# Köy enstitülerinin kuruluş yıldönümü hk.

- **Tür:** Genel Kurul konuşması (TBMM 22. Dönem)
- **Konuşmacı:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli)
- **Yer:** TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim
- **Tarih:** 19 Nisan 2005
- **Gündem:** KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ HK.
- **Vekilpedia:** https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-04-19-koy-enstitulerinin-kurulus-yildonumu-hk

> Mustafa Gazalcı (CHP), 19 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÖY ENSTİTÜLERİNİN KURULUŞ YILDÖNÜMÜ HK.); konuşma 1.064 kelime.

## Konuşma metni (tutanaktan)

MUSTAFA GAZALCI (Denizli) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekilinin, bu Meclisin tutanaklarına bu güzel sözleri, köy enstitüleriyle ilgili güzel açıklamaları geçirmiş olmasından büyük mutluluk duyuyorum, Sayın Başkana teşekkür ediyorum hem söz verdiği için hem de bu güzel girişi yaptığı için.

Türkiye Cumhuriyetinin en önemli, unutulmaz eserlerinden biri olan köy enstitüleri, bundan altmışbeş yıl önce 17 Nisan 1940'ta Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi.

Köy enstitüleri kurulduğu zaman, Türkiye nüfusunun yüzde 80'i köylerde yaşıyordu. Bu yüzde 80 nüfusun yüzde 75'i eğitim olanaklarından yoksundu; yalnız eğitim olanaklarından yoksun değil, köyde, ekonomik, sosyal, kültürel yaşam da çok geriydi. Bu büyük kitleye, uygarlığın, eğitimin ışığını bir an önce götürmek, köyde yaşayan insanı eğitim yoluyla bilinçlendirmek, uyandırmak için, alışılmış eğitim dizgesinin dışında köy enstitüleri uygulaması getirildi. Köy enstitüleri sistemi 1935'te nüfusu az, küçük köylere üç yıllık okullarda eğitmenlik yapmak için eğitmen yetiştirmekle başladı; sonra köy öğretmen okulları açıldı. Bu denemeler başarılı olunca, köydeki ilkokuldan bölge okullarına, yurdun her köşesinde dengeli olarak dağıtılmış 21 köy enstitüsüne ve bunlara öğretmen, rehber yetiştiren Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsüne, öğretmenlerin emekli olmalarını sağlayan, dayanışmalarını sağlayan İLKSAN'a kadar uzanan bir köy enstitüleri sistemi kuruldu.

Köy enstitüleri, İkinci Dünya Savaşının güç koşullarında, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün koruyuculuğunda, Millî Eğitim Bakanları Saffet Arıkan, Hasan Âli Yücel, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç ve daha yüzlerce yönetici öğretmenin, öğrencinin çalışmasıyla ortaya çıkan bir sistemdir. Yerli ve yabancı ünlü eğitimcilerden, kendisinden önce eğitim alanında yapılmış önerilerden yararlanarak ülke gerçeklerine akılcı bir biçimde oturtulmuş köy enstitülerinde, laik, demokratik, bilimsel, katılımcı, parasız, üretici, sanat ve iş eğitim ilkelerini uygulayan bir sistem uygulanıyordu. İş içinde iş aracılığıyla, iş eğitimiyle, bozkırlar yeşerterek, binlerce yapı yaparak, insanımızı bilinçlendirerek, bugün de geçerliliğini koruyan çağdaş, ilerici, üretici bir eğitim sergilendi.

İçine aldığı insanı eleyip harcamadan, çok amaçlı program uygulayarak, kısa süre içinde köy enstitülerinden 15 943 erkek, 1 398 kız olmak üzere toplam 17 341 öğretmen, 29'u kadın, 8 675 eğitmen, 1 599 sağlık memuru yetişti.

Öğrenciler, devlete yük olmadan, kendi elleriyle dağlardan kendi sularını getirdiler, elektrik santrallarını döşediler, çevrenin özelliklerine göre balık tuttular, sebze, meyve yetiştirdiler, hayvan yetiştirdiler. İnsanca ürettiler, insanca eğlendiler. İnsanı insan eden eğitim yoluyla ellerini, beyinlerini donattılar; işi bilgiye, bilgiyi işe dönüştürdüler.

