gençleri Derneğinin de, isminde "azınlık" kelimesi geçtiği gerekçesiyle tescil edilmediği son gelen haberler arasındadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batı Trakya Türklerinin, azınlık oldukları için vatandaşlıktan çıkarıldıklarını görüyoruz. 1998 yılında yürürlükten kaldırılmış olan Yunan Vatandaşlık Ya- sası'nın 19'uncu maddesine ilişkin Avrupa Konseyi Irkçılığı ve Ayrımcılığı Önleme Komitesinin 27/6/2000 tarihli raporu vardır. Bu rapor, Yunanistan'a, bu maddeden dolayı mağdur olanlara vatandaşlık haklarını geri almada kolaylık sağlamasını önermektedir. Yine aynı komisyonun 8 Haziran 2004 tarihli raporunda ise, söz konusu maddeye dayanarak, Yunan vatandaşlığından çıkarılanların 60.004 kişi olduğu tespit edilmiştir. Bunlarla ilgili olarak da geriye dönük mağduriyetleri giderecek Yunanistan, bugüne kadar herhangi bir düzenleme yapmamıştır. Bununla birlikte, Yunanistan'da yaşayan az sayıda vatansız kişilerin vatandaşlığa tekrar kabul edilmeleriyle ilgili yeni gelişme olarak 59 kişinin vatandaşlıklarının iade edileceği haberlerini almaktayız, fakat, bunun, sorunun çözümü için yeterli bir gelişme olmadığı da ortadadır.

Vatandaşlıktan ıskat edilenlerin sorunları, sadece bir ülke vatandaşlığını kaybetmekle sınırlı kalmamaktadır. Iskat neticesi, bu kişilerin sosyal ve ekonomik çıkarları da ortadan kaldırılmıştır. Vatandaşlıktan silinmeyle ilgili olarak, Yunanistan'da yaşamasına veya başka ülke vatandaşlığının alınmasına bakılmaksızın bu kişilerin vatandaşlık haklarının verilmesi konusu, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konudur. Bu kişilerin vatandaşlıkları iade edilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anlaşmalarda, kanunlarda çerçevesi belirlenmiş olan Batı Trakya'daki "müftülük" makamı, kuralların uygulanmamasından dolayı Müslüman Türk toplumunun kanayan yarasıdır. Batı Trakya'da, müftülük, temel bir müessesedir. Müftülerin dinî görevleri yanında yargısal görevleri de vardır, verilen kararlar Yunan makamları tarafından da tanınmaktadır. Lozan Anlaşması'na göre, Batı Trakya Türklerine, müftülerini özgür iradeleriyle seçme hakkı tanınmıştır. 1990 yılı sonuna kadar, müftüler, cemaat tarafından seçilmiştir. Ancak, bu uygulama keyfî bir kararla iptal edilmiş, Gümülcine ve İskeçe Müftülüklerinin basma Yunanlı yöneticilerin tayin ettiği ve azınlık tarafından onaylanmayan müftüler getirilmiştir. Yunan Hükümeti tarafından haklarında davalar açılan seçilmiş Gümülcine ve İskeçe Müftülerimiz İbrahim Şerif ve rahmetli Mehmet Emin Aga, vermiş oldukları hukuk mücadelesini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşımışlar ve görülmekte olan dört dava da seçilmiş müftülerimizin lehlerine sonuçlanmıştır. Verilen bu kararlar da göstermektedir ki, Avrupa Birliği vatandaşı olan Batı Trakya Türk azınlığının, başka alanlarda olduğu gibi, dinî özgürlükler alanında da, temel insan ve azınlık haklarından mahrum bırakıldıklarını açıkça ortaya koymaktadır.

