# 5231 sayılı dernekler kanunun cumhurbaşkanlığınca geri gönderilme tezkeresi (s.s 668)

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim
- **Tarih:** 4 Kasım 2004
- **Gündem:** 5231 SAYILI DERNEKLER KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA GERİ GÖNDERİLME TEZKERESİ (S.S 668)
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-11-04-5231-sayili-dernekler-kanunun-cumhurbaskanliginca-geri-gonderilme-tezk

> Mustafa Gazalcı (CHP), 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 5231 SAYILI DERNEKLER KANUNUN CUMHURBAŞKANLIĞINCA GERİ GÖNDERİLME TEZKERESİ (S.S 668)); konuşma 1.576 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, kişisel söz hakkım da var, ikisini birleştirirseniz.

BAŞKAN - Buyurun.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kişisel olarak, Dernekler Yasasının 10 uncu maddesiyle ilgili söz aldım, tümünüze saygılar sunarım.

Geçen yasama yılının son günlerinde, geceyarısı,tam incelemeden, araştırmadan kabul ettiğimiz, genelinde olumlu birtakım iyileştirmeler, demokratikleştirmeler getirmesine karşın yürürlüğe girdiğinde çok büyük sakıncalar doğuracak Dernekler Yasasının salt iki maddesini Cumhurbaşkanı geri gönderdiği için tekrar konuşuyoruz.

Ben, zaman zaman burada yaptığım konuşmalarda -eskiden de milletvekilliği yapmış bir arkadaşınız olarak- şunu önerdim: Senato kalktıktan sonra, tek mecliste, yasaların olanak içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde ve kamuoyunda tartışılması, konuşulması gerekir; ama, uygulamalar hep tersini gösteriyor. Bırakın kamuoyunda, Mecliste uzun süre tartışmayı, kendi içimizde koyduğumuz İçtüzük kurallarını bile kimi zaman beklemeden, oldubittiye getirerek yasaları çıkarıyoruz, sonradan da yanlış yaptığımızı anlıyoruz.

Değerli arkadaşlar, şimdi Cumhurbaşkanımız, bu Dernekler Yasasının 10 uncu ve 21 inci maddelerini bir kez daha görüşün diye bize gönderdi.

Üzülerek görüyoruz ki, İçişleri Komisyonunda -bundan önceki bütün yasalarda, düzenlemelerde olduğu gibi- AKP'li arkadaşlar maddeyi olduğu gibi kabul ederek, nasıl olsa Cumhurbaşkanının bir kez geri gönderme yetkisi var, ondan sonra bu olduğu gibi çıkar... Bu bakış açısı -salt bu yasada değil, bütün yasalarda- çok sakat bir anlayıştır. Yalnız Cumhurbaşkanımız değil, buradan bir tek milletvekili bile uyarıda bulunsa, arkadaşlar bu düzenleme yanlıştır dese, bu Parlamento, onun üzerinde ayrıntılarıyla durmak zorundadır.

Şimdi, Cumhurbaşkanımız, devletin başı, bu maddelerin Anayasaya aykırı olduğunu çok açık bir biçimde yazmış.

Bu yasanın 10 uncu maddesine göre, dernekler, siyasî partilerden, sendikalardan, işveren kuruluşlarından nakdî ve aynî yardım alabilir ve bu kuruluşlara, siyasî partilere yardım yapabilir. 21 inci maddede de şöyle deniliyor: Dernekler, yurt dışındaki bütün kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alabilir, aynî ve nakdî olarak.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanımız diyor ki; bu, Anayasaya aykırıdır; çünkü, Anayasanın 69 uncu maddesinde, çok açık olarak "Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzelkişilerden maddî yardım alan siyasî partiler temelli olarak kapatılır" deniliyor.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanımız geri gönderme yazısında açıkça diyor ki: "İncelenen yasanın yukarıdaki düzenlemelerine göre, bir derneğin yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alıp, bu yardımı siyasî partilere yardım adı altında aktarmaları olanaklıdır..." Yani, bir zincirden söz ediyor. Şimdi, siz siyasî partilere demişsiniz ki, yurt dışından yardım alamazsınız. Derneklere de diyorsunuz ki, yardım alabilirsiniz. Derneklere başka bir hak daha veriyorsunuz: Siyasî partilere yardım yapabilir ve yardım alabilirsiniz.