Köy enstitüleri, kuruldukları yerde, her alanda birer bölgesel gelişme projesi, bütün Türkiye'de de toplumsal kalkınma projesi olarak uygulandı. Bu okullardan, her yönüyle donanımlı, içinde yaşadığı toplumun sorunlarını bilen, onlara kendi olanakları içinde çözümler üreten insanlar yetişti. Onların arasından çeşitli kademelerde ülke yönetimine katılmış, iz bırakan bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları çıktı. Onların arasından demokratik kitle örgütlerine önderlik eden, çoğu profesörlüğe kadar ulaşıp bilimsel çalışmalar yapan bilim insanları çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Türkiye ve dünya yazınında yer alan Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Ali Yüce, Pakize Türkoğlu, Osman Bolulu, Adnan Binyazar, Osman Şahin gibi binlerce yazar çıktı.

Halkın eğitim yoluyla bilinçlenmesinden, gelişmesinden korkanlar, asılsız karalamalarla, önce, köy enstitüsü ilkelerini yozlaştırdılar. Hasan Âli Yücel'i ve kurucusu İsmail Hakkı Tonguç'u görevden uzaklaştırdılar. Bu okulların beyni sayılan yüksek köy enstitüleri kapatıldı; 1954'te de temelli kapatılarak klasik öğretmen okullarına dönüştürüldü.

Halkımıza olduğu gibi, bu eğitim kurumlarının kurucularına ve bu okulu bitirenlere akıl almaz acılar çektirildi. Askerliklerini yedek subay olarak yapma hakları alınarak çavuş yapıldılar; Ümit Kaftancıoğlu gibi terörde, Selahattin Şimşek gibi göreve giderken Zap Suyunda boğulan ve canını veren insanlar çıktı bu kurumun içinden.

Köy enstitülerinin kuruluşunun üzerinden altmışbeş yıl geçmiş olmasına karşın, bu kurumlarda uygulanan ilkeler bugün de günceldir, çağdaştır; çünkü, köy enstitüleri, üretici, insan merkezli, laik, bilimsel, parasız eğitim ilkelerini, bütün dünyanın kabul ettiği çağdaş eğitim ilkelerini uyguluyordu. Bundan dolayı, köy enstitüsü modelinden ve ilkelerinden bugün de yararlanılabilir. Arazileriyle, yapılarıyla, ağaçlarıyla hazır bekleyen eski köy enstitülerinin yerlerinde birer eğitim fakülteleri açılabilir. Eski yüksek köy enstitüsünün bulunduğu Hasanoğlan'da da, o eğitim fakültelerinin eşgüdümünü yapan bir eğitim üniversitesi kurulabilir.

Ayrıca, ülkemizin ve insanlığın bu başarılı uygulamadan, sistemden sürekli yararlanması için özerk ve bağımsız çalışan köy enstitüleri ve İsmail Hakkı Tonguç araştırma kurumu yapılabilir. Batı'da örnekleri görüldüğü gibi, İsviçre'de Pestalozzi için yapılanlar gibi.

Bugün, her yönden bozuk eğitim sistemine karşı yüzde yüz ulusal buluşumuz köy enstitüleri düşüncesini, ilkelerini sürekli yaşatmak ve bu okulların kuruluş yasasının çıktığı günü, 17 Nisanı, resmî tatil yapmadan, eğitim bayramı olarak kutlamak gerekir. Bu konuda verilmiş yasa önerimiz Genel Kurulun gündemindedir, ele alınmasını ve yasalaşmasını diliyoruz.