Güncel bir konu olarak, Hakk'ın rahmetine kavuşan İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga'nın yerine Kurban Bayramı'nın birinci günü seçim yapılmıştır ve bu seçim ile yeni müftü Ahmet Mete olmuştur. Ahmet Mete'yi yeni görevinde tebrik ediyorum ve kendisine, faziletli görevinde üstün başarılar diliyorum. Müftülük sorununun çözümünde de bu yeni seçimin bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Batı Trakya'daki müftülük konusundaki çift başlılığa son vermek için, Batı Trakya Müslüman Türk Cemaati tarafından seçilen müftünün tanınmasının, sorunların çözümü için bir başlangıç olacağını ümit etmekteyim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni Vakıflar Kanunu Tasarısı görüşülürken, Avrupa Birliğinin, tüm dikkatlerini Türkiye'deki cemaat vakıflarıyla ilgili yapılacak düzenlemelere çevirdiği o günün basınındaki haberlerde yer almıştı. Resmî kayıtlara göre, Lozan Anlaşması imzalandığında, 1920 yılında, Batı Trakya'daki Türk nüfusunun oranı yüzde 65 iken, bu oran, bugün, yüzde 35'e düşmüştür; toprakların da yüzde 84'ü Türklere ait iken, şimdi, bu oran, yüzde 25'e gerilemiştir. Lozan Anlaşması'na göre, Batı Trakya'daki Müslüman Türk Cemaati kendi vakıflarını idare etme ve yöneticilerini seçme hakkına sahiptir. Buna rağmen, bugün, vakıflar kendi yönetimini seçememekte ve ehliyetsiz atamalarla idare edilmektedir. Geçmişte, çeşitli bahanelerle ve satın almalar yoluyla pek çok vakıf emlaki azınlığın elinden çıkarılmıştır. Bugün, vergi borcu, faiz ve gecikme tazminatı gibi çeşitli nedenlerle vakıf mallarına ipotek konulmaktadır. Buna mukabil İstanbul'daki Rum azınlık ise vakıf yöneticilerini kendileri seçebilmektedir, azınlık vakıfları taşınmaz mal edinebilmektedirler ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilmektedirler.

Bugün, Batı Trakya'yı konuşuyoruz. "Vakıf mülkleri" derken, sadece Batı Trakya'daki vakıf mülklerini anlıyoruz; fakat, tüm Balkanlar'da, azımsanamayacak oranda Türk vakıfları vardır. Batı Trakya dışında, Yunanistan genelinde Türk vakıfları bulunmaktadır, fakat, bu vakıflar emlakinin bugünkü durumu meçhuldür.

