# Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim
- **Tarih:** 9 Ekim 2003
- **Gündem:** BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU TASARISI İLE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S:S:248)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-10-09-bilgi-edinme-hakki-kanunu-tasarisi-ile-avrupa-birligi-uyum-ve-adalet-k

> Mustafa Gazalcı (CHP), 9 Ekim 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU TASARISI İLE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S:S:248)); konuşma 1.064 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz, 248 sıra sayılı bilgi edinme hakkıyla ilgili yasa tasarısı, insan haklarını bütünleyen temel yasalardan biridir.

Açıklık, devlet ile halkın bütünleşmesi, dileriz, bu tasarı yasalaştıktan sonra yol alır. Devlet yetkisini hukukdışı olarak kullanıp, kişiyi ve kamuyu her ne gerekçeyle olursa olsun bilgilendirmemek, gerçekten, çağcıl bir anlayış değildir. Geçmişte, gizlilik adı altında, bir gerekçeye ve yasaya dayanmadan, devletin yüce çıkarları savına dayanıp, birçok kişi ve kuruluşa acılar çektirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, görüştüğümüz 12 nci madde, bilgi almada başvuruların yanıtlanması konusuyla ilgilidir. Bu konuda uygulamada kimi zaman aksaklıklar olmaktadır. Bu tasarı görüşülürken, zaman zaman, arkadaşlarım da ortaya koydular. Milletvekilleri olarak, biz, denetim hakkını kullanmak için soru önergeleri veriyoruz. Bu soru önergeleri kimi zaman geçiştiriliyor. Ben, yalnız bu tasarıdan da, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Tasarısından da yararlanarak iki örneği Yüce Meclise sunmak istiyorum.

Birincisi, değerli arkadaşlar, Susurluk davası diye görülen bir dava var, İstanbul İkinci Ağır Ceza Mahkemesinde. Bu, 26.6.2003 tarihinde karara vardı. Orada, eski bir milletvekili arkadaşımız, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Sedat Bucak için, savcı tarafından "istihbarat ve güvenlikle ilgili, Cumhurbaşkanlığı tarafından görevlendirilmiştir; o yüzden de yaptığı bütün ilişkiler de, işler de bu görevlendirmeyle yapılmıştır" denildi ve yargıç da bunu gözönünde bulundurdu; hatta, akladı. Şimdi, bir milletvekili olarak, ben, bu haberi gazetede okuyunca çarpıldım. Eski Meclis Başkanlarına gittim, sordum; AKP'de, CHP'de bulunan anayasa uzmanı arkadaşlara sordum. Anayasanın 82 nci maddesinde, milletvekillerinin üyelikle bağdaşmayan işlerle ilgili kısmına baktım, acaba, bir milletvekili, milletvekiliyken istihbarat ve güvenlik biriminde görevlendirilebilir mi diye. Şimdi, Anayasanın 82 nci maddesinde "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, yürütme organının teklifiyle, belli konuda ve altı ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca verilecek geçici bir görevi kabul etmesi, Meclisin kararına bağlıdır" deniliyor.

Değerli arkadaşlar, ben, bununla ilgili Sayın Başbakanın yanıtlaması için bir soru önergesi verdim, dedim ki; böyle bir konu var, acaba, Anayasanın üyelikle bağdaşmayan işlerle ilgili 82 nci maddesine uygun mudur bu? Geçmişte, hükümet, Bakanlar Kurulu ya da Meclis bu konuda bir karar almış mıdır? Milletvekillerine böyle bir görevlendirme yapıldığı zaman, o milletvekili, görevini özgürlük içinde yapabilir mi?!

Geçiştirilecek bir konu değil bu sevgili arkadaşlar ve soru önergeme yanıt bekledim. Aradan bir süre geçtikten sonra -ben, hemen, haberi okur okumaz 27.6.2003'te verdim- 17.9.2003 tarihinde bana İçişleri Bakanlığından bir yazı geldi; Başbakan adına yanıtlanıyor bu, deniliyor ki: "Görülmekte olan bir dava hakkında siz soru soramazsınız; ben de sizin bu sorunuzu yanıtlamıyorum." Şimdi, doğru, Anayasanın bir başka maddesine göre, görülmekte olan bir dava hakkında soru sorulamıyor; ama, ben dava hakkında soru sormuyorum. Ben diyorum ki: Bu konuda bir Bakanlar Kurulu kararı, Meclis kararı var mıdır? Ayrıca, milletvekillerinin böyle bir görevlendirmesi olabilir mi? Soru bu; davayla ilgili değil; ama, bana verilen yanıtta, benim sorduğum sorulara ayrıntılı yanıt vermeyi bırakın, hiç onlardan söz etmeden "bu konuda soru soramazsınız" deniliyor; birinci örnek bu değerli arkadaşlar.

