# Milletlerarası imar ve kalkınma bankasının ana sözleşmesinde değişikliğin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:460)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 23. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim
- **Tarih:** 8 Haziran 2010
- **Gündem:** MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASININ ANA SÖZLEŞMESİNDE DEĞİŞİKLİĞİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:460)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-23-2010-06-08-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasinin-ana-sozlesmesinde-degisikli

> Mustafa Elitaş (AK Parti), 8 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLETLERARASI İMAR VE KALKINMA BANKASININ ANA SÖZLEŞMESİNDE DEĞİŞİKLİĞİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN (S.S.:460)); konuşma 1.472 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, AK PARTİ Grubu adına söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce konuşma yapan Sayın Tütüncü, ekonomik rakamlarla ilgili, 2002 yılından 2008 yılına kadar geçen süreçle ilgili “AK PARTİ İktidarının yaptığı faaliyetler Türkiye ekonomisini o kadar olumsuz yöne götürdü ki maalesef bunu hiç kimse anlamadı.” diye ifade etti.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – İşsizlik ve yoksullukla ilgili.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Diğerlerinin de doğru olduğunu söylüyorsunuz.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – İşsizlik ve yoksullukla ilgili konuştum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – İşsizlik ve yoksullukla ilgili Türkiye ekonomisini sıkıntıya soktu, ama AK PARTİ…

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – İşsizlik ve yoksullukla ilgili, o kadar; çünkü bu yasanın amacı yoksullukla mücadele.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Tütüncü, şu anlam çıkıyor: Ama AK PARTİ İktidarının Türkiye ekonomisini 2002 yılı 3 Kasımından bu tarafa gelinen süreç içerisinde iyi bir şekilde idare ettiğini; Türkiye’yi, 26 büyük ekonomi içerisinde, dünya ekonomileri içerisinde 26’ncı sıradan 17’nci sıraya getirdiğini, Avrupa Birliği ekonomisi içerisinde de 6’ncı büyük ekonomi hâline getirdiğini teyit ediyor fakat itiraz ettiği nokta şu: İşsizlik ve yoksulluk konusunda Türkiye ekonomisinin 2010 yılındaki gelen süreçte başarısız olduğunu söylüyor.

Bakınız, değerli arkadaşlar, AK PARTİ iktidara geldiği dönemde işsizlik oranları 10,3 ve Yedinci ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı içerisinde baktığımızda, 2005 yılı içerisindeki perspektifte işsizlik oranlarının da 10,3’te sabit tutulmasıyla ilgili öngörü vardı, bunu eski bir uzman, Devlet Planlama Teşkilatı uzmanı ve eski bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olan Sayın Tütüncü’nün de çok iyi bildiğine inanıyorum ama AK PARTİ İktidarı döneminde, 2007 yılı sonunda, işsizlik oranları, Türkiye ekonomisindeki gelişmeye, gayrisafi millî hasıladaki büyümeye ve kişi başına da gelir seviyesindeki artışa paralel olarak 9,1 seviyelerine gelmiştir fakat uluslararası mali piyasalarda ortaya çıkan, Amerika Birleşik Devletleri gibi dünyanın en büyük ekonomisinde ortaya çıkan krizin dalga dalga ülkelere yayılmasıyla birlikte Türkiye ekonomisinde de ortaya çıkan sıkıntıları belirli bir şekilde hep beraber hissettik ve bunun da ilk etapta ortaya çıkan konusu işsizlik oldu. 2009 yılının Şubat, Mart ayı sonu itibarıyla, Türkiye’deki işsizlik oranı, küresel krizin bütün ülkeleri, önce Avrupa Birliği ülkelerini, arkasından bizim gibi ülkeleri vurmasıyla birlikte 16,9’a çıktı. O dönem içerisinde diğer ülkelerle kıyasladığımız takdirde, 2008 yılı sonu itibarıyla işsizlik oranının yüzde 11 olduğu, 2009 yılının Mart ayı itibarıyla işsizlik oranının yüzde 17’ye çıktığı dönemde, yaklaşık yüzde 55 civarında Türkiye ekonomisinde işsizlik artışı hasıl oldu ama benzer ülkelerle, gelişmiş ülkelerle bunu kıyasladığımız takdirde, işsizlik oranının Türkiye ekonomisindeki olanlardan daha yüksek, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzde 100, Yunanistan’da daha farklı, İspanya’da daha farklı ve yüksek oranlarda, her ne kadar oranlar 4,5’tan 9’a çıktı gibi gözükse de işsizlik oranında 2 misline yakın artışın hasıl olduğunu görüyoruz.