Değerli arkadaşlar, özellikle AKP'li arkadaşlar, bakın, Anayasada çok açıkça, siyasî partiler, yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alamaz, deniliyor. Dernekler için ise "alabilir" diyorsunuz; bir zincirleme oluyor, bir aktarma oluyor. Cumhurbaşkanı da bunu çok açık biçimde yazıyor.

Şimdi, bakın, Cumhurbaşkanımızın bu geri gönderme yazısında değinmediği bir şey de, görüştüğümüz bu maddeler Siyasî Partiler Yasasının 66 ncı maddesine çok açık biçimde aykırı; oradan yalnız bir cümle okuyorum: "Siyasî partiler, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, yabancı uyruklu kişiler ile yabancı ülkelerdeki dernek, grup ve kurumlardan, herhangi bir suretle aynî veya nakdî yardım ve bağış alamazlar." Cumhurbaşkanımızın işaret etmediği, ama, bizi bağlayan Siyasî Partiler Yasasının 66 ncı maddesinde böyle deniliyor. Anayasamızın 69 uncu maddesinde de aynı hüküm vardır.

Değerli arkadaşlar, bilerek bir yasa yapıyoruz: Dernekler, siyasî partilere yardım yapabilir, yurt dışından parti, kurum, kuruluş, kişi, kimden olursa yardım alabilir diyoruz. Burada da emme basma tulumbası gibi, alır verir... Şimdi, insan düşünüyor; bu kadar, Anayasaya aykırılığı, Siyasî Partiler Yasasına aykırılığı belli olan... Haydi gözümüzden kaçtı da birincide görmedik; peki, devletin başı geri gönderiyor; ey milletvekilleri, bir kere daha görüşün, yanlış yapıyorsunuz diye bizi uyarıyor. Komisyon aynısını geçiriyor; şimdi, Genel Kurulda onu görüşüyoruz.

Söylemeye dilim varmıyor da, bu kadar bile bile bir by-pass varsa; yani, Anayasa, Siyasî Partiler Yasası by-pass ediliyorsa, acaba, böyle bir durum var da, siyasî bir parti geçmişte, bugün, dün, böyle bir yardım aldı da, bunu yasal hale mi getirmek istiyoruz; yani, bir soruşturma var da bunu mu ortadan kaldırıyoruz?!

Değerli arkadaşlar, İLKSAN'daki gibi atlamayalım. Avukatlar Kanunundaki görüşmeler gibi kendimize göre kanun çıkarmayalım.

Bakın, dernekler gönüllü kuruluşlardır, demokrasinin de temelidir. Bir geceyarısı burada önergeler verdik. Bu kabul ettiğimiz konularda o kadar büyük sakıncalar var ki -Sayın Bakanım, özellikle size sesleniyorum- kimi iyileştirmeler yapılıyor, arkasından da göz çıkarılıyor.

Öyle ağır cezalar var ki; şunu şunu yaparsanız üç aydan üç yıla kadar hapis; efendim, 500 000 000'dan 3 000 000 000'a, 5 000 000 000'a kadar cezalar... Bu kadar ağır para cezalarıyla bu dernekçiliği kim yapacak?!

Burada kabul ettiğimiz bir 11 inci madde var. O 11 inci maddede diyoruz ki, dernekler, defterlerini ister noterde ister dernekler biriminde onaylatabilir.

Değerli arkadaşlar, karışıklık olmaması için, burada, sadece noterden olsun diye önerge vermiştik; noterler güvenli kuruluşlardır. Çok acılar oldu...