İkincisi, Sabahattin Ali'nin ölümüyle ilgili, 55 inci ölüm yıldönümünde, bir yazı okudum; beni çok etkiledi. Bir tiyatrocu-yazar, Sayın Tuncer Cücenoğlu bir yazı yazmış; diyor ki: "Devletteki gizli bilgiler elli yıl sonra açıklanır. Sabahattin Ali de öldürüleli ellibeş yıl oldu. Bu konudaki bilgiler ortaya çıksın." Şimdi, bunu kim yapacak? Ben, o yazıdan etkilendim. Bir sanatçı, aydın, duyarlı bir kişi diyor ki: "Bu konuda gizli bilgileri devlet açıklasın." 10.4.2003 tarihinde bir soru önergesi verdim; yine, Başbakana sordum, dedim ki: ellibeş yıl önce ünlü yazar Sabahattin Ali'nin öldürülmesiyle ilgili devletin elindeki gizli bilgi ve belgeler nelerdir? Bu, üç dört soru halinde -elli yılı aştı, artık ortaya da çıkması gerekiyor- üzerinden neler çıkmıştır gibi, başka şeyler de var. Soruyu dördüncü ayda sordum; ikibuçuk üç ay sonra, yine, İçişleri Bakanımızdan, o benim sorduğum sorularla hiç ilgisi olmayan iki satırlık bir yazı... Bakın, okumak istiyorum: "Aşağıya çıkarılmıştır cevabı" diyor, devam ediyor: "İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü arşivinde, asayişi ilgilendiren olaylarda bilgi ve belgeler, suçun, Türk Ceza Kanununun 112 nci maddesinde düzenlenen zamanaşımı süreleri göz önüne alınarak saklanmaktadır." Evet... "...Önergede belirtilen olayla ilgili olarak zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan konuyla ilgili bilgi ve belge mevcut değildir." Devam: "Dışişleri Bakanlığının arşivlerinde konuyla ilgili araştırma yapılmakta olup, bilgi bulunabildiği takdirde ayrıca bilgi verilecektir.

Bilgilerinize arz ederim. "

Şimdi, değerli arkadaşlar, ben, bir milletvekiliyim; bütün içtenliğimle, sonu nereye varırsa varsın, biraz da o yazara olan düşkünlüğüm nedeniyle -okuduğum romanları, bir "Kuyucaklı Yusuf" bir "Kağnı" beni etkilemiş- ben bir soru sormuşum; bana diyor ki Sayın Bakan "efendim, 112 nci maddeye göre saklanır."

Peki, ben, bunu kırkdokuz yıl önce sorsaydım, örneğin, 1977'de de milletvekiliydim, o zaman sorsaydım "efendim, onları elli yıl içinde açıklayamayız..." Şimdi, o süre bitti "bizde böyle bir şey yok..."

Değerli arkadaşlar, biz, önce, milletvekillerinin sorularına, gerçekten açık devlet olacaksak, gerçekten bilgiyi ortaya çıkaracaksak, önce devlet yetkisini... Devlet kim; devlet siz, devlet yasama, devlet yargı, devlet yürütme; bunların tümü devlet. Başka kim "ben devletim" diyor ve saklıyor?!

Şimdi, bu iki önergeye ve daha birçok böyle sorulan soruya, anlamamış gibi davranarak ya da yanıt vermiş gibi yaparak -aslında yanıt vermeden- ya da Anayasanın başka bir maddesine sığınarak -o Sedat Bucak olayında olduğu gibi- bilgi verilmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Şimdi, ben, nereden bileyim, içimizden birilerinin, Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi var mı; istihbarat ve güvenlikle ilgili, bir milletvekilini görevlendirebilir mi; eğer, öyle olursa, ben, arkadaşımla nasıl söyleşeceğim, burada nasıl özgürlük hakkımı kullanacağım?!. Böyle bir şey olmaz; yani, hukuk devletinde olmaz. Yasanın vermediği bir yetkiyi, Cumhurbaşkanı da olsa... Eski Cumhurbaşkanı mı, bu Cumhurbaşkanı mı ayırmak istiyorum; yani, Sedat Bucak'a, istihbarat ve güvenlikle ilgili görevi eski Cumhurbaşkanı vermiş. Mahkeme de onu bir delil kabul ediyor ve o davadan aklıyor.

Ben de soruyorum; milletvekillerine böyle bir görev verilmiş midir? Bakanlar Kurulunun, Meclisin kararı var mıdır? Bana yanıt veriliyor: "Hayır, o dava görülmekte." Ben biliyorum... Ben hukukçu değilim; ama, davanın yorumunu yapmıyorum.

Yine, Sabahattin Ali konusu... Diyorum ki, elli yıl geçti, bu konuda bilgi var mı? Bilgi yoktur diyebilirsiniz; ama, hayır "o süre geçtiği için bilgi veremiyoruz; Dışişlerinin arşivlerinde araştırıyoruz, bilgi edindiğimizde size bilgi vereceğiz" deniliyor. Ben inanıyorum ki, bir daha buna yanıt gelmeyecektir. Bu tasarı gerçekten çok önemli. İçini doldurmak önemli. Ete kemiğe büründürmek önemli. Uygulama çok çok önemli.

Değerli arkadaşlar, önce kendimizden başlayalım. Milletvekillerinin sorularını ciddiye alalım, varsın biraz geç olsun; ama, geçiştirmeyelim ya da sorulan bir soruyu sorulmamış gibi yapmayalım. Gizli olan nedir, açık olan nedir... Bakın, 9 uncu maddeyi kabul ettik; "gizliden ayır, ver" deniliyor.

Ben, bunu sizlerle paylaşmak istedim. Dilerim bu tasarı yasalaştıktan sonra, kimse kendisini XVI. Louis gibi devlet yerine koymaz, yetkileri o biçimde kullanmaz; bakan da olsa, milletvekillerinin taleplerini "bilgi edindiğimizde bilgi verilecektir" gibi yuvarlak sözlerle geçiştirmez.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Bilgi edinme hakkı kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s:s:248)”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 9 Ekim 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2003-10-09-bilgi-edinme-hakki-kanunu-tasarisi-ile-avrupa-birligi-uyum-ve-adalet-k (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