Batı Trakya'da müftülük ve vakıflar birbiriyle yakın ilgisi olan kurumlardır. Müftülük ile vakıfları birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değildir, iki kurum birbirinin tamamlayıcısı- dır. Yönetim, bu iki kurum için, anlaşmalara aykırı yasalar çıkarmış, kararlar almıştır. 1980 yılında vakıflar ile ilgili olarak çıkarılan 1091 sayılı Yasa, yine 1990 yılında müftülükler ile ilgili olarak alınan kararlar hem Lozan Anlaşması'na hem de Atina Anlaşması'na aykırıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batı Trakya'da tarihî eserlerle ilgili olarak da sıkıntılar vardır, birçok tarihî eser harap vaziyettedir, bakımları yapılmamaktadır. Camilerin onarılmasına izin verilmemektedir. Türklere ait mezarlıklara da saygısızca davranılmakta, mezar taşları faili meçhul kişilerce kırılmaktadır. Şu son iki-üç yıl içerisinde, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Karma Parlamento Komisyonları da, Batı Trakya'ya yapmış oldukları gezilerde bu durumları tespit etmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batı Trakya Türklerinin en önemli sorunlarının bir diğeri de eğitim konusudur. Lozan Anlaşması'nın 40'ıncı maddesi, Müslüman Türk azınlığa, masrafları kendilerine ait olmak üzere, ana dilinde eğitim yapacak öğretim kurumları kurmak hakkını tanımaktadır. 41'inci maddesi ise, Yunan Hükümetine, Müslümanların çoğunlukta bulundukları bölgelerde ilkokul eğitimi yapacak Türk çocukları için okullar açılmasını öngörmektedir. Oysa Yunanistan, 1976 ve 1977'de çıkardığı iki kanunla Türk okullarını kendi gözetimine almış, okullara kendi politikası doğrultusunda yetiştirdiği Selanik Pedagoji Akademisi mezunu öğretmenleri atamış, azınlık mensubu formasyonlu öğretmenlere görev vermemiştir. Eğitim gibi önemli bir konuda çözüm olarak bugün Türkçe dersinin seçmeli ders olarak okutulması kararı, Batı Trakya'daki eğitim yarasının kapanmasına merhem olamaz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Batı Trakya Türklerinin bu sorunlarının Avrupa Birliği gündemine getirilmesi gerekmektedir, bu sorunların uluslararası komisyonlarda gündeme getirilmesi gerekmektedir. Türkiye'ye dışarıdan birçok yabancı parlamenter gelmektedir. Aynı şekilde, bu yabancı parlamenterlerin Batı Trakya'ya gitmeleri de sağlanmalıdır. En son, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Grubu Başkanı Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Murat Mercan'ın misafiri olarak Avrupalı bir parlamenter Türkiye'ye gelmiş, buradaki azınlıkları incelemiş, fakat, buna mukabil, Batı Trakya'ya diğer ziyaret gerçekleşmemiştir. Bunu da Batı Trakya insanı, bir an önce karşılık olarak beklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki ülke arasında var olan bu sorunlara rağmen, son dört yılda, ikili ve Avrupa Birliği çatısı altında ilişkilerde çok olumlu gelişmeler gözlemlenmektedir. Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretleri, Dışişleri Bakanımızın yaptığı ziyaretler, hükümetler arası iyi ilişkiler, iki ülke başbakanlarının diyalogu, bölgeye Türkiye'den sık sık yapılan ziyaretler, ekonomik göstergelerin her yıl iyiye gitmesi ve ticaret hacminin artması olumlu gelişmelerin göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, Batı Trakyalı kardeşlerimiz öncelikle, ilk defa Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının Batı Trakya'yı ziyaretlerinden ziyadesiyle memnun kalmışlardır. Yine, ilk defa resmî bir Türk heyeti, 22'nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti olarak Karma Parlamento Komisyonunun ziyareti, daha sonra Avrupa Birliği Uyum Komisyonunun ziyareti onları memnun etmiş ve onlara heyecan katarak, moral ve destek vermiştir. Hiçbir dönemde Batı Trakya'ya bu kadar yoğun ziyaret gerçekleşmemiş ve hiçbir dönemde Batı Trakya konusu bu kadar gündeme gelmemiştir.

İkili ilişkilerin gelişmesi nasıl ki birçok yöne yansıyorsa, pek tabii ki, Batı Trakya Türklerinin sorunlarının çözümüne de gelişen ikili ilişkiler katkı sağlayacaktır. Nitekim, dün Yunanistan basınında yer alan haberlere göre, Yeni Demokrasi Hükümetinin Batı Trakya azınlığı hakkında yeni adımlar, yeni açılımlar yapmayı amaçladığını yazmaktadır. Bu açılımları, iyi ilişkilerin azınlık sorunlarının çözümüne de yansıyacağı şeklinde yorumlamaktayız ve bu açılımları olumlu gelişmeler olarak görmekteyiz. Aynı zamanda, bu gelişmeleri son dört yılda sürdürülen iyi ilişkilerin bir yansıması olarak görmekteyiz.

Bu süreçle, gelinen bu noktayla, soydaşlarımızın sorunlarının Avrupa Birliği normlarına uygun bir şekilde çözüme kavuşturulacağı kanaatini taşıyoruz.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle genel görüşmenin ülkemize, Batı Trakya Türklerine hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Dündar (AK Parti, Bursa). “Batı trakya türk azınlığının içinde bulunduğu durum (8/28 - 8/33)”. TBMM Genel Kurulu, 47. Birleşim tutanağı, 9 Ocak 2007. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-dundar-22-2007-01-09-bati-trakya-turk-azinliginin-icinde-bulundugu-durum-8-28-8-33 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c143/b047/tbmm221430470415.pdf

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
