# 2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim
- **Tarih:** 22 Aralık 2009
- **Gündem:** 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-23-2009-12-22-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi

> Mustafa Elitaş (AK Parti), 22 Aralık 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2010 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI (S.S.: 442) VE 2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI İLE MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ KAPSAMINDAKİ İDARE VE KURUMLARIN 2008 BÜTÇE YILI KESİN HESAP TASARISINA AİT GENEL UYGUNLUK BİLDİRİMİ VE EKİ RAPORLARIN SUNULDUĞUNA DAİR SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI TEZKERESİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:443)); konuşma 1.201 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, on güne yakın bir süredir Türkiye Büyük Millet Meclisinin üzerinde çalıştığı 2010 yılı merkezî yönetim bütçesini çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu süreç içerisinde değerli milletvekili arkadaşlarımız, AK PARTİ Grubundan konuşan arkadaşlarımız, bütçenin ülkemize, milletimize sağlayacağı faydalar hakkındaki görüşlerini beyan ediyorlar; muhalefet partisinden milletvekili arkadaşlarımız da muhalefetin gerektirdiği çalışmaları, bilgileri çerçevesinde de bu bütçenin eksiklerini ifade etmeye çalışıyorlar. Fakat bütçe konuşulurken, üzerinde değerlendirme yapılırken maalesef bazı zamanlar baktığımızda hiç hoş olmayan, gerçekten Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekili arkadaşlarımızı üzücü, incitici, yaralayıcı konuşmalar da olduğunu burada müşahede ediyoruz. Hep birlikte düşündüğümüz, konuştuğumuz, arzu ettiğimiz, istediğimiz, birbirimizi yaralamadan doğruları ifade ederek bu ülke insanına, Türk milletine fayda sağlayabilmek için gayret göstermek hepimizin insan olarak, millet olarak vazgeçilmez görevlerinden birisidir.

Bakınız, Milliyetçi Hareket Partisinin değerli temsilcisi konuşmacı arkadaşlarımız daha önceki bütçelerimizin hazırlandığı süreçte hep bizi uyarırlardı “Niye 2002’den başlıyorsunuz, başka tarihleri dikkate almıyorsunuz; niye 99’dan, 80’den, 85’ten değil de, aklınızı bir 2000’e taktınız, ondan öte başka tarafa gitmiyorsunuz?” diye.

Şimdi, değerli arkadaşlar, işin özü şu: Biz, 3 Kasım 2002 seçimleriyle, milletin ibrasıyla, milletin gösterdiği, verdiği yetkiyle iktidara geldik. 18 Kasım tarihinde hükûmeti kurmakla görevlendirilen Sayın Gül, 28 Kasım 2002 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinden, bu Parlamentodan güvenoyunu alarak icraata başladı. Bizim fotoğrafımız bu. Muhasebede bir ilke, bir bilanço çıkarılırken, bir hesap yapılırken bir dönemin fotoğrafı alınır, o fotoğraf içerisindeki yaptığımız icraatları değerlendiririz. Çünkü biz başka hükûmetleri “Enkaz devraldık.” diye hiç itham etmedik, “Enkaz edebiyatı yaptık.” diye de söylemedik. “3 Kasım 2002 tarihindeki Türkiye'nin fotoğrafı buydu, bizim geldiğimiz 2005’teki Türkiye'nin fotoğrafı bu. 2007’deki fotoğraf bu, 2008’deki fotoğraf bu.” diye ifade ettik.

Ama bakıyorum, görüyorum ki bu bütçe konuşmalarını Plan ve Bütçe Komisyonunun raporu içerisinde değerlendirdiğimizde Milliyetçi Hareket Partisinin değerli üyeleri, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımız tarihleri 2002-2009’la kıyaslamaya başlamışlar, aslında doğru bir noktaya doğru gelmişler; 2002-2008 kıyaslaması yapmıyorlar ama 2002-2009 kıyaslaması yapıyorlar. 2002-2009 kıyaslamasındaki özellik ne? 2009 yılında, 2008 yılının son çeyreğinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde 2007 yılında başlayan krizin önce Avrupa’ya, daha sonra gelişmekte olan ülkelere yansımasının Türkiye’de hissedildiği bir süreç. Ha bunu değerlendirme yapıyorsak o zaman objektif olabilmemiz için, Türkiye'nin insanına faydalı olabilmek için, bu bütçenin Türk milletine fayda sağlayabilmesi için bir objektif değerlendirme kriteri içerisinde yapılacak unsur nedir? Kriz dönemini krizle karşılaştırmak. Demek ki 2001 yılındaki ortaya çıkan krizdeki rakamlar ile 2009 yılındaki kriz rakamlarını karşılaştırırsanız kimin bunu iyi yönetişim içerisinde yaptığını en iyi şekilde algılamış ve bunu da millet değerlendirme imkânını bulmuş olur.

