# Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Eyiceoğlu (AK Parti, Mersin)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim
- **Tarih:** 16 Nisan 2003
- **Gündem:** KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-eyiceoglu-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s

> Mustafa Eyiceoğlu (AK Parti), 16 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )); konuşma 925 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA EYİCEOĞLU (Mersin) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin saygıdeğer üyeleri; görüşmekte olduğumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı konusunda Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; Muhterem Heyeti saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Az önce, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü, Sayın Genel Başkanının, seçim meydanlarında, Çin'in 26 bakanla idare edildiğini söylemişti.

HÜSEYİN BAYINDIR (Kırşehir) - 16, 16; rakamı aklında tut.

MUSTAFA EYİCEOĞLU (Devamla) - Bu da bana şunu hatırlatıyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi, iktidar olsaydı, bizim yaptığımızın aynısını yapacaktı. Şu anda, bütün söylediklerini, ben, bir muhalefet olgusu, vitrinlere ve seçmenlere bir mesaj olarak algılıyor, sözlerime devam ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Devletlerarası ilişkilerimizin geliştirilmesinde ve ilerletilmesinde kültürel tanışıklığımızın son derece büyük ve önemli etkileri olduğu gözardı edilemez bir gerçektir. Dolayısıyla, kendi kültürümüzü tanıtmak ve bunu gerçekleştirirken de yabancı kültürleri tanımak mecburiyetindeyiz. Kendi kültürümüzü tanıtmak veya yabancı kültürleri tanımak, ekonomik güce, paraya dayanmaktadır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntı da ortadadır. Çözüm, turizmin ülke ekonomisine katkısının gerçek anlamda sağlanmasında yatmaktadır. Turistik varlığımızın ve kültür unsurlarımızın bir bütün olarak tanıtılmasıyla, amaç gerçekleştirilecektir.

Türk kültürü, hızla değişen ve gelişen dünya üzerinde geniş bir coğrafyada varlığını sürdürmekte; ancak, kültür mirasımızı ve yaşayan kültür ve tabiat varlıklarımızı bir bütün olarak ele almak, incelemek, araştırmak, değerlendirmek ve tanıtmak henüz mümkün olmamıştır. Zamanın gerisinde kalmadan, sosyal bünyenin ihtiyacı olan yapılanmayı sağlayarak, iç dinamiklerimizi harekete geçirmek mecburiyetimiz vardır.

Kültür ve Turizm Bakanlıklarının mahiyet ve fonksiyonları farklı görülmekle birlikte, görev alanları arasında yer yer benzerlikler, paralellikler vardır. Her iki bakanlığın da işlevleri, birbirinin tamamlayıcısı durumundadır. Turizmi, sadece güneş, deniz ve tesislerle sınırlandıramayacağımıza göre, kültürü turizmden, turizmi de kültürden bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Dolayısıyla, söz konusu görevlerin tek bir bakanlık uhdesinde olması, planlama, programlama, koordinasyon ve kaynak kullanımında yaşanan aksaklık ve eksikleri gidererek, kamu hizmetinin sunumunda kalite, hız ve verimliliği getirecektir; karar alma sürecinde, dinamizm ve etkinliği sağlayacaktır. Kamu harcamalarında, kaynak kullanımında tasarrufa gidilecek; girdiler ve ürünler bazında israf ekonomisi önlenecektir. Görev, yetki ve sorumlulukları kanunla belirlenmiş, sorumluluk mevkiine gelmiş bürokrat kadroların, her iki bakanlığın da ilgi alanına giren meselelere topluca bakabilmeleri ve ana meselelere ivedi çözüm getirebilmeleri hususunda bürokratik tıkanmışlığa son verecek bir yapıya kavuşulacaktır.

Kültür ve tabiat varlıklarımızın korunması Kültür Bakanlığının görev alanına girerken, ekonomik olarak değerlendirilmesi Turizm Bakanlığımızın görev alanlarındandır. Aynı konularda veya birbirleriyle çok yakın ilişkisi olan konularda iki ayrı bakanlığın ilgili birimlerine görev verilmesinin oluşturacağı karmaşayı, Yüce Meclisin takdirine sunuyorum; ama, tasarıda öngörüldüğü üzere, bu düzenlemeyle, yeniden yapılanma çerçevesinde farklı ekollerden ve farklı bilimsel disiplinlerden gelen konu uzmanlarının aynı kurumsal organizasyonda birlikte yer almalarıyla, belirli bir konu, farklı açılardan değerlendirilerek ülkemizin âli menfaatlarının temini ve tahakkuku sağlanırken, hantal bürokratik yapı içerisinde mevcut görev ve hizmetler aksatılmadan kalite ve verimlilik artırılacak; daha etkin ve güçlü kararlar alınması sağlanırken, meseleler hızla çözüme kavuşturulacaktır.