Bakınız değerli arkadaşlar, bugüne kadar hep örnek gösterilen komşumuz Yunanistan’daki kişi başına gelir 30 bin dolarlara çıkmış, İzlanda’da gelir bu, İspanya’da gelir bu, İtalya’da bu, Portekiz’de bu diye söylenen ve örnek gösterilen ülkelerde… Daha bundan bir ay önce, Yunanistan ekonomisinin Avrupa Birliğinden ve IMF’den, Dünya Bankasından kredi talep edebilmek için ne türlü şartları, ne türlü imkânları zorladığını hep beraber görüyoruz. Ondan önce, küresel krizin başladığı dönemde, İzlanda ekonomisinin iflas bayrağını çektiğini, İspanya’nın sıkıntıya girdiğini, Portekiz’in yine aynı sıkıntılar içerisinde olduğunu, Fransa’nın ve diğer ülkelerin, Avrupa Birliği ülkelerinin de bu konuda nasıl sıkıntı içerisinde olduğunu hep beraber görüyoruz ama şu anda Türkiye ekonomisindeki rakamları incelediğimiz takdirde, büyümenin 2010 yılı sonu itibarıyla yüzde 6’lara doğru gittiğini ve işsizlik oranlarında da iyileşmenin olduğunu, ihracat rakamlarının da yine aylık 10 milyar doların üzerinde bir seviyeye doğru geldiğini hep beraber müşahede ediyoruz. Yeterli mi? Değil. Muhakkak ki bunu bizim daha üst seviyelere, daha iyi noktalara getirmemiz, hep beraber, birlikte hareket ederek yapmamız gereken en önemli görevlerden birisidir.

Şimdi, bakın, size bazı rakamları vermek istiyorum, yoksullukla ilgili kısım. Siz devletin rakamlarını söylediniz, ben de size devletin rakamlarını söylüyorum: 2002 yılı sonu itibarıyla, Türkiye’de yoksul oranı, yoksul miktarı 17 milyon iken, 17 milyon vatandaşımız yoksulluk sınırının altında iken, 2009 yılında 13 milyon vatandaşımız yoksulluk sınırının altında kalmış. Yani 2002 yılında 17 milyon kişi yoksulluk sınırının altında, AK PARTİ 17 milyonu 17 milyon 1 yapmamış, 17 milyonu 13 milyona düşürerek 4 milyon insanımızın gelirdeki paylaşımdan aldıkları imkânı daha da artırmış. Yine, gelir dağılımındaki eşitsizlikle ilgili 2000 yılı itibarıyla yapılan ölçümler çerçevesinde, gelirin yüzde 20’lik kısmını, en düşük gelir seviyesinde olan insanların, gelirin -“Gini katsayısı” diye ifade ettiğimizde- 52 iken Gini katsayısı, 2008 yılı rakamları itibarıyla 46’ya düşmüş. Yani bu rakamlar küçük gibi gözükmesine rağmen, içinde kendi yüzdelerine vurduğunuz takdirde önemli gelişmelerin var olduğunu görürsünüz.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – İkisi arasında kaç lira var Sayın Elitaş?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Türkiye ekonomisinde daha önce nüfusun yüzde 20’lik kısmı gelirden yüzde 5’lik pay alırken, 2008 yılı itibarıyla baktığımızda nüfusun yüzde 20’lik en düşük gelir grubunda olan kısmı gelirin yüzde 6’lık kısmını almış. Yani yedi senelik, altı senelik süre içerisinde dar gelirli yüzde 20’lik kesimin, düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin gelirlerinde -kişi sayısında- yüzde 20’lik bir artış ortaya çıkmış. Yüzde 1 belki küçük bir rakam gibi değerlendirilebilir ama bunun kendi içerisindeki etkilerinin yansımalarına baktığımızda Türkiye ekonomisinde önemli gelişmelerin olduğunu görürüz.

Değerli arkadaşlar, sizlerle 2002 ile 2009 arasında bazı rakamları paylaşmak istiyorum, vermek istiyorum, kamuoyu da bunu bilsin istiyorum çünkü buraya çıkan konuşmacılar bugünün şartlarına göre, bugünün değerlerine göre, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu dünya ekonomisiyle kıyaslama yapmadan sadece Türkiye ekonomisinin kendi başına yaptığı bir problemmiş gibi, Türkiye ekonomisini idare edenlerin idare etme vasıflarının noksan olduğundan dolayı ortaya çıkan bir sıkıntıymış gibi ifade etmeleri, açıkçası yedi yıllık iktidarın getirdiği imkânlara, kazanımlara haksızlık yapmaktır. Bakınız, 2002 yılında gayrisafi yurt içi hasıla 230 milyar dolar, 2009 sonu 750 milyar dolar; 3 mislinden fazla bir artış var. Kişi başına gelir 3.530 dolar, 2009 sonu itibarıyla 8.500 dolar.

MİTHAT MELEN (İstanbul) – Borç ne kadar Sayın Elitaş?

