# Dünya öğretmenler günü

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim
- **Tarih:** 8 Ekim 2003
- **Gündem:** DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-10-08-dunya-ogretmenler-gunu

> Mustafa Gazalcı (CHP), 8 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ); konuşma 625 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü nedeniyle gündemdışı söz aldım; öğretmenlerimizin kimi sorunlarını size aktarmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, 12 Eylül 1980'den sonra, her 24 Kasımda ulusal çapta Öğretmenler Günü, 10 yıldan bu yana da 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlanıyor. O günlerde, öğretmenlerin sorunları dile getiriliyor, övücü sözler söyleniyor; sonra, o sorunlar çözülmüyor, öğretmenlere hakları verilmiyor.

5 Ekim 1966 tarihinde UNESCO ve ILO, Paris'te, öğretmen haklarını belirleyen, Öğretmenlerin Statü Tavsiyesini kabul etti. Türkiye'nin de imzaladığı bu ortak belge de, öğretmenliğin uzmanlık isteyen bir meslek olduğu, adayların yetenekli kişilerden seçilmesi, iyi bir eğitimden geçirilmesi, öğretmen olduktan sonra da meslekiçi eğitim yapılması, örgütlerine toplusözleşme hakkının tanınması, yine, örgütleri aracılığıyla eğitim programlarına ve eğitime ilişkin yönetime katılmasını içeren bir belgeydi. Otuzyedi yıl geçmiş olmasına karşın, Türkiye öğretmenleri bu haklardan yoksundur. Oysa, Türkiye'nin, yüzellibeş yıllık bir öğretmen yetiştirme, yüz yılı aşan bir örgütlenme deneyimi vardır; bütün bu birikime ve deneyime karşın, Türkiye öğretmenlerinin hakları öğretmenlere teslim edilmemiştir, öğretmen örgütlerine engeller konulmuştur. Türkiye, öğretmen okulları, köy enstitüleri, yüksek öğretmen okulları, eğitim enstitüleri gibi bu alanda başarılı kurumlara sahiptir. Maalesef, bu kurumlar da 12 Eylülden önce çeşitli gerekçelerle kapatılmıştır.

Değerli arkadaşlar, her şeyden önce, bu ortak belgede, öğretmenlerin bir işe yerleşme güvencesinden söz edilmektedir. Maalesef, Türkiye'deki öğretmenlerin bu güvencesi yoktur. Bugün, öğretmen olmuş, ancak, kadro bulunamadığı için atanamayan binlerce öğretmen adayı beklemektedir.

Yine, öğretmenler, görev yaptığı yerlerde de bir güvenceden yoksundur. Bakın, bu öğretim yılında, 657 sayılı Yasanın 76 ncı maddesine dayanarak, Bakanlık oluruyla, hani "görülen gerek üzerine" diye, birçok öğretmen, eş durumu bile gözönüne alınmadan, Ankara'dan, İstanbul'dan, yüzlerce kilometre öteye sürülmüştür.

Değerli arkadaşlar, 76 ncı madde, Sayın Hüseyin Çelik'e gelinceye kadar hiçbir zaman uygulanmıyordu. Doğuyu bir sürgün yeri anlayışıyla görerek, Ankara'da ilçe millî eğitim müdürü olan, şube müdürü olan, millî eğitim müdür yardımcısı olan arkadaşlara, maalesef -eşlerinin yanından da ayrılarak- kıyılmıştır.

Değerli arkadaşlar, öğretmenlerimiz ekonomik yönden de -dünya öğretmenleriyle karşılaştırıldığında- içler acısı bir durumdadır. Türkiye'de öğretmen dolar olarak 400 dolar civarında bir ortalama aylık alır; ama, gelişmiş çağdaş ülkelerde 2 000 ile 4 000 dolar arasında aylık almaktadır. 1993 yılında birinci derecedeki öğretmenin aldığı aylık, gerçek değer olarak, on yıl sonra bugün daha geri durumdadır. Öğretmenlerin yüzde 70'i, ikinci bir iş yapmadan geçinememektedir.

Öğretmenlerimizin toplusözleşme ve grev hakkı da yoktur. Bu ortak belgede öngörülen, maalesef, geçen dönem çıkarılan bir yasada, toplusözleşmeyi, toplugörüşme olarak belirlemiştir Anayasayı gerekçe göstererek; ama, o toplugörüşmeler sonucunda, öğretmenlerin, memurların ortaya koyduğu haklar, uyuşmazlık kurullarının bile önerileri kabul edilmemiştir; çünkü, son söz hükümetindir.

Değerli arkadaşlar, öğretmenler, eğitim işlerine katılamamaktadır. Bakın, en son, Millî Eğitimin beyni sayılan, ders kitaplarının, ders programlarının incelendiği Talim Terbiye Kurulundan 167 uzman bir çırpıda görevinden uzaklaştırılmıştır, sürülmüştür.

Değerli arkadaşlar, Türkiye öğretmenleri, çağdaş ülkelerdeki uygulamaların tersine, siyasî haklardan da yoksundur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Değerli milletvekili arkadaşlarım, bırakın 5 Ekim 1966'da uluslararası belgede belirlenmiş ortak ilkelerin uygulanmasını, maalesef, 12 Eylülden sonra öğretmenlerin temel birtakım kazanımları budanmıştır, alınmıştır. Siyasî partilere, sendikalara malları geri verildiği halde, 12 Eylülden sonra, öğretmenlerin ortak malı olan TÖBDER malları -ki, trilyonları bulur bu- bütün girişimlere karşın, öğretmenlere geri verilmemiştir.

Değerli arkadaşlar, İlkokul Öğretmenleri Sağlık ve Sosyal Yardım Sandığı, şu ünlü İLKSAN, 1943 yılında kurulmuştur. 1943 yılında kurulan o sandık, 1985 yılında statüsü değiştirilerek, yönetimi öğretmenlerden alınmış, Bakanlığın denetimi altına verilmiştir. O İLKSAN, şirketler kurmuştur, otomobil ve arsa ticaretine girmiştir -anımsayın "verdimse ben verdim" öykülerini- mahkeme kararlarıyla bu sandıkta yolsuzluklar saptanmıştır, yöneticileri ceza almıştır. Biz, Meclise, hemen geçen yasama döneminin başında, bu konuda bir araştırma önergesi verdik; maalesef, bu da, gündeme alınmamıştır.

Değerli arkadaşlar, öğretmenler hakkında yılda bir iki kez övücü sözler söylemek yetmez; onların temel hakları verilmelidir. Bu, yalnız öğretmen haklarıyla ilgili değil, çocuklarımızın geleceğiyle ilgilidir, demokrasimizle ilgilidir, ülkemizin geleceğiyle ilgilidir.

Bütün öğretmenlerimizin Dünya Öğretmenler Gününü kutluyorum; hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Dünya öğretmenler günü”. TBMM Genel Kurulu, 4. Birleşim tutanağı, 8 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-10-08-dunya-ogretmenler-gunu (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