Hele bir 13 üncü madde var. Sayın Bakan, değerli arkadaşlar; 13 üncü maddeyle, dernekler bir şirket durumuna getiriliyor, şirket! Bakın, nasıl: Derneklerin yönetim kurulu başkanı, denetleme kurulu para alacak, ücret alacak. Bunun adı dernekçilik olmaz, bunun adı şirket olur; o zaman da söyledim, bir kere daha söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, dernekçilik gönüllülük işidir. O zaman, AKP'nin grup başkanvekillerine anlattık; hiçbir surette dernek yöneticileri para alamaz diye önerge verdik. Hayır, onu kabul etmediler, bir önerge verdiler; 100 kişiden fazla üyesi olan derneğin yöneticileri, deneticileri para alabilir.

Arkadaşlar, bu ülkede binlerce üyesi olan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinin, Atatürkçü Düşünce Derneğinin yöneticileri ya da eğitim derneklerinin yöneticileri para mı alıyorlar?! Para mı alıyorlar?!.. Zaten birtakım derneklerin, sendikaların, odaların ekonomik durumları varsa, gereksinimleri varsa, onlar, zaten yeterince eleman bulundurabiliyor, burada bir yasal engel yok. Yani, 13 üncü maddeye bakın, benim sözünü ettiğim yöneticiler, derneğin başkanı, derneğin yönetim kurulu ve denetim kurulu, genel kurul kabul etmek kaydıyla istediği oranda para alacak.

Arkadaşlar, bu, gerçekten sivil toplum kuruluşlarını vurmaktır, öldürmektir. Sözde, biz, bu yasaları, Avrupa Birliğine uyum, sivil toplum örgütlerini güçlendirmek için yapıyoruz; ama, öyle düzenlemeler var ki, sivil toplum kuruluşlarını öldürüyoruz; para alan para veren, yöneticileri para alan, siyasî partilerle, işveren kuruluşlarıyla para alıp para veren kuruluşlar haline getiriyoruz. Olmaz Sayın Bakanım! Olmaz değerli arkadaşlar, olmaz!

Burada "kabul edenler... Etmeyenler" diye olursa, bunu, mutlaka, benim partim Anayasa Mahkemesine götürecektir. Bakın, çok açık, şu an söylüyorum; bu, hem Siyasî Partiler Kanununun 66 ncı maddesiyle çelişiyor hem de Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi Anayasadaki 69 uncu maddeye çok açık biçimde aykırıdır. Sonra, siz, hani danışıyordunuz, konuşuyordunuz bu Dernekler Yasası ve benzeri yasaları hazırlarken!

Türkân Saylan, faks üstüne faks çekiyor, sizlere de göndermiştir, Bakanımızla da konuşmuş, noterler konuşmuş, başkaları konuşmuş. Peki, hangisi para istiyor bu derneklerden, hangi derneğin yöneticileri istiyor?!

Araştırmışlar; bize dediler ki burada, işte, kimi kuruluşlar yöneticilerine para vermek istiyorlarmış; ama, dernek statüsünde olduklarından, yasa izin vermediği için, o kuruluşlar... Değerli arkadaşlar, burası Türkiye; adam, geçimini sağlamak için bile dernek kurar.

Bakın, Türkiye'de, 79 269 dernek var. İçişleri Bakanlığından aldım ben bu sayıyı. Başınızı ağrıtmayayım, 1 000'in üzerindeki dernekleri size sıralayayım: Çevre dernekleri, 1 421; cami dernekleri, 14 421; imar dernekleri, 1 863; insan hakları dernekleri 116 -1 000'in üzerindekileri okuyacaktım; ama, insan hakları derneği olduğu için onu söyleyeyim dedim- kültür dernekleri, 2 182; okul dernekleri -ki, biz, biliyorsunuz, okul koruma derneklerini işlevsiz kıldık- 15 158 - çarşamba günü gelecek tasarıyla, bu derneklerin yerine, okul aile birliklerini sokuyoruz o işleve- sağlık dernekleri, 3 311; spor dernekleri, 9 934; yardımlaşma derneği, 20 257 ve diğerleri, 4 197. Yani, 80 000'e yaklaşan derneğe bu para işini sokarsanız, siyasî partilerle alma verme, işveren kuruluşlarıyla alma verme işini sokarsanız, o zaman, siz demek istiyorsunuz ki "biz, bu sivil toplum kuruluşlarını da kendimize göre biçimleyeceğiz." Yani, yurt dışından, sana, filanca kuruluştan, filanca yerden para gelsin, sen bunun bir kısmını bize aktar; sen de varlığını sürdür, ben de varlığımı sürdüreyim -bunu demek istemiyorum; ama- sonuçta bu olacak.