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Kime gitti, kime gitti?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Hocam, sen tarihçisin, iktisatçı arkadaşlar var, onlara sor, kişi başına gelirin ne anlama geldiğini. Herkesin gelirlerinin cebine girdiği olmaz. İktisatçı arkadaşlarına sor, onlar onu bilirler.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Ben iyi bilirim.

AHMET ORHAN (Manisa) – Senin kadar iyi bilir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Enflasyon: Enflasyon, bizden önceki dönemde ortalama yüzde 70 iken AK PARTİ İktidarı döneminde yüzde 5,3. Enflasyon, dar gelirli, sabit gelirli vatandaşın cebindeki bir canavardır. İktisat kitaplarında bunu anlatırlar. Devletin gelirini toplayabilmesi için en güzel unsur, enflasyon canavarını hortlatıp dar gelirli, sabit gelirli vatandaşın cebine akrep gibi sokmaktır diye, bizde, aynı okullarda Değerli Hocamla…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Siz de dolaylı vergilerle götürüyorsunuz vatandaşın cebinden.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - …Sayın Tütüncü’yle okuduk; bunu bu şekilde ifade ederler.

Bakınız, dış ticaret hacmi: 2002 yılında 88 milyar dolar, 2009 yılında 334 milyar dolar.

İhracat: 36 milyar dolar, 102 milyar dolar.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Peki, ithalatı söyle, ithalat nasıl?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Bir de memur maaşlarıyla ilgili bir kıyaslama, memur maaşlarının alım gücüyle ilgili bir kıyaslama yapmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, asgari ücret: 2002 yılında 184 lira, 2009 yılında 577 lira. Asgari ücretli bir vatandaşımız, 2002 yılında ne kadar pirinç alıyormuş? 85 kilo pirinç alırken 2009 yılında 120 kilo pirinç almış. Yaklaşık 35 kilo net, pirinç alımında fazlalık ortaya çıkmış. Makarna, 180 kilo alırken 298 kilo almaya başlamış. Dana eti, 21 kilo alırken 28 kilo almaya başlamış. Süt, 143’ten 193 litreye çıkmış. Yumurta, 1.370 adetten 2.314 adede. Ayçiçeği yağı, 64 litre, 130 litre. Şeker, 111 kilogramdan 223 kilograma.

ŞENOL BAL (İzmir) – La Fontaine’den masallar!

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Arkadaşlar, niye rahatsız ediyor bu rakamlar? Bu rakamları, Devlet Planlama Teşkilatının sitesinden bulabilirsiniz. Yani, bu rakamları duymak sizi niye rahatsız ediyor? 2002 diye söylediğim mi rahatsız ediyor? Ben, bizim dönemimizle ilgili bir fotoğrafı çekmek istiyorum.

ŞENOL BAL (İzmir) – Yanlış çekiyorsunuz, fotoğraf makinesinin markasını değiştirin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Siz de kalkarsınız, o fotoğrafı, kendi döneminizde, 1999 yılının haziran ayında mı, mayıs ayında mı iktidara geldiniz, 3 Kasım 2002 tarihine kadarki fotoğrafı koyarsınız, dersiniz ki “Biz bunu yaptık.” Ama biz 2002 3 Kasımından bu tarafa çektiğimiz fotoğrafı size gösteriyoruz, bunun da sizi rahatsız etmemesi lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – O zaman bir çocuk 3 bin dolar borçla doğuyordu, bugün 7 bin dolar borçla doğuyor.

ŞENOL BAL (İzmir) – 9 bin dolar.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sizin söyleyeceğiniz şu olabilmeli, diyeceksiniz ki siz: “AK PARTİ İktidarı değil de Milliyetçi Hareket Partisi, o koalisyon iktidarı devam etseydi, iktidarı bırakıp gitmeseydik biz, 85 kilo yerine 120 kilo değil, 220 kilo pirinç aldırabilirdik.” deseydiniz, ama geçmişteki örnekler maalesef sizin bu yaptığınız işin doğrulanamayacağı yönünde önemli bir göstergedir.

ŞENOL BAL (İzmir) – Vatandaş sizi dinliyor, vatandaşlar dinliyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakınız…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Dış ticaret hacmi kaçtı? Yanlış söyledin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Dış ticaret hacmi…

OSMAN ÇAKIR (Samsun) – Çiftçiye sor Sayın Elitaş, çiftçiye. Çiftçiye sor, ne çektiğini anlatsın sana.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – …88 milyar dolardan 334 milyar dolara çıkmış.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – 2009’da mı?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 2009 yılı sonu itibarıyla, evet.

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Elitaş (AK Parti, Kayseri). “Milletlerarası imar ve kalkınma bankasının ana sözleşmesinde değişikliğin onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun (s.s.:460)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 8 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-elitas-23-2010-06-08-milletlerarasi-imar-ve-kalkinma-bankasinin-ana-sozlesmesinde-degisikli (erişim: 28 Ekim 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