Bakınız, 2001 21 Şubat krizi veya ondan önceki Kasım 2000 krizi bağıra bağıra geliyordu. O dönemde iyi bir yönetişim sergilemeyen İktidar maalesef krizi görmedi. Kriz nereden bağıra bağıra geliyordu? 1998 yılında o zamanki Sayın Mesut Yılmaz Hükûmetinin güçlü ekonomiye geçiş programını olduğu gibi kabul eden 57’nci Hükûmet, o süreçte IMF’yle yapılmış sözleşmelerin, stand-by anlaşmalarının aynı şekilde devam edeceğini ifade etti. O ifade çerçevesinde çıpa sistemini getirdiler. Çıpa sisteminde -burada bankacı arkadaşlarımız var- bir yıl sonraki 1 euro artı 0,75 veya 77 sentin ne kadar olacağı belliydi yani bugün, 22 Aralık 2009 tarihinden 22 Aralık 2010 tarihine kadar 1 dolar artı 0,75 euronun fiyatının ne olacağı, fiyatı belliydi.Hani dışarıdan gelen sıcak para var ya, sıcak para kendisini bir sene süreyle garanti altına almıştı. En son 2001 tarihinde, 30 Haziran 2001 tarihi itibariyle çıpa geçerliydi. Yani Kasım 2000 tarihinde, krizin olduğunda yabancılar, bu ülkenin değerlerini başka yere transfer eden… Ki burada bir milletvekili kalktı dedi ki bu kürsüden: “Madem Türk olduğunuzu…” Aynen okuyorum… Sayın Grup Başkan Vekiline dedim ki: “Bakın bu milletvekili arkadaşımız herhâlde amacını aşan bir söylemde bulunmuş, incitme maksadıyla…” Ki bizim burada Türklükle, Türk olmamızla hiç kimsenin endişesi, şüphesi yok, Anayasa 66’ncı madde ne yazıyor: “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” Bunun ölçüsü ne? Ölçüsü cebimizde taşıdığımız nüfus cüzdanıdır. Eğer başka bir ölçü varsa DNA testi, kafatası testi, onunla ilgili bir ölçü varsa, biz bu ölçünün dışında olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz bu millete vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesi Türk vatandaşı olarak kabul ediyoruz ve bağrımıza basıyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) - Kabul etmeyen yok ki!

RIDVAN YALÇIN (Ordu) - 36’yı nereden çıkarıyorsunuz o zaman?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Arkasından da diyor ki: “Mademki bu kürsüden, peki bu kürsüden ‘Türk’üm’ diyemiyorsunuz, Müslüman’ım da mı diyemiyorsunuz?” (AK PARTİ sıralarından “Doğru, doğru” sesleri) Arkadaşlar, bakınız, İslam’da, İslamiyet’te belki Türklükle ilgili ölçüleri bulabilirsiniz, ama bizim bildiğimiz İslam ölçüleri çerçevesinde kimin Müslümanlığının, kimin İslami değerlere bağlı olduğunun ölçüsü, terazisi yok; herkesin dini kendine, herkesin inancı kendine. O yüzden biz bu çerçevede inanmış insanlar olarak şunu diyoruz: Bizim Müslümanlığımızı başkasının tartması, ölçmesi, biçmesi hiç kimsenin hakkına da değildir, haddine de değildir. Muhakkak ki bu arkadaşımız, herhâlde bu ölçünün kendisinde olduğunu ifade ediyor. Eğer gelir burada düzeltirse Parlamentodaki arkadaşlarımızı da herhâlde rahatlatmış olur diye düşünüyorum.