Değerli arkadaşlar, dernekler, gerçekten, demokrasinin temelidir, gönüllü kuruluşlardır, en kolay kurulabilen birer örgüttürler. Eğer bu kuruluşlara siz, para işlerini sokarsanız, eğer bu örgütlerin çalışmalarını ağır yaptırımlarla zorlarsanız, bunun altından kalkamazsınız.

O geceyi anımsıyorum; ben, malları alınmış dernekten bahsettim burada, TÖBDER'i size uzun uzun anlattım. 12 Eylülde, hazinenin mallarını aldığı, o, 200 000 üyeli Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneğinin -bir iki kere anlattım, bir cümleyle bir daha söylüyorum- malları şu anda, hazinede; siyasî partilerin ve sendikaların malları verildi. Derneklerle ilgili yasa hem Bakanımda var hem grup başkanvekillerinize verdim. Gelin, bu haksızlığı da düzeltelim diyoruz; hakkı olan malı vermiyorsunuz; ama, burada diyorsunuz ki "aynî ve nakdî yardım alabilir." Küçücük bir dernek kuracak adam; oradan alacak, 101 üyesi olacak, yöneticilerine istediği kadar para bağlayacak...

Değerli arkadaşlar, bir kez daha düşünelim bunu. Ara versin bence Başkanım, grup başkanvekilleriyle konuşulsun; bir kez daha düşünelim, oldubittiye getirmeyelim. Bakın, Anayasaya, Siyasî Partiler Yasasına bu kadar aykırılığı açık olan, bu kadar kuşku doğuracak olan, uygulamada sakıncalar doğuracak olan bir yasayı, böyle, oldubittiyle kabul etmeyelim; mutlaka, sonradan, mesaimizi daha fazla alır, şimdi yetiştirelim diye uğraşıyoruz, aman bitsin diye uğraşıyoruz; yarın bir kez daha gelecek, Anayasa Mahkemesinden dönecek ve uygulamalarda ters şeyler olacak.

Gelin, demokrasimizi geliştirmek için uğraşırken, genişletmek için uğraşırken, Avrupa ölçütlerine uydurmaya çalışırken, kendimize özgü bir Dernekler Yasası yapmayalım. Sivil toplum kuruluşlarını öldürmeyelim. Dernekleri partilerden ayıralım; yani, para işinden ayıralım, üyelerinden toplasın ödenti olarak. Etkinlikler yapsın; ama, yurt dışından para almayı, yurt içinde siyasî partilere para verip para almayı, yöneticilerine ücret ödemeyi, bunları kaldıralım değerli arkadaşlar. Cezaları da daha uygar, daha çağdaş bir duruma getirelim; yani, kimse korkmasın dernekçilik yapmaktan. "Ben, işte, eğitim için şu derneğe giriyorum ve burada da çalışacağım..." Bilmeden, defterinde küçük bir hata oldu; dernekler birimine vermeyi unuttu, ona şu kadar hapis cezası, şu kadar para cezası... Bunlar, uygulamada, göreceksiniz, acılara yol açacak. Dernekçilikten gelmiş bir arkadaşınız olarak bunları söylüyorum. Bunlar son derece sakınca doğurur. Hazır, Cumhurbaşkanımız göndermiş, bir fırsat var Meclisin önünde. Ben, bunun bir kere daha düşünülmesi gerektiğini ve gerekirse geri çekilip, hazırlanıp yeniden getirilmesini diliyorum.

Tümünüze saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “5231 sayılı dernekler kanunun cumhurbaşkanlığınca geri gönderilme tezkeresi (s.s 668)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2004-11-04-5231-sayili-dernekler-kanunun-cumhurbaskanliginca-geri-gonderilme-tezk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