Sayın milletvekilleri, Sayın Başkanım; Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 11 Eylül 2003 günü yaptığı "Ulusa Sesleniş" konuşmasında "dünya eğitim tarihi bakımından da çok orijinal bir girişim olan köy enstitüsü uygulamalarını, tarafsız bir gözle, bilimsel bir analize tabi tutmalarını ve bu deneyimden, bugün, özellikle, yeni bilişim ve genetik tarım teknolojilerini eksen alarak, biz nasıl yararlanabiliriz diye araştırılmasını istedim" demesine karşın, ikibuçuk yıllık AKP uygulamaları, gerek eğitim gerekse tarım alanında, köy enstitülerinde uygulanan anlayışın ve ilkelerin tam tersidir. Millî Eğitim Bakanı uygulamaları ve kadrolaşması sonucunda, öğretim birliği, bu süre içinde, biraz daha bozulmuştur; laik, demokratik özünden uzaklaşarak, eğitimin niteliği düşürülmüştür, daha da paralı bir duruma getirilmiştir.

Köy enstitülerinde resim, müzik, beden eğitimi gibi dersler en önemli derslerdi; sanat ve iş eğitimi içinde üretim temeldi. AKP'nin, ilköğretimin 4 üncü sınıfından sonra, yani, 4, 5, 6, 7, 8 inci sınıflarda resim, müzik, beden eğitimi gibi dersleri seçmeli dersler sınıfına sokmasını kaygıyla karşılıyoruz; yani, zorunlu derslerden çıkarıp seçmeli yapmasını, eğitim sistemimiz açısından son derece sakıncalı buluyoruz ve Sayın Başbakanın 2003 yılında söyledikleriyle bir çelişki olarak görüyoruz. Pilot okullara yazı gitmiştir bu konuda. Dileriz bundan vazgeçilir ve resim, müzik, beden eğitimi gibi insan kişiliğini oluşturan, sanat eğitiminin yapıldığı dersleri seçmeli dersler yapıp, çocukların eğitim alması engellenmemeli diye düşünüyorum.

Köy enstitüsü sisteminin her aşamasında çalışan, yüzbinlerce öğrenci yetiştiren, çevreyi yeşerten, başta o kurumlarda çalışan öğretmenler olmak üzere, hizmet veren bütün kişileri, eski bakanları, İnönü'yü, Yücel'i, Tonguç'u saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimi, Gönen Öğretmen Okulunda öğretmenim olan Sayın Özbek İncebayraktar'ın Köy Enstitüleri adlı şiiriyle bitirmek istiyorum:

Köy Enstitüleri

Onlar,

Köy çocuklarıydı.

Geldiler,

Yalın ayakları

Ve

Yırtık mintanlarıyla geldiler.

Gönen'e, İvriz'e, Kepirtepe'ye.

Unutulmuştular bin yıldır;

Ferhat oldular,

Yardılar İdris Dağını,

Gürül gürül akıttılar suyunu,

Hasanoğlan'a.

Köroğlu oldular,

Kafa tuttular Bolu Beylerine.

Yıktılar saltanatını ağaların.

Horon teptiler Beşikdüzü'nde kol kola.

Halay çektiler Yıldızeli'nde türkülerle.

Diz vurdular Ortaklar'da efece.

Siz,

Her gece,

Mehtaba çıkarken Heybeli'de,

Onlar

Duvar ördüler,

Çatı çattılar

Yıldızlara bakarak yaz geceleri,

Harman yerlerinde yattılar.

Kazma salladılar yorulmadan.

Kerpiç döktüler,

Kerpiç.

Sızlanmadılar hiç.

Yakıştı nasırlı ellerine,

Kitap ve çekiç.

Başladı yurt harmanında imece.

Bir gece,

Karanlık izlerinden gizlice,

Brütüsler çıktı ansızın.

Çektiler zehirli hançerlerini,

Vurdular sırtlarından haince...

Aydınlık bir Türkiye gelir aklıma,

Kalkınmış bir Türkiye gelir,

Köy Enstitüleri denince.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

---

**Kaynak gösterme:** Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Köy enstitülerinin kuruluş yıldönümü hk”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 19 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2005-04-19-koy-enstitulerinin-kurulus-yildonumu-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Vekilpedia, TBMM’nin kamuya açık kayıtlarını derleyen bağımsız bir arşivdir; TBMM’nin resmî sitesi değildir ve yorum yapmaz.