Kültür varlıkları ve turizm ürün ve imkânları bakımından çok zengin bir potansiyele sahip olan ülkemizde, bu birleşmeyle, kültür ve turizm alanında ortak bir anlayışla tespit edilen ilke ve hedefler doğrultusunda, kültür unsurlarımız ve turizm konusundaki politikamız belirlenecektir. Kültür ve tabiat varlıklarımız, salt turizm açısından, pazarlanabilir bir ürün olarak değerlendirilmemekte, aksine, kültürümüzü tanıtmak için turizmin imkânlarının etkin bir şekilde kullanılması hedeflenmektedir.

1981 - 1989 yılları arasında birleşmeyle yaşanılan başarısızlığın sebebi, kültür ve turizm birbirini destekler tarzda millî bir politikanın oluşturulamamış olmasıdır. Bu politikayı oluşturmak da, yine paraya dayanmaktadır.

Kültür ve turizm konularını birleşik yapılarda ele alan İtalya ve İspanya gibi ülkelerin başarısı, söz konusu tasarı için güncel bir örnektir.

Kültür ve ekonomi arasındaki karşılıklı etkileşim: İktisadî gelişmenin ve ortaya çıkardığı daha üst düzeydeki refahın, kültür hareketlerinin canlanmasında itici güç olarak yönlendirici etkisi olduğu açıktır. Bunun için, ilk göze çarpıcı örnekleri, eski antik Yunan sitelerinde ortaya çıkmıştır. Para dolaşımının yaygınlaşması, ticaretin gelişmesi ve şehirlere nüfus akımıyla birlikte, kültür hareketlerinin büyük canlılık kazanması rastlantı değildir. Kültür ve ekonomi arasındaki çift yönlü etkileşimin örneklerini çoğaltmak mümkündür.

Kalkınma için itici bir güç olan kültürümüzün gücünün korunması ve memleketimizin iç dinamiklerinin harekete geçirilmesi için, konuyla ilgili tüm hizmetlerin tek elden ve koordineli yürütülmesi gerektiği açıktır. Kültürümüzü tanıtamazsak, kültür, yaşanan bölgeyle sınırlı kalır ve zamanla unutulmaya, yok olmaya yüz tutar. Kültürümüzün ve kültür unsurlarımızın yaşatılması, korunması, geliştirilmesi ve tanıtılması, sağlam bir kültür politikası oluşturmayı zarurî kılmaktadır; bu, ancak ekonomik, finansal güçle gerçekleşebilecektir.

Kültür ve turizm olgularının iç içe geçtiği turistik bölgelerde kültür varlıklarının daha iyi korunduğu ve bu bölgelerde, bölge halkının sosyokültürel ve ekonomik durumunun daha iyi olduğu gözlenmektedir. Pamukkale, Karahayıt, Safranbolu, Ürgüp, bu gerçeğin yaşanan en bariz örneklerindendir.

Söz konusu tasarıyla, devletin görevlerinin ve kamusal sorumluluklarının azaltılması değil, aksine, görevlerin ve kamusal sorumlulukların daha etkin ve verimli bir şekilde sunulması ve ortak geçmişleriyle Türk kültürünü yaratan, dünyanın en köklü ve en birikimli kültür coğrafyasını, dünya milletler ailesine turizm aracılığıyla tanıtmak amaçlanmıştır. Yoksa, kültür değerlerimizi ve tabiat varlıklarımızı pazara çıkarmak gibi bir düşünce, millî harsa sahip bir vatanseverin aklına bile gelebilecek bir şey değildir.

Ülkemizin kalkınması, ekonomik ve sosyokültürel kalkınmanın beraber uyumuyla mümkündür. Kültür, bir millete benlik ve şahsiyet kazandıran, maddî ve manevî varlıklar ve değerler bütünüdür. Turizmse, kültürümüzü korumak, yaşatmak, değerlendirmek, yaymak ve tanıtmak için, ülkemizin halen içinde bulunduğu ekonomik buhran döneminde çok büyük gelir sağlayan önemli bir araçtır. Günümüzde, bırakın verimsizliği, son derece başarılı, dünya çapındaki şirketlerde bile birleşmeler görülmektedir. Birlikten kuvvet doğar. Söz konusu bakanlıkların, kendi işlevleriyle ilgili ana yapı korunarak milletimizin âli menfaatlarının tahakkuku için tek bir merkezde koordinasyonu, sayılamayacak derecede büyük faydalar getirecektir.

Devletin görev ve kamusal sorumluluklarının azaltılması iddiası: 1981-1989 yılları arasında yaşanan, başarısızlıkla sonuçlanmış Kültür ve Turizm Bakanlığı deneyimi; kültürün sadece turizm açısından pazarlanabilir bir ürün olarak görüldüğü veya kültürü turizmde kullanılan bir hammadde olarak gördüğümüz, iki bakanlık birleştiğinde kadrolaşma iddiası ve ithamlarıyla karşı karşıyayız; kesinlikle yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Eyiceoğlu (AK Parti, Mersin). “Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-eyiceoglu-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