Bakınız değerli arkadaşlar, 2000 yılının başından itibaren mevduat faiz oranları yani vatandaşın parasına verilen faiz oranları yüzde 40, devlet iç borçlanma senetlerinin faiz oranları ne kadar? Yüzde 30. Kim almış? En büyük devlete para satan Demirbank almış. Demirbank Kasım ayının 20’sinde, 2000 tarihinde diyor ki: “Benim 170 milyon dolarlık bir taahhüdüm var. Bu taahhüde karşılık, sıkıntıya düştüm, devlet olarak sen gel, bu 170 milyon dolarlık taahhüdün karşılığında bana finans sağla, destek sağla, aksi hâlde 250 milyon dolar bedel ödemek zorundayım.” Ama ne bankalar, özel bankalar, millî bankaların hiçbirisi Demirbank’a destek olmadı, hiçbirisi yardım etmedi ve o dönemdeki idareciler, açıkçası, kendi kâğıtlarını, altında devletin imzası olan kâğıtlarını üzerindeki yazan bedelle, değerlenmiş bedelle alamayıp sonunda Demirbank’ın satılmasına, Demirbank’ın iflas etmesine, altı bankanın aynı gün, 6 Aralık tarihinde iflas etmesine sebep oldular.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu şekildeki öngörüsüzlük içerisinde altı bankanın batışına sebebiyet veren, açıkçası, Türk milletine hizmet etmiş olmaz. Kalkıp da bu milleti, bu milletvekillerini, AK PARTİ İktidarını “Siz bu kürsüden Müslüman’ın hakkını başkasına yediriyorsunuz.” diye de itham etme hakkını kendisinde görmez.

O Demirbank ki Kasım 2000 tarihinden iki ay önce yüzde 25’ine 1 milyar dolar teklif edilmiş ama temiz bir el operasyonuyla birlikte banka battıktan sonra 300 milyon dolara başkasına verilmiş. “Peşkeş çekilmiş.” desem mi demesem mi bilmiyorum.

SÜLEYMAN TURAN ÇİRKİN (Hatay) – Bir Meclis soruşturması açın Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bir de, değerli milletvekilleri, biraz önce konuşan bir arkadaşımız tutanaklardan bahsetti, tutanakları getirdim: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanak Dergisi, 2 Ağustos 2002 Cuma.” Burada ne konuşuluyor? İdamın kaldırılması konuşuluyor. İdamın kaldırılması nasıl gelir buraya? Komisyonlarda gelir. Komisyonlarda gelirken Adalet Komisyonunda bu tartışılır, milletvekilleri görüşlerini beyan eder. O zamanki Aksaray Milletvekilimiz Ramazan Toprak -Mehmet Çiçek Bey de o zaman Adalet Komisyonu üyesi- bir teklif veriyor diyor ki: “Gelin, bu terörist başının idamını erteleyen maddeyi biz buradan çıkaralım, Anayasa değişikliğiyle bunu yapalım.” Toplantı yapılıyor, arkasından ara veriliyor, Sayın Doktor Devlet Bahçeli Komisyon üyesi arkadaşları geriye çağırıyor “Gelin milletvekillerimiz.” diyor ve iki saat onları ikna odasına alıp…

OKTAY VURAL (İzmir) – Meclise gel Meclise… Genel Kurulda ne yaptığınızı açıkla sen.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – … ikna odasında…

Ona da geliyorum. Orada, burada…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sen Genel Kurulda ne yaptığını açıkla.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili…

OKTAY VURAL (İzmir) – Başbakanınızın nasıl talimat verdiğini…

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili, bir kanun komisyondan çıkmadan buraya gelmez.

OKTAY VURAL (İzmir) – …idamın kaldırılmasına nasıl umut dolu baktığını anlat bakalım hele.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri). “2010 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu tasarısı (s.s.: 442) ve 2008 yılı merkezi yönetim kesin hesap kanunu tasarısı ile merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idare ve kurumların 2008 bütçe yılı kesin hesap tasarısına ait genel uygunluk bildirimi ve eki raporların sunulduğuna dair sayıştay başkanlığı tezkeresi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:443)”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-23-2009-12-22-2010-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-s-s-442-ve-2008-yi (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
